Alıntı:
YaşaR tafarından gönderildi
Serdar Hocam,
Zokalarla ilgili ilk geçen sene tanıştım..
Hatta kendim hazır almış olduğum zokalara hırsız iğneler falan yaptım.
Balık tutamadım ama. Zokanın akıntılı sularda kullanılması gerektiği gibi bir kanı var bende. Zokaların aynı zamanda akıntı sularda taklını olan yeme yani balığa aksiyon verdiğini düşünmekteyim.
|
Kesinlikle doğru bir tepit bu Yaşar.
Zokalı av teknikleri akıntılı boğazlarda, oynak ve akar sular ile ağırlık kullanmadan akıntının iğne gerisindeki kurşunun ağırlığı marifetiyle, yani bir anlamda geride bedene bağlı ve yuvarlanan bir kurşun olmadan, sadece yemin olduğu noktaya takılmış iğnenin dibindeki ağırlık ile yeldirme esasına uygun olarak o sularda yer değiştirmesi esasıdır.
Bu yüzden de hem kamuflajını sağlamak hemde balık nevinden gümüşi bir parlaklık durumuna getirilmelidir. En büyük avlar zoka-canlıyem ile yakalanır bana göre. Avcılığın ayrı klasmanları olsada, karagöz, Eşkina ve levrek avında bile en yaman olta kendi ağırlığı ile suların içerisinde bir oraya bir buraya salınıp duran serbest takım dediğimiz bu oltadır.
Uygulanacak en iyi yerler ise kıyıya yakın taşlık kırmalık zeminlerdeki yoğun akıntı alan(!) çünkü akıntı ile bir çok yem olabilecek şeyler sürüklenerek bir avlanma alanı oluşturmaktadırlar.
Bu bölgeye 3 lü dip takımı atıp beklerseniz bir halt olmaz. "Balık yok dersiniz"
Halbuki tarif ettiğim gibi yada şeytan oltası dediğimiz fırdöndüyü ağırlık gibi kullanıp, belki bir iki kıstırma yada gezer kurşun kullandığımız bedenin ucuna bir iğne takın, ucunada bir yengeç yada bir teke. Oturup izleyin arkadaşlar.
Avcılığın en önemli yanı "akıntılı suları anlamaktır" !!