BALIK SEVDASI  

Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > OLTA MALZEMELERİ > Zoka
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Zoka yemli zokalar, yemsiz zokalar, seğirtme zokaları, tüylü zokalar,hırsızlı zokalar, purçollar, sarımsak ve sülük zokalar... Kısaca zokaların çeşidinden hazırlanışlarına kadar her şeyi bir çırpıda öğrenmek ya da bildiklerinizi paylaşmak istemez misiniz Tıklayın

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 15-08-2008, 10:37   #1 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,485
Varsayılan Krom kaplama zoka, hayır işlemek ve kurbağalar..

Nispeten yakın geçmişte, krom kaplı zokalar raflara çıkmaya başladı. Süper makul bir fikir. Malum, zokları parlatacağız diye civa gibi zararlı şeylerle filan uğraşıyorduk. Üstelik pekte iyi netice alamıyorduk. Harika diyerek atladık bu yeni zokalara..

Krom kaplama nispeten meşakkatli, endüstriyel çapta bir iştir. Evde vs. yapılacak bir şey değil. O yüzden bunu görünce nihayet, birisi bir hayır işlemiş vatana millete şeklinde düşünmemize sebep oldu..

Ama gelin görün ki hevesimiz kursağımızda kaldı. İnsan bunu kaplamadan önce, çapaklarını vs. alır şöyle güzelce. Öyle yamru yumru olmaz. Biraz kaliteli, hayırlı uslu bir iğne kullanır. Nerde, çapaklı, yamru yumru, topluiğne demirinden bir iğne, ucu berbat.. Delikleri kapalı. Kalıplar perişan, bir ton kalıp hatası.. Kısaca, kimsenin tercih edip almayacağı, defolu, adi zokaları alın siz, krom kaplayın..

Elbette bunun neticesi de şu oluyor. Ettikleri hayır, ürküttükleri kurbağaya değmiyor. Üretimin çoğu ellerinde kalmış olmalı, zaten kimsede aramıyor pek..

Şunu şöyle düzgün yapsanız, çapaksız, güzel dökülmüş. Hatırı sayılır kaliteli bir iğne ekleseniz. Herkeste alsa, güle güle kullansa.. Oysa böyle yamuk işçilikle yapılmış bir şeyi aldıktan sonra kullanma şansı bile olmuyor. Zira çapağını almak vs. demek, kaplamasını yok etmek demek..

Velhasıl, krom zokalar, en azından benim elimdekiler ve gördüklerim, hiç makul değiller.

O zaman ne yapmak lazım. Civaya devam mı? Hiç hoş bir seçim değil

Bende gittim, krom efekti için kullanılan boyalardan aldım. Birisi iyice fos çıktı, soba boyası gibi bir şey oldu. Bir diğeri, alüminyum efekt idi. Boyayı atınca gayet güzel, pırıl pırıl. Tamam oldu diyorsunuz. Ama elinizle dokununca bile hemen matlaşıyor, kurşun gibi oluveriyor. Belki benim boyalar adi. Belki ben boyamayı beceremedim. Ama neticede, bundan da netice alamadım.

Şimdi düşünüyorum. Acaba zokayı parlatmanın esprisi ne? Zokayı gizlemek mi, yoksa zokayı bir tür atraktant, yani balığın dikkatini çekici olarak kullanmak mı?

Temel olarak, ayna gibi parlak şeyler ortamda kendini kamufle ederler. Çevrelerini yansıttıkları için pek farkedilmezler.. Bu da, parlatma mevzusunun kamuflaj için yapıldığını düşündürüyor.

Belki, kamufle edilmesi gereken, sadece kurşunun soğuk gri rengidir. Yani, kurşun sarı, beyaz, pembe, fıstık yeşili vs. gibi cici bir renkte olsa, daha iyi olabilir. Neden olmasın? Ama bu sadece bir fikir. Jighead denen düzenekler vardır. Bunlar böyle renkli cicili bicili olurlar ve gayet verimlidirler. Yurtdışında, lüfer takımlarının mantarları vs. beyaz, yeşil, kırmız vs. olur ve herkes halinden memnundur..

Biraz yüksek sesle düşününce.. Zokanın ortaya çıktığı günlerde, zokayı öyle düzgünce boyayabilecek bir şey pek kolay değil. O devrin boyaları, tuzlu suya vs. dayanacak kadar güçlü değil. Güçlü olanda, kuruması saatler alan şeyler. En kolay, etkili yol, civa kullanmak ki, onlar o günün teknolojisini kullanmış. Bunlar geçiyor akıldan. Ama belki böyle değil, renk renk, cici bici zokalar yapılmış, netice alınamayıp bu civa işi keşfedilmişte olamaz mı?

Zor bir konu. Ama denemek lazım.. Zokaları alıp, güzlece boyasak. Kırmız yapsak, beyaz yapsak, yeşil yapsak.. Denesek bakalım ne oluyor, nasıl oluyor? Eğer tutarsa, işlediğimiz hayır, ürküttüğümüz kurbağadan çok çok daha fazlasına değecek, çok hayır dua alacağımızdan eminim..

Durun ben evdeki zokalara bir girişeyim akşam..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 10:57   #2 (permalink)
agartan
Moderatör
 
agartan kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Mar 2008
Konum: Istanbul
Yaş: 42
Mesaj: 2,852
Varsayılan

Geçenlerde bir malzemecide elime alıp inceledim zokaları.
Dediğin gibi kullanılabilecek, işe yarar bir tane seçenek göremedim.
Özellikle iğneleri çok kalitesizdi
__________________

Şeref Ağartan
İstanbul
0RH+
Stop Wishing Go Fishing

agartan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 16:24   #3 (permalink)
Emre
Expert Member
 
Emre kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,171
Varsayılan

Evet.

Ben zoka işine meraklı olduğum için her gittiğim malzemecide zokalara bakarım. Bilgiçlik gibi olmasın ama nerede iyi zoka var nerede kötü zoka var almak isteyen bana danışırsa söyleyebilirim.

Bir diğer husus bence zokya taktığımız yaprak veya şakşak taptaze yemlerin deri kısımları ve etkısımları beyaz yani akyemler oluyor genelde. Sonuç olarak bence zokanın parlak veya beyaz olmasının sebebi akyem ile uyum içind eolması onun bir devamı gibi görüntü sergilemesidir. Zaten eski kafalar da bence bunu düşünerek zokayı parlatıyorlar. Zira lüferin vs. su içind ene kadar derin ve karanlık olursa olsun görebilmesi için parlak birşeylere ihtiyaç duymadığı da geçen yazışmalarda geçmişti.

Jig head lar entresan genelde sahte yemler ile birlikte silikonlar ile birlikte kullanılıyor diye biliyorum ancak bunların iğnesi miğnesi düzgün olanlarından bir kaç tane alıp denemek niyetindeydim zaten. Genelde üzerlerindeki iğneler (tabi uygun olan boylar) iri ve uzun oluyor yani zoka için daha uygun nitelikte oluyor. Hatta lüfer için atıyorsak şöyle uzunca bir iğnesi de olursa hiç hırsız kullanmayada gerek kalmaz. Tabi denemek icabeder.

Zira bu jigheadlerin üzerinde sanki takılacağı sahteyi tamamlayıcı nitelik taşırcasına çalışılmış galsama veya göz ağız gibi motiflerde oluyor,bunlardan edinip denemek gerek bence. Beyaz veya yeşil uygun düşebilir ama beyaz bence ön planda beyaz balık için iyidir.

Peki şimdi aklıma bu vesileyle başka bir şey geldi.
Lüfer için uzun oltaya canlı zarganayı taktık ve dolaşıyoruz, normalde olması gerekn lüferin bu balığı kuyruktan itibaren yemesidir. Ve yüzde 90 da bu oluyor bazende ortadan bölüyor. ama şimdiye kadar kafaya daldığını görmedim. Aynı şey uzun oltada gezdirilen canlı istavrit için de geçerli. Peki...

Lüfer için zokaya irice bir yem taktık ve aşağı indirdik. Yem canlı değil sadece balık gibi görünmeye çalışan bir et parçası. Lüfer benim kişisel tecrübeme göre yüzde 90 - 95 gibi bir oranla yemin salınan sallanan parçasına yani sallandığı için belki de kuyruk gibi görünen parçasına vuruyor, çok nadir yüzde 5 gibi bir oranla da ters tarafa vuruyor yani gelip kurşun kozayı ısırıyor.

Peki şimi, lüfer canlı balığı tanıyor ve kuyruğa vuruyor ancak zokada neden gidip hep kuyruğa vuruyor ?

Bunlarıda kafaya yazdıktan sonra şimdi gelelim sadede.

Dedim ya zokayı sanki balığın bir parçasıymış gibi görünsün hemen hemen aynı renk olsun diye parlatıyoruz, acaba bu işe yarıyormu diye düşünüyorum bu verilerden yola çıkarak, malum mesela istavritin kafa renki beden ve göğüs rengine göre daha koyudur hatta koyu lacivet veya siyah bile diyebiliriz. O zaman bırakalım zoka mat kalsın hiç parlatmayalım balıkta zokayı yemin kafası sansın. Bu bir açmaz oldu şu an kafamda.

Bir de şu geldi aklıma, eğer zokayı yemin bir parçasıymış gibi göstermek için parlatıyorsak ve bunu başardığımızı düşünüyorsak o zaman yemde kafa kuyruk gibi bir kavram kalmıyor, komple bir et gibi oluyor çünkü dedikya kafa daha koyu renk oluyor. Hatta yem iri zoka daha ufak ve ensiz olduğu için ve yem için kullanılan istavirin başı ve ensesi kuyruk kısmından daha büyük olduğu için, bizim yemimizde ise zoka tarafı küçük yemin bitiş tarafı büyük olduğu için... vs. vs. O zaman farzedelim ben bu işe kanan bir lüfer olsam ve yemin başına gelsem... Bu güne kadar yediğim istavritlerin başı ve ensesi büyük ancak kuyruk tarafı daha cılız ve hatta kuyruğu bir zar gibi birşey. O zaman ben gider her vuruşumu yeme değil zokaya yaparım. Çünkü unutmayalım Lüfer yemi yüzde 90 gibi büyük bir oranla kuyruğundan başlayarak yer.

O zaman bence bu parlatma işi kanaatime göre pek bir işe yaramıyor. Haa, yem gibi görünme konusunda işe yaramıyor olabilir ama belkide başka bir işe yarıyordur orasını bilemem. Zaten aklımdaydı, Jig denemek farz.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+)
İstanbul/Yeşilköy




Emre is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 16:33   #4 (permalink)
Emre
Expert Member
 
Emre kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,171
Varsayılan

MEsela klasik kurşunlu zokaya nazaran ağırlığı da önemli olmak kaydı ile bu tür bir şeyler var aklımda. Tabi ülkemizde bu jiglerin kaç çeşidini kaç modelini bulabiliriz emin değilim.


__________________
Emre - 1981 - A Rh (+)
İstanbul/Yeşilköy




Emre is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 16:49   #5 (permalink)
Emre
Expert Member
 
Emre kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,171
Varsayılan

Bakın birde aklıma başka birşey geldi.

Tekneden uzun oltada canlı zargana ve yaprak zargana (kaşık kafalı) takımları biliniyor ancak kafalı zargana takımı pek bilinmiyor. Burda kaşık yerine bir tel kullanılıyor ve tele yaprağını çıkardığımız zargananın kafası geçriliyor tel komple kafanın içindne geçiyor ve kayboluyor, sonra zargananın ağzı dikiş iğnesi ile dikiliyor. Bu yöntemi bir veya iki kere 2-3 dakika ayırarak uyguluyoruz ve tüm gün o kafa bozulmadan kalıyor. Böylece yaprak yemin önünde canlı bir zargananın gerçek kafası oluyor ve bu da av verimini etkiliyor. HErneyse konumuz bu değil.

Pekikruşun zoka veya jig yerine ve ya kurşun zokanın üzerine kruşununu kamufle edecek şekilde istavritin kafasını salayıp sabitlesek.

Yani mesela iğnemizi istavritin ağzından soktuk ve boynunu kestiğimiz yerden çıkardık biraz yürüttük sanki istavrit kozayı yutmuş gibi zoka girdi istavritin (kafasının) ağzına. Ne oldu zoka kayboldu iğne istavritin kafasının kesin yerinden dışarı çıktı ve istavritin ağzındna çıkan bir misina kaldı elimizde.

Yani tam da jigin, el yapımısı hemde gerçek istavrit kafalısı

Dediğim gibi bu yöntem zaten uzun oltada zarganada pek kimse tarafından bilinmesede uygulanıyor, zokada neden uygulanmasın.

Bakın zaten bu tür şeyler bir anda hiç tutamazken 10 tane lüfer peş peşe gelsin diye yapılan şeyler değil debence normalde 5 lüfer gelirken 6 lüfer olsun gibi rütüşler.

Ne diyorsunuz bu canlı jig olayına.
Diceksiniz ki istavritin kafası açılıcak fanus gibi garip bir hal alıcak suyun altında geri gelicek vs. Yok öyle olmicak fıstık gibi olucak ben onuda hallederim bir şekilde.

Bunları hep beyin jimnastiği yaparak buluyorum, anlık gelişen fikirler. Bu tip konular üzerinde düşünmek ve taşınmak çok yardımcı oluyor.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+)
İstanbul/Yeşilköy




Emre is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 16:59   #6 (permalink)
Emre
Expert Member
 
Emre kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,171
Varsayılan

Ha bu son yazdığımın riski şöyle olur.
Bir sefer çok balık vardı ben ufaktım hatırlıyorum teknedeydik. İstavrit bitti ve bizde yem keserken istavritlerin atmadığımız kafalarını taktık. Sadece kafa. Aynı yeme saldırır gibi yalnız kafayla sarıkanat almıştık hemde aynı bollukta farektmemişti balık kaynıyordu. İşte böyle bir durumda kafaya saldıran balık zoka kurşunu yemin yani kafa kısmın içinde olduğundan lüfer asıl yemi yedikten sonra doğrudan kalan kafaya giricek ve büyük ihtimalle zoka engeli de olmadığı için misinayı keserek zokayı da alıp gidecektir.

Ama zaten bu kadar bol balık olduğunda da bu denli alengirli işler yapmaya gerek olmayacaktır, o zaman bu sorunda ortadan kalkıcaktır.

Bir ikinci handikap balık olmasada lüfergil balıkların bir yeme birden çok birey olarak saldırması ve o hınçla komple yemeleridir. Bu durumda da yemden arta kala kafa lüferin hedefi olacak ve misina kafaya doğrudan girdiğinden balığın dişine gelebilecektir.

Ama bu da benim pek tavsip etmediğim çelik tel gibi bir şeyle çözülebilir ama o zaman kaç yapayım derken göz çıkarmışta olabiliriz.

Yahut kafanında ağırlığını hesap ederek mesela 5-6 metre gibi sığ sularda hiç kurşunu olmayan yani zoka olmayan iğneyi istavritin kafasının ağırlığından yararlanarak kendimiz zoka haline getirebiliriz. Yani boş iğneyi istavrit kafasıyla zoka yapabiliriz tabi bu sefer kısa kalacağından hırsız da gerekcektir.

Derin akıntılı vs suda ise şu zoka kısmı uzun olan ince ve uzunca olan zokaları istavritin kafasının ağırlığıyla birlikte dengeleyerek kullanabiliriz. Yani çözüm bulunur. Ben şu jigden önce canlı balık kafası kullanacağım.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+)
İstanbul/Yeşilköy




Emre is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 17:39   #7 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,485
Varsayılan

Ben, zokayı 2005 yılında bir kere elime aldım, yahu bu nasıl takılır, jig mi, nasıl şeydir filan derken, kendimce yemin (istavridin) ağzının içine soktum gitti. Zaten kurşunu küçük ama iğnesi bir hayli dişe dokunur bir şeydi. Gördüm ki, eskilerde öyle yaparmış.. Sonra zoka işi beni sarmadı, zaten jig işide sarmamıştır oldum olası.. Akabinde, geçen yıl üzerine gittim ciddi ciddi zokaların.. Dahası, normal av teknik ve taktiklerim arasında zokaların yeri %5'i bulmaz sanıyorum. Yanımda zoka yoksa kendimi çıplak hissetmem yani.. Velakin, mesela şamandıra yoksa, atış ve klasik tipten, gidilen av ne olursa olsun, hiç rahat edemem, çantada ilk baktığım şeylerdir..

Bizim burada, zokalar, bilhassa pirçol olanlar, bir sürü yemli işinde kullanılıyor. Teke takıyorlar genelde. Levrek için, karagöz için filan kullananda var. Ve kullanıp randıman aldıklarını düşünüyorlar.

Bu durumda, lüfer değilde, bu türler için zokanın parlatılıp kamufle edilmesi bir anlam taşıyor, lüfer için aslında taşımıyorda olabilir. Tabi tersi de olabilir.

Kısacası, ben zoka kullanıyorum, memnunum, kullanırım, kullanacağım. Çoğu zaman nerde, ne zaman kullanmam gerektiğini filanda çıkarabiliyorum fakat.. Zokanın hangi prensibe yasalndığını, parlatmanın hengi derde derman olduğunu vs. bilecek kadar tecrübem yok.. Ancak, fiziksel niteliklere bakarak, bir şeyler çıkarabiliyorum. Ki bunlar genelde bu işin benden tecrübeli ustalarınında uyguladıkları şeyler oluyor..

Balık kafası konusuna gelince, elbette ki, neden olmasın? Denemeden bilemeyiz..

Velakin bu tür şeylerde, balık kafası/kafa gibi jig taktım, olmadı işte diye geçiştirmek hatalı olur. Belki büyük olsa iyi olur, belki küçük olsa, belki rengi şöyle olsa, belki bu taktıktan sonra çekiştirilse... Kısacası, bazı şeyler de eklemek gerekebilir bu kafanın/jigin yanına. Bu nedenle, denemeyi bir kaç kişinin koordine yapması güzel, anlamlı olur. Böylece, kısa bir sürede en verimli yöntem görülebilir..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-08-2008, 18:14   #8 (permalink)
Admiral
Administrator
 
Admiral kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 6,983
Varsayılan

Alıntı:
Emre tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
Evet.

Ben zoka işine meraklı olduğum için her gittiğim malzemecide zokalara bakarım. Bilgiçlik gibi olmasın ama nerede iyi zoka var nerede kötü zoka var almak isteyen bana danışırsa söyleyebilirim.

Bir diğer husus bence zokya taktığımız yaprak veya şakşak taptaze yemlerin deri kısımları ve etkısımları beyaz yani akyemler oluyor genelde. Sonuç olarak bence zokanın parlak veya beyaz olmasının sebebi akyem ile uyum içind eolması onun bir devamı gibi görüntü sergilemesidir. Zaten eski kafalar da bence bunu düşünerek zokayı parlatıyorlar. Zira lüferin vs. su içind ene kadar derin ve karanlık olursa olsun görebilmesi için parlak birşeylere ihtiyaç duymadığı da geçen yazışmalarda geçmişti.

Jig head lar entresan genelde sahte yemler ile birlikte silikonlar ile birlikte kullanılıyor diye biliyorum ancak bunların iğnesi miğnesi düzgün olanlarından bir kaç tane alıp denemek niyetindeydim zaten. Genelde üzerlerindeki iğneler (tabi uygun olan boylar) iri ve uzun oluyor yani zoka için daha uygun nitelikte oluyor. Hatta lüfer için atıyorsak şöyle uzunca bir iğnesi de olursa hiç hırsız kullanmayada gerek kalmaz. Tabi denemek icabeder.

Zira bu jigheadlerin üzerinde sanki takılacağı sahteyi tamamlayıcı nitelik taşırcasına çalışılmış galsama veya göz ağız gibi motiflerde oluyor,bunlardan edinip denemek gerek bence. Beyaz veya yeşil uygun düşebilir ama beyaz bence ön planda beyaz balık için iyidir.

Peki şimdi aklıma bu vesileyle başka bir şey geldi.
Lüfer için uzun oltaya canlı zarganayı taktık ve dolaşıyoruz, normalde olması gerekn lüferin bu balığı kuyruktan itibaren yemesidir. Ve yüzde 90 da bu oluyor bazende ortadan bölüyor. ama şimdiye kadar kafaya daldığını görmedim. Aynı şey uzun oltada gezdirilen canlı istavrit için de geçerli. Peki...

Lüfer için zokaya irice bir yem taktık ve aşağı indirdik. Yem canlı değil sadece balık gibi görünmeye çalışan bir et parçası. Lüfer benim kişisel tecrübeme göre yüzde 90 - 95 gibi bir oranla yemin salınan sallanan parçasına yani sallandığı için belki de kuyruk gibi görünen parçasına vuruyor, çok nadir yüzde 5 gibi bir oranla da ters tarafa vuruyor yani gelip kurşun kozayı ısırıyor.

Peki şimi, lüfer canlı balığı tanıyor ve kuyruğa vuruyor ancak zokada neden gidip hep kuyruğa vuruyor ?

Bunlarıda kafaya yazdıktan sonra şimdi gelelim sadede.

Dedim ya zokayı sanki balığın bir parçasıymış gibi görünsün hemen hemen aynı renk olsun diye parlatıyoruz, acaba bu işe yarıyormu diye düşünüyorum bu verilerden yola çıkarak, malum mesela istavritin kafa renki beden ve göğüs rengine göre daha koyudur hatta koyu lacivet veya siyah bile diyebiliriz. O zaman bırakalım zoka mat kalsın hiç parlatmayalım balıkta zokayı yemin kafası sansın. Bu bir açmaz oldu şu an kafamda.

Bir de şu geldi aklıma, eğer zokayı yemin bir parçasıymış gibi göstermek için parlatıyorsak ve bunu başardığımızı düşünüyorsak o zaman yemde kafa kuyruk gibi bir kavram kalmıyor, komple bir et gibi oluyor çünkü dedikya kafa daha koyu renk oluyor. Hatta yem iri zoka daha ufak ve ensiz olduğu için ve yem için kullanılan istavirin başı ve ensesi kuyruk kısmından daha büyük olduğu için, bizim yemimizde ise zoka tarafı küçük yemin bitiş tarafı büyük olduğu için... vs. vs. O zaman farzedelim ben bu işe kanan bir lüfer olsam ve yemin başına gelsem... Bu güne kadar yediğim istavritlerin başı ve ensesi büyük ancak kuyruk tarafı daha cılız ve hatta kuyruğu bir zar gibi birşey. O zaman ben gider her vuruşumu yeme değil zokaya yaparım. Çünkü unutmayalım Lüfer yemi yüzde 90 gibi büyük bir oranla kuyruğundan başlayarak yer.

O zaman bence bu parlatma işi kanaatime göre pek bir işe yaramıyor. Haa, yem gibi görünme konusunda işe yaramıyor olabilir ama belkide başka bir işe yarıyordur orasını bilemem. Zaten aklımdaydı, Jig denemek farz.
Zokaların parlatılması akyemlere benzemesi için değildir. Dikkat ettiyseniz eğer üçlü dip takımlarının kurşunlarını parlatmayız. Bu yapılan işlem sadece beyaz ve gümüş tonlarının balıkların en çok dikkatini çektiği bilinmektedir. Zokalı takımlar yem takılan iğneler olduklarından fazlaca harekete gelemezler, en fazla salınım yapan takımlardır. jig tarzı ise slikonların içlerine takılan iğneler her renkte olabiliyor.Renkli oluşları ise çok hareketli takımlar olması sebebi ile orantılı. Deniz içinde en dikkat çekici renk beyazdır, tek sebep budur.Bundan dolayıdır ki durağan ve hareketsiz avcılık takımlarında beyaz ve gümüş tercih sebebidir. çok uzaklardan bile yansıma yaparak dikkat çeker.

Lüferin balıkları kuyruktan kesmesi ise elbetteki kuyruğun hareketinin cazibesinden değildir. İstavrit veya başka bir balığı ele alırsak, lüfer ile karşı karşıya gelme ihtimali bile yoktur. iğneye takılı bile olsa bu durumda elbetteki kaçma pozisyonuna girdiği için daima kuyruk kısmından ısırılır. Hattı zatında ben kafadan koparılmış Yıldo gibi balıklarda gördüm.
Diğer bilgilerde katılıyorum, ekleyebileceğim bir şey yok.
__________________
Hüseyin
1964-İstanbul
0Rh+





Admiral is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-08-2008, 12:30   #9 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,485
Varsayılan

Sevgili hüseyin Abi, şunu mu diyoruz: Zokanın parlatılmasının esprisi, lüferin (veya her neyse hedeflenen balık) gözünden zokayı saklamak değil, tersine parlayarak cezbedici olmasını sağlamaktır..

O zaman işimiz daha kolay.. Lüferi (veya öbür balıkları) çekecek, parlak bir şey buluruz.. Parlak değilse parlatırız da icabında, lambamız, pilimiz vs. var netekim
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-08-2008, 12:45   #10 (permalink)
YaşaR
Moderatör
 
YaşaR kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: Turkiye
Yaş: 38
Mesaj: 2,745
Varsayılan

Serdar Hocam,

Zokalarla ilgili ilk geçen sene tanıştım..

Hatta kendim hazır almış olduğum zokalara hırsız iğneler falan yaptım.

Balık tutamadım ama. Zokanın akıntılı sularda kullanılması gerektiği gibi bir kanı var bende. Zokaların aynı zamanda akıntı sularda taklını olan yeme yani balığa aksiyon verdiğini düşünmekteyim.
__________________

İstanbul / 1970
FB Rh+

YaşaR is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 06:31.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99