Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > DENİZ > Zıpkınla Balık Avcılığı
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Zıpkınla Balık Avcılığı Av ile avcı arasındaki düellodur zıpkınla avcılık. Zıpkınlar, dalış elbiseleri maskeler, paletler, şnorkeller, eldivenler, patikler, ağırlık kemerleri, su altı bıçakları, dalış bilgisayarları, kısaca tüm dalış teçhizatı; av teknikleri, dalış teknikleri, püf noktalarıyla beraber burada, tıklayın!

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 18-05-2008, 18:49   #1 (permalink)
Ünsal Sezer
Junior Member
 
Giriş: May 2008
Yaş: 42
Mesaj: 4
Varsayılan Derin dalış ve iyi nefes tutma

En çok karşılaşılan sorulardan biride "neden iyi nefes tutamıyorum?" yada buna bağlantılı "neden derin dalamıyorum?" dur.
Herkesin farklı bir ciğer kapasitesi olduğu bir gerçek fakat bu değiştiremeyeceğimiz bir durum olduğundan konumuzun dışında tutuyoruz. Ciğer kapasitesi ne kadar düşük olursa olsun, iyi ciğer kapasitesi ve doğru tekniklerle 30-40 metre arasında avlanan zıpkıncılar olduğuna göre en kötü ihtimal doğru teknikler ile 15-20 metrede düşük ciğer kapasitesiyle avlanmakta mümkün.
Dalışa etki eden başlıca faktörler şunlardır.
1 Beyin
2 Nefes tekniği - Dalış tekniği
3 Malzeme
4 Su ısısı
5 Ağırlık ayarı
6 Akıntı ve dalga
7 Üst solunum yolu rahatsızlıkları
8 Derin dalıştan önce sığ sularda yapılan dalış
9 Yorgunluk - uykusuzluk
10 Dalış öncesi beslenme
11 Kondisyon

Şimdi bu faktörleri tek tek "basit" olarak inceleyelim.

1. BEYİN
Ne alakası var demeyin. Her şey beyinde başlayıp biter. Derine dalabilmenin ilk şartı işi kafada bitirmektir. Ayrıca agaşonda iken nazlanarak gelen balıkları görünce süreyi biranda unutmamızın sebebide bu. Kursa ilk başladığımız zamanda Murat hocanın 15 metreye inip öğrenciyi orada beklemesiyle bu işi kafada bitirip daldığımızda ilk denemede sonuca ulaşmak hiçte zor değildi.
Ayrıca dalış öncesinde çeşitli sebeplerden oluşan korku varsa dalış derinliğine ve nefesimize ters etki yapacaktır. Denizden korkacağızda ama av esnasında rahat olacağız. Pis görüşte beyne ters etki eden faktördür. Dalarken öncelikle rahat olacağız ve yapacağımız işe gerçekten inanacağız. Bol bol dalış yaptıkça beynimiz her yeni dalışta bir öncesine göre daha hazır olacaktır.

2. NEFES TEKNİĞİ
Öncelikle kesinlikle hipervantilasyon yapıp vucudumuzu kandırmayacağız. Biz zıpkıncıyız serbest dalıcı değil. Her an yalnız olduğumuzu unutmamalıyız. Rekora dalan serbest dalıcılar, rekor dalışlarında ve antrenmanlarda sık sık hipervantilasyon yaparlar. Fakat onların yanlarında sürekli onları gözeten uzman bir ekip olduğundan bu rahatlıkla birkaç metre kazanabilmek için mecburiyetten yapıyorlar. Kaç kere sığ su bayılması geçirdiklerini kendileri bile unutmuştur.
Asla hipervantilasyon yapmıyarak bizim için güvenli olabilecek nefes tekniği ise şudur: Yüzeyde ellerimizi öne doğru alıp karından başlayıp gögüse doğru ciğerlerimizi yavaş bir şekilde doldurup dolum süresinin 2 katı zamanda dışarı nefesi vermek. Örneğin 20 saniyede ciğerlerimizi şişirip 40 saniyede boşaltmak gibi. Özellikle nefes verme süresini uzun tutarak Kalbin atışını normale yada normalin altına düşürerek kalp kaslarının harcadığı oksijeni sınırlamak adına böyle yapıyoruz. 3-4 sefer bu şekilde nefes aldıktan sonra ciğerimizde kalan bir miktar pis havanında çıkması için 2 defa hızlıca tam nefes alıp boşaltıyoruz. Ancak hiper vantilasyon riski olmasın diye bu işlemi 2 seferden fazla yapmıyoruz. Ve gene yavaşça dalış nefesimizi ciğerlerimize doldurup diyafram kasımızın oksijen tüketmemesi için nefesimizi gırtlaktan kilitleyip dalışa başlıyoruz.

DALIŞ TEKNİĞİ
Nefesimizi ciğerlerimize doldurup ördek dalışı ile dalışa geçtik. Dalış esnasında yapmamız gereken ise az hareketle çok iş olmalıdır. Çalışacak her kas oksijen tüketeceğinden "verimli" hareketlerle dibe ulaşmalıyızki dip süremiz uzun olsun.
Statik olarak yüzeyde nefes tutanlar 10 dakikalık rekor sürelere ulaşsalarda. Dinamik olarak ise rekor sahiplerinin süreleri 3 dakika civarında olmasının sebebi kasların tükettiği oksijendir.
Bu yüzden karada yada su yüzeyinde yaptığımız nefes antrenmanlarında elde ettiğimiz sürenin yarısına bile dipte ulaşırsak iyi netice elde etmişizdir.
Dibe ulaşmaya çalışırken ilk bir iki paleti biraz sert gerisini ağır hareketlerle verimli bir şekilde vurmalıyız. Sık yapılan dalışlardan sonra vucudunuz gerekli sitili ve ritmi kavrıyacaktır.
Değişken ağırlıkla yapılan dalışlarda dibe az bir hareketle vardığımızdan dip süremiz uzayacaktır. Fakat agaşonda bu yöntemi kullanan pek yoktur. Taşaltı avlarında uygulanabilir.

3. MALZEME
Beyin, nefes tekniği ve dalış tekniğiniz doğru ama genede birkaç saniye daha yada birkaç metre daha diyorsanız burada malzemenin önemi devreye giriyor.
Dalış tekniğinde verimli hareketlerden sözettik. Suda sıfır ağırlıkta olduğumuzu varsayarsak diple aramızda sadece suya olan sürtünmemiz vardır. Burada smootskin elbisenin önemi ortaya çıkıyor. Dışı kaygan olduğundan elbisenin sürtünmesini en aza indirip en fazla kazancı bu elbise ile yapıyoruz. Derine indikçe basınçta artacağından maskeyi dengelemek adına içine verdiğimiz oksijenden tasarruf etmek için düşük hacimli maske kullanmakta şart.
Palet olarak ise "hafızası" iyi olan Carbon paleti yada buna yakın olan compozit paleti tercih etmeliyiz. Kurşun kemerimizdeki kurşun ağırlıkların şeklide suya direnç göstermeyecek şekilde olmalıdır. Ayrıca üzerimizde bulunan diğer malzemelerde suya en az direnci gösterecek şekilde olmalıdır. Örneğin bıçağımız olabildiğince küçük yapıda ve iniş çıkışlarımızda sallanmayacak şekilde olmalıdır. Rambo bıçağı gibi iri bıçaklar ekipmanımız olmamalıdır. Balık telimiz misinalı, öldürme şişli olursa suya daha az sürtünür. Avladığımız balıkların şekli ve tele takılış şekilleride suya direnç gösterir. İmkan varsa balıkları üzerimizde bırakmamak sonraki dalışların daha rahat yapılmasını sağlar. Kemere takılan karabinalar hem gereksiz ses hemde suya sürtünerek eforumuzdan çalan malzemelerdir. Küçük gibi kayıplar görünsede her bir doğru ekipmanın yada takılmayacak fuzuli ekipmanın toplamda dip süremize olumlu katkısı olacaktır.
Dalışa geçerken eldeki tüfeğimizide tüfeğin ortasından değilde kabzeden tutularak dalınmalı. Bazı ustalar lastikler ses yaptığından tüfeğin ortasından tutarak bu sese engel olmaya çalışır. Bu durum tüfek ve kolumuzun daha fazla sürtünmesine yol açar. Efor yada sessizlik birini seçin.
Ağırlık kemeri olarakta lastik kemer kullanmalıyızki nefes alışımıza engel olmasın. Ayrıca kemeri olabildiğince aşağıya takıp ciğerlerin daha rahat şişirilmesini sağlayabiliriz.

4. SU ISISI
Denizin soğuk olması eforumuzu inanılmaz şekilde düşürecektir. Soğuk dolayısıyla kalbimiz daha hızlı atacak ve buna bağlı aşırı oksijen tüketicez, dalışa "beyin" olarakta hazır olmadığımızdan önemli kayıplar yaşanacaktır. Kışlık, kalın elbiseler kullansakta açıkta kalan yüz çevresinden ve eldivenlerin ince olmasından soğuğu mutlaka hissedeceğiz. Ayrıca kalın elbiselerin esnekliğide ince elbise kadar olmadığından ciğerlerimizi doldurmakta zorlanacağız. Kışlık elbiseye takılacak ağırlığında bir miktar kaybı olacağından. Soğuk sudaki limitlerimizin düşük kalması doğaldır. Rekora dalan apneistler bu yüzden sıcak suları tercih ederler.

5. AĞIRLIK AYARI
Nefes tekniğinde, dalışa geçmeden önce uzun süreli nefes alış ve verişi önermiştik. İşte bu esnada ağırlık ayarımız fazla ise nefes verirken yavaş yavaş batar pozisyona geçeriz. Batmamak için palet çırptığımızda gerekli olan konsantrasyonu kaybederiz. Rahat olmamız gereken bu anda sarfettiğimiz efor nedeniyle kalp atışınıda düşüremeyiz. Derin dalışlarda doğru olan ağırlık ayarı, nefesimizi tam boşalttığımızdada su yüzünde hareket etmeden kalabilecek şekilde olmalıdır. Bu şekilde çıkışında daha rahat olacağını bilip beynimizide rahatlatmış oluruz. Ayrıca fazla olan kurşun ağırlığın sürtünmeside azalacaktır. Fazla ağırlıkla buna rağmen dalarsak hem nefeslenme sırasında kaybettiğimiz efordan hemde dibe yaklaştığımızda hızlıca olan düşüşten "beyin" korkuya kapılacaktır. Bunlar önemli kayıplardır.

6. AKINTI VE DALGA
Yüzeyde rahat nefeslenmeyi dalga ve akıntıda bozar. Snorkelden, yediğimiz dalganın suyunun bir anda ağzımıza gelmesi dalış öncesi konsantrasyonu bozar. Ayrıca dalgada sallanırkende dengede kalmaya çalışmakta önemli kayıplara yolaçacaktır. Bu durumda olabildiğince hafif ağırlıkla "dalgalı suya uyarak" ve biraz uzunca bir snorkelle bu kayıpları biraz düşürebiliriz. Akıntıda ise iniş ve çıkışlarda kaybedeceğimiz eforun yanında dalmak istediğimiz noktada kalmak adınada harcadığımız enerji ile hem fizik hemde beyin olarak kayıp yaşıyacağız.

7. ÜST SOLUNUM YOLU RAHATSIZLIKLARI
Her şey tamam, bütün malzememiz derin dalışa uygun su sıcak, hava iyi. Dalışa geçtik odane ne kulak açılmıyor yada zor açılıyor. Kimin başına ne zaman geleceği hiç belli olmayan bu durumu çoğumuz yaşamışızdır. Kulak biraz zorla açılsada beynimiz orayla meşgulken vede arada belli metrelerde kulağın açılmasını beklerken önemli kayıplar yaşanır. Dalış öncesi çiğnenen çiklet biraz olsun bu durumu yaşamanıza engel olur. Buna rağmen açılmıyorsa derinden vazgeçip sığsularda şansınızı denemelisiniz.

8. DERİN DALIŞTAN ÖNCE SIĞ SULARDA YAPILAN DALIŞ
Dalış merasına geldiniz. Önce bir sığ suya bakayım birkaç saat sonra derine bakarım dediniz ve başladınız gereksiz yere enerji kaybetmeye ve üşümeye. Ayrıca her gördüğünüz balığa zıpkın atıp yorgunluğunuza yorgunluk eklediniz ve bunun üzerine birde derine sinarite bakayım dediniz. Olmuyor...
Eğer planınızda derin dalışta varsa henüz vucudunuzun gerekli enerjisi varken önce derin sulara yönelin. Hatta arada göreceğiniz kg altı balıklarlada hiç uğraşmadan. Derin suya doğru yüzüşünüz yavaş olursa enerjinizin üst sınırında meraya varırsınız. Meraya varıncada bir miktar yüzeyde dinlenmek iyi sonuç verecektir.

9. YORGUNLUK - UYKUSUZLUK
İstanbuldan kalkıp dünya yol alıp Ege sularına Sinarit vurmaya gidiyoruz. Geneldede yola gece çıkıp sabaha kadar yol alıp arabada geçiriyoruz geceyi. Herkes arabada uyuyamaz. Uyuyabilende rahat uyuyamaz ve halsizlik yorgunluk kaçınılmaz olur. Dip zamanına önemli bir etkendir. Randımanlı olabilecek derin dalışı ikinci gününüze saklamalısınız.

10. DALIŞ ÖNCESİ BESLENME
Konunun uzmanı değilim sadece dalıştan önce alınan yemek türü ve miktarına göre nefes sürenizi önemli ölçüde düşürdüğü gerçeği var. Yemek çeşidine göre dalıştan 3-5 saatten önce alınan yemek, dalışınızda nefesinizi erken tüketecektir. Şekerli yada ballı suyu dalış öncesi tavsiye ederler. Ayrıca dalış öncesi içilen alkolde hatta birgün önce içildiyse bile nefes kayıpları kaçınılmazdır. Dalışta sarfettiğimiz efordan ve idrarımızı bolbol yaptığımızdan önemli su kayıpları yaşarız. Dalış öncesi ve dalış sırasında bol bol su için, Dalıştan 3-5 saat öncesinde birşey yemeden yada hafif birşeyle geçiştirin.

11. KONDİSYON
Sürekli dalarak, bisiklet çalışarak, hızlı yürüyüş yaparak kendimizi dalışa hazır tuttuğumuzda kondisyonlu olduğumuzdan çabuk yorulmadığımızdan derinlikten ve nefesten kazancımız olacaktır. Dalarken bacak kasları sürekli çalıştığından antrenmanlar bacak kaslarına yönelik yapılmalı. Ayrıca diyafram kası antrenmanı içinde karada nefes tutma egzersizleride yapılmalıdır.
_________________
Ünsal Sezer 1966 İstanbul
Sinarit Dalış Merkezi Team
Ünsal Sezer is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-05-2008, 20:19   #2 (permalink)
Asi ve mavi
Moderatör
 
Asi ve mavi kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Konum: Hayatın ta içinde.
Yaş: 22
Mesaj: 2,408
Varsayılan

Merakı olanlar ve yeni başlayacaklar için faydalı bilgiler bunlar. Paylaştığınız için teşekkürler.
__________________
Didem- 1986
0 RH (+)

_______________

Koku, tat, sıcak... Sende her aradığım vardı.
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.
Asi ve mavi is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-05-2008, 23:34   #3 (permalink)
akgün
Member
 
akgün kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Konum: Ãstanbul
Yaş: 42
Mesaj: 149
Thumbs yukarı

Bilgi herşeydir.Teşekkürler....
__________________
akgün 1966 Ãstanbul

B RH -
akgün is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-2008, 20:56   #4 (permalink)
seddülbahir
Member
 
Giriş: Feb 2008
Konum: Bursa
Yaş: 38
Mesaj: 160
Varsayılan

Sevgili Ünsal,
Gerçekten birbirinden değerli bilgiler vermişsin.
Ben de, en önemli faktörün beyin olduğunu, işin "kafada" bittiğinin altını çizmek istiyorum.
Aslında asıl agaşon için telaffuz edilir ama her türlü dalış esasında 1 gün öncesinden başlar.
Uykumuzu çok iyi almalı, alkol ve aşırı yağlı yiyecekler tüketmekten uzak durmalı ve kendimizi beyin olarak dalılşa hazırlamalıyız.
Bu şekilde başlanan bir dalış günü de elbiselerimizi giyinip kuşanırken nefes ritmimizi bozmadan, acele ve panik yapmadan hazırlanmalıyız. Bu şekilde hem tıknefes olmayız hem de bir şeyler unutmamış oluruz
UNUTMAYALIM, İŞİN SIRRI NEFES ALMAKTA.

Dalalım sağlıcakla
__________________
Serdar Altınbilek - Bursa - 1970 - Arh+
seddülbahir is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 23:23.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99