![]() |
|
|||||||
| Sohbet Her avcının en büyük ustalığıdır muhabbet, Dostluklarımız muhabbetle pekişir. Haydi dostlar sofrasına! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#2 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
ooo dakika bir gol bir böylede kazık soru olmazki
![]() BALIKLAR NASIL NEFES ALIR ? Solungaçları ile solunum yapan, vücut ısıları çevreye bağlı olarak değişen, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu,genellikle yumurta ile üreyen, suda yaşayan omurgalı hayvanların genel adı. Bir kulakçık ve karıncıktan meydana gelen kalplerinde daima kirli kan bulunur. Kalpten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan sun, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir. Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir. Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça karanlık ve derin sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür. Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yanlız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunm BALIKLAR NASIL ÜRER? Bazı köpek balıkları, balinalar, yunus balıkları ve öteki kıkırdaklı balıklar, doğurarak ürer. Çoğu balıklar da yumurtlayarak nesillerini devam ettirir Her cins balık, belirli dönemlerde üreme faaliyetine başlar. Bu dönemde erkek balıkların rengi değişir. Erkek ve dişi balık, birbirlerine kanatları veya vücutlarıyla sinyal gönderir. İşaretleştikten sonra, dişi balık yumurtlar. Erkek balık da spermaların bırakır. Spermaların bir kısmı gider yumurtaları döller. Balıklar çeşitli sinyallerle anlaşırlar, konuşurlar. Aslında onların her hareketi, Cenab-ı Hakk'ın bizimle bir konuşmasıdır. Onlar okunmak için gönderilmiş manidar birer mektuptur. Allah'tan başka hangi maddi sebepler, balıkla rı, üremeleri için faaliyete geçirebilir? Görünen hangi tesir, yılın belirli devrelerinde, onları yumurtlatır? Bazı erkek balıklar, dişilerinin yumurtlaması için yuvalar hazırlar. Yuvalar, deniz veya nehir yataklarında kazılmış bir çukur veya bitkilerden yapılmış bir kümecik olabilir. Balık yumurtaları umumiyetle küre şeklindedir ve yaklaşık olarak üç milimetre çapındadır. Yumurtaların bir kısmı, engin denizlerin üstünde yüzerken, bir kısmı da derinliklerde kalır. Her ne kadar, dişi balıkla erkek balık anlaşıp, yumurtalarını ve spermalarını bir yere bıraksalar da, nokta gibi spermaların, derin denizlerde veya akan dere içinde, gidip yumurtaları bulması ve onları döllemesi şaşılacak bir haldir. Döllenmiş yumurta içinde hücreler, bölünerek çoğalır ve balık şeklini almağa başlar. Hangi ilim ve hangi irade, milyarlarca balık yumurtası içinde faaliyetini gösteriyor ve hücre tuğlalarını üst üste yığarak, tıpkı anne veya babaya benzeyen balığı teşekkül ettiriyor. Eğer bunu yapan sebepler maddi olsa idi, her bir yumurtanın başında bulunmalı, hatta içlerine girmeli sanatını, ilmini göstermeliydi. Yumurtanın etrafını, sudan başka bir şey kuşatmadığına göre, balığı teşekkür ettiren sebepler Rabbanidir, İlâhidir. Balığı meydana getiren ve çoğalan canlı hücreler, yumurtayı meydana getiren yumurta sarısıyla beslenir. İlâhi tanzime bakınız ki, canlı hücrelerin balık avlayamayacağı bilindiğinden, onlara gıda olacak yumurta sarısı, daha balık yumurtlamadan karnında hazırlanmış! Bebek mamaları imâl eden fabrikalar, mamanın formülünde bir değişiklik yapsa, çocukları beslemez, belki zehir olur. Balık karnında imal edilen yumurta sarıları en hassas formüllerle, yanlışsız, kusursuz hazırlanmış en tabii gıda maddesidir. Çoğalan hücrelerle, yumurta sarısı arasında kan damarları teşekkül eder. Bu damarlar kanalıyla henüz teşekkül etmemiş balık beslenir. Aradan bir ay kadar zaman geçince, balık tamamlanmış, yumurta kabuğundan çıkma vakii gelmiş demektir. Bu arada zaten yumurta kabuğu da yumuşar. Küçük balıklar dışarı çıkınca, daha evvel eğitilmişler gibi, yüzmeğe başlar. Hâlâ bağlı bulunduğu yumurta sarısı bitinceye kadar onunla beslenir, sonra avlanmaya koyulurlar. Deniz atı ve yılan iğnesi gibi bazı balıklar da, daha garip üreme düzeni kurulmuş. Bunların, erkeklerinin karnı üzerinde bir kesecik vardır. Dişi balık bura,ya yumurtlar. Yumurtalar hu kese içinde döllenir ve yavrular burada, gelişir. Kedi balığı gibi bazı balıkların erkekleri, yumurtaları ağzına alır. Yumurtalardan balık çıkıncaya kadar itina ile taşır, sonra dünyaya gelen yavruları suya bırakırlar. Denizlerde, bir balık diğerini yutarken, bunlara yumurtayı bir evlât şefkatiyle ağzında taşıtan sebepler, elbette maddi değil, manevidir. Sadece bir sene yaşayan balıklar da vardır. Yıllık balık denilen bu balıklara, deniz atları, gelyan balıkları ve cüce kayalar misal alarak verilebilir. Bunlar, kuruyan dere ve ırmaklarda yaşar. Sular kesilince, bütün balıklar ölür. Fakat bunlar, daha evvel çamura yumurtlamışlardır. Yağmurlar başlayınca sular, yumurtaların üzerinden yeniden akmaya başlar. Yumurtalar da çatlayarak yavru balıklar dışarı çıkar, suları tekrar şenlendirirler. Böylece hayat faaliyetleri devam eder, gider. Labaratuvar incelemeleri göstermiştir ki, bu balıkların yumurtaları kuru toprağa bir tohum gibi gömülmedikçe, içlerinden balık çıkmamaktadır. Balıklar yaşadıkları ortama göre, yumurtalarını ve üreme şekillerini tanzim eden sebep)er elbette gaybi ve ilahîdir. Bazı derin su balıkları, 450 metreden fazla derinliklerde yaşar. Buralarda suyun sıcaklığı, donma noktasının biraz üstündedir. Bunların garip şekilleri, güçsüz iskeletleri vardır. Etraftaki besinleri azdır Yakaladıkları yiyeceklerini elden kaçırmamaları gerekir. Bu sebeple Müdebbir-i Hakiki, onların ağızlarını, vücutlarına göre büyük ve uzun yaratmış. Bunların çoğu ışık organlarına da sahiptir. Bu organlar, vücudun iki yanında sıralar halinde bulunur ve etrafını aydınlatırlar. Üreme zamanlarında birbirlerini tanımalarına yardımcı olurlar. Denizlerin dibinde, su içinde, et ve kemik arasında, hususi ışık tertibatı tanzim eden sebepler, elbette Allah tarafındandır. biraz kopyadan kimseye zarar gelmez |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Süper Moderator
Giriş: Apr 2007
Konum: TEKİRDAĞ
Yaş: 39
Mesaj: 1,241
|
Biz oraya kadar okumadık vallahi... Hele o sene, derslerin yarısı boş geçtiydi.. Kem, küm....
__________________
TEKİRDAĞ - 1969 - A Rh + Eşşek alim olmaz, taş taşımakla tekkeye, İnsan adam olmaz, gitmek ile mekkeye.... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
Balıklar (Pisces) poikloterm olan, nerdeyse sadece suda yaşıyan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazıları doğurarak ürer.
Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler. Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder. Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir. Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir. Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz. alıntıdır |
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Süper Moderator
Giriş: Apr 2007
Konum: TEKİRDAĞ
Yaş: 39
Mesaj: 1,241
|
Allah allah... Yaranamayacağız da... Fesüphanallah....
Çağımız bilgiyi ezberleme çağı değil, bilgiye en kısa sürede ulaşma çağı Serpil Hanım... Ehemmm..
__________________
TEKİRDAĞ - 1969 - A Rh + Eşşek alim olmaz, taş taşımakla tekkeye, İnsan adam olmaz, gitmek ile mekkeye.... |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
Mesaj: n/a
|
Alıntı:
Arkadaşlar yayındayım isteklerinizi bekliyorum www.camagankoy.com |
|
|