|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 7,296
|
Doğduğumuz gün bir istek ile güne kavuşmuşuzdur, ilk adımlarımız ile beraber bize gel diyerek sevdiğimiz ve gözümüzü kamaştıran bir oyuncağa hedeflenmişizdir.Bir istek ile okula başlayıp, bir istek ile özlemlerimize kavuşmuşuzdur.
İstek hayatımızı yönlendiren ve hayatımızın ekseni etrafında hiç vazgeçmeden dönen, asla kaybetmek istemeyeceğimiz bir oyuncaktır.Her seferinde değişik bir şekilde karşımıza çıkar ve içimizdeki istek ile buluşur.O artık planlanan ve özlenilendir.O’nun büyüsü bizi asla yalnız bırakmaz.Her şey bir istek ile başlamıştır yaşamımızda.. Bu gün geçmişe baktığımda ne çok şey istediğimi görerek şaşırıyorum, ne kadarını gerçekleştirebildim bilmiyorum.İçimde geride durmayan, gerçekleştirmediğim ve gerçekleştiremediğim bir çok şey var sanırım.Sırayla mı, parayla mı, zamanla mı ben de bilemiyorum. İstek sadece bizim arzu, hırs ve ideallerimizde de yer alır.Bazen bir çaba sarfetmeden doğaya aykırı bir biçimde isteklerimiz olur.İsteğin en mükemmeli, o’na kattıklarımız ile değerlenir ve gerçekleşir.Bazen hiç olmayacak ama hayallerimizde bizi mutlu eden isteklerimiz ile yaşarız.Sadece çok azına sahip olabiliriz, gösterdiğimiz çaba ve azim ile yakın arkadaş değildir istek.. Bazen de aşık olmayı isteriz, kimyamız gereği yada içimizdeki boşluktan kaynaklanır.Bazen ve çoğunlukla da aşık bile oluruz.Bizim hissettiğimiz sadece boş gezenin boş kalfası “istek” olsa da..Aşık olduk sanırız, istek bizi öyle bir yönlendirir ki, cinselliği aşk, başıboşluğu özgürlük, bencilliği öncelik gibi gösterir.. İstek denilen şey aslında bir hiçtir.Oluşması için bir nedene ihtiyacı yoktur.! Hayatta en önemli olan istemektir.! İstek bencil ve sebepsizken, istemek bilinçlidir.İstek mantık içermez, her şeyi ister, istemek de çaba vardır.Her istediğimiz şeyi elde edemeyiz ama içinde bir uğraş ve emeği barındırır.Eğer ulaşamadıysak çaba sarfetmemişizdir.İşte o istektir. Tabi en kötü olan beklemektir.Bu iki duyguyu reddeder.Derbederce ve sömürmek için en büyük hamlesi olan “tembellik” ile kardeştir..Hani kendinizi çaresiz hissettiğinizde “yapılacak bir şey yok” dersiniz ya, aynen böyledir işte.. Bilip görmediğiniz “şeytan” dan daha kötüdür. Nefret ise sebep-sonuç ilişkisini barındırır.Bu ilişki haricinde olanlar başka bir sınıfta adlandırılır.İçimizdeki nefret, sebep olandan daha büyüktür hep.Nefret, içerisinde hayal kırıklığı barındırır.Dozu düşündükçe artan bir ivmeye sahiptir.Hiç bir nefret, sebebi oluşturan olay kadar büyük değildir.Sadece biz öyle sanırız, dünyevi kaygılar arttıkça yaptıklarımız ve düşündüklerimizin önemi kalmaz, nefrette...Bu duygu çok uzun süreli olmaz genelde. En kolay ve en çok rastlanılan ise sevgidir.Sevgi, içerisinde hem kolaylık hem de zorluk barındırır.. Yukarıda bahsetmiş olduğum hiç bir duygu sevgi kadar kolay, görüp anlaşılamayan, en çok konuşulan, dilden dile dolaşıp uğruna şarkılar ve şiirler yazılacak kadar popüler değildir. Sevmediğimiz duygular hep hasır altıdır.Biz ise hep sevgiyi konuşmak isteriz.Bazen bir sinemaya gideriz sevgilimizle.Muhteşem bir aşk filmi oynuyordur, yada bir kahramanlık filmi..Özlem ve takdir ile yutkunuruz filmin sonunda, yanımızdaki sevgilinin elini daha çok sıkarız.Bazen böyle bir aşık, bazen de kahraman olmak isteriz.Etkisi geçene kadar… Yorganın içerisine girdiğimizde aklımıza türlü türlü şeyler gelir.İstek ayartmaya çalışır mantıksızca, diğer taraftan nefret bazı kareler getirir gecenin karanlığında, başka kollardan tembellik sarar, uyuruz.Sonra sevgi en güzel oyunlarını oynar.Tam bir cümbüş içerisinde huzurla....Bu, her gece tekrarlanıp, her sabah dünden daha bilen ve tecrübeli olarak uyanacağımızın habercisidir. Her sabah yenilenen bir dünya..!! Güzel bir sabah.! Artık bir şeyler istemenin ve çaba göstermenin vakti geldi.Artık her şeyi biliyoruz; ”kendimizi”.!! |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: Open Sea
Yaş: 30
Mesaj: 1,662
|
Kendini bilen yani gerçek anlamda herşeyiyle kendini tanıyan kişi, en büyük güce kavuşmuştur... Bu en büyük güç içinde sevgiyi dolayısıyla mutluluğu barındırır... Acılara, kahroluşlara, kontrolsüz hırsa, nefrete geçit vermez...
Ermiş derler ya hani, varsa eğer öyle biri kendini tanıyandır o... Herşeyi öğrenebiliriz, yaşında hiç önemi yoktur... Dünya üzerinde olan olmayan, soyut veya somut herşeye aklımız yeter... Ama kendimizi tanımak, sınırlarımızı belirleyebilmek işte en zoru budur... Ne mutlu kendini tanıyabilene; o büyük gücü avuçlarında, taşırmadan tutabilene...
__________________
Beni heyecanlandıran ve hep devam etmemi sağlayan elimizdeki geleceğe meydan okuma gücüdür.
Yoshihisa Tabuchi serhat a(+) kadıköy - k.çamlıca / istanbul http://www.serhatcenk.com |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Moderatör
Giriş: Aug 2007
Konum: Hayatın ta içinde.
Yaş: 22
Mesaj: 2,443
|
Alıntı:
Aslında daha doğrusu ne istediğini bilmektir!.. Bazen kanaatkâr olup karınca kararınca isteriz, bazen diğer insanları da görüp; ''benim onlardan ne farkım var ki'',diyerek ulaşabileceğimizden daha fazlasını isteriz. Bazen de isteklerimizin dozu çok uç noktalara da ulaşabilir. Alt tarafı istek nasılsa... İstemekten ne çıkar ki. Çıtayı hep yüksek tutup; şans oyunlarını oynarken söylediğimiz gibi ''ya çıkarsa'' diye düşünürüz. İnsanoğlu olarak isteklerimiz hiç bitmez. Tabii isteklerimiz ne olursa olsun yerine gelmesi için çalışmamız, mücadele etmemiz gerekmekte... Ve belki de bu saye de tembelliğin de üstesinden gelmiş oluruz. Hazıra alışıp tüketen değil de, üretken bir toplum bilincine sahip oluruz.
__________________
Didem- 1986 0 RH (+) _______________ Koku, tat, sıcak... Sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı. Bu mesaj en son " 09-02-2008 " tarihinde saat 19:15 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Dec 2007
Yaş: 31
Mesaj: 30
|
Siteyi incelemek için çok zaman ayıramadığımdan ötürü yazınızı yeni gördüm.Gerçekten çok önemli bir konuya değinmişsiniz ayrıca bu yazı için size teşekkür ederim.Ben de fikrimi beyan edecek küçük bir yazı yazmak istediğimi belirterek, sözlerime Amerikan Birleşik Sigorta Şirketlerinin kurucusu ve başkanı'nın (W.Clement Stone) sevdiğim iki güzel cümlesiyle başlıyorum;
<<İstemek size bir şey kazandıracak ve hiçbir şey kaybettirmeyecekse, mutlaka isteyin.>> W. Clement Stone <<Aklın alabileceği her şeyi yapabileceğine inanmalısın.>> W. Clement Stone İstemek yada istememek işte bütün mesele bu diyebiliriz konumuz için; Aslında istemenin de sınırları olduğuna inanırım. Bazen ulaşamayacağımız şeyleri umarsızca istemenin de bir anlamı olmadığını bilmek, istemenin her şeye yetmediğinin somut bir kanıtıdır. Her zaman aynı etkiyi yaratmaz “istemek”. Bazen başarmanın yarısı olarak çıkar karşımıza, bazen de sadece istemekle olmaz olarak… Sadece isteyerek çıkılan yolun sonunun bulunmadığı durumların dışında,sadece isteyerek başarının elde edilebileceğine dair söylemler de vardır. Örneğin; bazı hastalıkların tedavisinin moral olmasının altında insanın iyileşmeyi istemesi yatar. Fakat aynı insan sadece ruhsal olarak istediğinde değil kimyasal etkilerinde olmasıyla iyileşebilir. O zaman bu bir çelişkidir. İstemek başarmanın yarısı ve diğer yarısı da etkenler. Sadece isteyerek bir şeyler tamamına ermiyor. Fakat öyleyse neden bizlere öğretilenlerin içinde hep istemek var? İstemek sınırı aşılırsa saplantı ve psikolojik sorunlar olmaz mı? Hırsımızın kurbanı olmaz mıyız? Peki ya istemezsek o zamanda başaramamış olmaz mıyız? İstersek aklımızın alabildiklerini yapabiliriz. Ama istediğimiz şeyi bilmeli ,ona inanmalı ve bu doğrultuda bir şeyler yapmalıyız. Yani armut piş ağzıma düş mantığını savunacak olursak sadece “istediklerimizle” kalırız. Yani sonuca gelecek olursak iyileşmeyi istemeyen hastanın sadece kimyasal etkilerle iyileşemeyeceğini görmüş oluruz. O zaman istemenin yanında inanmanın savunucusu olmak belki de gerçek başarının saplantısız hali olan yolu temsil eder. Aslında bir insanın milyonlarca isteği vardır. En basitinden en ağırına kadar milyonlarca istek. İstemek değildir önemli olan isteklerin sırasıdır. İyi bir kariyer, iyi para kazanma mutlu bir hayat aslında isteklerin genelidir. Bunları istiyorsak önce eğitim tamamlanmalı, daha sonra kariyer isteği için gerekli atılımlar yapılmalı ,kariyerin doruğunda ise para kazanma ve mutlu bir hayat gelmeli. Aslında bunların hepsi isteklerimiz ama hayatlarımızda bunları gerekli sıralarıyla isteriz. Yani sonuç olarak “istemek” ile başarmak, ya da sadece “istemek” ile başarılı olamamak aynı kaçınılmaz sonucun çok bilinmeyenli denklemleridir.
__________________
Gülþah TOPCU Trakyalý 1976 A Rh +
Bu mesaj en son " 12-02-2008 " tarihinde saat 09:41 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Administrator
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 7,296
|
Değerli yorumlarınız adına teşekkür ederim arkadaşlar.
Bildiğiniz gibi bir çok duygu ve algılamalarımız var.Yeni bir konu işleyelim ne dersiniz.? Buyrun siz başlatın, beraberce yazalım.. Bu seferki hırçın bir duygu olsun.. ![]() |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: Aug 2007
Konum: Hayatın ta içinde.
Yaş: 22
Mesaj: 2,443
|
İletişim Kazaları:
Bu sefer ki, yani benim önerdiğim hırçın değil de önemli olsun; Bazı kimselerin, konuştukları kişilerin sözlerini sürekli olarak kestiklerini gözlemlemişsinizdir. Bu kişiler sözlerini kestikleri kimselerden sosyal mevki, prestij ya da yaş yönünden, ''büyük'' olan bu kişiler, karşısındaki sanki konuşmuyormuş gibi, istedikleri anda söze başlar. Bu davanış biçimiyle, trafikte büyük araçların kendilerinden daha küçük olan araçların yollarını kesmeleri, sanki küçük araçlar yokmuş gibi davranmaları arasındaki benzerlik ne denli çarpıcı değil mi? (Doğan Cüceloğlu - İnsan insana) Bu konu hakkında görüşlerimizi bildirerek, doğru bildiğimiz yanlışları ortaya çıkarabiliriz diye düşünüyorum.
__________________
Didem- 1986 0 RH (+) _______________ Koku, tat, sıcak... Sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı. |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,133
|
Hımm, sanırım bu konuda biraz dertliyiz, öyle mi Aslı??
![]() Kendimi kompozisyon sınavında hissettim, ne yalan söyleyeyim... Tam Hüseyin Abi'nin yazdığı yerden devam edip "gecenin yürekle beyin arasındaki rus ruletinden" bahsedecektim ki... ![]()
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... Bu mesaj en son " 12-02-2008 " tarihinde saat 09:42 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
Administrator
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 7,296
|
Alıntı:
"Saygı" Evet, yeni konumuz budur arkadaşlar, bu konu da kendimizi ifade edelim.Şu an doğaçlayamayacağım kadar ani bir konu Bütün dostlarımızı bekliyoruz, ben daha sonra. ![]() |
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: Open Sea
Yaş: 30
Mesaj: 1,662
|
Alıntı:
![]()
__________________
Beni heyecanlandıran ve hep devam etmemi sağlayan elimizdeki geleceğe meydan okuma gücüdür.
Yoshihisa Tabuchi serhat a(+) kadıköy - k.çamlıca / istanbul http://www.serhatcenk.com |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: Aug 2007
Konum: Hayatın ta içinde.
Yaş: 22
Mesaj: 2,443
|
İletişim kurma çabası içinde, savaş verdiğim çok oluyor Ulaş. Zaman zaman kendi başıma gelen, zaman zamansa tanık olduğum... Ama trafikle ilgili örnek birebir başıma gelmiyor, çünkü araba kullanmayı bilmiyorum
Daha çok yolcuyken karşılaşıyorum. İyi bir gözlemci olduğumu düşünüyorum. Zaten genelde konuşmayı, susmaya tercih eden biri olduğum için içinde bulunduğum ortamı analiz etme imkânım çok oluyor.Peki sen neler düşünüyorsun konuyla ilgili?
__________________
Didem- 1986 0 RH (+) _______________ Koku, tat, sıcak... Sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı. |
|
|
|