BALIK SEVDASI  

Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > YEMLER > Sahte Yemler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Sahte Yemler Silikon yemler, kaşıklar, rapalalar, rapala yapımı, sahte yemlerin hazırlanışı, oltaya bağlanışları... Hangi rapala hangi balıklara kullanılır? Suni yemlerde renkler neyi ifade eder? Kısaca suni yemlerin seçiminden kullanımına kadar engin bir tecrübe okyanusu burada...

Kapalı Konu
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 20-08-2008, 14:13   #1 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
Varsayılan Sahte yemler, nereye kadar?

Bana sorarsanız, sahte yem iyidir canlı olandan. Fakat, acaba gerçekten bu kesin bir kaide midir?

Mevzuya farklı açıdan bakmak, yaklaşmak istiyorum. Acaba, sahte yemler gerçekten o şatafatlı, albenili görüntüleriyle gerçek bir yemi taklit etmeyi başarabiliyorlar mı? Yoksa, tüm yaptıkları, balığın ilkel dürtülerine hitap ederek, onu kandırmak mı, o renklerin, lazerli gözlerin filan tek faydası bizi kandırmak mı?

Konuya şöyle girelim.. İyi bir tezgahtarı olan bir malzemeciye gidip, levrek tutmaya gideceğiz derseniz. Hemen size şöyle güzel rapalalar, böyle güzel yozuriler, şahane ragloular gösterecektir. Sizde yahu ne güzel, aynı gerçek balık gibi diyerek alacaksınızdır büyük ihtimalle.

Ama hakikaten öyle mi olacaktır?

Bunun cevabını anlamak için, iki üç özelliği, meseleyi anlamak gerekir.

Balık gözünün tepki verdiği dalga boyu.. Biz buna renk diyoruz. Renkli görmenin fizyolojisi basittir. Farklı dalga boylarındaki ışıktan etkilenen göz hücreleri bulunur. Örneğin insanda 4 çeşit göz hücresi mevcuttur. 3'ü kırmızı, yeşil ve mavi renklerden birine tepki veren hücre tipidir ve hepsi konik hücre olarak bilinir. Birde, ışığa çok çok duyarlı çomak hücreler mevcuttur, renk ayırdetmez ama az ışıkta bile çok iyi görür.

Demekki biz bakınca bunu böyle görüyoruz, 3 renkle temel olarak. Peki acaba balıkta bunu aynen öyle mi görüyor? Balık gözünün retina yapısında, renklere, yani ışığın dalga boyuna insandan çok farklı tepkiler veren hücreler mevcut. Onlar renkleri bizden çok çok farklı görüyor. Bazısı renkli görüşe sahip değil. Bazısı daha fazla renk görüyor. Sonuçta, sizin gördüğünüz şekli onlar göremiyor, aynen görmüyor..

Bu renk körlüğü ile çok kolayca açıklanabilecek bir olgu. Kırmızı ve yeşili ayıramayan birine, kırmızı zemin üzerine yeşil boyayal bir şey yazıp verirseniz, o yazıyı okuyamaz..

İşte durum aynen bu. Balıkların gerçek balıklarda gördüğü ve bizim göremediğimiz detaylar varken, bizim gerçek balıklarda gördüğümüz ama balıkların göremediği detaylarda olacaktır.

En bariz durum, pek çok balığın morötesi görüşe sahip olması durumu.. Zira işte o zaman, yemin görünüşü tamamen alakasız olabilir..



a ve b deki balık bir Pseudochromis paccagnellae.Çıplak gözle bu balık sarı kuyruklu ve mor kafalı bir balıktır. UV ışık ile görünüşü B'de iken, görünür ışıktaki görüntüsü A'daki şekildedir. Aradaki fark, çok çok barizdir. c ve d ise, başka bir türün, UV ışık ve normal ışıktaki görüntüsüdür.

Bu resimden de anlaşılacağı gibi, balığın gördüğü şeyle, bizim gördüğümüz şey, çok çok farklı olabilir. Sizin "Aynı gerçeği gibi" gördüğünüz sahte kefal, balığın gördüğü ışık tayfında, balığa bile benzemiyor, kefalden alakasız bir şekil olabilir.

Bir diğer konu ise, çözünürlük konusudur. Bu retinadaki ışığa duyarlı hücrelerin nasıl yerleştiği ve sayısıyla orantılı olarak, farkedilebilen en küçük aralığı ifade eder. Pek çok balık için bu mesafe çok yüksektir, yani detayları göremezler. Peki bunun sonucu ne olur?

Pek çoğumuz, iki parçalı, üç parçalı sahte zarganaları filan görmüşüzdür. Düşük çözünürülkte, bunlar, her parçası başka bir balıkmış görünürler. Ve sizin gördüğünüz, kıvrak zargana yerine, arka arkaya yüzen 3 balıkmış gibi bir intiba verirler. Avcı bunlara saldırmayı pek istemez, çünük, hangisine konsantre olacağını kestiremez..

Benzer şekilde, yüksek çözünürlükte belli olan kefalin sırt lekeleri, deseni, düşük çözünürlükte, belli olmayacak, tek bir şerit gibi görünecektir.

Kimi balıkların gözleri keskindir, kalkan gibi mesela.. Ama pek çok balık için çözünürlük son derece düşüktür. bu da, sahtenin üzerindek, pek çok deseni, yapıyı vs. anlamsız kılar..

Balıkların görüşündeki diğer husus ise, türden türe farklı çok enteresan özellikleri anlamaktır. Örneğin, zarganaların iki farklı retinası vardır. Gece/Karanlık için ve Aydınlık için farklı retina sistemlerine sahiptir. İnsandan farklı olarak, 2 ana şekilde göz hücresi yerine, 4 farklı şekilde göz hücresi bulunur. Buda görüntü sisteminin son derece enteresan olduğunu gösterir.

Peki bu pek çoğumuz için lüzumsuz bilgiler ne demek oluyor?

Aslında bu şu demek oluyor. Sahte yemlerin insan görüşüyle iyi bir yem balığa vs. benziyor olması, onun balığın gözünde de aynı şekilde görüneceği anlamına gelmiyor. Balık sizin sahtede gördüğünüzden çok çok farklı bir şey görüyor. Bu nedenle sahte yem tercih ederken desenine, rengine, orjinal gibi görünen boyasına vs. kanarsak, büyük ihtimalle balığı kandıramayız. Ve büyük ihtimalle de, elimizdeki sahte yemler, balıkların gözünde balığa benzemiyor, avcının gözünde..

Peki ne yapmak lazım o zaman? Tüm mesele, sahtenin renginden filan öncelikle balığın saldırma dürtülerini harekete geçiren diğer etmenleri sağlamasını ön planda tutmak gerekiyor. Eğer, balık sahtenin sanki yem gibi göründüğüne kanıp geliyor olsaydı, çapari simler, kaşıklar vs. asla iş yapmazdı. Bilhassa hangi balığın neyi nasıl gördüğünü bilemeyeceğimiz için, renktir, şudur budur alsında biraz hikaye kalıyor.

Bu nedenle sahte yem seçiminde asıl mesele, yemin aksiyonu dediğimiz, sudaki hareketi, duruşu, yüzüşü, salınması gibi hususlarda iyi olduğuna bakmak. Evet, mutlaka belli bazı renkler, bazı desenler avcı balık üzerinde çok etkili olacaktır, olmaktadır. Fakat, bunları her zaman ve her yere göre doğru tespit edebilmek güç iştir.

Eğer, doğru aksiyonu yapan bir sahteye sahipseniz, rengi vs. ikinci planda önemli olur. Ne renk olursa olsun farketmez demiyorum, ama makul bir renk ve doğru aksiyon başarının anahtarıdır. Tamam, hakikaten en doğru, en iyi renge sahipsek çok iyide, bizler balık gibi görmediğimiz için, rengi ve temel yapısını gözümüzle seçebilme şansımız yok. Eğer biz levreğin kefali nasıl gördüğünü bilseydik, aynı şekilde görünen bir sahte yapabilir, alabilirdik, ama bilmiyoruz..

Diğer yandna genelde ucuz olan ve aksiyonları mükemmel olan, sahte kurtlar,silikon balıklar vs. bu kaide gereği çok daha verimli olabilir ve genelde öyle olmaktadır. Ayrıca, hiç balığa benzemeyen, kafası kırmızı, gerisi süt beyaz bir sahte, sanki gerçek hamsi gibi duran sahteden çok daha iyi iş çıkarabilmektedir..

Sözün özü; sahte alırken, renklerinin, duruşunun vs. çok iyi, güzel, hoş, aynı gerçek gibi görünmesi sizi yanıltmasın. Görünüşün "bu da ne?" denecek şekilde, abes duruyor olması da sizi yanıltmasın.. Sahte yemde arayacağınız ilk şey aksiyon olsun. Dahası, bahsettiğimiz nedenlerle, çok banal duran bir sahtenin aslında çok çok avcı olması mümkündür: tükenmez kalemden zargana, lolipop çuğunudan levrek sahtesi gibi..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline  
Eski 20-08-2008, 14:24   #2 (permalink)
agartan
Moderatör
 
agartan kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Mar 2008
Konum: Istanbul
Yaş: 42
Mesaj: 2,880
Varsayılan

Sahte yemlerin birinci amacı balığı değil balıkçıyı kandırmasıdır.
Etrafta balık yoksa değil sahte balık gerçek canlı balık kullansak fayda olmuyor.
Etrafta balık varsa da bir kişi a sahtesiyle balık alırken bir başkası b sahtesiyle alabilmektedir. Bu da gösteriyor ki renkler değil aksiyon önemlidir. Aynı a sahtesini kullanıp balık alamayanlar da buna delil olacaktır.
__________________

Şeref Ağartan
İstanbul
0RH+
Stop Wishing Go Fishing

agartan is online now  
Eski 20-08-2008, 14:38   #3 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
Varsayılan

Elbette Seref abi, eğer balık yokken balık tutulabiliyor olsaydı, evden çıkmaya gerek yoktu, halının üstünden bile tutardık balıkları..

Ama birde işin, balık varken tutamıyor olmak tarafı var..

Başımdan geçen örneği çoktur. Bir tanesi hemen aklıma gelivereni. Yer Eskihisar, Feribot iskelesinin arka tarafı. Bilenler bilir, duvarın kenarında iki taş blok, kıyıdan 8-10m içeri girmenizi sağlar. İşte orada, ayağımızın dibi, gümüş kaynıyor. Suyun dibi görünmüyor. Arada sürüyle hamsi dalıyor. Millet kepçeyle daldırıp, hamsi, gümüş dolduruyor..

Ve o sırada, 10m filan açıkta, tam önümüzde, gmüşler suyun üstünde geziyor. 12m'den sonra ise, tam bir cümbüş. Koca koca palamutlar, sudan çıkıyor, atlıyor, zıplıyor, resmen önümüzde dans ediyor. Öyle bir tane filan değil, 20-30 tanesi birden sudan fırladığı oluyor gümüşlerin ardında.. Yada kovalayan bir şeyin önünde.. Her neyse, 1-2 hafta bu durum böyle devam etti.

Biz, kaşık mı denemedik, canlı yemmi, rapala mı, çapari mi, bunları tutmayı beceremedik.

İşin doğrusu şu.. Balık yok denen avların bence pek çoğunda, belki %80'inde aslında mesele "balık var ama biz tutamıyoruz" şeklinde..

Bunda da, balıkları ve yemleri tanımıyor olmanın payı büyük elbette. "Ben 20 senedir bu köprüde balık tutarım" diyen arkadaş, çaparinin rengini seçiyor.. Güya, "ben işi bilirim, bakın renkleri nasıl biliyorum.." hesabında aslında.. Elbette, köprüde 40m derinlik varken, 10m'den sonra renk diye bir şey kalmıyorken, onun bu "gösterişinin" işi bilenin gözünde komik duruma düşürdüğünden habersiz. O derinlikte, gri, pembe, sarı, açık yeşil, mor vs. hepsi aynı renk zaten..

Herneyse, bizim bir şekilde, balık yok diyerek balıklara iftira atmaktan vazgeçip, olan balığı tutabilmenin yolunu bulmamız gerekiyor..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline  
Eski 20-08-2008, 16:40   #4 (permalink)
Tahir Gürhan
senior Member
 
Tahir Gürhan kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul
Yaş: 49
Mesaj: 1,215
Varsayılan

"Bana sorarsanız, sahte yem iyidir canlı olandan. Fakat, acaba gerçekten bu kesin bir kaide midir?"

"Herneyse, bizim bir şekilde, balık yok diyerek balıklara iftira atmaktan vazgeçip, olan balığı tutabilmenin yolunu bulmamız gerekiyor.."

Sevgili Serdarcığım,
varolan balığı tutabilmenin yolu ilk cümlende gizli.İlk cümleyi değiştirirsen cevabı bulursun.Milyon kere denemeyle sabittir.
__________________
__________________
Tahir GÜRHAN / İstanbul / 1959 / 0rh+


Tahir Gürhan is offline  
Eski 20-08-2008, 16:50   #5 (permalink)
Emre
Expert Member
 
Emre kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,196
Varsayılan

Elde imakan varken canlı yem kullanmak benze her zaman tartışmasızdır. Ancak canlı yem kullanma imkanı her zaman olamayabiliyor hatta belkide çoğu zaman olamıyordur. İşte o zaman sahtelere başvururuz.

Tabi bu kadar bilimsel ve görsel açıklama hakkında bir fikrim yok onun için ben hala işi görünüş ve aksiyon gerçekçiliği kısmındayım.

Peki bu bahsettiğin görünüş özellikleri mi kazandırılması Serdar abi sahte yemlere ne yapılmalı ?
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+)
İstanbul/Yeşilköy




Emre is online now  
Eski 20-08-2008, 17:20   #6 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
Varsayılan

Tahir abi, konu aslında biraz farklı..

Eğer, hedef balığı iyi tanıyorsan, sahte yemle onu çok daha iyi avlarsın.. Dahası, sahte yemi de iyi tanıyorsan...

Ama biz her ikisinide hiç tanımayız, sonra bu ikisinin yıldızı neden barışmıyor deriz.

Sık yapılan bir hata mesela.. Heyyt be, Rapala X-Rap.. Ne mükemmel sahtedir. Müthiştir.. Şöyle avcıdır, böyle avcıdır.. Takarsın, güzel güzel teknenin ardından sürütme yaparsın..

Bu durumda, o sahte, gidip balığın yolunu kesip, onu kızdırmazsa, balığı zor alırsın.

Zira, Rapala bile, bu yem için şöyle kullanım demektedir:

Alıntı:
With the rod tip up, use a long sweep, sweep, pause retrieve for a wider track.
Bu sahteler, öyle teknenin arkasından sürünüp gelip balık almak için yapılmış değillerdir ki? bununla zor iş yaparsın..

Yada sinarit yakalayacağız,derin suya iniyoruz.. Bu sahteler gine işe yaramaz da, biraz daha kımıl kımıl olan şu silikonlar.. İyi, indir dibe, 20m'de 3 atm basınçla büzülsün, sertleşsin, gene kazık gibi olsun..

Gördüğün bu sahteler o iş için değil. Ama gider düzgün, bu işe göre bir sahte zargana yaparsın (alrısın demiyorum, püf noktası burada) ki en basit ve etkili yolu, fly yapmaktır, sahte nasıl etkili oluyormuş, işte o zaman ortaya çıkar..

Kısaca, sahtelerin bu sorunu kesindir. Amaçlandıkları ve doğru şekilde/yerde kullanılmadıkları sürece, doğru dürüst iş yapmazlar..

Ama amacına uygun bir sahte, doğru şekilde kullanılırsa, her zaman canlı yemden daha iyi iş yapar..

Bunun esprisi şudur, balıkların görüşleri farklıdır, düşünme sistemleri farklıdır. Ve senin (yada diğer arkadaşların) sahtelerden verim alamıyor oluşunun esprisi, yukarıda anlattığımız konudur. Sahte, balığın gözüne, yemek gibi görünmemektedir. Zira o balığı, yemi, sahteyi başka türlü görmektedir. Eğer, hedeflediğin balığın yemeğinde ne görmek istediğini keşfedersen, bu şeyi verebilen bir sahteyle onu mükemmelen yakalarsın..

Örneğin, ama sadece örneğin, yani böyledir demiyorum, sinarit için, sahte olarak, rapala vs. yerine, ahtapot sahtesi muazzam iş yapabilir. Ama onu kullanmak biraz zordur, ahtapotun hareketini taklit ettirmen gerekir, yoksa kollar bir araya toplanır, ahtapota benzemez.. Fakat, ahtapot sinaritin menüsünde başlarda yer alır ve yüzen bir ahtapot, sinarit için leziz ve ucuz bir lokma olacaktır (örnek gereği)..

Peki bu denenmiş midir? Sanmam.. Böyle olur mu, bilmiyorum..

Bir diğer örnekte şu olabilir.. Sinarit pusuda bekler, gezinip durmaz pek. Bu da avını görmesi için hareket gerektiği anlamına gelir. Salınacak şöyle güzel güzel.. Ama su pek derin, ışık filan yok. Velhasıl UV ışık var.. Hımm, UV ışıkla görüyor olmalı yemini.. Sahte, UV ışığı çok iyi yansıtan, suda salınıp dikkat çeken bir şey olsa?

Ayna gibi parıldayan rapalaların bile UV ışık yansıtıcı olmadıklarını söylemek isterim. Sorun, ışığı tek yöne vermeleridir, çubuk deseni verirler. Bu da ancak belli bir açıdan bakan avcının görebileceği anlamına gelir. Yüzeyde, holografik pırıldama nedeniyle iyi netice verselerde 30m su altında resmen görünmezdirler. Parlak olanlardna ziyade, testere gibi desenli, mat renk olanlar biraz bu yönden avantajlıdır.. Ama yeterince değil..

Şöyle, 30 cm bir rapala bulsak, UV ışığı iyi yansıtacak ve yüzerken aksiyon alacak şekilde ıslah etsek? Acaba? Neden olmasın?

Bunlar, sadece, eksik olanları gösterebilecek şeyler..

Sahte denince, rapala diye ele aldığımız sert olanları değil, canlı/organik olmayan her şeyi ele almak gerekiyor.

Ha, böyle iken böyle de, acaba öyle mi? Ne dedim ben şimdi?

Yukarda, suyun üzerinde hoplayan palamutları tutamadığımızı anlatmıştım.. O dönem deli gibi tavşan tüyü aradım, bulamadım. Yurtdışından 3 kere getirtmek istedim. Cabelas, "olmaz" diyerek hiç göndermedi. Diğer ikisi "Hayvan kökenli ürün" olduğu için gümrükte kaldı, alamadık.

Neden böyle arandım. Çünkü, bu durumu ben münferit yerlerde defaten yaşadım. Ve canlı yem, ölü yem, kaşık, rapala, çapari vs. hiç biri kar etmez. Ama fly, ilaç gibi gelir, patır patır toplar palamutlar..

Neden, nasıl alır? Çünkü fly, bir kaç tüy ve ipi sarmaktan ibaret değildir. Başlı başına bir taktik, teknikdir.. Canlı yemi o oynağın ortasına, kenarına neresine atarsan at, çok büyük ihtimalle zaten yemine odaklanmış olan palamutun ilgisini çekmeyecektir.

Onun ilgisini çekecek aksiyonu, ancak tavşan tüyü yapabilir ve yapar, hiç affetmez..

İşte sahtenin canlı yemden üstün olayı budur..

Örneğe binaen, şu an malzemecilerde bulabileceğin sahtelerin hiç biri sinarit, palamut avlarında canlı yemin yerini tutamaz. Ama eğer elnide bir palamut tavşanı fly'ı varsa, onun yerini de hiç bir canlı yem tutamaz..

Mesele, avımızı tanımıyor olmamız. Eğer avımızı yeterince tanımıyor, yemi nasıl gördüğünü bilmiyor, o şekilde göreceği bir sahteyi ona sunamıyorsak, sahte ile uğraşmak, iğneyle kuyu kazmaktan başka bir şey olmaz..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline  
Eski 20-08-2008, 17:29   #7 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
Varsayılan

Alıntı:
Peki bu bahsettiğin görünüş özellikleri mi kazandırılması Serdar abi sahte yemlere ne yapılmalı ?
Bunu bilmek için, avın yemde ne aradığın bilmek gerekiyor..

Mesela, hazır yapılmış örnekler var. Popper, yani kesik uçlu su üstünden hoplayıp zıplayan sahteler. Pervaneli, suda vuvvv diye ses yapan sahteler.. Bulunmuş işte püf noktası ve uygulanmış.. Levrek avında, bilhassa ABD'lilerin tatlı sudaki levreği avında mükemmel sonuç verirler, canlı yem yanlarına yaklaşamaz..

Ama daha ilginci, dip için spinner bait denen acayip şeyler vardır.. Pek çok balıkçı, salkım saçak, hiç bir halta benzemediği için tercih etmez, ama tercih edende vazgeçemez..

İşte mesele, örnek burada.. Turna kaşıklarını düşün.. Balığa filan benzemez.. Ama turnanın püf noktası bulunmuş, uygulanmış, voila denmiş..

İşte mesele burada.. Balığın ne aradığını, bakınca ne gördüğünü bilmek. bunu bilince, ötesi kolay..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline  
Eski 20-08-2008, 17:44   #8 (permalink)
Tahir Gürhan
senior Member
 
Tahir Gürhan kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul
Yaş: 49
Mesaj: 1,215
Varsayılan

Yinede garanti balık tutmak için ve de büyük balık tutmak için, imkanınız varsa canlı yem kullanın.Tecrübeyle sabittir.
Ancak sahte yemin nasıl ve hangi tipinin kullanılacağı hakkındaki tüm yazdıklarına katılıyorum.Canlı yeminiz yoksa sahtenizi ve hedef balığınızı iyi tanıyın zira başarı bunları bilmekten geçer.
__________________
Tahir GÜRHAN / İstanbul / 1959 / 0rh+


Tahir Gürhan is offline  
Eski 20-08-2008, 18:56   #9 (permalink)
Admiral
Administrator
 
Admiral kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 7,013
Varsayılan

Alıntı:
Tahir Gürhan tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
Yinede garanti balık tutmak için ve de büyük balık tutmak için, imkanınız varsa canlı yem kullanın.Tecrübeyle sabittir.
Ancak sahte yemin nasıl ve hangi tipinin kullanılacağı hakkındaki tüm yazdıklarına katılıyorum.Canlı yeminiz yoksa sahtenizi ve hedef balığınızı iyi tanıyın zira başarı bunları bilmekten geçer.
Sahte balıklara çok özellikler katmaya çalışıyorlar biliyorsun sevgili Tahir üstadım.

Pilli ve tık tık duk duk diye enteresan sesler çıkarıyor bunlar. Ama balık yoksa tık yok demektir.

Bir malın gerçek bir balığa benzemesi tali imkaansızdır, hayvanlardaki içgüdü zaten aradaki farkı anlar. Ancak meraktanmıdır nedir gidip bakarlar oynayan sahte balığa. Bir şekilde alır yada almaz.

En iyi model bait-trolling tir, yani senin yaptığın. Meali canlı yem sürtmesidir.

Canlı varken sahtesinin daha iyi olması zaten banada mantıksız geliyor, hedef balık ta nereye kadar hedef balık? Sinarite atarsın hedef yaparsın, levrek gelir.

Her şeyin doğalı neyse en verimli olan avcılık odur bana kalırsa. Zaten sonuçlar ciddi bir şekilde ortada. Balığın şekle şemale bakmaması doğrudur, aksiyon çok önemli ancak hiç bir sahte canlısının kıvraklığını ve albenisini veremez. Bazı balıkların ayakkabı postalına bile atladıkları ve her şeyi ısırırarak (Köpek balıkları gibi) anlamak ve öğrenmek istedikleri için av vermesi hususu sahte balıkların daha iyi iş yaptığını ispatlamaz biliyorsun.

Velhasıl teknikler son noktaya ulaşmak için yazılır ve denenir.

Bazı balıkların ve canlıların ciddi derinliklerde faunaya ve zemin kaya dip yapısına renk olarak uymak istemesi ve o zemine göre renk basması bize balıkların onları anladığımızı zannettiğimizden bir adım daha ötede olduklarının bir işareti olabilir. Sadece acaba nedir diye düşünüyoruz işte.
__________________
Hüseyin
1964-İstanbul
0Rh+





Admiral is online now  
Eski 20-08-2008, 20:14   #10 (permalink)
orhan ertuğrul
senior Member
 
Giriş: Dec 2007
Konum: Eskişehir
Yaş: 63
Mesaj: 573
Varsayılan

30 sene önceleri Marmaris-Çubucak orman kampında tanıştığımız İzmirli Cumhur Bey diye bir arkadaş her sabah-akşam teknesiyle balığa çıkar hiçte boş dönmezdi..bizde o zaman tekne de yok,sırtıyı da bilmiyoruz..Kıyı avcılığı yapıyoruz...bızde güzel çupra,karagöz vs. alıyoruz ama o koca-koca levrekleri ,palamutları vs .alıp -alıp geliyor...O zaman böyle çeşit çeşit sahte yok ki..beni birgün balığa götürdü, baktım oltada plastik birşey...anlattı..televizyon kuakşıl kablonun içini boşaltarak yapmış..10-15 cm. boyunda kablonun bir tarafını iki yandan keserek kuyruk şekli vermiş,diğer tarafın üst kısmından da para deliği gibi delik açmış..( Buradan, sırtı çekilirken çıkan su köpük yaparak balığın dikkatini çekiyormuş.) Uçtan misinayı geçirip iğneye bağlıyor,iğne kuyruk altıda kabloyu demiş, ucu dışarda olarak gizli kalıyor.. Sonradan yıllarca teknede ben de aynı şekilde çook balık yakaladım..Bence de önce canlı yem,sonra sahtenin verdiği aksiyon...yoksa balığın tüyde,ipte,kabloda işi ne....Sağolun,anılarımı canlandırdınız..Sevgilerimle...
__________________
Orhan - Eskişehir - 1945.. . Ben yağmurda, ayakkabım yok diye sızlanırken : ; ayakları olmayan bir adam gördüm....GÜLÜYORDU..!!!!!!!... :...
orhan ertuğrul is offline  
Kapalı Konu


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 2 (1 üye ve 1 misafir)
Chief
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 16:40.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99