Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > OLTA MALZEMELERİ > Olta Takımları - Düzenekler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Olta Takımları - Düzenekler Hangi balığa nasıl bir takım ve Takımı nasıl hazırlamalı ? İğne boyu, köstek uzunluğu ne kadar olmalı ? fırdöndüler nereye, nasıl eklenmeli ? Klasik beden köstek dip oltası... Uzun oltalar.. Mantarlı takımlar.. Kıyı ve tekne takımları... Hepsi için buradan buyrun ...

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-04-2008, 12:54   #1 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Trofe teknikleri..

Bir batıl inanış, denizlerimizde büyük balık olmadığı yönünde yayılmış ve maalesef hemen herkesin kafasında yerleşmiş halde. Böyle olunca, büyük balık yakalamak için uğraşan olmadığından, büyük balık yakalayan da olmuyor haliyle.

Elbette, gerçekten büyük, yüzlerce kiloluk balıklar ülkemiz sularında yaygın değiller. Mesela, merlin ve yelken balığı bizim sularımızda yaşamayan türler. Ama, palamut, orkinos, kılıç gibi balıklar da mı yok?

Pratikte, büyük balık, en azından bir tane yakalayınca ağzımızın kulaklarımıza varmasını sağlayan balık olarak değerlendirilebilir. Bu tanımla, büyük balık kapsamı birden genişler, elimiz rahatlar.

Büyük balık tutmanın ilk kuralı, büyük balık tutmaya çalışmaktır. Günü kurtarmak için, olanla yetinmeye çalışırsnaız, büyük balık bir hayal olur. Ve amatörseniz akşama boş dönmeyi, aldığınız havayı kar saymayı göze almalısınız.

Büyük balık tutmaya çalışmak ise, budur denecek kadar tek cümlelik bir husus değildir. Basitçe, büyük yem, büyük iğne, sağlam misina, büyük balık için yeterli olmaz. Yem seçimi, kullanımı vs. hepsi ayrı ve geniş hususlardır.

Hepsinden önemlisi, büyük balıkların hemen hepsi, bilhassa detaylarda ayrılan, kendi özel püf noktalarına sahiptirler. Ama, biz o kadar detaya, böyle bir tek konuda giremeyiz elbette. Her türü, kendi başlığı altında incelemek uygun olur. Biz bu başlıkta, büyük balık avı için genelde ortak olan hususları vurgulayalım diyorum. Ben eteğimdekileri dökerken, sizlerin de tecrübelerinizin burada toplanmasını bekliyorum..

Büyük balık denince, öncelikle temel bir gruplandırma yapmak gerekecektir. Yem bekleyen ve yem arayan balıklar. Yem bekleyen balıklar, mesela kalkandır. Bir taşın dibine, kumun altına, bir batığın etrafına, bir taşın arasına vs. yerleşir ve orada yeminin ayağına gelmesini beklerler. Bu tür balıklar için elzem olan, onların olduğu yeri bulabilmektir.

Diğer gruba giren balıklar ise, suda gezinip yemini arayan balıklar olmaktadır. Bunlarıda iki gruba ayırabiliriz, sürü avcılar ve yalnız gezenler.

Bu gruplandırma, büyük balık avında kritik bir husustur ve temel teknikleri buna göre belirlemek elzemdir.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2008, 13:06   #2 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Yem bekleyen balıklar...

Bu balıklar üzerine söylenebilecek pek bir ortak şey yoktur.. Bunların yerini bilmek önemlidir, söylediğimiz gibi. Nerde olurlar?

Unutmayın ki, biz büyük balıkla, trofeyle ilgileniyoruz. Bunlar için, bir yere yerleşmenin iki koşulu vardır. Öncelikle orada kendilerini besleyecek besin zinciri olacak. Akabinde, bu besin zincirinde, kendi bölgesinde kendine yeterli besini sağlayacak bir alan olacak.

Bizim için sorun olan husus ikincisidir. Bu tür yemini ayağına bekleyen türlerin etraflarında kendileri gibi yem bekleyen büyük balıklara tahammülleri çok azdır. Bazısı gidip dalaşarak onları başka yere sürer. Bazılarıysa, bakar, buradan iş çıkmaz diyerek, kendisi başka yere göçer..

Ama bunların bu özelliği bize bir kaç püf noktası sunar. İyi bir ekosistem oluşmuş, yeterince yem varsa, orada muhakkak böyle bir balık vardır. Mesele, hangi balık var bunu bulabilmektir. İşin kötü yanı, eğer doğru balık yoksa, orada size yarayacak büyük balık olmayacaktır (elbette oturup bekleyen türden). Örnek olsun diye söyleyeyim. Müren varsa, orada sinarit biraz zor olur. Müren yakalamak ise zordur. Oradan size pek iş çıkmaz, bu tür balıklar adına..

Bu bilgi bizim şu işimize yarar. Eğer, bu şekilde ayağına av gelmesini bekleyen bir balığı yakalamak istiyorsak, onu arayıp bulmalıyız. Yoksa, yoktur. Orada uğraşmanın pek anlamı yoktur. Ve eğer siz bir ekosistem oluşturursanız, buraya böyle balıklar kolayca yerleşebilir.

Nasıl derseniz, o müreni yakalarsınız bir şekilde. Böylece oraya bir sinaritin -mesela- yerleşmesi için ortam sağlamış olursunuz. Denize biraz hurda vs. atarsınız, orada bir resif oluşur, bu resife de böyle bir balık mutlaka yerleşir.

Diğer yandan, bir yerde böyle bir balık tutmuşsanız, belli bir müddet, orada aynı türden olması pek mümkün olmaz. Orada bir tane vardı, onu da siz aldınız. Yenisi gelene kadar, orası o balıktan yapmaz. En güzel örnek turnadır. Turna aldığınız yerden, bir iki gün başka turna alamazsınız..

Bu tür balıklar genelde çok fazla itibar edilmeyen, avcılıkları üzerine gidilmeyen balıklardır. Çünkü, bu meseleler nedeniyle, bulunmaları zordur.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2008, 14:09   #3 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Yemini arayıp bulan balıklar..

Yemini arayıp gezip bulan balıklar ise, balıkçılığın candamarını oluştururlar. Amatör, ticari hepsinin gözdeleri bunlardır. Bunların davranışlarını anlamak, onlaır yakalamak için kritik öneme sahiptir. Yoksa, akşama kadar teknede denizi arşınlar durursunuz sadece..

Bu türlerin iki temel gruba ayrıldığını söylemiştik. Bunların başında, yalnız yaşayanlar gelir. Bu yalnız yaşayan kavramını tek gezen balık olarak almamak lazımdır. Asıl mesele, etrafındaki balıklardan bağımsız hareket edip etmediğidir. Basitçe, kefaller örneğin, sürü halinde gezerler ama, sürü davranışı göstermezler. Yani birlik olup, düşmandan korunma veya yemi çevirme gibi aksiyonlar göstermezler. Onları birarada tutan sürü değil, besin vs. dir. bir martı gelince, heps bir tarafa kaçışır. Ama sürü balıkları, hepsi aynı yöne gider, aynı şeyi yapar. Kısaca, balıkların bir araya gelmesine her zaman sürü diyemeyiz, bazı balıklar birarada olunca ancak bir balık gurubu olurlarken, diğerleri bir sürü olur, birlikte hareket ederler.

Yalnız yaşayanların avı, bulunması diğerlerine göre son derece farklıdır. Bu tür balıkları, diyetlerine uygun olarak meralarda "aramak" gerekir. Bunlar, genel olarak belli bazı yerlerde kümelenirler. Böylelerini bulmak kerteriz meselesi kadar kolay görünebilir. Ama bu yanıltıcıdır. Çünkü, büyük bir balığı besleyecek böyle bir alan, nokta tarifi verilemeyecek kadar geniş bir alan olur. Bir futbol sahası kadar bir alan, küçük sayılabilir.

Bu alanda balığı bulmanın iki yolu vardır. Nerde olacağını bulmak. Bunların pek çoğu, asıl yem sahasının hemen dışında yer alır. Yem sahasının içi, bilhassa konsantrasyonlarını bozduğu için pek tercih etmezler. Pek çoğu, zeminde ve zemine yapışık olarak hareket eder. Şimdi bunların yemlerine bakalım. Balık ve çeşitli kabuklular, yumuşakçalar, kafadanbacaklılar. Bunlar, genel olarak taşlık, kayalıklarda yerleşen balıklardır. Taşlık ortamda bunlara hamle yapmak zordur. Ama bunların taşlıktan çıkmalarını beklemek pek makul değildir. Bu nedenle, bu tür balıklar genel olarak, taşlıkların ortasında kalan düzlükleri, kayaların arasında kanal benzeri yerleri tercih ederler. Özellikle, resifin etrafında kalan, dağınık kayalıklar bu tür balıklar için iyi bir av sahası olur. Eğer bir resif tespit etmişseniz, mercan vs. bol olan, onun etrafında, kayalığın nispeten seyreleceği, kayalar arası küçük boşluklar olan bölge bu tür balıkları aramak için idealdir.

Bir diğer yöntem ise, bunları aramak yerine çağırmaktır. Ben cep numaralarını bilmiyorum, SMS yollayamayız.. Peki nasıl çağıracağız? Elbette yemleyerek..

Ama bu gibi yalnız gezen trofeleri yemle çağırmak pek güçtür. Zira, genellikle harekete, aksiyon saldırırlar. Bunlar için en uygun yöntem, onların yemlerini çağıracak şekilde yemleme yapmaktır. Yani, mesela, tekeleri toplarsanız oraya, onları gören levrekte gelecektir gibi söyleyebiliriz. Ama unutmayın, bunlar yem bölgesinin göbeğini pek tercih etmez. Bu bölgenin hemen dışına kalan bölgede (yatay/dikey, yani hem zeminde, hem yükseklik olarak), yem bölgesindeki balıkları çekecek şekilde yemleme yapılmalıdır. Bu, asıl yem bölgesindeki balıkları çekip, bir ilgi odağı oluşturur. Tercihan asıl yemleme bölgesinin birazcık dışında ise, iğnemiz ve yemimiz yer alır. Bu yalnız gezen avcıya şöyle bir senaryo sunar. "Bunlar buraya toplanmış, benden evvel biri mi gelmiş, birbirlerine mi girmişler nedirse, şu tek başına duran, yaralı belli, kolay av, he heee.."..

Sürü olarak gezen trofelerin ise, yem davranışı kritik önem taşır. En önemli husus, sürünün tamamını çekecek bir yem/takım/iğne kullanmaktır. Eğer, sürünün tamamını çekecek bir şey yapamıyorsanız, takımınızın sürünün ortasına dalması ancak size başarı sunabilir.

Sürü halinde gezen avcılar, genellikle hep gezen balıklardır. Özellikle avlarını takip ederek gün boyu gezer dururlar. Bazen, resifler gibi yoğun beslenme zinciri oluşan bölgelerde kümelendikleri, o bölgede uzun süre kaldıkları olur. Ama tek başına gezenlerin aksine bunlar, genellikle asıl resifin üzerinde yer alır, orada gezinirler. Sürü halinde ya resife dalar, talan eder geçerler, yada resifin üzerinde bulunan yem sürülerini toplarlar. Sürü elbette yoğun yem gerektirir. Bu da, sürünün böyle bir yerde kalsa bile, sürekli kerterizinin değişeceği, altınızda durmayacağı anlamına gelir. Bu ancak bir iki istisnai durumda bozulur. Eğer, yem sürü tarafından kovalanır ve çıkmaz bir yere girerse, örneğin kıyılar ve kaçacak yeri kalmazsa.. Bilhassa sardalyalar bu duruma çok düşerler ve yem topu olup, etrafındaki yırtıcılara günlerce besin olurlar..

Bu gezi huyları nedeniyle, sürü balıklarını bulmak daha güçtür. Onları bulmak istiyorsanız, yemlerini bulmalısınız. Dahası, yemlerini bulmuş olmanız, onları alabileceğiniz anlmına da gelmeyebilir. Bazı çok bilinen işaretler bize bu tür sürülerin yerini gösterebilir. Örneğin, suda oynak ve kızartı olması. Su kuşlarının yoğun ilgisi. Yem olacak küçük balıkların (bazen bu küçük balık torik olabilir) kıyılamış olması gibi.

Elbette bu trofeleri de çağırabiliriz. Fakat bunun en iyi yolu, doğrudan trofelerin kendisini yemlemektir. Yani, doğrudan onlara hitap eden yemler kullanmak. Mesela, orkinos için, kasalar dolusu sardalya suya bırakılır genelde. Bu yöntem etkilidir, ama etkisi geç ortaya çıkar. Akıntı ve bölgenin yem stoğuna bağlı olarak çok uzun müddet geçmesi gerekebilir.

Bunun kötü yanı, balıkçının, bilhassa amatörün sabrının yetmemesidir. Canı sıkılır ve teknede, kıyıda neyse, gezinmeye, şarkı söylemeye, sohbet etmeye başlar. Radyoyu açar vs. Bunlar ise, amaçlanan balık dışındaki daha ufak balıkları çekeceği gibi, pek çok trofeyi ürkütür. Sonuçta, bu metodu uygulayan pek çok amatör bir kaç ufak palamutla, lüferle vs. yetinir. Ama, eğer yeterince sessiz, hareketsiz olabilirse, bu metod çoğu zaman başarının anahtarıdır.

Bu gibi sürüleri aramanın teknik yolu, sudaki akınıt ve rüzgar hareketlerini iyi bilmekten geçer. Zira bunların avları, genellikle planktonları yer ve onların hareketlerin takiben gezinir. Eğer akıntının, gelgitin vs. bu planktonlar ve yem sürüsünü nereden nereye doğru çektiğini bilirseniz, bu yol üzerine mevzilenip büyük trofeleri bekleyebilirsiniz.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2008, 14:28   #4 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Büyük balığı cezbetmek..

Trofeleri bulmuş olmak, onları yakalamaya yetmez. Bulmak bir sorun olduğu kadar, elinizdeki yemi yemeye ikna etmekte başlı başına bir sorundur.

Bu sorunun bir numaralı çözümü, balığa yeminizin zahmetsiz kolay av olduğunu göstermektir.

Bunu sağlamanın en kolay yolu, gene sürü davranışında gizlidir.



Burada paraşüt/şemsiye denen bir takım türü görüyoruz. Bu büyük ihtimalle bir orkinos yemi. Bir tanesi bile çekmek için saatlerce uğraştıran orkinosu 5-6 tane birden çekmek için yapıldığını düşünmezsiniz umarım.

Peki nedir bu işin esprisi? Gerek tek gezinen türler olsun, gerekse sürü halinde gezen trofeler, böyle bir şeyi görünce ne düşünür? Balık düşünmez elbette, çoğunlukla içgüdüsel bir davranışı vardır.

Şimdi bakalım. Bunlar neye benziyor? Bir küçük balık sürüsüne. Ama ne görüyoruz? Balıklardan bir tanesi arkada kalmış. Peki neden arkada kalmış olmalı? Yaralı, hasta vs. olmalı, sürüden ayrıldığına göre..

İşte bu trofe balıkların bildiği bir şeydir ve trofeyi kolay yem sevinciyle hemencecik kendine çekiverir.

Bu uygulamanın bir diğer avantajı ise, sürü olarak gezen trofelerin topunuda cezbedip sürüyü o yöne yönlendirecek bir sunum olmasıdır. Hatta, şu şekilde yapılan benzer düzenekler, daha etkili netice verebilir..



Bu sistem farklı şekillerde kullanılabilir. En yaygın kullanım yollarından biri, tekneden bir sürü oltayı planörler, downrigger'ler vs. yoluyla suda gezdirmektir. Bunlar bir yem sürüsü gibi görünmesine yol açar ve tek yemden kat kat etkili olur. Bazı avlar için, bu elzemdir, öyleki, asıl yem azıcık büyük seçilerek biraz arkadan çekilirken, onun az önünde 5-6 küçük yem gezdirilir.

Trofeleri küçük bir tek balıkla kandırmak zordur. Bizim kendi çapında trofelerimiz olan akya, barakuda, sinarit (bunu şahsen denemedim, ama teorik olarak) vs. için bile, bu yöntemler çok iyi netice verir. Püf noktasını unutmayın. Önde sürü gibi görünen 4-5 yem. biraz arkalarında daha albenili, asıl yem..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2008, 14:53   #5 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan

Trofe avcılığında kullanılacak yemlerinde nitelikli olması elzemdir. Bu yemlerde asli unsur, aksiyonlarıdır. Zira hemen hemen tüm trofeler yemlerinin aksiyonları ile saldırma güdüsünü harekete geçirirler. Demekki, trofe yemlerinde aranacak en önemli husus aksiyonunun düzgün olmasıdır.

Bu ise, yemin dengesi vs. yanında balık gibi kıvrılıp kıvrılamadığına bağlıdır.

Bunu sağlamanın en iyi yolu, canlı yem kullanmaktır. Fakat, canlı yemi öyle takmalısınız ki, acayip hareket etmesin, biraz aksak olsada, balık gibi düzgün hareket edebilsin. Yemin kendisi kadar bir iğne kullanacağınız için, bu ciddi bir sorun olacaktır.

Bu nedenle, ölü yemlerde canlılar kadar iyi netice verebilir çoğu durumda. Şimdi tezat mı oldu? Canlı yeme kocaman iğneyi takarken çıkacak sorunlar, yemin canlı olmasının getirilerini kolayca götürebilir. Çoğu zaman, yemi çabucak öldürür hatta. İşte o nedenle, ölü yem kullanmak gene makul netice almayı sağlayabilir.

Ama ölü yem dediysek öylesine yemden bahsetmiyoruz. Örneğin, buz, tatlı su vs. değmemiş olması elzemdir çoğunlukla. Yoksa dağılır suda çabucak. Aynı şekilde ezik vs. olmamalıdır. Bütün olarak kullanmak en olmazsa olmaz husus olur. Ama bütün kullanımda, yemin aksiyonu bozuktur, kütük gibidir resmen. Bir yöntem, kıvırıp bükerek, ezmeden yemin omurgasını kırmaktır. Bir diğer yöntem kesip kılçığını çıkarmaktır. Bazen yem önce şak şak gibi kesilir, kılçığı çıkarıldıktan sonra tekrar dikilir.

Kullanılacak yem ve iğne öyle seçilir ki, balığın aksiyon yapacak olan kuyruk kısmı boşta kalmalıdır. Yani iğne, yemin içinde kalmalı, sidikliğin geçmemelidir.

İğnenin takılması da özen gerektirir. en az hırpalayarak takmak belki sorun değildir. Ama yemin dengesi iyi sağlanmalı, bilhassa düz, doğal durması sağlanmalı, pervane gibi dönmesi engellenmelidir.

Takımda düzgün olmalıdır. Gam yapmış bir misina yemi düzgün çekemez. Misinanın gamı sürekli alınmalı, uygun yerlerde iyisinden fırdöndüler kullanılarak takım burulmaya karşı korunmalıdır.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2008, 14:58   #6 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan

Özellikle bazı tek gezen veya yem bekleyen balıklar için, yemin kokusu, tadı yemin görünüşünden daha önemli olur. Mesela, pek çok köpekbalığı için yemin şekli şemali pek mühim değildir, yenecek bir şey gibi durması yeter. Bu nedenle, midelerine bakarsanız araba plakası dahil her şey çıkar. Ama bu, balıkçı için, yeterli değildir. Balıkçı, denk geleni yiyen değil, yemini yemek için çaba gösteren balık ister. Bu da, yemin kanlı, kokulu olması ile sağlanır kolayca.

Koku hususu, hemen hemen tüm balıklarda önem arzeder. Sürü olarak gezen avcılar için görüntü daha kritik olsa da, koku üzerinde durulması gerekir. En büyük sorun, yemin kokmaması değil, kötü kokmasıdır. bu da genellikle, balıkçının elinde bulunan, parfüm, sigara gibi kötü kokulardan kaynaklanır. Eğer yeminiz doğal kokmuyorsa, trofe onu yemekten imtina edecektir.

Bu husus elbette sadece trofe değil, her tür balık içinde geçerlidir.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2008, 15:53   #7 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Nasıl yakalayacağız?

Yer: Amerika.. Bu ülkede insanlar "büyük" şeylere meraklıdır. Ne olursa olsun, büyük olsun.. Diğer yandan, para harcamadıkları zaman gözlerine uyku girmez. Bu iki merak balık merakı ile birleşince, amerikalı kendini merlin, orkinos gibi dev balıkların avında bulur.

Parasını harcamadan edemez. Malzemeciye gider. En sağlam misina benim olmalı diyerek yüzlerce dolara misina alır. Onu alacak en büyük çıkrığı kapar. O misinayı taşıyacak en sağlam kamışı bulur.

İşte bu amerikalı böyle süper sağlam bir donanımla işe girişir. Parası vardır. Önce bir hava yolculuğu yapar. Sonra kısa bir kara yolculuğu ile, tur organizasyonuna ulaşır. Tur teknesi ile yapılan kısa bir denizde su üstü yolculuk, pek dehşetli bir sualtı yolculuğuyla sonlanır..

Zira, bu amerikalı büyük ihtimalle, sporla filan ilgisi olmayan, obezin biridir genelde. Atletik filan değildir. Yemiş ve parasını saymıştır ömrü boyunca. Elindeki 50kg çekerli takımla, merlini yakalar. Amma velakin, merlinin 50kg luk asılışına dayanamayacağını bilmez. Sonuçta tekneden denize uçan amerikalılar sıradan bir görüntü oluşturur o sularda. Hala kamışı bırakmayı akıl etmez, suyun altında baya bir debelenir, kamış, kemerden kurtulur vs. de, boğulmaktan son anda yırtar.

Evet, tipik amerikalıların merlin avı hikayeleri genelde böyle, sualtında nihayete erer. Çünkü, hiç bir yerde yazmayan bir kuralı bilmezler: Kendi limitini bilmiyorsan, baştan mağlup olursun..

Meşhur bir laf vardır. Der ki:

Eğer düşmanın gücünü ve kendi gücünüzü biliyorsanız, her zaman savaşı kazanırsınız.
Eğer düşmanın gücünü bilmiyor, sadece kendi gücünüzü biliyorsanız, belki savaşı kazanırsınız.
Ama eğer kendi gücünüzü bilmiyorsanız, savaşı hep kaybedersiniz.

İşte bu pek bilinmez ve hep atlanır. Trofe avcılığına bir numaralı husus, kendi gücünüzü bilmektir. Gücünüzü ve trofenin gücünü abartmamaktır. Amerikalı, güçlü misina, makine vs. sahibi olurken, kendi kas gücünü hesaba katmamaktadır. Acaba ben bu takım kadar güçlümüyüm diye sormamakta, bu nedenle kaybeden taraf olmaktadır.

Evet, kendi gücünüzü ve dayanma limitinizi bileceksiniz. Ve trofenin de gücünü, limitlerini bileceksiniz. Kendi dayanma gücünüzle, onu limitlerini aşacak şekilde zorlayacak ve yakalayacaksınız.

İşte bu anda, en önemli husus, öncelikle kendinizi tanımaktır. Ne kadar kaldırabilirsiniz? 20kg yükü, ne kadar süre sarabilirsiniz, 40kg yükü ne kadar? 10kg olursa ne kadar? Bunları bilince malzeme sorun değildir.

Ve bu gücünüze, limitinize göre malzeme seçmelisiniz. Büyük trofe işinde, en zayıf halka, balıkçının kendisidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Öncelikle sabırlı olacaksınız. Limitinizi bilecek ve asla aşmayacaksınız. Aşarsanız, kaybeden siz olursunuz. Hiç bir zaman trofenin limitini doldurmadan yakınınıza gelmesine müsaade etmeyeceksiniz. Yani, iyice yorulmadan size yaklaşmayacak. Yoksa, henüz zinde iken sizi görür görmez öyle bir fişekler ki, o adrenalinle birden çok büyük güç verip kurtulabilir, size zarar verebilir. Onu uzakta yoracak, pes ettiğinde yanınıza çekeceksiniz.

Uyguladığınız kuvvetin, kalamanın onu yorduğundan emin olmalısınız. İşin aslı şu ki, birazcık rahatsızlık verseniz bile büyük ihtimalle kazanan siz olursunuz. Biraz düşünün. Arada hani bazen olur, kan şekerim düştü filan deriz. Açlıktan kollarımız düşer.. Balıklar rahatsız iken metabolizmaları yükselir. Besinleri çabucak yetersiz hale gelir. Yeterince uzun müddet, böyle rahatsız bırakırsanız, açlıktan dermansız kalması kesindir. Zaten açtı, o yüzden sizin yeminizin ardındaydı, unutmayın.

Balığın vuruşundan, çekişinden vs. onun gücünü anlayabilmelisiniz. Gücünü tükettiğinden emin olmadan yakına, su üstüne çekerseniz, onu kaybedersiniz. Bunu anlamanın en iyi yolu, balığın kendi kendine size doğru geliyor olmasıdır.

Hiç bir zaman trofeleri küçümsemeyin. Elinizdeki malzemeye de çok fazla güvenmeyin. Unutmayın zayıf halka sizsiniz. Trofe bir anlık boş bulunmanızda sizden kurtulabilir. Dahası, karşınızdaki can derdinde iken, siz zevk peşindesiniz. Hiç umulmadık şeyler yapabilir. Tedbir ve dikkat her zaman prensibiniz olmalıdır.

Zira, trofe avında sizin için sigorta görevi yapacak bir şeyler yoktur. 10kg ve üzeri çekeri olan hemen her şey, sizin için bir tehlikedir. Evet, bu kuvvetle, misinanızı kapıp fişekleyen bir orkinos parmağınızı, kolunuzu kesip koparabilir, hatta sizi bile denize çekebilir. Bu yüzden, orkinos avında kolay ulaşılan bir bıçağın el altında olması elzemdir.

En büyük sorunlardan birisi, yeterince misina olmamasıdır. Bu "dyneema var, örgü var.." denerek önemsenmeyecek bir husus değildir. Bir büyük boy kılıç avında, takım -genellikle uçurtma ile- 1000m ötede yer alır. Kılıç takımınızı alıp 1500m daha götürebilir kolayca. 2500 - 3000m misinanın bittiği zamanlar görülmemiş şeyler değildir. Püf noktası, misina bittiği anda balığı yormaya devam edecek bir tertibattır.

Örneğin, el oltasını kasnağa değil, büyük, cidden büyük, sağlam bir mantara sarın. Misina bitti mi, atın mantarı suya, o balığı yormaya devam etsin. Torik gibi giriş seviyesi trofeler için bu son derece etkili bir yöntemdir. Orkinos için, böyle bir mantar kifayet etmez. Kocaman bir plastik bidon, 50-100 litrelik olanlardan, kullanılır.

Kamış ve makina için.. Bu son noktada, kamışa böyle bir şamandıra, büyük bidon vs. bağlayıp suya onu da atmak son çaredir. Komik olduğunu düşünmeyin, bunları düşünerek, tuzlusuya vs. dayanıklı, ona göre makine vs. edineceksiniz zaten. Böyle denize atılmış makineler, sudan çıkarılır çıkarılmaz ılık tatlı suyla yıkanıp sıcak hava ile kurutulur. Stoddard solventi ile (WD40 gibi) ile nemi alınır. Bu sovent silinerek kurutulur, ardından yeniden greslenir, yağlanır.

Ha, neyime benim trofe filan diyerek, yüklenip misinayı koparttırmak veya "bıçağım nerdeydi" diyerek bir hamle yapmakta kabildir elbet.

Misina seçimi genelde balığa göre yapılır. Ama yanlıştır. Misina seçimini, kendinize göre yapmalısınız. Misina seçimi denince, bunu sadece "misina" olarak anlamayın. Misina, makinesi ve kamışı ile birlikte düşünülür. Yani, 20 kg bir misina seçmişseniz, 20kg makina, 20kg kamışla kullanılır. Belki kamış biraz daha çekerli olabilir, ama makine mutlaka misinaya uygun olmalıdır.

Kaba bir formülle, hedeflediğiniz balığın ağırlığının onda biri iyi bir tercihtir. 300kg balık için 30kg yani. İyi, hoş ama, siz 30 kg ile baş edebilecek misiniz? Bu kadar kuvveti saatlerce uygulayabilecek misiniz? Bence siz 25kg tercih edin. Zira, bu 5 kg fark, sizin 1 saat yerine 4 saatte pes etmenize faydalı olur. Elbette siz kendinizi benden iyi tanıyorsunuz. Kaç kiloyu ne kadar taşıyacak bileğe sahip olduğunuzu en iyi siz bilirsiniz. Ben ancak şunu söyleyebilirim. 4-6 saat arası didişmeler büyük balık avında sıradan vakalardır. 6 saat didşiyor ve sonunda hala zinde, hala ayakta durabiliyor iseniz, trofe sizin olacaktır. Buna göre seçiminizi yapın..

Bu tariften şöyle bir yanlış anlama husule gelir. Aman balık büyük olsada, kuvvetli çekemez.. 300kg ise, 20kg yeter.. Bu külliyeten yanlış bir çıkarımdır. 300kg'luk balık (hadi biraz abartayım) 3 tonluk çekiş kuvveti uygulayabilir. Ama bunu sadece bir an için yapabilir. Sürekli yapamaz. Fakat sürekli olarak, 200kg çekme kuvvetini 10-15 dk. pekala verebilir. İşte bu büyük yükte, güçte, makinanın kalaması ve misinanın uzaması sizin can simidinizdir. Eğer, mesela, bir vince bağlayıp orkinosu çekecekseniz, 500kg çekebilen bir ip, halat vs. size ancak kafi gelebilir. Ama olta kullanımında püf noktası, sizin onu sürekli büyük güç harcamaya zrolayıp, yormanızdır. İşte o nedenle 300kg bir balığı, 25kg bir misina ile, biraz uzun sürede ama yakalarsınız.

Balığın ani ve çok güçlü darbeleri misina ve kamış tarafından karşılanır. Sürekli uyguladığı güç ise, kalama tarafından karşılanır. Demekki, misina için uzayabilir olmak bir avantajmış. Ama uzayan misinalar dyneema gibi sağlam olmaz. Bir çözüm, 30-50 m üzayan bir misina, arkasına da sağlam bir dyneema koymaktır. Makineye gelince.. Bazı trofeler gelir, bir vuruş, yemi alır öyle bir giderki, makinanın kalamasından bir cayırtı kopar, yarım saat kesilmez. Bu ne demektir? 20 kg kuvvet. Kalamanın çapı olsun 5cm.. Bu kalamada harcanıyor. Burası resmen sıcaktan kızarır, ateş gibi olur. İşte iyi makine, bu ısıya dayanabilen, bu yükü kaldırabilen makinedir evvela. Bazen, biraz su vs. dökerek kalamayı soğutmanız gerekebilir. Ama suyu doğrudan kalama bölgesine dökmemeye dikkat edin.

Kamış.. Genelde teknede ufak tefek ve kalın kamışlar tercih edilir. Ama trofe avında işin rengi farklıdır. Trofe avında kamış, balığı çekmenin yeğane aracıdır. Kamışı yukarı kaldırıp balığı çekersiniz. Bu aslında balığı çekmekten ziyade kamışa gücünüzü depolamaktır. Siz kamışı aşağıya indirirken kamış bu gücü balığa uygulamaya devam eder. Sizde misinayı toplarsınız, yani sararsınız. Böylece her defasında bir kamış sarımı balığı kendinize çekersiniz. Kalama son sürat misina salmaya devam etse bile bunu yapmanız gerekir. İşte, bu noktada, kamışın boyu ne kadar güç depolayabileceğinizi gösterir. Uzun bir kamışta, daha fazla güç depolayabilir, daha etkin yorabilirsiniz. Bu nedenle trofe avında 4m'lik koca koca kamışlar bile son derece sık kullanılır. Kaslarınıza bağlı olarak, 180 - 400cm arası kamışlar tercih etmelisiniz. Elbette bunlar bizim surf, spin kamışları değiller. Başta fiyatları da son derece belirleyici olacaktır.

Biraz önce, "hadi, kamış belki biraz daha güçlü olabilir" demiştik. Velakin, en iyi performans için kamışın çekerinin misina çekerine yakın olması arzu edilir. Çünkü, bu çeker, aynı zamanda kamışın depolayacağı gücü de gösterir. Eğer kamışın çekeri fazla yüksekse, kamış yeterince esnemiş olmaz ve güç depolama yerine, misina + kalamadaki yüke ilave bir "açma" yükü ekler. Yani, sizin kaslarınızdan çıkan 20kg kuvvetin, atıyorum 3kg'su kamışa harcanmış olur.. Bu nedenle, olabildiğince kamış, makine ve misina uyumuna dikkat etmek gerekir.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2008, 16:21   #8 (permalink)
bocekche
senior Member
 
bocekche kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Yaş: 23
Mesaj: 425
Varsayılan

Bi kısmını okıyabildim. Eline sağlık hocam.
__________________


ANLAMI KALMADIYSA YURTTA SULH CİHANDA BARIŞ'ın EĞER VARSA ÖDÜLÜ SİLAHLANMAYLA YARIŞIN !!
UNUTUN TÜM DEDİKLERİMİ , YIKIN DİKTİĞİNİZ HEYKELLERİMİ ! RAHAT BIRAKIN BENİ !!!!!!!!!


Tugba/1985 Avcılar
bocekche is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2008, 21:34   #9 (permalink)
Alper
senior Member
 
Alper kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 638
Varsayılan

Elinize sağlık Serdar Abi. Bir gün Tanzanya'ya marlin avına gidersem bunları mutlaka hatırlayacağım.
__________________
ALPER - 1981 - İSTANBUL - İZMİR / A rh(+)

İnsan mı hünerli?
Olta mı akıllı?
Balık mı aç?
Alper is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2008, 22:39   #10 (permalink)
gndyavuz
Junior Member
 
gndyavuz kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2008
Konum: Antalya
Yaş: 45
Mesaj: 37
Varsayılan

Teşekkürler,

güzel bir çalışma olmuş
__________________
Gndyavuz1963 - ANKARA
B rh +
gndyavuz is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 22:07.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99