|
|||||||
| Misinalar Bir ucunda balık bir ucunda biz. Hangi balığa ne tür misina kullanmak gerekir, hangi kalınlıkta kullanmak gerekir. Renk tercihi önemli mi ? Makinaya ayrı sarılır takıma ayrı bağlanır. Misina deyip geçeriz çoğu zaman ama işin aslı öyle değil. Örgü misinalar, monoflament misinalar, flouro carbonlar kısaca hepsi ile ilgili bilgiler burada. Buyrun... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#21 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,680
|
Biliyorum Hakan ,haklısın söylediklerinde.Kendimi konu dışı tuutuyorum zaten, zira kendimi "balıkçı"dan saymıyorum.3-5 çeşit balık tutmakla
balıkçı olmadım ,olamam.Hele sizlerin,Serdar Hocamızın yanında çıraklık mertebesine bile ulaşmış saymama kendimi.Ama en azından bu hobiyi bilinçli ve sürdürülebilir avcılık çerçevesinde yapmaya çalışıyorum.3 kuruşluk bildiğimizi bilmeyene aktarıyorum ve bu işi düzgün,bilinçli yapmaları için çevremdekileri yönlendiriyorum. Yoksa Trofe balıkçılık erbabına ulaşmam için tonla kamış sallamam , çok yol katetmem vs. lazım.Yeni yöntemler ,teçhizat denemeyi severim.Kendi takımımı hazırlarım,limitleri zorlamak için balığın koparacağını bildiğim takımı denerim,Nasrettin hoca misali ya tutarsa diye.3lü dip oltası hazırlamışsam 3 iğnede birbirinden farklıdır.Denerim hangisi hangi karakteri gösterecek diye.Tüm bunlar ilk adımlar tabii ki. Böyle böyle geliştiririm kendimi.Her defasında aynı yöntem/teknik ve techizat ile ancak yerinde sayar kişi,eğer daha çıraklık aşamasındaysa. Türkiyeye izne geldiğinde beraber olta sallamak beni çok mutlu eder...Bu arada lüfer için bir 4000 KM yol katetsene ,gel istanbula çıkalımlüfere ![]()
__________________
BİROL -1969 İSTANBUL 0RH- Gül Ey saf çelişki. Nice gözkapağının altında hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........ |
|
|
|
|
|
#22 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Jul 2007
Konum: Pori-Finland
Yaş: 37
Mesaj: 797
|
Alıntı:
Harbiden olay sekil bu,ben ne yarismalar gördum 7kilo balikla butun potu kaldirdi,adida usta oldu Birol ben senin yazilarini takip ediyorum,ne kadar acik göruslu oldugun belli örnek mesela dedigin gibi malzemeyi satan adam malzemeyi,neyi sattigini bilmiyor dogrumu,dogru,sonuna kadar katiliyorum.Samimi söyluyorum aleti satan adam senin,benim,onun kadar bilmez,demislerdir ona su markayi modeli itele gitsin,o ugrasir onu giydirmeye,dogrumu?Dogru.Konu nerden nereler geldi,ben senide ,serdarida cok samimi taktir ediyorum.Lufer konusu 4000 degil 7500km yapiyorum onun icin,yesilköy-kumkapi-lufer raki ertesi gun tarife ayni ayni masa ayni duzen sabahi dönus geri Birgun beraber yapariz ![]() |
|
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
|
Bir ara, Singapur'da balık tutacak yer bakarken, bir Fransız ile tanıştık.. Dedi, İngiltere'de şu şu mekanda güzel deniz alası varmış.. Öyle miymiş değil miymiş derken, uçağa atladık, 16 saat uçuş, 8 saat kara yolculuğu sonrası mevkiye ulaştık.. 8 -10 saat av yapıp, birde aynı yolu geri döndük.. Maliyetini ne siz sorun, ne biz söyleyelim.. Ama değdi, bugün olsa o imkan gene yaparım..
Bu gibi faaliyetlere dışarıda "escape" derler.. Yani sıvışmak, kaçmak.. Balığa gidilir, gidilir ama arada bir böyle kaçılır.. Kaçılan yerde cidden uzak bir mesafe olur.. Merak eden, Discovery'de pazar günleri "Lake Escapes" çıkıyor, oradan takip edebilir, nasıl bir icraatmiş.. Dünyadan, tek düzelikten, günlük hayatın stresinden kaçmak için eline çapari alıp istavrite gitmez insan.. Ama biz bunu söyleyince nedense yanlış anlaşılıyor hemen.. Balık tutan istavrit tutmaz diye bir kaide filan yok.. Ama balık tutmanın keyfi, çapariyle istavrit peşinde gezerken çıkmaz.. İşte mesele burada.. İki durumu birbirinden ayırmak lazım.. Keyfine gelince istavrit, keyfine gelince balina tutan insan.. Bir de balık tutma işini çapari ve/veya istavrit sıyırtmasına indirgemiş insan.. İşte benim karşı olduğum, "fena ilan ettiğim" değil, insanı balık tutmanın harbi zevkini yaşatmayacağı için, boşuna zaman kaybı olarak nitelediğim mesele, bu ikinci mesele.. Balık tutmayı istavrit tutmaya indirgemek olayı.. Elbette hiç bir şey öyle siyah beyaz olmaz.. Ne olur bakın anlatayım.. Güzel güzel izmarit, zargana, ne bileyim başka bir şey tutuyor oluruz.. Birden bir iki istavrit tutar birisi.. Bakarsınız herkes çaparisini açmış, sıyırtmasını çıkarmış, istavrit tutmaya girişmiş.. Kısaca, mesele, "önce istavrit, önce istavritle dolu kova.. Ondan sonra, eğer istavrit yoksa, istavrit başlayana kadar bir şeylere takılalım..." mantalitesi.. Bu mantaliteye sahip olduğu için kimseye bir şey denemez aslında.. Ama şöyle bir gerçek var.. İstavrit bölgenin yerlisi, yatak balığı.. Ne yatağı demeyin.. Şöyle, istavrit her zaman bu sularda denk gelebileceğiniz bir tür.. Ne zaman isterseniz tutarsınız.. Bugün olmazsa yarın.. Eğer siz istavrit = balık görüp, av zamanınızı istavrite endekslerseniz, av için ayırdığınız zamanın en az %80'i onunla geçecektir.. İstavrit, malum istavrit sürü balığıdır.. Avdır, avcı değil.. Bu nedenle Rusların dediği gibi, her şeyi yer.. Elinizdeki takımın istavriti cezbetmesi %1 bile olsa, sürüde yüzlercesi bir arada olacağı için mutlaka bir kaçı ona atlayacaktır.. Sonuç: takımınızın nasıl olduğu pek önemli değildir.. Bu mevzu, sizin kendinizi geliştirmenizin önüne bir set çeker.. Kısaca, eğer balık tutmayı istavrit tutmaya endeksliyorsanız, tekniğinizi, pratiğinizi vs. asla geliştiremezsiniz.. Çünkü sizi buna zorlayacak bir şey yoktur.. Dahası, bazı bir kaç tür dışında, bizim sularımız için palamut, lüfer, izmarit vs. gamefish (Oyun balığı) dediğimiz, sportif avcılığa uygun türler nadir olmakla birlikte, havaya, suya, şuna buna pek çok şeye göre çok nazlı davranırlar.. Orada olsalar bile yakalamanız kolay olmaz.. Onlara gamefish denmesinin sebebi, avcılıklarının gerçekten zevkli olmasıdır.. Hüner gerektirmesidir. Teknik gerektirmesidir.. Ama siz balığa ayırdığınız vaktin %80'ini istavrit peşinde harcıyorsanız, bu türleri yakalamanız sadece şans olacaktır.. Sonuçta, balık avından alınabilecek zevki alamaz, ziyan da olursunuz.. Bu neye benzer.. Aman karnım doysun.. Una su kat, fırına sür.. Evet karın doyuracaktır.. Ama siz buna takılır kalırsanız, ne hanımgöbeğinin, ne su böreğinin, ne de simidin tadını da, tarifini de bilemeyeceksiniz demektir.. Sonuçta, balık tutmayı istavrite eşleyen gerçekten ziyanda olacaktır.. Bizim "Ağam, hanımgöbeği şöyle güzeldir.. Su böreği bak, şöyle sıcak sıcak, tel tel..." vs. demelerimiz size hava civa gelecektir.. Ve bunu böyle düşünenler ağırlıkta olduğu sürece de, bu ülkede balıkçılık bir adım öteye gidemeyecektir..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 Bu mesaj en son " 15-11-2007 " tarihinde saat 14:54 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Jul 2007
Konum: Pori-Finland
Yaş: 37
Mesaj: 797
|
Serdar sana tamamen katiliyorum.Ben ne dedim madem orda balik yok o zaman sen baliga gideceksin.Hadi onuda birakalim,imkansizliklar icinde(yani artik bogazda orkinos,kilic yok)olmasa bile ya olursa hesabiinsanin hayali buyuk olursa hasilatida buyuk olur,bir gun olmaz 20 gun olmaz 3 yil olmaz bir gun olurki o baba balik oltanin ucunda olur,tabii sen onun pesindeysen,dedigin gibi capariyle orkinos tutulmaz,hepimizin aklinda kalmis mazide birkac tatli supriz vardir hepimiz hesapta olmayan guzel seyleri artik kazayla,artik sansla yakalamisizdir,adi ustunde adi sansdir onun.Ben Serdarla devamli ayni hattayim bu konuda herzaman buyuk dusuneceksin,imkan,sartlar ne olursa olsun.Neyse gelelim konuya konu misina filandi nerelere geldi,geldigide iyi oldu
Siz bu isi orda daha iyi biliyorsununz nasil olunur federasyon?Ne lazimdir,ne yapmak lazim,yada bizim yapacak bir seyimiz varmi?Eger biz bunu devletten filan beklersek,o dingiler ustundeki cubbeyi,ayagindaki takunyayi cikarip bu islere el atmaz,madaembirsey yapilcak,yapabilirsek bunu yapalim |
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
|
Bildiğim kadarıyla -külliyeten yanlış biliyor olabilirim- federasyon olması için, öncelikle klüpler olması gerekiyor.. Aslen derneklerde federasyon kurabiliyor ama, bu federasyon pek bir anlam ifade edemiyor.. Kulüp olmak içinde bir federasyon kurulması gerekiyor... Bu da kanunla kuruluyor..
Sıkıntı buradan başlıyor.. Hukuki olarak kulüp diye bir şey yok.. Ancak dernek olabilirsiniz.. Bir sürü dernek var zaten.. Kanun diyor ki, spor ve gençlik amaçlı dernekler başvurup, spor ve/veya gençlik kulübü adını alabilirler.. Şimdi işin oldu bittisine gelmek lazım.. Böyle kulüp olursanız, amatör lisans vs. gibi daha çok kanuna tabi oluyorsunuz, gençlik ve spor il müdürlüğü sizi denetliyor vs. vs. Sonuçta forsunuz daha çok oluyor.. Eğer bizim derneklerden bir kaçı birleşir, bir federasyon olursa.. Şu içi boş federasyonlardan.. Bu dernekler adlarını spor kulübü olarak tescil ettirirlerse.. Yaz gelir de bu yoncalar biterse, biraz vaveyla edip Türkiye Balıkçılık Federasyonu gibi bir şeyin kurulması için ön ayak olunabilir.. Sanırım, yelkenciden daha çok balıkçı vardır.. Belki olur bu iş o zaman...
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,680
|
Selim abi bizi dövecek
![]() Konusunu nerden nereye getirdik Neden federasyonumuz yok... gibi bir başlık açıp, son 5-10 mesajı o konuya atsak güzel olur Serdar Hocam....
__________________
BİROL -1969 İSTANBUL 0RH- Gül Ey saf çelişki. Nice gözkapağının altında hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........ |
|
|
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
|
Aslında bu topikten 3 topik çıkacak hatta.. Ama biraz daha bekleyelim.. Bakalım, farklı bir şey çıkmazsa, bunu 3'e bölelim.. Bir asıl konu.. Bir dyneema ile ava gitmenin başa getirdikleri, bir de federasyon, daha doğrusu ne olacak bu balıkçılığın hali...
Diğer yandan, kendini acemi, çırak filan olarak görme, kendine haksızlık olur.. Bu işte, usta, çırak filan olmaz.. Benim meselem, olaya tamamen maceraperest yaklaşmam, hepsi o kadar.. Düşün, 4 haftadır zarganaya gidiyorum, 12 farklı takım denedim.. Bu hafta 2-3 farklı takım daha deneyeceğim.. Sanki denediklerim tutmuyor mu? Canavar gibi tutuyor.. Ama benim derdim zargana ile kova doldurmak değil, takım yapmak, denemek, kullanmak, zarganayı tutmak... Yani olayın atraksiyonu benim derdim.. Ve inan, ben kendimi usta değil, şaşkın ve avare balıkçı olarak görürüm hep.. Sen X kilometre yol gidipi kalkan mevkiine ulaşınca, daha önce hiç kimse tarafından denenmemiş bir takımı sudaki tek takımın olarak atıp saatlerce bekletir misin? Ben yaparım.. Pazar günü yaptım da aslında aynen.. İşte bu, işin "balıkçı adam" boyutunda şaşkınlıktan ibarettir.. Balıkçı adam bilinen şeyle önce bir dener.. Balık varsa, varlığı malumsa, takımın tutup tutmadığını denemek üzere yeni takımı atar.. İşte ben böyleyim.. Ve biliyorum, pek çoğunuz benden daha ustasınız.. Ama şundan eminim, bildiğini en inatla savunan ve en geveze balıkçı benimdir herhalde, bu meydanda..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 Bu mesaj en son " 15-11-2007 " tarihinde saat 14:58 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,680
|
Selim başkan bizi balığa götür
![]() Hatta Yarışmaya Almanyaya götür ![]()
__________________
BİROL -1969 İSTANBUL 0RH- Gül Ey saf çelişki. Nice gözkapağının altında hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........ Bu mesaj en son " 15-11-2007 " tarihinde saat 14:59 itibariyle Halisabi tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|