|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 674
|
"Balık sevdası" Seminerinden inciler;
9 ağustos 2008 Pazar Balık sevdası olarak CNR de üçüncü günümüz. Sitemizin duayenleri Orhan Küçükbiçmen, Tahir Gürhan, Şener Albay, Vedat Abayoğlu, Serdar köylü ve editörümüz Hamdi Tekbıyık “Balık sevdasının” düzenlediği "Duyarlı Balıkçılık İçin El Ele !" seminerde birçok balık sevdası üyemize konuyla ilgili bilgilerini aktardılar. Seminere yetişebildiğimde "Levrek terbiyecisi" lakaplı büyük usta Vedat Abayoğlu; (Aynı zamanda benim partnerim!) Seminer konuşmasını yapıyordu. İnsanların, kendisinin yazdıklarına ilgisiz kaldıklarını düşünerek yeterince soru sormamalarından şikâyetçi! Vedat Abayoğlu elinde olsa veya mümkün olsa tüm bildiklerini "amatör balık sevdalısıyım ve daha fazlasını öğrenmek istiyorum" diyen, tüm insanlara öğretme babında, (cuma pazarındaki ihtiyar Şam tatlıcısının tam tersine!) kendi bilgilerini ve tecrübelerini insanların beyinlerine nakış işler gibi işlemek istiyordu! Birçok sitede olduğu gibi bizim sitemizde de aynı şevk ile gönüllü olarak bu misyonluğunu yapmaya devam ediyor. Kendisini seven hayranlık duyan binlerce insanın içinden naçizane bir kardeşi olarak, Vedat Abayoğlunu tanımaktan mutluluk duyuyor ve tüm yazdığı balık maceralarını zevkle okuyup bilgi ediniyorum. Dinleyiciler arasından sorulan ilginç bir soru vardı; —Soru: “Pek vakti olmayan birisi nasıl yarım saat içinde "trafo" levrek yakalayabilir?” idi. Tahir Gürhan bu soru karşısında oldukça şaşırdı ve cevabı; "Vallahi bunu becerebilen biri varsa, bize de öğretsin" oldu. Hep birlikte gülüştük. Daha sonra güzel örneklerle bu konuya bir açıklama getirdi. Evvela karada veya denizde avlanılacak avlar konusunda biraz bilgi verdi. Domuzun azı dişlerinden veya bir geyiğin boynuzlarından bu hayvanların yaşlarının ilerlediklerini; bunların dünya hayatında verimliliklerini yetirdiklerini; doğal yollardan ölümlerinin zaten yaklaşmış olduklarını ve artık av olabileceklerini söyledi. Bunun denizlerde de aynı olduğunu söyleyerek konuyu büyük (trofe) levreğe getirdi. Levreklerin küçük sürüler halinde dolaştığının altını çizerek; —Sizin bir trofe balık yakalamak için her şeyiniz; yani, sırtı takımınız, yeminiz, tekneniz ve hatta bunların yanı sıra hava şartları, avlandığınız meranız dört dörtlük olabilir; 40–50 cm.lik zargana yeminiz dipteki 8–10 kiloluk bir levreğin burnunu dibinden geçerken, yandan 500gr veya 800–1000 gr lık bir ispendek atlayıp sizin yeminizi yuttuğunda bu sizin en büyük şanssızlığınızdır. Bu sizin şanssızlığınız olurken, tabi ki "trofe"nin şansı oluyor! Sizin bu şartlarda bir "trofe" balık yakalamanız tamamen şanstır! Bu, yarım saatte olacak iş değil. Ben, böyle bir balığı yakalamak için 40 yılımı bu işe verdim! Diyerek tatlı bir tebessüm ile mikrofonu Serdar Köylü arkadaşımıza verdi. Serdar Köylü: “Tahir Beyin bütün söylediklerine katılıyorum. Yalnız siz bu balığı değil yarım saatte, yarım günde, yarım ayda veya yarım sene de tutacağınızı sanmıyorum! Çünkü halen 30–40 ve hatta 50 nin üzerinde 300-400gr lık ispendekleri tutarak hava atan zihniyetlerle karşı karşıyayız. Bizlerin böyle trofeleri tutabilmemiz için öncelikle kurallara uymamız gerekir. Sirküler dâhilinde balık tutmamız ve katliam yapmamalı ve yapanları uyarmalıyız” diyerek konuya son noktayı koydu. Bir başka dinleyici arkadaşımız Rapala ile avcılığın Türkiye’de yeni yeni kullanıldığı konusunda soru sorarak rapala konusunu açmış oldu. Tahir Gürhan: “Ben bu söylediğinize katılmıyorum biz rapalayı çok uzun yıllardır kullanıyoruz” diyerek asıl makbul olanın canlı yem olduğunu ve özellikle levrek avında kefal balığının daha verimli olduğunu, canlı yemlerle yapılan avcılığın garanti olduğunu söyledi. Serdar Köylü: Hocam ultraviyole ışınlarının iki çeşit olduğunu işte bu ışınların yanlış anlamadıysam birinin su üzerine diğerinin su altına kadar indiğini söyledi. İnsanların birkaç saat güneş altında kaldıklarında güneşte yanıp yanmadıklarını sordu ve kendi cevapladı; —Yanarız değil mi? —Evet yanarız! ![]() Peki, su üstünde dolaşan zargana bu güneş ışıklarından niye yanmıyor? (Hadi bilin bakalım, on puanlık uzman sorusu. Keşke yansa; acıktığımız zaman ekmek arası yapar yeriz (şaka şaka)Çünkü onlar üzerlerine gelen bu ışıkları yansıtarak, güneşten yanmaktan korunuyorlar ve dolayısı ile diğer balıkların bu yansımanın odağına saldırdıklarını söylüyordu. Rapalaların da bu yansımayı harfiyen yaptığını filan söylüyordu. (Bana göre, balık için değişen bir şey yok ki! Balık, güneş ışınlarını başka yere yansıtıp yanmaktan kurtulduğuna sevinirken, ışığı mesaj olarak algılayan levrek veya lüfer familyasına yem olmaktan kurtulamıyor!) Serdar Köylü; bir keresinde canlı yem (kefal balığı) ile sırtıya çıktıklarını anlattı. Balık bolluğunda balıkların sırtıya saldırmamaları üzerine biz şu yemleri bir kontrol edelim dedik. Baktık ki bizim kefal olmuş mefta! Aşağıda canlı yem yok edicileri familyasından ne varsa işte levrek, lüfer, akya hepsi cenaze namazında tek safta! Kefal'in cenaze namazı bitince attık livara; ah ah, vah vah demeye kalmadı, tabi; kefal kç sağlama alınca başladı oynamaya... (ölü kefal balığı livarda birden canlanıvermiş!) Yani kefal levrek veya lüfer familyasından bir avcı balık gördüğünde ölü numarası yaparak kendini kolluyormuş oysa rapala balığının böyle numaraları falan yokmuş! Devamında Serdar Köylü; bazı ülkelerde canlı yemlerin yasaklandığından filan bahsetti. Bu arada önümdeki bir arkadaş bu hikâye karşısında, benim gibi koca göbeği ile hop hop kaynıyordu! Gerçekten Serdar hocam bu konuyu güzel anlatmış birçok dinleyicinin gülümsemesine yol açmıştı. Başka bir dinleyici arkadaşın aylara göre balıkların yem yeme alışkınlıklarından söz etti... Tahir Gürhan, bu konu üzerine Dinleyici arkadaşımıza; “evet haklısın Saroz da levreğin değişik aylarda denizde o an için bulunan uskumru, iskorpit, izmarit vs balıklarla beslendiğini söyledi. Bir keresinde bir levreğin ağzından 500gr lık bir ahtapot çıkardığını ve hatta balığın ağzından çıkarılan ahtapotu tekrar balığın içine koydurtarak tarttırdığını söyledi. Arkadaşlarına “bana ne kardeşim ben balığı tuttuğumda ahtapot balığın içindeydi” dediğini söylediğinde hepimizi güldürdü. Kısacası levrekte aç kaldığı zaman ne bulursa saldırıyor arkadaş! Serdar Köylü: Yanılmıyorsam Sinarit balığı için. Sinarit balığının özellikle iskorpit balığını ağzına alarak dudaklarından kendini onun zehirli iğnelerine sokturduğunu söyledi. Balığın amacı dudaklarının arasına yapışmış ve balığın yiyecekleri ile beslenen bir paraziti bu yolla, sinarit balığının düşürdüğünü söyledi! Bu ilginç bir durumdu ve bu vesile ile bunu öğrenmiş olduk. Oruç reis: insanlarımızın çevreye verdiği zararlardan çöp atıklarından bahsetti. ![]() "İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozgun çıktı. Yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır ki vazgeçsinler." Kuran'da "30 Rum Suresi 41" ayet. Çevre kirliliği konusunda insanlarımız etraflarına baksalar bu eylem için kullanılan materyalleri bulmakta hiç zorlanmayacaklardır. Önümüzdeki nesil'in de, hayatlarını en az bizim ve bizden öncekiler kadar yaşamaya hakları vardır. Yüzyıllardır Dünyamız insanlar tarafından bilinçli veya bilinçsiz yok edilmektedir. Oysa doğaya verdiğimiz zararın bedelini, yine bizler ve gözümüzden dahi sakındığımız çocuklarımız ödeyeceklerdir. Her gelen nesil bayrağı hep aynı güzergâhtan taşımaya devam ediyor! Eskiden belki bu kadar sırıtmıyordu ama şimdi zaman değişti. Dünyamızın gittikçe kirlendiğini gerek görsel, gerek çevresel faktörlerden rahatlıkla görebiliyor ve fark edebiliyoruz. Bizler, yani bu konuya duyarlı insanlar sesini çıkarmadığı sürece, yapılan bu suçlara ortak oluyor ve çocuklarımızın geleceğini çalan uğrulardan oluyoruz. Küresellik her alanda olduğu gibi beyinlerimizi ele geçirmeden sesimizi duyuracak eylemlerde bulunmalıyız şayet denizden konserve kutusu veya asker potini yakalamak istemiyorsak. Madem çevreciyiz, bunu göz ardı edemeyiz. "Doğa hepimize Allah'ın bir armağanı olduğuna göre, ona zarar verenleri durdurmak hepimizin, tüm insanlığın ortak görevidir." —Teşekkür ederim Şener albayım; ton ton ağabeyim sen ne güzel insansın şirin ve güler yüzlü; seni tanıdığıma çok sevindim sahi biz akraba olabilir miyiz Makedonya’dan filan ) Bu konuyu zaman zaman işleyelim ve hatta eylemler yapalım! Orhan Küçükbiçmen: Bizim kadife sesli ağabeyimiz; balık tutmanın güzelliğinden ve hangi sularda nasıl sırtı çektiğinden, balığın oltaya atladıktan sonraki olayından bahsetti. Balık ile saatlerce konuştuğunu boğuştuğunu anlattı. Birde buna Kılıç balığı hikâyesini ekledi.Kendisini tanıdığım için çok şanslıyım. Kendisini izlemeye devam ediyorum ve edeceğim. Deniz acil yardım- destek kurtarma DDD-DAK/SAR’ın yöneticilerinden bir arkadaş misafir katılımcı olarak kendi derneklerinin önemini anlattı. www.ddd.org.tr onlara da çalışmalarında başarılar diliyoruz. Anladık ki, Tahir Gürhan Ağabeyimiz bu tür etkinliklerin en renkli simasıdır. Kendisini bu renkli kişiliği ve Sarısabır( LR Aloe Vera ) çiçeği kadar çok yönlü meziyetlere sahip değerli bir üyemiz ve ağabeyimizdir. Kendisini dinlemek sinir yatıştırıcısı, stres giderici, iyileştirici antibiyotik bir ilaç gibi geliyor! Kaldı ki sabırlı ve güler yüzlü olması insana güven veriyor iyi ki kendisini tanıdık hürmetlerimi sunarım. Serdar Köylü: Serdar hocam da benim gibi devrik cümle düşünüyor! En önce söyleyeceğini en sona saklayınca ana muhalefet partisi gibi, sırf muhalefet görüntüsü veriyor. Kendisini tanıyanlar cümlesinin sonunda farklı bir noktaya değineceğini bildikleri için benim gibi rahatlar. Fakat kendisini tanımayanlar, Serdar Köylü'nün yanındaki arkadaşınla aynı tez üzerinde birbirine zıt köşelerde olduğunu düşünebilir. O zaman bunun bir tartışma platformu olduğunu ve kişilerin yan yana değil de karşılıklı oturmaları gerektiğini düşünebilir. Kimseye bunun böyle olmadığını tekrar izah edecek kadar vaktimiz olmayabilir. Bu yüzden lafı dolaştırmadan herkesin anlayacağı gibi anlatmakta fayda var. Zira, sanki ekip içinde çelişenler varmış gibi görünüyor. Oysa hepimiz her konuda ortak bir nokta üzerinde anlaşmış olmalıyız.Tıpkı balık sevdasın da buluştuğumuz gibi! Olmalıyız ki bizi dinleyenlerden, bize kulak asanlardan mesajımıza olumlu yanıt gelsin. Serdar Köylü hocamızın olta balıkçılığı üzerine çalışmalarını ve teorilerini, pratikte denemeyi çok isterim. Tabi ki bunun ihtiyaç halinde elimizde bir cetveli olmalı. Zira satır aralarında yorumlar ile yazılıp çizilenler unutuluyor. Çalışmalarının devamını diliyor ve kendisinin bu konuda ki hırsını ve mücadelesini taktir ediyorum. Kolay gelsin Serdar Hocam Seni seviyoruz )Bu seminerde elde ettiklerimiz, kazançlarımız öyle çok ki ama en önemlisi yeni görüştüğümüz kişiler ve kişilikler! Ağabeylerimiz, kardeşlerimiz; insan birkaç toplantı sonra gerçekten özlediği simaları görmekten mutluluk duyuyor. Yeni tanıştıklarım ve önceden tanıdığım dostlarım bu vesile ile sizleri bir kez daha görmekten onurluyum, gururluyum hepinize selam olsun… Not: Bu organizasyonda emeği geçen katılan katılmayan tüm arkadaşlarımızı yürekten kutluyorum iyi ki varsınız... Keşke diğer arkadaşlar ve Halis baba'da aramızda olsaydı! Kendisine buradan selamlar... M.Talip GİRGİN...
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul
Yaş: 49
Mesaj: 1,242
|
Sevgili yazarımız ,klavyesi kadar kendide dost kardeşimiz,
ne mutluki bizimlesin ve herzaman güzel yazılarınla bizleri mutlu ediyorsun.Güzel düşüncelerin ve mütevazi duruşunla gönlümüzde yer ettin.Çok çok teşekkürler.Dostça kal. |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Dec 2007
Konum: Eskişehir
Yaş: 63
Mesaj: 573
|
Başka bir konuya yazmıştım video yokmu diye..bilgisayar teknolojisi bana biraz uzak..yazılanları okuyup-yazmayı anca becerdim...bana da yetiyor..yani elektronikle aram pek iyi değil..onun için cahillik yaparsam kusura bakmayın..Acaba videonun belirli bölümleri yüklenemez mi.?. ( açılış,muhabbet, kürsü konuşmaları vs..) gibi...olduğu kadar...hiç olmazsa,benim gibi katılamayanlar da bir nebze olsun o ortamı yaşamış gibi olur, üstatları canlı görür,seslerini duyarız.. Sevgi ve saygılarımla...
__________________
Orhan - Eskişehir - 1945.. . Ben yağmurda, ayakkabım yok diye sızlanırken : ; ayakları olmayan bir adam gördüm....GÜLÜYORDU..!!!!!!!... :...
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Mar 2008
Konum: ist.
Yaş: 41
Mesaj: 2,203
|
Talip abi
Anlatım olmuşun birebir yansıması olmuş, Klavyene sağlık, Bu seminer bizlere bilgi ile donanmış kişilerin anlatımlarındaki doyumsuz lezzeti tadtırdı, Bizlerde istifade etmiş olduk. Heleki,,, Konunun özü olan soru varya,,, Durağanlığı bir nebze dağıtmış oldu, İzleyiciler konuklara daha fazla odaklandı. şişşt uyumayalım ![]() Ne zekice soruydu öyle kim sordu? acep Tekrar çok teşekkürler Talip abi.........
__________________
hamit/istanbul/z.burnu/1967 |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,685
|
Hayatımda yurtiçi ve yurtdışında birçok fuara katıldım.en mükemmel arabaları,malzemeleri, yani sunulan ürünü gördüm.Sunan mankenleri de unutmamak lazım tabiii
![]() Ama ben bu fuarın ne kadar zayıf,ne kadar boş olsada doyamadım fuara be arkadaşlar. 3 gün geldim fuara (son gün pazar hariç) ama ne katılan arkadaşlara ve misafirlerimize doydum,ne de standda oturup muhabbete.Resimlerde görmüşsünüzdür Vedat abi ,Umur abi ile derin sohbetler ve malzemeler hakkında muhabbetler yaptık.HAtta bir fotoda ağzımda takım sarmaya kullanılan strafor ile lüferin yemi ağızlama hareketini sembolize edip,takım hakkında Vedat abiyle bilgi alışverişi yapıyorduk.O ustaların biz çömezlerin anlattıklarını canı gönülden dinleyip,aferinlerini almak ayrı bir keyifti.....Doyamadım ben bu fuara .....
__________________
BİROL -1969 İSTANBUL 0RH- Gül Ey saf çelişki. Nice gözkapağının altında hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........ |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Feb 2008
Konum: İstanbul
Yaş: 36
Mesaj: 531
|
Talip abi ellerine sağlık konuyu başından beri takip ediyorum ben de ordaydım yazmayayım dedim ama yapamadım...
__________________
Tanbay S.- 0 Rh (+) - Üsküdar/İstanbul 1972-Ankara Av maceraları -Levrek Tutkusu 1 |
|
|
|