|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Mar 2008
Konum: ist.
Yaş: 41
Mesaj: 2,203
|
Oltanın kısmeti... O sıcak yaz günü Kandilli kıyısında boğaza olta savuranların arasındaydım. Hava çok güzeldi. Martılar da en az kıyıdaki balıkçılar denli hevesli görünüyordu. Hemen önümde denize dalan ve gagasında tutmayı başaramayıp suya düşürdü. Ötekiler düşen balığın peşine hücum ettiler; ama balık kaçmayı başardı. Çevremdeki balıkçılara göre, az önceki martı gibi pek kısmetli olduğum söylenemezdi. Bir iki istavrit ve kraça dışında kovam boş kalmıştı. Hemen yanı başımda uzun boylu, saçı sakalı ağarmış görünümünden boğazın deneyimli balıkçılarından olduğu anlaşılan yaşlı adam ise her seferinde üçer, beşer istavrit çekiyordu. Ona yardım eden ve balıkçının liseye giden kızı olduğunu öğrendiğim genç kızsa tutulan balıkları oltadan çıkarmaya yetişemiyordu, sanki. Kıskanmamak olanaksızdı. Dahası, oltamı kıyının kayalıklarına taktırınca balık tutma hevesimde kaçmaya başlamıştı. Sıkıldığımı görünce yaşlı adam bana bana “Sıkma canını, oltanın kısmetidir bu. Her zaman sen tutacak değilsin, kimi zaman da deniz seni tutar” diyerek oltasını kızına bırakarak yardıma geldi. Misinayı gevşetip bir süre kendi ağırlığınca bıraktı. Sonra sarıp misinayı gerdi ve hızla asıldı. Bir iki denemeden sonra oltam kurtulmuştu. Teşekkür ettim. Ayaküstü başlayan sohbetimizde Haliç Tersanesi'nden emekli olduğunu, tersanenin kapatılmasıyla arkadaşlarının dağıldığını, yıllarını gemilere ve denizciliğe verdiğini, emeklilikten sonra çok aramasına karşın iş bulamadığını boş oturmaktansa boğazda balık tuttuğunu anlattı. Son zamanlarda ciddi sağlık sorunları olduğu içinde çocukların onu yalnız sokağa bırakmadıklarından yakındı. Balık tutmayla ilgili bu kez de kıyıda toplanan misinamı karıştırmıştım. Sıkıntı içinde dolaşan misinamı açmaya uğraşıyordum. Yaşlı balıkçı, gülümseyerek tekrar yanıma geldi ve “ misinayı ıslatmadan düğümünü çözemezsin” diyerek dolaşan misinanın üzerine biraz su döktü. Bu sırada çırpınan iki balık kovadan yere düştü. Balıkları eline alıp okşayıp boğazın sularına geri bıraktı. Balıklar biraz duraladıktan sonra hızla derine dalıp gözden kayboldular. Şaşırarak, “ Madem bırakacaktınız niye balık tutuyorsunuz? “ diye sordum. Kaç saattir balık tutmak için cebelleşiyorum. Görüyorsunuz. çektiğim sıkıntıyı....” “ Haklısın “ dedi . “Eskiden bende senin gibi düşünürdüm. Yaşlanıp yolun sonu yaklaştığında bir de ölüm korkusu yaşayınca insan düşüncesini değiştiriyor.” “Nasıl oldu bu? ” “ Bir gün marketten elim kolum dolu eve dönüyordum. Sokakta kalbim tekledi. Olduğum yere yığılmışım. Hastaneye kaldırmışlar. Dediklerine göre kalbim iki kez durmuş. Şok vererek çalıştırmışlar. Ben bir şey anımsamıyorum. Uyanıp kendime geldiğimde hasta bakıcılar “ Geçmiş olsun, öteki dünyaya gidip geldin. Ne gördün oralarda?” diye soruyorlardı. Doğrusu bu soruya verilecek yanıtım yoktu. Hayli aydınlık, ışıktan hiçbir şeyin seçilemediği düş görmüş gibiydim. Öteki düşlerden pek farklıda değildi, doğrusu...” “Geçmiş olsun, büyük bir olay atlatmışsınız . İyi ama bunların balıkla ne ilgisi var? “ Dolaşan oltamı sakin sakin açma ya uğraşıyordu. Dönüp yüzüme baktı. Gözlerinde biraz umutsuzluk biraz keder vardı,sanki. “ Ölüm korkusu bir kez aklına girmişse, dahası ölümü görüp geri gelmişsen öteki dünyanın var olduğuna inanmak istiyor, insan. O hasta yatağımda kurban gibi beklerken bunları düşündüm ve tuttuğum balıklar geldi gözümün önüne.....” “ Yani? “ “ Belki de onlar için suyun ötesi öteki dünyaydı. Oltaya yakalandıklarında öteki dünyayı görüp geri dönebilsinler,arkadaşlarına öteki dünyayı anlatsınlar diye o günden buyana tuttuğum balıkların kimilerini geri bırakıyorum. Ne görürler,ne anlatırlar bilemem; ama farklı bir dünya olduğundan söz etsinler yeter.” Misinanın düğümü çözülmüştü. Yardım için tekrar teşekkür ettim. “ Önemli değil” der gibi bir el işareti yaptıktan sonra oltasını boğaza savurdu. Kısa süre sonra neredeyse tüm iğneleri istavrit dolu oltasını kıyıya çıkardı. Kızı neşeyle balıkları iğnelerinden ustalıkla çıkarıp kovaya atıyordu. Oltamın kısmetineyse yalnızca iri bir istavrit düşmüştü. Usulca iğneden çıkarıp ışığa tuttum,okşadık ve “ Arkadaşların seni bekliyor,anlatacakların olmalı” diyerek boğazın serin sularına bıraktım. Bu arada yaşlı balıkçıyla göz göze geldim. Oltasını sarıyordu. Gülümsedi, göz kırptı. “ Şimdi senin de torunlarına anlatacağın bir şeyler oldu. “Haydi rastgele “ diyerek tekrar oltasını boğaza savurdu. Dr. Mehmet UHRİ........ Başkent Üniversitesi Kültür Yayınları....
__________________
hamit/istanbul/z.burnu/1967 |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: Mar 2008
Konum: Istanbul
Yaş: 42
Mesaj: 3,076
|
Ben hep atarım balıkları geri.
Tabii ki hepsini değil. Ya küçük diye hemen, ya yeteri kadar yakalayamadım diye avı sonlandırırken. Ama hiç böyle bakmadım olaya. Daha dailginç olanı ise sen git abilerine haber ver onlar gelsinler diye haber göndermek üzere atardım |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Mar 2008
Konum: ist.
Yaş: 41
Mesaj: 2,203
|
Bakış açıları sonsuz sadece etrafımız 360 derece 360 bakış açısı bir de diklemesine desek bir de bunların çarpanları milyonlarca bakış açısı DNA gibi oldu
![]() Bende önceden farklı bakardım olaya ama şimdi bir elde kamış bir elde terazi ye,ye nereye kadar.
__________________
hamit/istanbul/z.burnu/1967 |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
Expert Member
Giriş: Oct 2007
Konum: sivrice Cankkale
Yaş: 58
Mesaj: 3,828
|
Alıntı:
Bakış açısı, herkesin farklı düşünme hürriyeti var, bazıları hiç balık yakalamaz, kıyamaz balıklara, bende hayatımda tüfekle hiç avlanmadım, av etide yemek nasip olmadı.Böyle konuları tenkid etmem, edenede bir şey söylemem, sadece dinlerim, oda haklı. ![]() ![]() ![]() güzel bir yaşanmış olay,ellerine sağlık, hoşçakal. ![]() ![]() ![]()
__________________
Sivrice'den selamlar, sevgiler,hoşça kalın. ![]() ![]() ![]() http://www.dailymotion.com/related/x...ice-anak_sport Tıklayın, http://www.dailymotion.com/foranimation/video/12698899 Kişisel web sitem için tıklayınız Orhan Küçükbiçmen 1950 / İstanbul / Karagümrük / 0 rh + sivrice / çanakkale |
|
|
|
|