![]() |
|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
![]() Televizyon ekranlarında cazır cazır, pişen sucuğun kokusu, sanki evin içine kadar gelmişti. Hanım ve çocuklar göz göze geldiğimizde, hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk ki ben, “Tamam, bir hafta sonu biz de, mangalda sucuk yaparız “ dedimdi! (13) Nisan 2008! Pazar günü; aile meclisi, benim bu sözümü tutmamı istediler. Eee söz ağızdan bir kere çıkar! Öğleden sonra saat 15.00 suları alelacele bakkaldan, iki kangal sucuk içecek ekmek vs alıp çoluk çocuk arabaya doluştuk. Bu arada her ihtimale karşı, olta takımlarını yine bagaja koymuştum. Daha önceden yer tespiti yapmadığımız için orası, burası olsun muhabbetine hiç girmeden, doğaçlama olarak ilk aklıma gelen yer “Sazlıbosna” barajı olmuştu. Gideceğimiz yer; insanlarımızın reklamlarda olduğu gibi, burunlarını havaya dikip havayı kokladıktan sonra, hep birlikte bize doğru koşacaklarının da hesabını yaparak, tenha bir yer olmalıydı! Ayrıca oğlum Gökmene, olta sallama dersi vereceğim bir yer olarak ta “Sazlıbosna”yı düşünmüştüm. Kazara balık gelse bile geri salacaktık! Bunun için yer tespitim mükemmeldi. Sefaköy’den, çehresi her gün değişen, Halkalıya… Oradan, Altınşehir’e geldik. Kayabaşı istikametine yöneldiğimizde insanlar, keçiler, koyunlar, atlar ve bilumum mahlukat ilkbaharda, hafta sonu tatilinin tadını papatyalar arasında çeşitli etkinlikler ile çıkarmaya çalışıyorlardı. Bizde bunun için yollara dökülmemiş miydik? Gideceğimiz yer tepeden görünüyordu ama yol olarak farklı istikametten giderek oraya dönüş yapacaktık. Kayabaşının içinden geçerken, fındık fıstık, et, tavuk sucuk yanı sıra balıkçı tezgahlarında gördüğüm kol gibi sazanlardan “hanım, bir iki tane resim için alsak mı?” dediğimde. Gülüştük renk vermesem olur da, çok renk veriyorum yahu! Ortalık yangın yerine dönmüş, kim bu toplum ” çok fakir” diyorsa alt etmiş! Pencerelerden aracımızın içine, tavuk kanat, pirzola, balık, sucuk, köfte kokuları girmekte ve bu dayanılmaz kokuları reklamlardaki adamlar gibi kokladıkça mangallara saldırmamak için kendimi zor tutuyordum! Kayabaşından Istıranca yoluna çıktık, oradan sola dönerek sanki başka bir ilin topraklarına girmiş gibi oldum. Burası bu kadar çabuk, nasıl böyle değişime uğramış akıl sır erdiremedim. Arnavut köye geldiğimizde caddeden aşağı süzüldük ilk yol ayrımına geldiğimizde sağdan mı? Soldan mı? Derken tabelada Bolluca – İhsaniye yazısını gördüm “aaa bu İhsaniye” Çatalca’da ki İhsaniye olmalı diye düşünüp o istikamete döndüm. Az gittik uz gittik, daha önce hiç gitmediğim bu güzergah üzerinde seyrederken beynimde soru işaretleri ile birlikte bir panik başladı! Gittikçe hedeften uzaklaştığımız düşüncesine kapılıyordum. İlk defa geldiğim “Bolluca”ya vardığımızda İhsaniye tabelasını takip ettim. Bu arada hafriyat kamyonları sıklaşmaya başladı. İhsaniye tabelasını gördüğümde şok oldum. Bu bizim İhsaniye değil! -“Çocuklar kaybolduk” (!) Üç yol ağzının tam ortasındayım ve bütün yollardan devasa hafriyat kamyonları üzerimize üzerimize doğru geliyor. ![]() ![]() ![]() Karşı yola giremezdik ful kamyon dolu, arkamızda öyle, sol taraftaki yolda ara ara boşluk oluyordu. İstikamet o taraf ama ezilmeden birine adres sormalıydım! Karşıdan, kamyonların arasından çıkan bir taksiye bana göre sol ona göre sağ olan yolun Hadımköy’e gidip gitmediğini sorduğumda adam bana boş gözlerle bakıp “orası sahile gider” demez mi? Hayda ne sahili amca? “Çocuklar biz sınır kapısı falan geçmedik değil mi? Gelen şaşkın giden şaşkın” Sahil olsa olsa bana göre sağ ona göre sol tarafta olmalıydı! Anlaşılan bizim ihtiyarında benim gibi ufku dönmüş. Altıncı hissi devreye sokmaktan başka çare kalmadı! Soldan devam… Baktık yolun kenarında gübrelik var. Hemen bagajdan yem çıkarma küreğini alıp horoz gibi gübreliği eşelemeye başladım. Gökmen bağırıyor “babaaaa” -Ne var oğlum; -Yılan var mıdır orada? -Yok -Arı var mıdır? -Yok -Kelebek bir şey yapar mı? - Yapmaz Solucan var mı? -Yok -Babaaaa -Yeterrrrrrr Haydi arabaya… Tekrar sıklaşan kamyonların arasında böcek gibi ezilme korkusu içinde gidiyoruz. Zaman zaman, orman içinde çok güzel barajlar ve göller görüyoruz ama neresidir bilmiyoruz. ![]() ![]() Vakit geç olduğu için korkudan bu yerlere girme teşebbüsünde dahi bulunamıyoruz. Bir an önce tanıdık bir yere gelmek istiyorum ki, (kuşbakışı) nerde olduğumuz konusunda yer tespiti yapayım! Futbol sahası gibi bir alan içinde park edip, bu güzel meraların nasıl bu kadar çok kamyon tarafından istilaya uğradığını anlamaya çalışıyordum. Bunu yaparken yine ayak altında dolaşan, ezilmekten korkan böcekler gibi korku ve endişe vardı gözlerimizde. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Arabamızın büyüklüğü kadar, hafriyat kamyonlarının asfalt yolda açtığı çukurlar vardı. Bazen kamyonlar yolun sağından, bazen solundan, konvoy halinde geliyor ve trafik kurallarını alt üst ediyorlardı. Karınca gibiler ben diyeyim bin siz deyin iki bin! Abartmıyorum gidin gözlerinizle görün aralarından çıkmam bir iki saatimi aldı. Nihayet kamyonlar biraz seyrelmiş ve onlardan uzaklaşmıştık. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Normal bir yol düzenine girdiğimizde bu günün geri kalan kısmı için doğrusu fazla bir beklentimiz kalmamıştı diyebiliriz. Halen tanıdık bir yere gelemedim. Nereye gitsem bermuda şeytan üçgeni gibi hep aynı yeri gösteren tabelalardan bir türlü kendimizi kurtaramamıştık. Mangaldan filan vazgeçmek üzereyiz. Aldığımız yiyeceklerin bir kısmını tüketmeye başladık bile. ![]() ![]() ![]() ![]() Sucuğu nasıl pişireceğiz! Sonunda “Hadımköy” ile kestanelik arasından eski tanıdık bir yola çıktım! Kuş bakışı nerede olduğumuzu tahmin edebiliyordum artık. ![]() ![]() ![]() ![]() Şimdi önümüzde geçmemiz gereken “Yassıören” askeriye ve piknik alanları var. Birde yol sapaklarında tabelaları iyi anlamak gerekiyor! ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() TOKİ’nin yaptığı bu konutları gördükten sonra hafriyat kamyonlarının sırrı çözülmüş oluyordu. Memleketin her tarafı sanki, görücüye çıkacak gelin gibi süsleniyor! ![]() ![]() Nihayet “Hadımköye” gelmiştik.O da ne! “Dikkat kuduz hastalığı var” - Kimse arabadan inmesin…! Hadımköy’ün de çevresi değişmiş, “Sazlıbosna” istikametini bulabilmenin, birilerine sormaktan başka yolu yok. Bir servis şoförüne adresi sordum; -“Buradan sağa sapın üç yüz metre sonra önünüze dört yol çıkacak siz tam karşı yola dimdik geçin, daha sonra önünüze eski yol çıkacak oradan sola dönün ve devam edin” Anlaşıldı kaptan; ![]() ![]() ![]() ![]() Oooh be! Sonunda sazlıbosna tabelasına rastladık çok şükür. Yarabbi bize bu günleri gösterdiğin için sana şükürler olsun. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Nihayet 30 dakikalık yolu üç saat kusur dakikada gelmiş ve akşam olmadan sıradaki yapacaklarımız için solucan toplamıştım. Hemen konaklayacak uygun bir yer bulmamız gerekiyordu. ![]() ![]() ![]() ![]() Bir yandan sucuklar için ateş yakıyor bir yandan göle atacağım oltaları hazırlıyordum. Herkes bir şeyler yapıyordu. Ben kendimi oltalara öyle kaptırmışım ki, gelen tehlikenin farkında bile değildim! ![]() ![]() ![]() ![]() -Bütün işi bana bırakıp kaçarsın haa? -Yandım ALLAH! Neyse işi tatlıya çabuk bağladık. ![]() ![]() ![]() ![]() Saat 15.00 suları evden çıktık taş patlasın 30 dakikalık yolu 3 saat 10 dakikada gelerek tarihi bir rekora imza atmış bulunurken, ilk oltamızı da suya 18.44 te atmış bulunduk! Solucanla küçük balık tutup, turnaya canlı yem atmak istiyordum. “Ortalık fazla börtü böcek olduğundan Gökmen olta sallama işini ertelemiş bulunuyor ”Oltalar kendi başına dururken biz yanan ateşte sucukları ızgaraya koyduk. Sonrası malum! Bütün hıncımızı ondan aldık. ![]() ![]() ![]() ![]() Çok şükür geçte olsa ızgara sucuk ile karnımızı doyurduk. Televizyondaki bir sucuk reklamının başıma bu işleri getireceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Siz siz olun TV ekranlarında gördüğünüz her yiyeceğe özenmeyin! Bugünün çilesi bu kadar olduğunu sanmayın sakın, oltaların daha ilk yemleri üzerindeyken hortum şeklinde döne döne, dalga dalga, üzerimize gelen göl sinekleri; Bizim üzerimize kabus gibi çöktü. Oltaları toplayıp oradan nasıl kaçtık anlatamam. Sazlıbosna göl kenarından kayabaşına çıkmak için bir süre gittim. Yolun daha başı bu kadar bozuksa gerisi kim bilir nasıl diyerek geri döndüm. Bundan sonrasının da gelişimizden tek farkı, 1 saat daha erken evimize gelmiş olmamız oldu! ![]() ![]() Bazen rabbimiz küçük hesapları öbür tarafa bırakmaz, işte böyle sıfırlar! “Söz ağızdan bir kere çıkar” çıktımı yerine getirmek gerekir. Söz verirken ayın 13 olup olmadığına dikkat edin. 13 ün ne kadar uğursuz bir rakam olduğu tarafımdan tescil edilmiştir. Bundan böyle ayın 13 ündeki hiçbir organizasyona katılmayacağım.![]() ![]() ![]() “Sevgili arkadaşlar; Şevkiniz kırılmasın. Sazlıbosna orada duruyor. Siz daha hazırlıklı giderseniz benim durumuma düşmezsiniz. Sizden ricam çekeceğiniz resimlerde sigara ve alkol ön planda olmasın. Bizim sevdamız bu küçük zararlı detaylardan çok daha anlamlıdır. Birde gölü bulmak, buluşmak anlamına gelmez. Buluşma noktanızı çok iyi tespit edin. Bence kayabaşı köyünün içinden göle inerseniz birbirinizi çabuk bulursunuz. O gün balıkçının yanında duracağım, sakın ola hazır balıklardan almaya kalkmayın Hıııı! Hepinize bol eğlenceler rast gele…” ![]() Günler ne kadar uzun altı buçuk saatte neler yaptık?
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: ortaklar,kuşadası
Mesaj: 1,418
|
bence sucuk bahane.kafaya koymuşsun balığa gideceğim diye
güzel de macera olmuş,enerjini boşaltmışsın,adrenalin de yükselmiş daha ne olsun ![]()
__________________
Mehmet 16.12.1959 A Rh+ ne karanfil ne kurbağa |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Apr 2008
Yaş: 23
Mesaj: 418
|
acıktım !!
![]()
__________________
ANLAMI KALMADIYSA YURTTA SULH CİHANDA BARIŞ'ın EĞER VARSA ÖDÜLÜ SİLAHLANMAYLA YARIŞIN !! UNUTUN TÜM DEDİKLERİMİ , YIKIN DİKTİĞİNİZ HEYKELLERİMİ ! RAHAT BIRAKIN BENİ !!!!!!!!! Tugba/1985 Avcılar |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: May 2007
Konum: ist/bahcelievler
Yaş: 25
Mesaj: 626
|
valla bende aciktim simdi ya
![]() ![]() ![]()
__________________
Emre Özmeriç 26/10/1983 istanbul B rh - madalex83@hotmail.com CARSI TIRIVIRIYA KARSI |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Arkadaşlar yorumlarınıza cevapları sonra yazacağım
Çok acil çıkmam lazım. Fakat size son hafta gittiğim yerlerden bir iki resim gönderiyorum. yazısını birkaç gün içinde yazacağım kısmet olursa. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul
Yaş: 34
Mesaj: 337
|
abicim sazlıbosnaya gitmek içinbu kadar eziyet çekmeye gerek yoktu
![]() altınşehir merkezden 15 dk lık yolun vardı ![]() neyse olan olmuş artık bizde zaten kazıklı göle gitmeyi düşünüyoruz.
__________________
yalçın şen yalcinsen@windowslive.com |
|
|
|