![]() |
|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Az gittik uz gittik dere tepe dümdüz gittik. Vallahi karanlıkta nereye gittiğimizi nerden geçtiğimizi hiç görmedim. Oysa yeni yerler göreceğim diye, çocuklar gibi sevinmiştim.
Yolda geçen bir iki münferit olay vardı; Sevgili kardeşim Alp afiften bir rahatsızlık yaşadı ve bizi çok korkuttu. Allahtan Mürsel ağabey olaya el koydu! Baştan kokoreç dokundu filan dediler ama kokoreçten olsaydı otobüsün tamamına yakını hastanelik olurdu. Oysa çok kısa bir zaman önce Alp, feribotta çok iyi görünüyordu. Yoksa arka tarafta rakip takım taraftarlarımı sıkıştırdı hıı? Şaka bir yana Allah göstermesin oldu ki hastanelik bir durum oldu. Bu hepimizin başına gelebilir. Bir memur, sıra dışı bir olay yüzünden hepimizden tek tek ifade alıyor, bu arada bir medya mensubu çekim yapıyor, hadi ayıklayın pirincin taşını! Bu olayı nasıl açıklayabiliriz? İşte bu noktada özgürlüğümüzün sınırları çizilmeli! Zira risk almamak için top'a vurmayan futbolculara benzemek bize galibiyet getirmez. Kırmızı kart yemiş futbolcudan da kimseye hayır gelmez. Saatli bir bomba gibi olmak sizce ne kadar doğru bir hareket olabilir. Daha ne diyeyim baba anlayın işte )Biz hepimiz kardeşiz, birimiz hepimizden, hepimiz birimizden sorumluyuz! Bu konuda zaman içinde alınacak kararlara hepimiz saygı göstermeliyiz. Unutulmamalı ki bizim balık sevdamızın önüne hiç bir materyal geçmemelidir. Burada oluş sebebimizin maksadı balık yakalamak olmakla birlikte www.baliksevdası.com üyeleri olarak hiç bir arkadaşımızın hiçbir şekilde zarar görmemesi için elimizden gelen bütün gayreti göstermeliyiz. —Bir dakika sessizlik lütfen! —Uzaktan gelen kavalın sesini duyuyor musunuz? Uzatın başınızı pencereden bakın kim var orada. Kavalın ucundan çıkan nağmeleri, dinleyen koyun sürüsünü görebiliyor musunuz? İda dağının tanrıları bir seferberlik içinde! Hera, Athena ve Afrodit; Paris'in huzurundalar. Zavallı Hera ve Athena gizli kapılar ardında yapılan pazarlıktan habersizler. (Baksanıza daha o zamanlarda bile şike varmış!) Paris kendisine Helena’nı aşkını vadeden Afrodit’i güzel seçmekle meşgul! —Bir dakika sessizlik lütfen!—Bakın bakın, orada tepede ağlayan sızlayan bir baba var. O’da ne bu baba beddualar ediyor! Acep derdi nicedir. Gecenin karanlığında bile olsa istersek üzerinden geçtiğimiz bu topraklarda olup biteni görebilmemiz mümkün! Sadece biraz sessizlik; sağımızda solumuzda çok uzak tarihlerden yakın tarihlere kadar bir amaç uğruna can vermiş, yüz binlerce insanın ruhunu teslim ettiği oluk oluk kanların vadilerden süzülerek derelere, akabinde denizlere aktığı bu yerlerden geçerken ben şahsen çok ama çok ince düşünürüm birader! Hazır yeri gelmişken size; buralara ayıt onlarca efsaneden birini, yani “Sarı kız” Efsanesini bir yol anlatıvereyim de dinleyin. *** “Sarıkız, Çanakkale iline bağlı Ayvacığın bir köyünde ailesi ile yaşarken, küçük yaşta annesi vefat etti. Babası sarıkıza “biliyorsun anneni çok severdim, burada çok hatırası var, anneni unutmam zor oluyor. Buradan göçelim der” ve Kazdağılarının eteğindeki Güre köyünün yakınlarındaki Kavurmacılar köyüne gelerek yerleşirler. Burada çobanlık yaparak geçimlerini temin ederler. Köyde çok sevilirler. Köyün yaşlıları, gençleri sarıkızın babasına akıl danışırlar. Köylüler onun ermiş olduğunu düşünürler. Aradan yıllar geçer Sarıkız büyür güzel bir kız olur. Babası da yaşlanır. Aklında hep hacca gitme fikri vardır. Hacca gidebilmek için namazında niyazında sürekli Allah’a yalvarır. Sarıkız babasının bu isteğini yerine getirmesi için onu teşvik eder. Babasına artık büyüdüğünü kendisine bakabileceğini, daha fazla yaşlanmadan hacca gitmesi gerektiğini söyler. Babası kızını komşusuna emanet eder, hacca gider. O zamanlar hacca gitmek şimdiki gibi değil, belki altı ay, belki de daha fazla, yaya gidiliyor. Babası hacca gittikten sonra, köyün delikanlıları, Sarıkıza talip olurlar. Sarıkız hiçbirine yüz vermez. Onlarda dedikodu yayarak Sarıkıza iftira ederler. Baba hacdan dönünce kimse yüzüne bakmaz, selamını almazlar. Sarıkızı teslim ettiği komşusuna bunun sebebini sorduğunda, Sarıkızın kötü yola düştüğünü söyler. Baba günlerce düşünür. Adet olan hac hayrını da yapamaz. Köyde yaşayabilmesi için namusunu temizlemesi gerekmektedir. Fakat çok sevdiği kızını öldürmeye kıyamaz. Yanına aldığı birkaç kazla, kızını, kazdağının zirvesine götürüp oraya bırakır. Orada yabani hayvanlara yem olacağını düşünür. Aradan yıllar geçer. Bayramiç tarafından gelen yolcuların dağda yollarını kaybettiklerinde, darda kaldıklarında kendilerine sarı bir kızın yol gösterdiğini, yardım ettiğini söylerler. Kazlarının olduğunu, hatta bunların bir gün Bayramiç ovasına inerek çiftçilerin mahsulüne zarar verdiğini, köylülerin bu durumu sarıkıza söylemeleri üzerine, Sarıkızın eteğine doldurduğu taşları saçarak, bir avlu oluşturduğunu, kazlarında artık aşağılara inmediğini söylerler. Kaz avlusu diye anılan bu alanın duvar kalıntıları günümüzde bile gözükmektedir. Bu hikâyeleri dinleyen baba, bunun Sarıkız olabileceğini düşünür. Dağın yolunu tutar, zirveye vardığında, duvarlarla çevrili kazların bulunduğu bir alanla karşılaşır. Kızını bugün sarıkız tepe diye anılan yerde bulur. Sarıkız, babasını gördüğüne sevinir. Ona saygı gösterir, hürmet eder. Babası namaz kılmak için abdest almak ister. Sarıkız, abdest alması için babasının eline su döker. Babası suyun tuzlu olduğunu söyler. Sarıkız aceleden yanlışlıkla denizden aldığını söyler ve testisini vadilere doğru uzatır. Yeni doldurduğu suyu babasının eline döker. Babası buz gibi tatlı suyu tadınca kızının erdiğini anlar. O sırada siyah kara bir bulut gökyüzünü kaplar, Sarıkız kaybolur. Babası kızının erdiğine, sırrının açığa çıkması nedeniylede kaybolduğuna kanaat getirir. Kızına iftira edildiğini anlar ve köylülere beddua eder. Bugün Kavurmacılar köyünde yaşayan kimse kalmamış, muhtar, köy mührünü, yaşayan kimse kalmadığı için Kaymakamlığa teslim etmiş ve köyün adı kütükten silinmiştir. Sarıkızın babası üzüntü ile tepelerde dolaşırken bugün Baba tepe denilen yerde ölür. Yöre halkı Sarıkıza ve babasına dağın yassı taşlarını üst üste koyarak mezar yaparlar. Sarıkızın mezarının olduğu tepeye Sarıkız tepe, Babasının bulunduğu tepeye Baba tepe derler. Yöre halkı her yıl ağustos ayında Sarıkızı ve babasını anmak için buralara çıkarlar.” İşte böyle sevdalılar yolunuz da bahtınız da açık olsun. *** Alıntıdır. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Bu hikâye ile birlikte otobüsümüz ilk pansiyonda inecekler için durdu. Hamdi kardeşim otoritesini kullanarak koridorda bilmem kaç tur atarak inecekleri tespit etti. Bir an önce kendimi pansiyona atıp yerleşmek istiyordum. Otobüsten indiğimizde bizi sevgili albayım Oruç reis ila Orhan babamız karşıladı. Sevgili albayımın ilk sözü “arkadaşlar burada inenler yaşadı” dedi. Tabi bu söz üzerine içim rahatladı koskoca komutanımın bir bildiği vardı elbette. Ayaküstü hoş beş yaptıktan sonra üç araba ila “Okan” pansiyona hareket ettik. 200–300 metre gittikten sonra pansiyona geldik. Yol bozuk olduğu için otobüs daha fazla içeri girememiş kalan bu mesafeyi küçük arabalar ila kat etmiştik. Otobüs “kabile” motele doğru yoluna devam etti. Sevgili arkadaşlar bu saatten sonra diğer arkadaşlar ila bağlantımız koptuğu için onların diğer tarafta ne yaptıkları ila ilgili fazla bir şey yazamıyorum. Bu nedenle “kabile motel” çalışanları ila oradaki kaptanlar hakkında da bir şey yazamıyorum. Sevgili dostlar bu konuda beni bağışlasın. Yolda bir ara gördüğümüz Trout baba (Vedat Abayoğlu) da pansiyona geldi ve kendisi ile tanıştık. Bu arada saat 05.00 gibi buraya gelmiştik. Bazı arkadaşlarımız gidip yattılar. Geceden gelen Melih ağabeyimiz bizim sesimize uyanıp pansiyonun mutfak kısmına gelip bizimle hoş beş yaptı. İstanbul’daki hesaba göre bizim hemen denize çıkmamız gerekiyordu ama ortalıkta kimseler yok herkes uyumaya gitmişti. Gürül gürül yanan odun sobasının etrafında biz ayakta kalan üç beş kişi sıcacık çaylarımızı yudumlarken bir yandan deklanşöre basmaya başlamıştık bile. ![]() ![]() ![]() ![]() Vedat ağabey kıpır kıpır yerinde duramıyor “çocuklar hadi uyumayacaksanız denize çıkalım” dedi. Güzel fikir zaten uyku tutmuyor hadi gidelim dedik güneş bu arada o sıcak yüzünü göstermeye başlamıştı bile sabah olmuş gün ışımıştı; Devam edecek.
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Member
Giriş: Oct 2007
Mesaj: 161
|
Canım Abim. Bak, bu sefer fırça yememek için ilk ben yorum yazıyorum
Artık saatinide öğrendim. Tam bana uygun vakit. Ellerine sağlık abicim. Maceramız bundan daha iyi nasıl anlatılabilir bilmiyorum. Devamını dört gözle bekliyorum.
__________________
Halil Murat Şahin İstanbul-Suadiye 1967 / A Rh+ http://picasaweb.google.com/HalilMuratSahin |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Jul 2007
Konum: çorum
Yaş: 30
Mesaj: 1,593
|
belgesel olacak iki gün geçirmişsiniz
yüreğine sağlık talip abicim ![]()
__________________
Ferhat KILIÇ a rh(+) Çorum http://www.samli.com.tr ![]() haksızlık karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandır. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Talip abim ne eline kalemine sağlık bir solukta okudum valla, harikasın
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
Expert Member
Giriş: Oct 2007
Konum: sivrice Cankkale
Yaş: 58
Mesaj: 3,741
|
Alıntı:
Sana katılıyorum,bu yazının bitmesini istemiyorum. ![]() ![]() ![]() devam,devam,Sevgili Talip kardeşim. ![]() ![]() ![]()
__________________
Sivrice'den selamlar, sevgiler,hoşça kalın. ![]() ![]() ![]() Orhan Küçükbiçmen 1950 / İstanbul / Karagümrük / 0 rh + sivrice / çanakkale |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Member
Giriş: Feb 2008
Yaş: 40
Mesaj: 122
|
sevgili Talip bey bız sivriceyi seviyoruz ama sizin anlatımınızla ve yorumlarınızla dahada cok sevmeye basladık sivrice balıgı ve balık tutmayı sevenler icin hatta yasamak ıcın ıdal bır yer duyduguma gore genclık iksirini bulmuslar orda yasıyanlarda bunun kanıtı siz nedersiniz
saygılarımla
__________________
Zafer SAİR İSTANBUL 1968 / B RH + |
|
|
|