![]() |
|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,483
|
Bazen, balıklar topluca ölür veya ölü gibi sersemler, suyun üzerinde naçar bir halde yan gelip löümü bekler gibi yüzerler. İşte bu olaya, toplu balık ölümlerine kırgın denir.
Peki kırgın neden olur, ne zaman gerçekleşir? Kırgın meselesini iki gruba ayırabiliriz. Birincisi sıradışı kırgınlardır. Hava, su vs. durumlarına göre, olmaması gereken bir sebepten ortaya çıkan kırgınlar. Bunlar genellikle insan kaynaklı olur, denize zehirli atık vs. bırakılması nedeniyle. Bunlara sıradışı dememdeki sebep, doğal etmenlere bağlı olmamaları, balıklaır çok ani ve gafil avlayarak telef edebilmeleridir. Elbette diğer grup ise sıradan kırgınlar oluyor haliyle. Bunlar ise, hava, su vs. ortamlarının bilinen değişimlerinde, bazı yerlerdeki balıkların kırgına uğramasıdır. Ki bizim asıl üzerinde durmamız gereken konu budur. Balıklar sıradan bir kırgına üç şekilde uğrar. Oksijensiz kalarak, soğukta kalarak, tatlı suda kalarak.. Oksijensiz kalma durumu, sıklıkla denizdeki insan kaynaklıda olabilen pislikler nedeniyle ortaya çıkar. 2002 yılında kağıthane deresinde yaşanan kırgın, bu şekilde ortaya çıkmış, bölgeye karışan insan ürünü pislik miktarı değişmemesine rağmen, bu pisliği dağıtan akıntıların vs. azalması nedeniyle, balıklar kırgına uğramıştır. Marmara'da lez denen bioyojik tabanlı kirlilikte benzer bir tehlikeye açıktır. Zira evsle, insani atık olsun, ölüp çürümeye başlayan plankton, yosun, deniz anası vs. olsun, çürüme sürecinde oksijeni hızla tüketir ve balıkların boğulmasına sebep olur. Bir diğer oksijensiz kalma durumu bazı bölgelerde, ama daha ziyade yüksek yüzey akıntısı olan geniş bölgelerde görülür. Genellikle bu akıntı, allta durağan bir su kütlesinin varlığına işaret eder. İki kütle karışmadığı için alt kütlenin oksijeni yetersizdir. Eğer bu kütleyi besleyen bölgede veya bahse konu bölgede, fırtınalar, gelgit vs. nedeniyle alttaki oksijensiz kütle yüzeye kadar yükselirse veya yüzey suyuna karışırsa, bölgedeki balıklar oksijensizlik yüzünden telef olurlar. 6 kasıma 1989'da Kartal civarında yaşanan kırgın böyle bir durumun sonucu olarak tahmin edilmektedir. Olayın meydana geldiği gün ve öncesinde Marmara’da 8-9 şiddetinde Yıldız-Poyraz fırtınası esmiştir. Söz konusu bölgede karadan denize doğru esen bu şiddetli rüzgarın etkisi ile, yüzey su kütlesi Çanakkale Boğazı yönünde sürüklenmiş ve deniz yüzeyinde bir eğim meydana gelmiştir. Bu etki nedeni ile, söz konusu bölgede düşen su seviyesini, bileşik kaplar prensibine göre dengeye getirmek üzere, derin tabakalarda yer alan su kütleleri yüzeye doğru yükselmiştir (Artuz, 1989). Bu olaya upwelling etkisi denir. Basitçe, yüzeydeki su rüzgarla bir tarafa yığılırsa, dipteki su yüzeye çıkar şeklinde özetlenebilir. Ve sıklıkla balık kırgınlarına yol açar. Bazende durum tersine işler. Nadiren ve daha dar sahalarda, bir sebepten (üstteki suyla alttaki sıcak suyun karışması gibi) suda ani oksijen artışı ortaya çıkar. Bu durum, balıklarda gaz embolisine sebep olur ve aşırı oksijen nedeniyle ölmeleri sonucu görülür. Bir diğer kırgın sebebi ise, soğuk su nedeniyle yaşanır. Balıkların 5 dereceden fazla ani sıcaklık değişimlerine, uzun süre tahammül edemediği bilinmektedir. Uzun süre derken, bu süre en fazla saatlerle ölüçülebilmektedir. Bilhassa istanbul boğazı gibi sıcak ve su tabakalarının keskin sıcaklık farkı taşıdığı, stabil olmadığı, yüksek akıntı, yüksek debiller olasılığı olan bölgelerde çokca görülür. Yüzeydeki soğuk su, alttaki sıcak su tabakasına ani bir şekilde karışır. Bu olay, boğazda, bilhassa kar getiren poyraz fırtınaları sonrası gözlenir. Şiddetli poyraz ve kar yağışınında etkisiyle iyice soğuyan üst yüzey suyu, boğüazın girişinde iyice toplanır. Bu karadenizin marmaradan daha yüksek olması demektir. Gene bilekşik kaplar teorisi gereği, dipteki akdeniz suyu süratle marmaya doğru geçer. fırtınanın gücüne bağlı olarak, yüzey akıntısı bir nebze daha derine işleyebilir ve böylece ani bir şekilde, balıkların çekilen sıcak suyu takip etmelerine imkan tanımadan, soğuk su denizi kaplar. Bu olay genellikle, yerel, bölgesel olarak gerçekleşir. Fakat, yaşandığı bölgede sersemleyen balıklar, akıntı ile, yüzeye çıkana kadar sürüklenir ve krıgın akıntı yönüne çok daha uzaklarda yaşanmış gibi görülür. Geçenlerde, Arnavutköy civarında geçekleşen kırgının sebebinin bu tür bir mekanizma olduğu düşünülmektedir. Tatlı suda kalma durumu ise, çok nadiren görülür. Genelde nehir ağzı, ırmak deltası gibi yerlerde yaşayan balıklar tatlı suyu yeterince tolere edebilirler. Fakat, eğer tatlı su soğursa, sel vs. nedeniyle ani debi artışına muhatap olursa, buda uzun süre devam ederse, bölgede kalan balıkların kırılması görülebilir. Bu sorun genelde, büyük nehirlerin deltalarında vs. görülür. Gelgit gibi etmenler tatlı suya dayanıksız türleri içeriye sürer, gelgit kesilince, balıklar tatlı suda kalırlar ve kırılırlar. Nil nehrinde örneğin, bu olay periyodik olarak görülür. Bu kırgınların pek çoğu, küçük çaplı olur. Ve devamlı olur. Ama küçük çaplı kırgın yiyen balıklar, kırgından kurtulanlar, martılar, yunuslar vs. tarafından afiyetle yenecektir. Bu nedenle, biz göremesekte, bu vaka sık sık denizlerde yaşanır. Velakin, büyük çaplı kırgınlar, yılda bir iki kez yaşanmaktadır sadece. Bu tür krıgınlar, poşetini kapanın kasayla balık eve götürmesine vesile olur. Dahası, av tüfekleriyle, sersemlemiş orkinosları, kılıçları vs. kıyıdan vurup toplayanlarda olacaktır. Bazı kırgınlara insanın doğrudan veya dolaylı katkısı olsada, bilhassa büyük kırgınlar, doğanın kendi dengesinin bir parçasıdır. Maalesef, önleme imkanımızda pek olmaz. Bir balık için hayat bu kadar pamuk ipliğine bağlı iken, bizim denizleri kirletip, usulsüz avlanıp edip, onların üzerindeki yok olma baskısını katmerli hale getirmemiz düşündürücü olmaktadır.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: ÃÂstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 2,127
|
Alıntı:
Çok Anlamlı bir yazı Serdar Abi Yine kanayan bir Yaraya Parmak bastı Son Olarak anlam içeren yazın için ayrı bir teşekkür
__________________
Tayfun KARAP İstanbul- BEŞİKTAŞ 09-10-1981 0rh+ BALIKLARDA AĞLAR AMA DENİZDE GÖRÜNMEZ GAZOZ BİZİM İŞİMİZZ..... Balıksevdası Sms Grubumuza Nasıl Üye Olunur
BALIKSEVDASI Yazarak 1230 'a gönder.Üye Olmak Ücretsizdir |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: Auckland Yeni Zelanda
Yaş: 40
Mesaj: 388
|
Alıntı:
Cok degerli bir calisma Serdar Bey, tebrik ederim... Cok degisik nedenli olabilecek kitle balik olumlerinin sebeplerini, bu nedenleri oldukca bilimsel aciklamalarla orataya koyarak ifade etmissiniz..Bu degerli calismanizda katilmadigim bir iki nokta var. Izninizle bu noktalarda dusuncelerimi ifade etmek istiyorum.Elbette bunlar sahsi bakis acilarimdir. Sizin de yazdiklarim hakkinda yuksek gorusleriniz , elestirileriniz varsa , paylasmaniz konunun neticede bulabilecegi degerini artiracaktir.Soyleki; Her ne kadar cok ciddi gazetelerimizde, hatta bir kac amator balikcilik kitabimizda ve hatta karsilasilan olaylara hazirlanan bilimsel tez ve raporlarda baligin kitle olumleri hep kirgin ifadesiyle aniliyor olsa da klasik balikciligimizda kirgin kelimesi sadece yukarda bir alt bolum olarak islenen Bogazda Akdeniz kokenli kanal suyunun, kis aylarinda oldukca soguk Karadeniz kokenli suyla istila edilmesi fenomenine dayanir.Yukarda cok acik ve sarih bilgilerle ifade ettiginiz gibi bunun sebebi su yigilmasi ve bilesik kaplar etkisidir. Diger kitle balik olumlerinde sayilan unsurlar, nedenleriyle dogru orantili olarak isimlendirilebilecek (gene yukarda cok guzel ifade etmissiniz bu nedenleri) olaylardir ve kaynak olarak kirgin teriminin isaret ettigi fenomenle ifadesi bir takim zayifliklar dogurur. Bu zayifliklari ifade etmeden evvel kirginin olusumu hakkinda bir iki gozlemimden bahsetmek istiyorum.Sizin yazinizdan once de Bogazda klasik kirgin olayini(soguk su baskiniyla baligin soka ugramasi) kis aylarinda esen sert poyraz ruzgarlariyla aciklayan yazilara rastladim.Ancak hayatimda bes kirgin yasamama ragmen bunlarin hic birisinde esen ruzgar poyraz degildi. Eskilerden aldigimiz bilgilerde de Poyraz ruzgarinin esamesi yoktur.Eger sert Poyraz ruzgarlari bunun sebebi olsaydi Kasim 15'den sonra neredeyse Mart'in 20 sine kadar Bogaz'in haftada bir defa kirilmasi gerekirdi.Cunku Bogazda sonbaharin ortasindan basliyarak , Martin bildik ani soguk tuzagina kadar esen temel ruzgarlarin basinda poyraz gelir ve Bogazin cografi acilimi nedeniyle nisbeten bir engelle karsilasmadan esen bu ruzgar serttir.(gene ayni sebeblerden bahar aylarinda poyrazin tam tersi sicak ve yagisli lodos serttir) Biz kirgin denildimi tek bir ruzgar biliriz.Oda gundogrusudur.Bu ruzgar Bogazda bahsettigim Kasim15, Mart 15 arasi cok nadir esen bir ruzgardir.Ancak esmeye basladimi kesinlikle kirgin yapar. Klasik anlamda kirginlar Ocak ayinda oldukca nadir , Subat ayinda muhtemeldir.Mart ayinin ilk yarisinda sert bir gundogrusu eserse ki cok cok kucuk bir olasiliktir bu, en buyuk ve en zararli kirginlarla karsilasirsiniz.Karadeniz akintisinin olabilecegi en soguk zaman budur.Cunku Bogaz butun Avrupanin donmus nehirlerinden suzulen suyla bulusur bu ay. Kisaca Bogazda Anadolu yakasindaysaniz yuzunuzu karsiya verdiginizde ruzgari ardinizdan almaya basladiginiz an gidin kepcenizi kapin.Balik tutmak icin degil, denizin yardimina kosmak icin. Simdi klasik kirgin kelimesinin ifade ettigi bu olusumda ilk karsilasilan olay iskele dibinden suyun aynalar yaparak yuzeye patlamasidir. Bu bilesik kaplar teoremiyle cok guzel ifade ettiginiz olay aslinda 32 kmlik Bogazin boylamasina degil ancak enlemesine ruzgar estiginde kolaylikla ortaya cikar.Zaten kimi yerinde 1200m ene daralan ve bir vadi biciminde olan Bogaz Gundogrusunu alinca yuzey suyunu Avrupa kiyisina basiyor ve bu gene ifade ettiginiz teoreme uygun olarak bir turbulans yaratiyor.Kirgin genelde kendini gece ayazinda gosterir.Deniz dumduzdur.(Oysa ki poyraz esse Bogaz calkanti ve dalgadan gecilmez) Gundogrusu oyle savurmadan yeknesak bir sekilde esmektedir.(burda fizikteki rezonans olayini denkleme alabilirmiyiz diye sizin gibi bir bilim insanina sormak ve dusuncelerini rica etmekte fayda goruyorum.)Kirginlarda tekneler gerek kepcelerle, gerekse trol aglarini yuzeyden cekerek baligi rahatlikla toplarlar. Cunku deniz sutlimandir. Bu karsilastigim veya bilgisini aldigim butun kirginlarda boyle oldu.Once bu patlayan sularda istavritleri birer ikiser gormeye baslarsiniz.Zaten kirgin gecesini, gun icersinde yerli yersiz esen gundogrusu ve bu ilk kirilmis istavritleri tek tuk secerek taniyabilirsiniz. Belirttiginiz gibi kirgin balik icin oldugu kadar, balikci icinde bir mujde degil bir dogal afettir.Hele Subat sonu Mart ortasi arasinda kuvvetli bir kirgina denk gelinmisse yerel baliklar acisindan, (ozellikle izmarit) takip eden sezonun ve hatta ondan sonraki sezonun bu baliklar acisindan cok kisir sezonlar olacagini vurgulamaliyim. Kirgin baligi soguk suda kirildigi icin, bu donemlerde havada oldukca sogul oldugu icin oyle kolay kolay bozulmaz.Bu yuzden insan sagligi acisindan kirgin esnasinda ve sonrasinda ilk gun icersinde toplanan baligin yenilmesinde bir mahsur yoktur.Ancak kirgin baligi hic bir zaman olta baliginin lezzetini veremez. Yukarda kendi bilgi ve tecrubelerimden, Ustad muhabbetinden derleyebildigim bu bilgilerin isiginda kirgin ongorulebilir, ancak onune gecilmez bir dogal felakettir,pek hoslanilmasada balikcinin seferber oldugu bir olay oldugu icin gerek amator gerekse ticari balikcilik kulturumuzde hem sonuclari hem balikciligi acisindan ozel bir yeri vardir. Simdi sorumuz, tarihsel olarak Bogaz balikciliginda dogmus ve oldukca ozel bir olayi ifade eden kirgin terimin, Bogaza has bu olayin, 80li yillarin sonundan 90li yillarin baslarina Halicin temizlenmesi, bunun sularinin Marmaraya kanallarla verilmesi (hatirlarsaniz 6 Kasim 1989 da olan balik kitle olumlerini medya bu projeye baglamisti.Ardindan bilimsel raporlar vermis oldugunuz bilgileri teyit etti.Kisaca balik kirilmamisti, balik havasizliktan bogulmustu)veya gungectikce artan dogal kirlenme, zehirli atik bosaltma, kuresel isinma gibi dogal felaketlerin istenmiyen algy patlamalari, lez gibi olusumlar neticesinde gorulen, bir balik kitlesinin soguk suyla soka girmesinin otesinde; bogulmasi, zehirlenmesi, fazla oksijen almasi veya tatli suya magruz kalarak olmesi ayni sey midir yada bu kitle olumleri kirgin kelimesiyle anilmalimidir? Sahsi kaneatim her ne kadar bu hataya pek cok yerde dusulmusse de bu terimin ve ifade ettigi olayin tarihsel olarak isaret ettigi sadece ve sadece, Bogazda gorulen ve yukarda sizin ve benim uc asagi bes yukari nedenlerinin altini cizdigimiz fenomendir.Bu terim diger kitle balik olumleriylen karistirilmamalidir. Hijyen acisindan halkimiz yillarin verdigi kulturle kirgin baligini hic dusunmeden tuketir.Eger her balik kitle olumu kirgindir demeye getirirsek oncelikle toplum sagligi icin bir takim sakincalar dogacak, geleneksel balikcilik kulturumuzde terimlesmis kirgin hadisesi, acikca isaret ettiginin otesine tasinarak, muglak ve cok yonlu bir karakter alacaktir. Bu ifadelerden sonra butun Istanbul Bogaz balikcilarini, Ocak, Subat ve Mart aylarinda, sadece ve sadece gundogrusu esmesi esnasinda ve hemen akabininde olusacak , halk diliyle "baligin kulagina kar suyu kacmasi veya balikcilik terimi olarak kirgin zamani, kitle balik kirilmalarini denizden mumkun oldugunca dipden gelen akinti patlamalari esnasinda toplayarak , akabininde tuketmelerini, bu sartlarin disinda olusmus kitle balik olumlerinde kirgin benzeri goruntuler olussa bile, bu baliklardan uzak durulmasi gerektigini ifade etmek isterim. Cunku oteki mevsimlerde , birakin zehirlenme yuzunden olmasini, baliklar insan sagligina zarar vermiyecek bir nedenle kitlesel olarak olmus olsalarda, bu sartlarda bakteri, parazit, kuslarin veya boceklerin bu baliklara mudahalesiyle bulastira bilecekleri virusler, zararli algylerin bulasmasi ,bunlarin hizli ureme sartlarina, yumurta birakma gibi etmenlere haiz olmasi ,bu baliklarin tuketilmesi neticesinde insan sagligi acisindan cok kisa surede istenmiyen sonuclar dogurabilecek riskler tasiyacaktir..Bu baliklar yukarda ifade edilen kirgin sartlarinin dogurdugu , kirgin baligi degildir.Kisaca pek cok cevrede her karnini ceviren balik kitlesiyle karsilasanin ' aman kirgin" demesi sakinacalar iceren bir ifadedir. Saygi deger Serdar dostum, gercekten cok degerli bilgilerin oldugu bir calisma hazirlamisiniz.Yukarida bahsettigim konularda yuksek dusuncelerinizi ve varsa degerli elestirilerinizi almak benim icin onurdur. Izninizle iki konuda da dusuncelerinizi sormak istiyorum.Bogazda ki kirgin olayinda sadece ruzgarin yonunun degil acaba sizce ayin bir etkisi olabilir mi? Mesala son kirginda Istanbulda ayin durumu neydi?Daha onceki verilerle bunu karsilastirma imkani var mi? Hali hazirda Turkiye'de bugune kadar dort basi magmur kirgin uzerine yapilmis bilimsel etudler var mi?(Bir bilim insani olmaniz ve bu konularda arastirmalariniz olabilecegi dogrultusunda soruyorum.) Saygilarla.
__________________
H.Alp Arslan 1968 Auckland-Yeni Zelanda 0 RH + "Balikci baliga gitmez, ait oldugu yere geri doner." |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,483
|
Alp Abi, Boğazdaki balığın kulağına kar suyu kaçması olarak bilinen durum, kırgınlara çok iyi bir örnek. Ama boğazda veya diğer denizlerde yaşanan tek kırgın şekli değil..
2006 yılında, Ocak ayı içinde Kuleli'ye gittim. İlk defa gidiyorum. Dikilecek bir yer bakınırken, az ilerde balıkçılar bağrıştılar. 10 - 15 palamut resmen kırgın yemiş, avare avare suyun üstünde geziniyorlar. Tahtalar ile kafalarına vurup bir kaçını topladılar. Benzeri durumlar bir kaç kez daha başıma geldi. Herneyse, kırgınlar benim gözlemime göre sürekli oluyor. Velakin pek çoğunun çapı küçük oluyor ve kırgın denmeyi haketmiyor. Gündoğusundan esen rüzgarın kırgına sebep olabilmesi için öncelikle karadeniz suyunun boğazı basması gerekiyor. Eğer karadeniz de güçlü poyraz eserse, takiben veya paralelinde gelişen gündoğusu rüzgarları, boğazda büyük kırgınlara sebep oluyor. Son kırgın malum bir kaç hafta önce gözlendi. Tam olarak 29-30 Ocak'ta. O günlerin hava durumu raporları, sürekli poyraz fırtınası rapor ediyordu. Sıcaklık 6-9 derece birden düşecekti. Ama rüzgar raporları, gündoğusu olarak gelmedi. Ama balıklar genede kırgına uğradı.. Mesele, yüzeyde balığın yaşayamayacağı 6 derece ve altında su olması, bu suyu dipteki sıcak suya karıştıracak güçlü bir rüzgar vs. olması. Benim görüşüme göre, gündoğusu ile balıkların kırgına uğraması gene mümkün. Ama bu statik bir süreç değil. Poyraz fırtınası olur, kırgın olur, gündoğusu eser, fırtına olur gibi düşünmektense, güçlü ve/veya ters rüzgarlar balıkları kırgına uğratır, bunu bilmek.. Kırgına uğramış balıkları gıda olarak kullanmak bencede uygun değil, kırgının sebebini bilmek lazım mutlaka ki, bu pek kolay bir durum değil..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|