|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Oct 2007
Konum: Fatih/İstanbul
Yaş: 30
Mesaj: 450
|
Lüfer Balığının kültür sistemlerine adaptasyon sağlayıp sağlayamadığı ile bir ön çalışma. Çok ilginç ve şaşırtıcı sonuçlar var. Eğer bu türün kültürü yetiştirilebilirse; ülke ekonomisine ve stokları azalan lüfer balıkları için çok büyük faydaları olacaktır.
Aşağıdaki linkte bu konu ile ilgili bir çalışma var. http://jfas.ege.edu.tr/pdf/17_Bulut_21_1-2_2004.pdf Hatırlatma:Lüfer Balığının dünya literatüründeki adı "Pomatomus saltatrix", yurtdışındaki bir çok ülkede ismi de "Bluefish" olarak geçmektedir.
__________________
Bünyamin / İstanbul nitelikli ve istihdama entegre eğitim + sürdürülebilir ekoloji + Nitelikli istihdam + sürdürülebilir nüfus = sürdürülebilir yaşam . Bu mesaj en son " 27-01-2008 " tarihinde saat 01:05 itibariyle bnymnblr tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Nov 2007
Konum: iskenderun
Mesaj: 362
|
Alıntı:
iyi bir araştırma inceliyem tşekkürler |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Mesaj: 670
|
Makaleyi kısaca özetlemek gerekirse makalede doğal ortamdan dalyan ve olta yöntemiyle yakalanan 18-21 cm arasındaki lüferlerin kafes ve tank ortamlarına uyumu inceleniyor. Kafes ortamında balıkları hayatta kalamamakta, aynı şekilde dalyanla yakalanan balıklar da yaşamını sürdürememekte. Bunun nedeni balıkların dalyan ve kafeslerin ağ çeperlerine sürtünüp pullarının zarar görmesi. Sanırım kültür ortamında kafeslerde yetiştirilen levrek ve çipura gibi balıkların avantajı pullarının lüfere göre oldukça sert ve sıkı olması. Bundan dolayı bu balıklar kafesin duvarlarına sürtündüklerinde ölümlerine neden olacak derecede pul kaybı yaşamıyor. Bence burada bizim de almamız gereken bir ders var. Lüfer ailesi gibi pulları kolayca elde kalabilen balıkları denize geri salarken mümkün olduğunca balığın pullarına da zarar vermememiz gerekiyor.
Bu arada balıklar kafeslerde yaşayamamasına karşın, tanklarda yaşama oranı bir hayli yüksek. Araştırmanın kapsamı sadece lüferlerin bu ortamlara adaptasyonuyla sınırlı. Bu ortamlarda beslenmelerine dair bir bulgu yok. Bence lüfer balığının yetiştiriciliğinde en büyük sorunlardan biri bu olacaktır. Lüfer gibi son derece saldırgan ve keskin dişli bir balığı, dar bir ortamda büyük sürülerle beslemeye kalktığınızda, benim tahminim birbirlerine çok zarar vereceklerdir. Lüfer tutanlar beslenme esnasında bu balığın gözünün nasıl döndüğünü, çoğu zaman aynı boyda balıkların bile birbirine saldırdığını bilir. Umarım bu sorunları kısa zamanda çözerler ve lüferin de üzerindeki av baskısı kalkar.
__________________
Emre - '85 (O RH+) All that we do is touched with ocean,yet we remain on the shore of what we know. http://djide.deviantart.com/ |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,133
|
Ben 6 tane çinekopu koca bir akvaryuma atmıştım. akvaryumda deniz suyu tertibatı olmadığı halde klasik havalandırma ve minik istavrit parçalarıyla 12 gün yaşatmıştım zibilleri...
Aslında daha da yaşarlardı da işte... :S
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Oct 2007
Konum: Fatih/İstanbul
Yaş: 30
Mesaj: 450
|
Bu araştırma sonuçlarını incelediğimde şu soruların cevabını bulmak gerekiyor. Lüfer Balığı göçmen bir balıktır. Balıktaki göçmenlik; bence kültür adaptasyonuna en önemli engeldir. Acaba bu göçmenlik kalıtsal mı yoksa değil mi? Bu araştırılması gereken bir konudur.
Yırtıcılık balıkların kültür adatasyonuna çok önemli engel değildir. Piranha balıkları dünyanın en yırtıcı balığı olmasına rağmen yaşadıkları alanlar genelde sığ sulardır. Akvaryumda bile yetiştirilmektedir http://www.youtube.com/watch?v=fxw1EFcm3vw http://www.youtube.com/watch?v=yrpzDv88bRM Göçmen kuşlar üzerinde deneyler yapılmış yapılan deneyler sonucunda kuşlarda manyeseperator denilen bir iç pusula keşfedilmiştir. Yeryüzündeki manyetik akım çizgileri, jeomanyetik ekvatorda yatay durumdayken, kuzeye ve güneye doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir konuma gelir. Alanın şiddeti kutuplara yaklaşıldıkça artar. Ekvatorda ise daha zayıftır. Dünyada yaşayan bazı canlıların bu alanın şiddetini ve eğim açısını saptayabilen Manyereseptör adı verilen alıcılara sahip olduğu deneylerle belirlenmiştir. Bu alıcılara sahip canlıların bu sistemi yer küre üzerinde alan bulmakta kullandıkları saptanmıştır. Bu tür alıcılara sahip olan canlılar arasında bazı mikroorganizmalar, kuşlar, balinalar, bazı balıklar bulunmaktadır. Bir tür iç pusula olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, güvercinlerde sinir sistemine yuvalanmış küçük manyetik mineral birikimleri ile sağlanmaktadır. Güvercinlerin kafatasları ile beyinleri arasında bulunan bu ferromanyetik tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimlerdir. Pusulanın ibresi gibi düşünebileceğimiz bu mineral tanecikleri, yeryüzünün manyetik alanındaki değişimlerden etkilenmekte ve ilişikte bulundukları sinir hücrelerinde bir implus ( uyarı ) meydana getirmektedirler. Bu impluslar sinir sistemi aracılığı ile beyine iletilmekte ve güvercin gerekli hareketleri gerçekleştirmektedir. Daha basit bir dille ifade edecek olursak kuşlar; bu seperatör sayesinde dünya üzerinde nerede olduklarını anlayabilirler. Posta güvercinlerinin gittikleri yere geri gelmesi, göçmen kuşların her sene aynı bölgelere göç etmeleri gibi Bu bilgiler ışığında benim vardığım sonuç; olumlu yada olumsuz her iki durumunda olabileceği yönündedir. Eğer Lüfer balıklarında da seperatör var ise ve her sene hareket etmelerine sebep olan seperatörlerin meydana getirdiği impulslar (uyarılar) ise o zaman lüfer balıkları belli bir süre yaşasa da bu impulslar balığı sürekli olarak bulunduğu yerden çıkmaya zorlayacak, balıkta stres (iç zorlanma olacak, bunun sonucunda balığın yem alma kabiliyeti olmayacak stresten çok fazla enerji kaybedecek, sonuçta balık ölecektir. ikinci durum ise, lüferlerin göç etmelerine sadece ve sadece sıcaklık ve yemlenme durumları gibi bir sebebe dayanıyorsa bu durumda üremelerine en uygun sıcaklık değerlerinde olan bölgeler balık üretimine uygun olacaktır. Ancak her iki durumunda ötesinde çok çarpıcı bir sonuç ortaya çıkmaktadır; Her ne olursa olsun, lüfer neslini en iyi geliştirmenin yolu; balıkların yumurtlama zamanında yakalanarak yumurtalarını ufak havuzlara almak suretiyle larva yetiştirilmesidir. (Tabi burada da lüferlerin alabalıklar gibi yumurta verebilir mi? bunların araştırılması gereklidir) Lüfer balıklarından; dişiden alınan yumurta ile erkekten alınan sperm ufak havuza(larva havuzu) konduğu zaman, yumurta ile spermin tutunma oranı denizdekilere oranla yüzlerce kat fazla olacaktır. sonuçta havuzda ortaya çıkacak larva sayısı normal üremenin yüzlerce katına çıkacaktır ki, sonuç çok göz kamaştırıcı olacaktır. Yani şunu söylersek çok da fazla abartmış olmam. Lüfer balığı yetiştirilemese de en azından yavru üretilebilir her larva ciddi anlamda balık demektir. Balık yetiştirmek yerine larva üretmek zaten stokları azalan lüfer balıklarının çoğalmasına yetecektir. Bu işi profesyonel ticari anlamda yapan balıkçılar bir kooperatif veya kurum kurarak alt yapısını oluşturabilirler. Yada devlet yap-işlet-devret modeliyle bunu kurar, daha sonra büyük çaptaki ticari balıkçılara devredip(bunu zorunlu hale getirip) bunları denetler.
__________________
Bünyamin / İstanbul nitelikli ve istihdama entegre eğitim + sürdürülebilir ekoloji + Nitelikli istihdam + sürdürülebilir nüfus = sürdürülebilir yaşam . Bu mesaj en son " 06-02-2008 " tarihinde saat 03:01 itibariyle bnymnblr tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Değerli bilgiler. Paylaşımınız için teşekkürler..
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Oct 2007
Konum: Fatih/İstanbul
Yaş: 30
Mesaj: 450
|
Alıntı:
Aslında bu bana bir şeyi çağrıştırıyor. İçinde planktonlar olan bir tane deniz akvaryumu almalı. Daha sonra yumurtlama zamanları gelince lüfer balıklarını alıp bunları alabalığın sağılma metoduyla yumurtalarını akvaryuma sağmak (Tabiki dişi ve erkeğini de bilmek gerek) havalandırma tertibatı da sürekli olarak çalışarak bu yumuıta spermlerin tutunması sağlamak için sürekli olarak suyu hareket ettirsin. yumurtalar larvaya dönüşüyor mu? Bunu bir denemek lazım. Bu iş için sadece ideal su sıcaklığını ayarlamak gerekiyor. Akvaryum yerine bahçenizde ufak bir leğen veya havuz varsa (içinde deniz suyu olmalı)orada da denemek lazım. Ancak plankton gerek larva beslenmesi için. Ama plankton olmasa da denemek lazım. Daha sonra larvalar 2-3 cm olunca denize sal. Bir denemek lazım Deneme tutarsa akvaryum balığı besler gibi çinekop larvaları (2-3cm) besle sonra denize sal.
__________________
Bünyamin / İstanbul nitelikli ve istihdama entegre eğitim + sürdürülebilir ekoloji + Nitelikli istihdam + sürdürülebilir nüfus = sürdürülebilir yaşam . Bu mesaj en son " 29-01-2008 " tarihinde saat 16:04 itibariyle bnymnblr tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|