Picture Lines.com
Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > MAKALELER - YAZILAR > Makaleler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz!

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-12-2007, 03:32   #1 (permalink)
Talip Girgin
senior Member
 
Talip Girgin kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 676
Thumbs yukarı Marmara Ereğli'sinde Kalkan Show!

Marmara Ereğli’sinde bir hafta sonu kaçamağı.

Efendim, yazılara bir süreliğine ara verip işimize gücümüze bakalım dedik, yorgun-argın eve gelip kendimizi yatağa serdik, ama ne çare klavye rüyalarıma giriyor ve parmaklarıma hâkim olamıyorum. Birkaç kez yarı uykulu bilgisayarın başına geçtim. Bu kez de site bakıma alınmıştı! Hamdi kardeşimden öğrendiğime göre; Hüseyin kardeşimin daha iyisi için yoğun uğraşları olduğunu öğrenince içim rahatladı zira aklıma başka şeyler gelmiş ve çok üzülmüştüm.

Rahat olun site kontrol altında!

18.11.2007 gecenin bir vakti foto Arif ile msn de konuşurken aniden, Marmara Ereğli’sine sabah erkenden balığa gitmeye karar verdik.
Bu arada Arif kardeşim msn de bana bir dakika ağabey deyip ara sıra çatıya çıkıp iniyordu!
Meğer ateş suyunun deposu ordaymış o damacanayı doldurmaya çıkıyormuş çatıya.
Bir ara paldır küldür sesler geldi Arif kardeşimin ayağı kayıp düşmüş elindeki damacana kafasına geçmiş!



Yanılmıyorsam 01.00 gibi Arif; “ağbi bütün saatleri 04,00 kuruyorum” dedi ve karşılıklı sabah görüşmek üzere diyerek msn den ayrıldık.

Bu arada gecenin bir vakti hanım bana yardım ediyor; ( çok vefalıdır kendisi yeri gelmişken bir kez daha ona bu konuda göstermiş olduğu anlayış ve gayretinden dolayı teşekkür ediyorum) klasik üçlü takım yapmaya çalışıyoruz ortalık bir milyoncu dükkânına döndü. Oğlum Gökmen zargana toplarını havada atıp tutarak sihirbazlık yapıyor kızım dersen alabalık mepslerinden küpe yapıyor. İğneler kolumdan çıkıyor bacağıma batıyor, halı renkli olduğu için düşen iğneleri bulmakta zorlanıyoruz. Yok, olacak gibi değil tüm malzemeleri tekrar kutusuna ve takım çantasına topluyoruz.

Yine her zamanki gibi arabanın bagajını ite kaka dolduruyorum ve alacak daha bir sürü eşyam var ama onlardan şimdilik feragat ediyorum. Arif kardeşimin eşyaları için arka koltuğu boş bıraktım.



Almanya yolcusu gibiyim! Çoluk çocuk uyumamış hepimiz ayaktayız. Saat 02,00 de ancak evde yat borusu çaldı ta ta ta ti;



Saat 03 te bu kez bana kalk borusu çaldı; ti ti ti ta;

Efendim derler ya “uyku baldan tatlıdır” gerçektende öyle. Bir lahza şöyle şekerliyeyim dedim, sağ olsun hanım bir dirsek darbesiyle “alarm çalıyor, sülerim sana kalkasın, kalk haydeee, haydeee te o kaaa.!” diyerek son noktayı koydu.




Kısa not: Hepimiz sütçü Ramiz tayfası olduk bu diziyi kim akıl ettiyse iyi etmiş.
Çok başarılı bir dizi olmuş. Fatma anaya durup durup gülüyorum. Ayrıca başta sütçü Ramiz olmak üzere bütün oyuncuları tebrik ediyorum.


E-6 dan sabah 04.20 gibi Çerkezköy’e giriş yaptım.
Arif kardeşimi 0505 ...........45 çağrı yaptım cevap yok.
0532........16 dan çağrı yaptım gene tın yok.

Kısa kısa çaldırıyorum ki ev halkı rahatsız olmasın. Ayrıca Arif kardeşim bana evde bütün çalar saatleri ve cep telefonlarını sabah 04.00 kuracağını söylediği için en azından şekerlemede bile olsa kuşkulu yatmıştır diye düşünüyorum.

Tabi ben öyle düşünüyorum! İstanbul’dan, Çerkezköy’e gelmişim Arif kardeşimin ......de
Pireler uçuşuyor!
Ben bir 45- ten, bir 16 dan çağrı yapıyorum ne gelen var ne giden?

Küçük bir hikâye;

Efendim fi tarihinde (1980) tamamının İğneada’lı tayfalardan oluştuğu, Rumeli fenerinden Sedat reisin balıkçı teknesi ile alamana balıkçılığı yapıyoruz. İçimiz de İğneada’nın sevilen simalarından, darbukatör “Cango” Muharrem de var.

Cango muharremin Şimdiki hali;

Cango Muharrem başlı başına bir konu zaten!

Günlerden bir gün;
Gecede ay var! Sabaha karşı yakamoz oluyor bu yüzden aramızdan birinin nöbet tutması lazım.
Cango Muharrem hemen atladı “ben nöbet tutarım” dedi.

Oy birliği ile kararı okeyledik. Gündüz, gündüz balığı peşinde gezmekten ve boş mola’lar yüzünden zaten hepimiz yorgunduk ve kafamızı koyar koymaz uyuduk.

Teknenin baş altı diye tabir edilin bölümde uyuyorduk bir ara baktım Cango Muharrem soyunuyor!
Tek gözle onu izliyorum altında bir tek şort kaldı ve sırtını kamaraya dayayıp boş gözlerle bakıyor.

“şıııışt” “hayrola Cango bu ne hal defilemi yapıyorsun” dedim.
Bana “sen anlamazsın ben mahsus soyundum üşürsem uyumam”

Efendim uykumun arasında bağrışmalar, çağrışmalar geliyor kulağıma ben yorganı üzerime çekip kulaklarımı tıkıyorum ama nafile sabah olmak üzere yakamoz nerdeyse bitecek, ortalıkta Cango yok!

En son onu defile yaparken görmüştüm! Hepimiz dört bir yana dağıldık Karaburun’u bilen bilir. O yokuşu çıkıp balıkçı kahvelerinde Cango aradık, fırına gittik, limanda arızadan dolayı denize çıkamamış tüm tekneleri dolaştık yok adam kayboldu. El feneri ile liman içinde denizi bile aradık uyku sersemi düşüp boğulmasın diye.

Hepimiz liman taşında hep bir ağızdan değişik yönlere doğru bağırıyoruz Cangoooooo, Cangoooo,
Teknenin baş altından gııııırç diye kapak açıldı. Yüzünde kar maskeli bir adam “ne var” demez mi?
Tek gözü kapalı, dışarıdaki insanların telaşına anlamsız ve malum bir yüz ifadesiyle bakıyor!!



Sedat reis ufak tefek “Zeki Alasya” kopyası bir adam. Onu siz birde kızınca görün! Kuleden tam gaz aşağı indi Cango’nun üzerine yürüyor. Cango başına gelecekleri bildiğinden hemen kapağı içerden sürgülüyor. Sedat reis bağırıyor aç şu kapağı %&!-!^+%/&.?

( Sütçü Ramiz bağırıyor “aç dedim sana kapıyı”. İçerden Zarife bağırıyor “açmam babiç düversin”)

Dışardan Sedat reis bağırıyor “aç dedim sana şu kapağı” içerden Cango bağırıyor “açmam reis döversin” tıpatıp aynısı.

Efendim işin aslı bizim Cango çıplak olduğu için bir süre sonra üşümüş ve üzerini giymiş. Malum bu kez de ısınınca uykusu gelmiş. Bizim ayakucumuza karanlık yere gidip kedi gibi kıvrılmış. Bizi kaldırdıklarında uyanan dışarı çıktığı için haliyle kimse Cango’yu fark etmemişti. Ayrıca onun kendi yatağı varken orada uyuyabileceğini de tahmin etmiyorduk.

Yakamoz falan kalmamış Sedat reis elinde süpürge sapı ile tarihteki yerinde baş altı kapağının açılmasını bekleye dursun biz gelelim Arif’e.

Arif kardeşimin bu havada, hem de ayaz’ı meşhur Çerkezköy’de, şortla nöbette olacağını sanmıyorum tabi ama hiç aynı anda hem saatler hem cep telefonun alarmı onu kaldıramıyorsa bunda bir iş var dedim.

Bu kez hangi numarası olduğunu bilmiyorum “Arif 1” yazan yere tıklıyor ve uzun uzun çaldırıyorum.
Artık sonlara doğru bir ses geliyor kulağıma “günaydın uyandın mı ağabey?”
Aslında benim sormam lazım “uyandın mı Arif bey?” diye.
“ Ne uyanması ben Çerkezköy’deyim” diyorum.
—Ne çabuk beya
Eh işte öyle ya!

Sonra bana yolu tarif ediyor onun evinin sokağına girdiğimde elinde cep telefonu ile sokak lambasının loş ışığı altında onu, ayaklarında ponponlu terlikleri ve başında Noel baba şapkasıyla beni beklerken görüyorum. Geceliğinin rengi ve çiçek desenlerinden bahsetmeyeceğim . (Onu bu halde hayal edebiliyor musunuz? Şaka şaka)

Bana bütün saatlerin ve cep telefonlarının alarmlarının çaldığını fark etmesine rağmen hiç birini duymadığını söyledi.
Beş dakikada hazır olacağını ve hemen geleceğini söyledi.

Bir süre sonra, büyük bir çanta ile geldi. Daha sonra daha da büyükçe ne bir çantayla gelince, içimden taşınıyor herhalde diye geçirdim

Koskoca Çerkezköy’de kahvaltı yapacak açık bir lokanta bulamadık; iyimi? Sanayi buraya kümelenince herkesin karnı doydu! Kim açar sabahın beşinde dükkânı?

Efendim yağmurlu ve puslu bir havanın içinden Çorlu’ya geldik. Burada da durum aynı, aç kaldık! Arif dayanamadı ve ilk sigarasını yaktı. Arif kardeşim, araç komutanı olarak bana tarif ettiği bir yola aracı saptırınca, terkedilmiş bir köyün yol kalıntıları arasında açlığımızı çoktan unutmuş, gittiğimiz yönde önümüze bir asfalt yol çıkması için dua ediyorduk!

Az gittik uz gittik, çukur, tepe, dümdüz gittik. Nihayet, biraz akıllıca bir yola çıktık.
Bu yolun sonunda Yeniçiftlik’e vardık. Hemen aç kurtlar gibi nerde ışık varsa oraya aracı yanaştırdık. Tabi şöyle sıcak bir işkembe, paça veya mercimek çorbası hayal ediyorduk ama karşımıza börekçi çıktı en azından aç kalmayacaktık buna da şükür.

Arif yinede ben “buralarda çorbacı var mı?” diye soracağım dedi.
İçeri girdik, içerde koşuşturan ufak tefek çalışan biri var. Birde börek yiyen, 65–70 yaşlarında bir yurdum insanı var.
Arif “buralarda çorbacı var mı? Diye sordu; yaşlı yurdum insanı börekçinin içinde, çorbacı soran bize şöyle bir baktı ve “burası börekçi dükkânı çorba yok! Çorbacı karşıda ama bu saatte kapalı.” dedi. ( birazcık kinaye vardı sözünde ve tavrında onu hissettim)



Neyse oturup karnımızı doyururken ezan okunmaya başladı. Börekçiden çıkıp Marmara Ereğli’sine ilk dere ağzına geldik. Burada bir arkadaş balık tutuyordu. Bize buradan levrek, mırmır ve kalkan balığı çıktığını söyledi.



Heyecanlandık tabi ama yanımızda Arif’in yıllanmış ve yeniden kurtlanmış bayat boru kurtlarından başka yem olmadığı için, benim her zaman avlandığım, bölgeye gitmeye karar verdik. Oradan taze kum solucanları çıkarıp avlanmayı düşünüyorduk.



Av bölgesine arabayı çektik ve içinde ne var ne yok boşalttık. Bu arada bizi şaklabanlık yaparak karşılamaya gelen buranın müdavimi bir köpek vardı. Ona verdiğim ekmek ile onun da neşesi yerine geldi ve bize av bölgemize kadar refakat etti.



Eşyalarımızı rıhtıma koyduk. Ben kısaltılmış inşaatçı küreği ile kum solucanı çıkartmaya gittim. Bir süre yürüdükten sonra devamlı yem çıkarttığım yerin sular altında kaldığını gördüm. Kenar köşeye saldırdıysam da nafile solucan veya kurt bulamadım.


Hava, balık tutmak için mükemmel ama bizim için çok soğuk. Elimizde sadece bayat kurtlar ile birde yem olarak bulduğumuz midye ve diğer kabuklu bir iki deniz canlısı var.

Saat 10.00 kadar karışık şekilde yemleyip attığımız oltalarımıza Allah rızası için kimse uğramadı!

Derken bayır aşağı koşuşturan bir grup gördük. Evvela çıkardıkları seslerden biz bunları; Kızılderili, Cherokee kabilesinin savaş çığlıklarına benzettik.
Sırtlarında ok ve yay yerine üçer beşer olta takımları, kamışlar vardı. Ellerinde ise mızrak ve balta yerine nevale vardı!




“Saklan çiko” (Arif’e) saldırıya uğradık dedim!
“Ahhhhhhyaaaakkkk... smack... smuck... puahhhhhhh... Karamba Karambita.”



Birkaç dakika içinde Çorlu’nun yerli kabilesinden bir grup bizi çembere aldı.
Alelacele oklar pardon kamışlar yemlenip denize atıldı.
Arkamızda mangallar yandı. El yapımı ateş suları mangal etrafına dizildi.



Gelelim tanışma faslına, tabi bu selamünaleyküm ve aleykümselam’dan sonra açılan muhabbetlerde, yanımıza gelenlerin tek tek adlarını öğrenmiş olduk.

Gırnatacı Metin, Tatar Yalçın, Hannibal Birol ve kral balıkçı Samet.

Balıktan, tam umudumuzu kestiğimiz anda; yağmurla birlikte gelen bu arkadaşlar bize tekrar gaz verdiler! “Biz geçen hafta buradan tam dokuz kalkan aldık”dediler.
Hava oldukça soğuk ve yağışlı tatar Yalçın balık için tam havası diyor.
Beş on dakika sonra ilk kalkan balığı geldi.



Daha sonra bir tane daha yakaladılar. Bu arada benim kamışlardan biri utanmış olacak ki zili düştü!
Arif kamışı aldı ve sarmaya başladı ilk anda yaklaşık 30–40 metrede balık bir girdap oluşturdu. Bu girdaptan balığın nedenli büyük olduğu anlaşılıyordu.

Samet kepçeyi kaptı Arif’in yanında bekliyor. Arif’in dili tutuldu konuşamıyor. Ben yerimde çakılı kalmış, kamışın ucuna bakıp misinanın hareketlerini inceliyordum. Birkaç saniyede balık dibimize geldi. Ben, kamışın ucundaki metal klips’i görüyordum ama balık henüz kendini göstermemişti. Derken kamışın ucu gerildi gerildi ve aniden iskelenin altına doğru süratle kıvrıldı. Tam bu sırada on kiloluk yoğurt kovaları gibi balığın altının beyazladığını gördüm sonra “çat” diye bir ses geldi.

Balık, her neyse bir iğne ve bir 100 gr kurşunu alarak kaçtı. 0–35 lik misinam daha fazla dayanamamıştı! Hepimiz çok üzüldük. Balığın tam olarak ne olduğunu göremedik ama büyük olasılıkla 5–10 kg arası bir levrek olduğunu düşünüyoruz.

Tatar Yalçın “tamam gelecek beya gelecek üzmeyin kendinizi” diyerek “ bize moral veriyordu.
Çift kurşunlu üç iğneli, 0–3 mustad kalkan iğnesi ile yeni bir takım yaptım. Müslüman malı ortak diyerek arkadaşların yemlerine (istavrit) pike yaparak takımı yemledim.

Takım, bu kez takribi yirmi metre kadar yakına düştü. Boşluğunu alıp zilini taktım.
Arkadaşlarla kaçan balığı hazmetmeye çalışıyoruz.

Aradan en fazla on dakika geçmişti ki, birden son attığım kamışın zili düştü. Hemen oltayı elime aldım ve birkaç saniye tuttum balığın yuttuğunu hissettiğim anda tasmayı vurdum.

Yah Allah bismillah diyerek oltaya asılmaya ve sarmaya başladım. Gelen sanki naylon poşetmiş gibi ağır ağır iç depreşmeden kuzu kuzu geliyordu.

Hayatımda, oltayla yakaladığım ilk kalkan balığı nihayet göründü, Samet balığı kepçeye aldı ve yukarı çıkardı.

Bu saatten sonra moralim düzelmiş olup, ayaklarımın ıslanması, kulaklarımın donması beni hiç etkilemiyordu.
Yeni gelen arkadaşlarımız Çorlu’da aynı fabrikada çalışıyorlar ve hafta sonları birlikte balığa geliyorlarmış. Kendilerini( www.balıksevdası.com ) sitemizin fahri üyeleri yaptım.

Metin kardeşim fabrikadan bir arkadaşlarının düğününü anlatıyor. Aynı arkadaşlar hep birlikte bu düğünde eğlenmişler.
Düğünde çok içki içtiklerini çalgıcılardan gırnatacının kendilerini nasıl soyduklarını anlattı.
Metin, diyor ki “ağabey yanımda kız arkadaşım var. Gırnatacı bana musallat oldu ne zaman oyuna kalksam gırnatayı kulağıma dayıyor bahşişi almadan gitmiyor.


Adam kafayı yemiş! Düğüne gelmek için oldukça nazlandılar ve hatta gelmek istememişlerdi. Düğünün sonunda bana; “Metin kardeş sen çağırırsan bir daha para bile almadan geliriz” diyorlar.
Tabi gelirler çünkü hepimizi soydular, fabrikadan 50 ytl avans almıştım hepsini gırnatacıya verdim.”
Tam bu sırada Birol atılıyor; “ağabey cebimde 13 ytl vardı 10 ytl si kâğıt, adam elimden bozukları dâhil hepsini kaptı ve cebine attı.”
Samet oradan sesleniyor “ağabey gırnatacı bana geldi ceplerimi ters çevirdim kalmadı hepsi bitti diyorum inanmıyor sonra cüzdanımdan kredi kartını çıkarıp, aha da çek dedim bahşişini.”
Tatar Yalçın; “bizden başka fabrikanın müdürünü bile soydular” diyor.

Bu muhabbete oldukça güldük, bir ara baktım, Arif gülerken nerdeyse taburenin üzerinden denize düşecekti. Tabi bu arada içkiler su gibi içiliyor karşılıklı ikramlar oluyordu.

Yağmur bazen sağanak şekilde yağıyordu. Geçen yaz iğneada’dan aldığım güneş şemsiyesini arabadan getirmiş sırayla birimiz direğini tutuyor, hep birlikte altına girip yağmurdan korunuyorduk.

Bu arada kalkanlar tek tek geliyordu.




Günün sonuna doğru ayrılma vakti gelmişti. Yıllardır buradan mırmır yakalarım levrek ve kalkan balığı çıktığını yeni öğrenmiştim.
Çok erken gelmemize rağmen, yem işini ciddiye almamamız bize pahalıya patlamıştı. Balık kokan böyle bir havayı bir daha ne zaman buluruz bilemem.

Msn adresleri alındı. Tek tek arkadaşlarla vedalaşıp yola koyulduk.
Çorlu’ya giderken yol kenarlarında aşırı yağışlardan zarar gören yazlıkların durumu çok kötüydü. Sel buralara da büyük hasarlar vermiş.

Arif kardeşimi Çerkezköy’e aldığım gibi sağ salim getirip ben İst. doğru devam ettim.
Öyle yorgundum ki uyku gözlerimden akıyordu.
“Ahmetbey” gişelerine gelmeden önceki dinlenme tesislerinde arabamın içinde bir saat uyudum.

Eve gelip balığı mutfak tezgâhına atınca bütün yorgunluğum bitmişti.
Siteye üye olduğumda 40 cm büyük balık tutarsam onunla film çeviririm demiştim; bana müsaade film çevirmeye gidiyorum.








Kalkan balığının hazin sonu!
__________________

İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum!
Tüm Yazdıklarım! (121)
Talip Girgin
1962
K.CEKMECE/ SEFAKOY
ISTANBUL

Bu mesaj en son " 04-12-2007 " tarihinde saat 04:34 itibariyle Talip Girgin tarafından düzenlenmiştir....
Talip Girgin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 04:26   #2 (permalink)
rehbernet
BANNED
 
Giriş: Jul 2007
Konum: ÃÂstanbul
Yaş: 25
Mesaj: 562
Varsayılan

Talip abim bu kadar olur, Ben başka birşey söylemiyorum.
Ağzına muhabbetine sağlık.
Afiyet olmuştur zaten
rehbernet is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 08:18   #3 (permalink)
Orhan
 
Mesaj: n/a
Varsayılan

Sevgili Talip Abi Elinize,dilinize sağlık, bir solukta okuyuverdim yine,öykü tadında paylaşımınızı Güzel bir organizasyon yapmışsınız tebrikler , Kalkanlarda çok güzel duruyor.

Arifim hiç sesin soluğun çıkmıyor tebrikler kardeş,
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 09:40   #4 (permalink)
Bedir
Expert Member
 
Bedir kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Sep 2007
Konum: İST/GOP
Yaş: 26
Mesaj: 2,576
Varsayılan

Talip abi Harika bir gün geçirmişsiniz Kalkanda bambaska (bize ne zaman nasip olacak acaba ) Tebrik ederim
__________________
BEDİR HAYAL
İSTANBUL

nikotin_29@hotmail.com


BALIK BAHANE MUHABBET ŞAHANE
Bedir is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 09:40   #5 (permalink)
MarkoPaşa
Expert Member
 
MarkoPaşa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
Varsayılan

Talip abim yine döktürmüşsün. Yüzümde gülücüklerle okudum.Süpersin tekrar ellerine kalemine sağlık.Tebrikler.
__________________
Alpay
A rh (-) 1976
İstanbul


Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.


Her lafa verecek bir cevabım vardır...
Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye,
Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye...
MarkoPaşa is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 10:15   #6 (permalink)
Birol
Expert Member
 
Birol kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,690
Varsayılan

Ne kalkanı abi ya, O levrek kaçaröıydı yahu.Atlasanıza üzerine.
Pençelerinizi geçirsenize etine.Ah gitti dağ gibi levrek gitti
__________________
BİROL -1969
İSTANBUL 0RH-


Gül Ey saf çelişki.
Nice gözkapağının altında
hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........
Birol is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 10:31   #7 (permalink)
AYTAC
Expert Member
 
AYTAC kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: ist
Yaş: 33
Mesaj: 1,601
Varsayılan

tebrikler....
__________________
Bayram Uygun 32 çengelköy 0Rh+
bayramaytacuygun@hotmail.com
AYTAC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 10:51   #8 (permalink)
maytir
senior Member
 
maytir kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Jul 2007
Konum: istanbul
Yaş: 37
Mesaj: 384
Varsayılan

Eline saglik Talip abi.
__________________
Mustafa Aytır
---------------------
İstanbul Beylikdüzü
A Rh+ 10-02-1971

http://www.artventuredesign.com/mayt...phic/index.htm
http://www.artventuredesign.com/mayt...ksel/index.htm
maytir is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 10:52   #9 (permalink)
SarıKanarya
senior Member
 
SarıKanarya kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: Çorlu
Yaş: 41
Mesaj: 1,073
Varsayılan

talip abi ben hiçbirşey söylemiyorum artık. abi benim yanımdan geçiyon bir korna çalıp selam vermeden gidiyorsun alındım vallahi

şaka şaka tebrikler abi ellerinize sağlık buranın kıyıları balık bakımından gerçekten çok çeşitlidir hiçbir yere değişmem.

yazınızı zevkle bir çırpıda okudum.devamını bekleriz.(tabi artık hikayelerde bizim adımızda geçsin istiyoruz
__________________
MEHMET Tevfik BAZARBAŞI
04-11-1967
ÇORLU

SarıKanarya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 11:40   #10 (permalink)
memos
Expert Member
 
memos kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2007
Konum: konmuyum
Yaş: 40
Mesaj: 2,280
Varsayılan

Talip abi bir dahaki filmde figüran lazım olursa seve seve oynarım abi onca yıllık oyunculuk deneyimimiz var
__________________
I love fishing
www.picturelines.com

Mehmet A Rh+ istanbul/camlica
Surmene 1968
memos is online now   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 23:35.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99