![]() |
|
|||||||
| Makaleler Deniz, balık, av teknikleri, düğümler, yeni bir icat, sağlığımız, acil yardım... Kısaca aklınıza ne gelirse, kendinize ait makalelerinizi buradan paylaşabilirsiniz! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Bir gün sabah namazından önce ördek avına çıktık geçit yerine giderken!
Şişme bot ile gölden karşı kıyıya çıkacağız derken arkadaşlardan biri Göle düşer gibi oldu ve elinden silahını düşürdü. Tabi silah kuma saplandı küreklerle taratarak silahı bulduk. Av yerine gelip üç kişi pusuya yattık. Diğer iki arkadaşımız bot ile gölün içine daldı. Bir süre sonra ördekler vak vak diye tepemizde dolaşmaya başladı. Solumdaki vatandaş pintiliğinden eski fişekleri yaktığı için pöf pöf diye garip sesler çıkaran tüfeğiyle yine hayırlı bir iş yapıyor, ördekleri tekrar benim önüme çeviriyordu. Ben kendimi methetmek gibi olmasın- ) karavana hiç yok. Yalanım varsa ekmek çarpsın- ) Bu esnada rüzgâr karşıdan esiyor vurduğum ördekler ayaklarımın dibine patır patır düşüyor. Sağımda silahını göle düşüren arkadaşım ise tetiğe her asılışında tık tık, bile yok! Yani solumda pöf pöf, sağımda ise tık tık, bile yok. Hınk hınk diye gırtlaktan gelen bir ses ve askerde öğretilen uzun hamle kısa hamle hareketleri var. Sanki tüfeğin ucunda süngü takılı ve süngüyle ördeklere vurmaya çalışıyor. İşin hakkını bir tek ben, tabi birde göl içindeki aykacılar* veriyor. Bu av için tam 230 km gelmişiz kolay mı? Hayatımda ilk defa gördüğüm kırmızı gagalı tuna ördeklerini vururken solumdaki arkadaşımın pöf pöf diye namlunun içinden giden umutlarına acıyordum. Sağımdaki arkadaşımın ise bana haset gözlerle bakmasına dayanamıyordum. Av'ın en hızlı zamanında onun tüfeğini aldım. Benim tüfeğimi ona verdim o ana kadar ben beş ördek vurmuştum sağımdaki arkadaşım benim tüfeğim ile ben onun tüfeğini yapana kadar o da iki ördek vurdu. ( Ben her konuda uzman olduğum için çareler bende tükenmez ))Yaptığım tek iş tüfeği açıp her parçasına üfledim. Üflemek ile çıkmayan kum tanelerini sazlıktan kopardığım kamış ile temizledim ve silah çalışmaya başladı. (en fazla 3-5 dakikamı aldı) Şimdi tüfeğini temizlediğim arkadaşımın konumuna bir bakalım. Benden daha eski bir avcı. Daha çok tecrübesi ve av vurmuşluğu vardır muhtemelen. Sizce neden benim yaptığım işlemleri yapmayı akıl edemedi? Neden tüfeğini temizlemek yerine haset haset beni seyrediyordu? Kendisini severim ama buna akıl erdiremiyorum. Balıkla ilgili örneğim ise: Bazen içimizden çok şey olmak isteriz de ancak yeteneğimiz kadarına sahip olabiliriz. Olta balıkçılığı da öyle bir şey. Patır patır balık alırken, birden etrafınızı meraklı insanlar sarar. Ahired soruları başlamıştır artık, birden bu insanlar meraklanır ve sizin yaptığınızın çok kolay olduğunu düşünürler. Başka bir gün bu meraklı arkadaşlardan biri yeni bir olta almış ve sizin yanınızda belirmiştir. Birlikte yan yana olta atarsınız. Siz yine patır patır balık alırsınız o ise bol bol ya marul ya, hava alır! Durduk yerde kızmaya başlar bu kez yanında getirdiği oğlu, kardeşi, kayınçosu her kimse işte ona karşı mahcup olmaya başlar. Çünkü buraya gelirken bu işin kolay olduğuna kendini inandırmıştı. Sınırlı sayıdaki takımlarını bitirdiklerinde; yenilen pehlivan güreşe doymaz hesabı önce gelir kurşun ister kaç paraysa vereyim der. Tabi adama burası malzemeci dükkânımı gelirken alsaydın diyemezsen çıkarıp verirsin ve para istemez dersin. Az sonra takım takılmış etrafında dolanmaya başlarlar, atıl bir çapari iğneleri kurşun yerine taş ile idare etmeye çalışırlar ama olmaz. Senin çantan mübarek İstoçta ki albastar mağazası gibi olduğundan! İlla senden takım almayı kafasına koyar. Allem eder kullum eder bunu başarır ama balık almayı bir türlü başaramaz. Takım aynı olsa bile balığın suyoluna bir türlü oltayı düşüremez. Acırsın ona ne yapması gerektiğini söylersin, yok seni dinlerse balık almaya başlar yok burnunun dikine giderse Sonunda agresifleşmeye başlar havaya küfreder, suya küfreder sen yem takarken gelir senin oltayı attığın yerden oltayı atar. Sanki sadece senin önündedir o balıklar, fesatlık başlamıştır artık kanser gibi vücuduna yayılır adamın. Oysa bunun böyle olacağını hiç düşünmemişti. Günün yarısı olta aramak karışan takımları açmak ile geçti diğer yarısı ise başkalarının aldığı balıkları seyretmekle. Sonunda beklenen olur “senin balığının da denizinin de” diyerek ucunda tek iğnesi kalan ve kurşun yerine tel veya taş bağlı kamışı yere patlatır arkasına” bakmadan oradan uzaklaşır. Bir başka yeni balıkçı ise çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdır. Ona tuttuğumuz balık muhabbetlerinden anlatırken onu meraklandırır ve onun da olta balıkçısı olmasını isteriz. Ufak ufak onu aşılamak için balığa götürür, hazır yemli ve hatta denize atılmış kamışı eline verir, balık vurduğu zaman nasıl yapacağını tarif ederiz. Maksat muhabbet olsun o da bu ortama ayak uydursun birlikte gidip gelelim. Bir, iki, üç derken artık aşıyı almış ve artık o ne zaman balığa gidiyoruz demeye başlamıştır. Böylesi bir durumla bir çok kez karşılaştım. Bir keresinde; Sabah namazı okunmadan önce inşaatçı küreği ile deniz kenarına geldik. Arkadaşım Ahmet ile birlikte kum kurdu çıkarmaya başladık Allah tan Ahmet arkadaşım kurtları tutmaktan çekinmiyor. ( Bu arada benim öyle çok "Ahmet" adında arkadaşım var ki, hepsinde birer gece kalmaya kalksam senelik izinim yetmez!) amacımız sabah güneşi doğmadan oltalarımızı denize atmak. Neyse kurtları topladık karanlıkta kayaların üzerinden oltalar, zıpkınlar, paletler, takım sandığı, yiyecek içecek, termosta çay ve elimizde kurtlar olmak üzere, tepe tepe dolu vaziyette söylene söylene, sanki denizde avlanacak yer kalmamışta buradaki balıklar bizi bekliyormuş gibi gidilebilecek en pis fakat en bakir yere epeyce yürüdük. Allah muhafaza düşüp ayağımızı kırsak sesimizi bir Allahın kulu duymaz! Öyle çatak dibi ve deniz dalgalarının patladığı bir yer. Teşkilatı ben düzenleyene kadar Ahmet arkadaşım olta atılacak en güzel taşın üzerine çıktı yerleşti. Ben önce ona olta takımı yapayım sonra kendime diye düşündüm. Kamışı açtım en güzel iğnelerimden yapılmış bir dip oltası taktım kurtlayıp kendisine verdim. Kendisine nasıl atılacağını tarif ettim Ya Allah bismillah diyerek Ahmet arkadaşım kamışı savurdu trak diye bir ses; eyvah gitti takım! Kurşun ağır olunca abanma sonucu makinenin mandalı düşmüş ve klips'in bir karış altından misina kopmuş. Tekrar bir takım açtım. Bu arada Ahmet arkadaşım ile aramda deniz var. Kendisi zıplaya zıplaya kayaların üstüne çıkmış, ben ona oltayı yapıp uzatıyorum. O'da alıp atacak, kim sorarsa balık tutacak. Yani ne misinanın ucundan ne kamışın ucundan! Sadece kamışın sapından tutmuş bana uzatıyor, bende takımları takıp yemleyip kendisine al at diyeceğim. Üç veya dört iğneli 6 numara kısa palalı çelik iğneler 75 gr kurşunlu beden 0.30 köstekler 0.20 neye atsan çeker. Şimdiki gibi tepe lambamızda yok el feneri var kim tutacak! Neyse bin bir zorlukla ikinci takımı hazırlayıp kurtları takıp tamam diyorum. Bu kez trak'lamadı ama oltanın nereye düştüğünü de göremedik sadece şlop diye bir ses duyduk. İç elleme sadece boşluğunu al ve elinde dinle dedim. Kendi kamışımı açıp zor bela sapını takacak bir yer buldum bu arada hava artık aydınlanmış her şey açık seçik görünüyordu. Güneş doğudan patladı patlayacak. Takım sandığının içinden takım ararken gecenin karanlığında düşürdüklerimi görüyorum Taşlar arasında sıkışıp kalan. Tam takımı taktım yemleme yapacağım Ahmet arkadaşım bir heyecan ile fırlayıp zır zır zır Makineyi sarmaya başladı. Ben de eşkina geliyor diye seviniyorum. Tabi ne gelen var ne giden. "Hayırdır" - Yahu bir şey vurdu sanki bende balık diye çektim. - Yav sana da zahmet olacak ama bunda yem kalmamış! Takarız ağabey sıkma canını ^^&%(/?) bunların ne anlama geldiğini bilen var mı? Sevgili Ahmet arkadaşım bir müsaade be, ne olur. Allah rızası için bir bekle de, ben de oltamı yapıp denize bir atayım. Güneş doğdu. Balıklar karnını doyurdu! Burası eğitim yeri, okul mu? Sabahın köründe sana eğitim vermeye mi geldim ben buraya? Gel bir bak ben nasıl yapıyorum? Bu nasıl merak bunun neresi balıkçılık? Bu... Bu, fındıkları sen kır ben yiyeyim der gibi! Bu... Bu maşa varken ben elimi neden yakayım der gibi! Bu...bu Beni enayi yerine koymak gibi! Bu seni balığa kaçıncı oldu getirişim, artık bir şeyleri de sen yap be sevgili ağabeyim ne olur? Ay ben böyle balıkçılığın...(Bir daha seni çağırırsam ne olayım!!) Ben bu evreleri geçirdim arkadaşlar; burada bir şeyi vermekten veya anlatmaktan bahsetmiyorum. Kullanılmaktan bahsediyorum. Kör ve aklından zoru olmayan arkadaşlarımız hakikaten merakı varsa öğrenmek için çaba sarf etmeli. Onlara seve seve yardımcı oluruz. Ama verdiğim örnekteki arkadaşların böyle bir çabaları yoktu benim sözüm onlara! Kç ıslanmadan balık tutulmaz der atalarımız ee balığı ve yakalamasını seviyorsak ıslanacağız. Beni ilk balığa davet eden götüren dıdımın dıdısı ile kum kapı'daki malzemeci o küçücük dükkanda ismi yanılmıyorsam Nuri baba derlerdi ona. Oraya gittik.Bir takım çantası ve içinde olması gereken ne varsa her şeyi aldık. Zaten incik boncuk para tutmayan şeylerdi. Bugün halen kullanmadığım 15 yıldır çantamda duran mepsler var. Bir gün lazım olur diye almışım. Benim aşıladığım bir sürü insan var. Herkese bu sevdayı aşılayarak insanları kahve ve kötü yerlerden uzak tutabiliyorsak ne mutlu bize. Gelelim bu düzeneklerle ilgili ne kadar tecrübeli olduğumuza. Efendim olta balıkçılığında "bilgi" derya deniz, kim ne kadar biliyorum derse desin, bildikleri bilmediklerinin yanında Hiç kalır. Bazen bölge ve yer konumuna göre doğaçlama yapar kimsenin akıl etmediği bir düzenek ile balık alırsınız. Sizin yaratıcığılınızı kullanarak balık tuttuğunuz takım en iyi takımdır. Klasik takımların yanında insan yaratıcı olmalı gün içinde değişen hava şartlarına göre takım yapmalı. Bir gün malzeme almaya gittiğimde o kadar çatapatlı süslü takımlar ile karşılaştım ki Ben bir tane alıyorsam kardeşim üç tane alıyor sırf jiletine para veriyoruz. Satıcıya ne sorarsak tabi ağabey onu da yakalar, bunu da, şunu da, efendim takımların tutmadığı balık yok! Peki diyorum sen hep buradasın nerden biliyorsun bu takımların iş yaptığını balığa gitmezsin her türlü oltayı methedersin. Av'a gitmezsin hangi fişeğin en iyisi olduğunu bilirsin ne iş? Kulağıma eğilip "karıştırma orasını ağabey sen çay içermisin onu söyle buraya gelenlerin çoğu acemi" dedi. Sevgili arkadaşlar; Muhabbetiniz bol olsun verdiğim rahatsızlıktan ve kelime hatalarımdan dolayı özür dilerim. Tecrübe yaşanılmadan Elde edilmiyor. Sevgi ve saygılarımla...
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 37
Mesaj: 25
|
Talip abi ağzına (ellerine) sağlık çok güzel anlatmışsın. Bizim gibi acemilere ne güzel bir ders olmuş. Tabii bu arada yanına gelirsek ona göre hareket ederiz. Paylaşımın için teşekkürler abi.
__________________
S.TÜRKER Çorlu / FB ÃÂyilik yap at denize, BALIK bilmezse HALIK bilir... Kýsmetinde varsa; HALIK sana BALIK verir... |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Alıntı:
![]()
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 37
Mesaj: 25
|
Olur mu abi ne şakası gerçekten hem doğruları yazmışsın hem de güzel ve anlaşılır bir dille yazmışsın. Faydalı olduğuna ve olacağına inanıyorum.
__________________
S.TÜRKER Çorlu / FB ÃÂyilik yap at denize, BALIK bilmezse HALIK bilir... Kýsmetinde varsa; HALIK sana BALIK verir... |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Alıntı:
Teşekkür ederim sevgili hemşerim benim de dileğim bu yazımın böyle anlaşılmasıydı. Bu tür olaylara insanlar hazırlıklı olmalı ve kendini ona göre ayarlamalı. Önceden nasıl davranacağımızı, neyi nerde, kullanacağımızı bilirsek sorun olmaz iyi geceler. ![]()
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 670
|
Alıntı:
Şimdi o arkadaşımla, Birlikte çok güzel maç seyrediyoruz. ( aynı takımı tutuyoruz) Birlikte müthiş istanbulu geziyoruz. Birlikte aile ortamında çok iyi geçiniyoruz. Her şey çok güzel ama halen kendisine olta takım ve düzeneğini kurmadı! Ondan saklı balığa kaçıyorum çok ta ince fikirli hemen darılıyor ![]()
__________________
![]() İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum! Tüm Yazdıklarım! (121) Talip Girgin 1962 K.CEKMECE/ SEFAKOY ISTANBUL |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: Turkiye
Yaş: 38
Mesaj: 2,745
|
Şimdi konuya biraz değişik bir açıdan bakacağım.
Amatör balıkçılık eğlence ve hobi amaçlı güdülen bir avcılık şeklidir. Balık tutmak bir çok piskolojik tedaviden daha faydalı olduğu bilinmektedir. Kimi zaman sessiz bir ortam aradığımızda kaçtığımız ve denizlerle konusup balıklarla arkadaşlık yaptığımız bir yerdir. Ama ne olursa olsun balıkçılık ve diğer avcılıklar arkadaşlarla yapıldığında bana daha zevkli geliyor. Bence iyi balıkçı arkadaşına balıkçılığı öğretendir. Talib bey gibi gidip kayaların üstünde son dakikada herşeyi üstlenip yardım ederken içten içe kalayı basmak yerine ava çıkmadan önce arkadaşını eğitip neler yapacağı hangi takımın nasıl hazırlanacağını öğretse. Avlağa gittiklerinde arkadaşı belki ona yardım edecektir. Benim diğer çok zevk aldığım bir konu başkalarına olta düzeneği hazırlamaktır bu arada nasıl bağlandığını göstermektir. Çok güzel bir çanta yapıp içine herşeyi koyup birinin bende bu yok dediğinde, bende var deyip bir adım öteye çıkmak bana çok haz verir. Bunun hava atma amacı ile değil tamamen paylaşma iç güdüsüyle yaparım. Zaten ne demişler "Dünya benim olsa neye yarar etrafımda paylaşacak kimsem yoksa" Velhasıl kelam dostlar iyi balıkçı, amatör balıkçı işi arkadaşına öğretendir. Öğretmelidir hem kendisi rahat etsin hemde arkadaşının gözünde yücelsin her yerde işi ondan öğrendim desin. Ben bu siteye girdiğim ginden beri hergün birilerinden bir şeyler öğreniyorum hiç zevk almadığım kadar balık tutmaktan zevk almaya başladım. Hüseyin abiden düğümleri, hangi balık nasıl davranırı öğrendim. En son öğrenip çok işime yarayan değişik bir atış şeklini Teknotürk Erkan kardeşimden öğrendim. (çaktırmadan öğrendim hiç o şekilde atmıyordum )Paylaşmalıyız, öğrenmeliyiz bunları biriktirip biriktirip bizden bir sonraki arkadaşımıza, kardeşimize vermeliyiz. Sevgiyle kalın. |
|
|
|