![]() |
|
|||||||
| Kıyıdan Balık Avcılığı Balık avcılığı sadece tekneyle yapılır diyorsanız bu başlığa bir göz atın! Kıyıdan olta ile yapılan avları, av teknikleri, iğne, olta düğüm, kısaca takım hazırlıklarını buradan takip edin! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,483
|
Akacak ter bırakmayan sıcakların ardından hafta sonu kendimizi deniz kenarına attık. Ama o ne rüzgar, o ne fırtına.. Olta atmaya pek imkan yok.. Mendirek civarında biraz oyalandıktan sonra Feribot iskelesinin arkasına yollandım hemen..
Orada tandık bir iki arkadaş ha babam de babam istavrit yakalamaya çalışıyor. Ama birisi sarmış kıbrısa ekmeği kefal peşinde. Hımm dedim, kendime arkadaş bulmanın itmesiyle, bende kefale devam dedim. Ben takım açarken arkadaş bir tane çekti, irice bir şey nispeten. Ardından bir tanede ben kaçırdım, çekerken.. Ve oradaki arkadaşlar yahu bizde kefal tutalım bari diyerek sıyırtmaları bıraktılar.. Ama takımları yokmuş, elimdekileri onlara verdim bende.. 3-4 kişi kefale iyi dadandık.. Ben 7-8 tanesini acayip bir şekilde kaçırdım.. Ne bileyim, hızlı mı sardım, ne yaptım ama bir sürüsünü kıyıya getirmeyi beceremedim.. 3-4 Tane ancak tutabildik netekim.. Pazar günü ise durum gene farksızdı. En ilginç durum ise, dyneema'nın azizliğine uğradığım vaziyet oldu. Takımı atarken sen git fırdöndüden sıyrıl, düğüm kurtulsun.. Takım kendi bildiğine aldı başını gitti. Eh dedim, akıntı kıyıya doğru kıyıdan alırım.. Ama meğer aç bir kefal ağzını açmış, benim takımı gözetliyormuş.. Takımın sudaki şapırtısı bitmeden onunki başladı. Aldı gidiyor bizim takımı.. Başka takım yok, bir tane uyuz bir kıbrıs var hepsi o, iş yapacak takım değil.. Hemen onu açtım, son iğneye kurşun bağladım, çarptırma ile alayım dedim.. Ama bu arada kbırıs alan kefal, almış başını gidiyor. Bende elimde koca kamış, kayalarda keklik gibi sekerek, ardından kovalıyorum.. Ama nafile, hava rüzgarlı, dalga bol, görmek ne mümkün takımı.. Genede peşinde baya bir gezindim.. Neyse, oturdum, arandım, tarandım, kıbrısa uygun iğne yok.. Koca çantada, envay çeşit iğne var, sazan iğnesi, yaylı iğne, geniş ağız, uzun beden, bedeni damaklı, kahle vs. ama kıbrıs yapacak 1523 gibi bir iğne yok. Bir kaç 1521 var, onlarda 3 numara, pek iri. Oradaki yeni tanıştığımız bir arkadaş 10 kadar iğne verdi. Bende yenisini bağlamaya davrandım tam, kıyıdan bağırdılar.. Usta şu senin takım değil mi? Hemen kopardığım uyuz kıbrısı tekrar bağlıyorum ediyorum derken, önümden süzüle süzüle geçti balık.. Açığa doğru uzaklaştı, geminin köpüğüne karıştı.. La havle derken, gemi kalktı gitti.. Bende iskeleye çıkayım, oradan görürsem alırım diye, dikenli teli aşacak bir yere bakıyorum. Yanımdaki arkadaşta, hazır gemi gelmişken sıyırtmaya devam ediyordu.. Geçecek, parmaklığı kırık bir yer buldum, kamışı filan oraya yerleştirirken, arkadaş bağırdı: "Ahanda geliyor senin takım.." Böylece takımımızı geri almayı başardık.. Ama nafile.. Ondan sonra pek az kefal yaptı. Arada nadir vuranları da ben gene beceriksizce kaçırdım çekerken.. Akşama doğru, çapariyle istavrit yapmaya başlayınca, ben tası tarağı toplayıp mendireğe yollandım.. Mendireğin dibinde iki arkadaş gene kefal tutuyorlar.. Zilleri bağlamışlar, kıbrısı dibe atmışlar. Niyetim yoktu aslında ava filan, zaten vakit geç olmuştu.. Ama ben oraya varır varmaz elemanın ziller başladı birileri için çalmaya.. Ama o da alamadı kaçırdı.. Biz bilgiç bilgiç, "yok, bekleyecen, şöyle yapıcan" filan derken bir diğeri sardı makinayı, aldı balığı.. Şangır şangır çalan ziller, dipten çekilen kefaller filan gene iştahımı kabarttı, açtım takımları.. Ya nasip diyerek attım dibe, zili de bağladım.. 10 dk filan içinde şangır şungur.. Çekiyorum,çekiyorum, yüzeye yarım kulaç kala gidiyor balık.. diğeri dipten 1 kulaç sarmadan gidiyor. Resmen balık kaçırma rekoruna koşuyorum.. Bir tanesinin kafasını sudan çıkardım. Ama kolay kolay ötesi çıkacak gibi değil, azman bir şey.. Misina FC 0.27. Çeker mi, çekmez mi, ama uzamaz, koca kefal bu kafayı vurdumu koparır.. Ne yapsak, biraz yorsak mı filan derken o da kurtuldu gitti. Boş takımı aldım baktım ki, iğne açılmış. Mustad 1523 5 numara iğneyi açan balığı siz düşünün artık.. Neyse, arada bir kaçını almakla birlikte sürüyle balığı kaçırarak gece yarısını ettik. Ne bileyim neyi yanlış yaptım? Ama ben hayatımda o kadar balık kaçırdığımı hatırlamıyorum.. Ben mi kocaldım, beceremiyorum, kefaller mi akıllandı, öğrendi kurtulmayı.. Bu akşam gidip biraz daha deneyeceğim, bakalım ne olacak? Diğer taraf derseniz, istavritçi cephesinde değişen pek bir şey yok. Akşama kadar boş boş çapari salladılar. Ara sıra tek tük gelenler ise harbi istavrit olmuşlar, kıraça değil.. Bir karış ve daha büyüklerini de gördük arada.. Ama toplamda sayı çok düşüktü.. Anlaşılan çinekop, palamut vs. terketmiş oraları, istavrit artık kıyılamıyor.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,131
|
eh Serdar Abi nerelerde diyordum ben de
![]() Kısmet olmamış kefaller demeyeceğim, sana kofana lüfer layık diye bence kefal vermemiş sana deniz ![]()
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,169
|
Serdar abi kaçan balıklara rağmen heyecanlı ve keyifli bir av yaşamışsın. Şimdi aklıma bir şey geliyor. Bu kefal neden çok kolay kurtuluyor. Benim ucunda kurt olan şamandıralı zargana topuna da ara sıra kefaller atlar, ve nispeten 300 gr civarı kefallerde aldığım oldu burada kullandığım tek iğne 7 numara siyat çapraz iğne. Bende zaman zaman gelen kefali çekerken düşürüyorum zaten iok irisi denk geldirse (ki bu küçüğün büyüğü anlamınd akiloluk falan değil) o zaman zaten hemen gidiyor. Benim aklıma gelen başka bir şey var dostlar. Balığın kaçma sebebi kesin ağız yapısı. Kefalin ağız yapısı yumuşak dokulu yani yırtılıyor hemen. Kullandığımız iğneler küçük ve ince olduğu için bu ince iğnenin sütüne en az 300 grlık ağzı yumuşacık bir balık binince o ağız bu iğneye yumuşak geliyor ve iğne alındaki ağırlıkla birlikte ağzı yırtıp geçiyor. Bu benim görüşüm tabi. Aynı boy ama daha kalın iğneler kullanırsak, 10 tane değil ama 7 tane balı kalırız ama 10 tane yakalanan balığın 5ini kovaya atıyorsak 7 tanenin 6sını atabiliriz. Yani gelen balığı çekme ihtimali daha yüksek olur diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz. Aynı boy ama daha kalın dokulu iğne.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+) İstanbul/Yeşilköy ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,483
|
Bir kaç tanesinin, dudağı olduğu gibi yırtılmış öyle geldi..
İşin aslı şu emre, benim kaçırma sebebim, açıkca beceriksizlik.. Olay misina kopması gibi değerlendirmek lazım.. Bu hayvanın dudağı zayıf halka ise kalamayı buna göre ayarlamak lazım.. Biz ise, kazık fren olmuş kalama ile, yükleniyoruz zavallı hayvana.. Eğer dudaktan yakalanmışsa kurtuluyor, yada yarım dudakla yaşamaya devam etmeye çalışıyor.. Kalın iğne derken.. 1523D yeterince kalın iğnedir aslında.. Ama söylediğim gibi bu defada dudağı tümden yırtılıp geliyor..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 39
Mesaj: 3,620
|
Serdar Hocam ,
Kefal yakalamak hiç ilgimi çekmedi şimdiye kadar.ama senin kefal raporların yüzünden birgün bende sırf kefale çalışacağım.
__________________
BİROL -1969 İSTANBUL 0RH- Gül Ey saf çelişki. Nice gözkapağının altında hiçkimsenin uykusu olmamanın sevinci........ |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,169
|
Ben de dha önce özel olarak kefal avı yapmadım, ama bir gün dip kıbırıyla denemek istiyorum Yeşilköyde kiloluğun üstünde kefaller çıkarıyorlar dip kıbrısıyla.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+) İstanbul/Yeşilköy ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,483
|
Konu zevk meselesi.. İstavritle uğraşmaktan daha zevkli. Özellikle yüzeyde, kıbrısla tutulanı.. Başına gelir kefal, orada bir hareket olur, şimdi alacak, aldı, alıyor filan derken bir heyecan basar. Bazen alır, bir hareket, bir gürültü kopar orada.. Sonra balığı çekerken bir başka heyecan başlar. Çoğu zaman oltayı sağa sola gezdirir, az da olsa bir mücadele etmeniz gerekir, küçükleri için bile..
Ha bazıları için avın bu tarafı araçtır, amaç tavadaki balıktır. Onlara bu av pek anlam ifade etmeyebilir.. Ama, avın kendisi açısından kefal avı gerçekten zevklidir.. Elbette, orkinos vardı da, biz mi tutmadık prensibi de geçerli.. Çapariciler yüzünden olası en zevkli av bu olabiliyor.. Ha, imkan olsa, açığa filan gidebilsek, o zaman karagöz deriz, mır mır deriz.. O ayrı, o da bir başka zevktir.. Cumartesi uğraşıp yakalayamayan oldu ama, suda yer yer zarganaların gezdiğine de şahit olduk. Yakında zargana başlar, bizde ona dadanırız. Kışa doğru malum lüfer vs.. Çapari ile kova doldurma hamallığından -bence- evladır..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,169
|
Serdar abi,
Kefal konusund atavsiyen nedir dip kıbrısımı yoksa yüzey kıbrısmı, sanıyorum dip kıbrısında ekmeği kurşuna sarıp üstüne iğneleri sarıyoruz yüzey kıbrısıda ise ekmeği mantara yada süngere sarığp iğneleri üstüne sarıyoruz. Syrıca takımlar bölümüne ayrıntılı bir kaç çeşit kıbrıs takım tarifi yapmanı ve hazırlanışını anlatmanı istiyoruz Halk bunu istiyor ![]()
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+) İstanbul/Yeşilköy ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|