Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > OLTA MALZEMELERİ > İğneler
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

İğneler İğne deyip geçmeyin! Doğru iğne seçimi, başarılı bir av demektir. Levreğe, sinarite, Lüfere kaç numara iğne kullanmalı Kısa pala, uzun pala çelik, krom iğneler nasıl kullanılır İğneler nasıl saklanır, İğneler ile ilgili bilmek, paylaşmak istediğiniz her şey burada!

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 21-03-2008, 12:13   #1 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan İğnelerin anatomisi...

Sevgili Umurata, diyor ki: Sıkıldım bu iğneden anlamazlığımdan...

İğneleri anlamak için, onları yakından tanımak gerekir elbette.. O halde tanıyalım..



Yukarıdaki resimde, hangi bölümün, nasıl adlandırıldığını görüyoruz. Ama bunu bilmek, tamam, iğneleri öğrendik anlamına gelmiyor..

Değerli üyelerden ricam, konuyla ilgili soruları, yorumları için biraz sabretmeleri. Tahminimce burada küçük bir kitap kadar geniş bir yazı olacak. Bunun tek bir postta olması çok verimli olmaz. Postlar arasına çeşitli mesajlar girerse, konu dağılır, iyi bir referans olmaz. Bu nedenle, aradaki çeşitli mesajları silmek durumunda kaldım, ilgi gösteren herkese teşekkür ve özürlerimi sunarım.

Şu anda çalışma taslaktan biraz daha iyi bir halde tamamlanmış sayılır. Yorumlarınıza göre, gerekli düzeltme, ekleme vs. yapılacağını düşünüyorum. Kedniminde henüz vakit vs. bulamadığım ekleyemediğim bazı hususları ilerde ekleyebileceğimi sanıyorum. Umarım, bu haliyle sizlere faydalı olur..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969

Bu mesaj en son " 02-04-2008 " tarihinde saat 13:10 itibariyle Skoylu tarafından düzenlenmiştir....
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2008, 14:17   #2 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Göz..

Göz, iğnenin misina vb. ile bağlandığı yere verilen isimdir. Temelde iki farklı şekilde olur: Ezilerek düzeltilmiş ve delik gözler.


Ezilmiş, düz göz: Bu tür gözler, imalatı en kolay olan gözlerdir. Ama en çok sorun sebebi olan gözlerdir de, aynı zamanda.. Bu ezilmiş bölümün varlık sebebi, bağlanacak olan misina için bir destek sağlamak, misinanın iğneden ayrılmasını engellemektir. Bunu, kabaca, misinanın önüne set çekerek sağlar. Ama...



Bu resimde daha iyi görülüyor ki, bu ezik engel, misinayı kesecek bir bıçak gibi görev görmektedir. Bu nedenle, güçlü iğnelerde, güçlü balıklarda bu tür gözler tercih edilmez. Resimde, bu tür bir gözün daha az kesici olması için, sadece ortasından sıkıştırıldığı sembolize edilmektedir. OWNER, bazı modellerinde bu uygulamayı yapar. Gözün sadece ortasını çok inceltip, düz bölgenin kalınlığını azaltmadan daha fazla yüzey sağlar. Böylece, göz hem daha geniş olurken, fazla ince olmaz ve misinayı kesmez.

Demekki, bu tür ezilmiş gözlü iğnelerde dikkat edeceğimiz husus, misinaya yeterince engel olacak kadar geniş olacak, misinayı kesmeyecek kadar da kalın.

Bir başka dikkat gerektiren husus işe şudur:



Bu iğnenin ezik gözünün, gayet net bir şekilde, geriye eğik olduğunu görüyoruz. Bu eğiklik, her modelde bu kadar olmasa da, genelde mevcuttur. Buna dikkat etmek gerekir. Eğer misinayı, gözün bu eğik olduğu taraftan gelecek şekilde bağlarsınız, yani, misina bu eğik tarafta, ezik bölgenin ucuna/kenarına temas ederse, büyük ihtimalle çabucak yıpranır, kolayca kopar. Bu eğim genelde dışa doğrudur. Misianyı düğüm attıktan sonra, bu eğimin iç tarafından gelecek şekilde, bağlamlısınız..

Delikli gözler:

Misinaya daha az zarar vererek daha iyi tutuş sağlayan tür gözlerdir. Ama o kadar yalın değillerdir, bir sürü türü, çeşidi mevcuttur..

Temel olarak, delikli gözler iki gruba ayrılır. Bedenden gelen tel, bir halka yapılır. Bu klasik delikli göz iğne tanımıdır. Bazı iğnelerde ise, bilhassa büyük, kalın iğnelerde, bu pek mümkün olmaz. Zira, beden telinin kıvrılması için, sert ve sağlam değil, yumuşak çelik vs. olması gerekir ki, bu istenmez. Bu durumda, iğne bedeninin ucuna, tıpkı dikiş iğnelerinde olduğu gibi bir delik açılır.



Büyük, ağır iş için olan kalın iğnelerde, bu tür göz aranmalıdır. Zira, ağır işte, halka yapılmış göz, kolayca açılabilir, kırılabilir.

Fakat, tipik, gündelik kullanım için olan iğnelerde, söylediğimiz gibi, beden teli öylece bir halka yapılarak kullanılır. Ama bununda çeşitli detayları elbette mevcuttur.

Klasik halka şeklinin yanında, şöyle bir takım atraksiyonlar görmek mümkündür..



Bu türde, halka, tel kıvrıldıktan sonra bedene kaynatılmıştır. Böylece, yükte açılması engellenir. Büyük, kavgacı balıklar tercih edilmelidir, mesela iri akyalar gibi..




Bu tür gözlerde, kıvrılan ve halka yapılan beden, halkanın sonuna doğru inceltilir. Bilhassa fly için kullanılacak iğnelerde önemli bir fark getirir, bu düzenleme. Üstteki şekilde olanlar, dalan fly için, ek ağırlık, ki gayet dengeli bir ek ağırlık sağlarken, alttaki şekilde olan halkalar, iğnenin ağırlığını düşürürek kuru flyların yüzmesine yardımcı olur.



Bu tür iğneler, klasik bir delikli göze sahip olmalarına karşın, bu gözde hazır bir halka takılı olarak satılırlar. Genelde hem göz, hem halka güzelce kaynatılmış olur, ama halka, gözün içinde rahatça hareket edebilir. Bu tür iğneler, bilhassa canlı yem kullanımında öne çıkarlar. Sinarit gibi yem ne kadar canlı, ne kadar sağlamsa, o kadar seçici olan balıklar için uygun seçimdirler. Bağlanan misina, ki, bir hayli kalın ve dolayısıyla sert olacaktır, doğrudan göze takılırsa, iğneyi kasıp, yemin doğal hareketini bozar. Halka ile bağlandığı takdirde, halka ve iğne rahatça hareket edeceği için, yemin doğal hareketi olabildiğince korunmuş olur.

Sık görülen bu gibi ayrıntılar yanında, fırdöndü gözlü iğneler, halkası açık satılan iğneler gibi varyasyonlarda mevcuttur. Örneğin, halkası açık satılan iğneler, sahtelerin vs. iğnelerini değiştirmek için kullanılır. Halka açık olduğundan kolayca geçirilir, sonra halka sıkılarak kapatılır. Bu gibi avın niteliğinden ziyade pratik kullanıma yönelik iğneler elbette çok geniş bir tür yelpazesine sahip olabilecektir.

Delikli gözler için bir diğer husus ise, gözün, göz halkasının, bedene olan açısıdır. Bu tür açılı iğnelerde, misina halkaya değil, iğne bedenine, tıpkı ezilmiş gözlü iğnelerdeki gibi bağlanır:



Ha öyle, ha böyle farketmez gibi düşünmek yanlıştır bu hususta. Genel olarak, açılı göze sahip olan iğneler kalın bir malzemeden, kuvvetli olarak yapılırlar. Dahası, daha fazla tasmalama kuvveti ister ve taşıyabilirler. Sert çeneli, güçlü, büyük balıklar içün bu tür iğneler daha uygundur. Özellikle kuvvetli atılan tasmanın etkili olması için, bu tür bir bağlantı ve düğüm elzemdir. Elbette, böyle güçlü ve büyük balık, aynı zamanda daha kalın misina gerektirmektedir. Düz delikli iğneler ise, nispeten daha ince beden ile yapılırlar. Daha küçük tasma kuvveti ve ince misina ile kullanılırlar.

İlk bakışta, açılı göze sahip olan bir iğnenin, düz göze sahip olana göre daha güçlü olacağı söylenebilir. Kalbur üstü bir marka için, açılı göz kullanmışsa, iğnenin son derece güçlü olduğunu düşünmek isabetli olur.

Eğer, açılı göz olan iğneyi, düz gözlü iğnelerde olduğu gibi bağlarsanız, bu iğnede pek adiymiş dersiniz. Zira, açı nedeniyle, iğnenin ucu balıktan uzaklaşacak şekilde hareket eder..



Bu hususa özellikle önem vermek gerekir, aklınızdan çıkarmayın..



Bu şekilde iğnenin sırtına, arkasına doğru açılı olan halkalara "yukarı dönük" halka denir. Yem iğnenin boğaz/ağız kısmında olacaktır. Mesela, yaprak yem gibi.



Bu ise, "aşağı dönük" halka olarak anılır. Bu tür iğnelerde, yem iğnenin sırt tarafında, olacaktır. Fly yemler gibi. Beden üzerinde damakları olan ve iğnenin sırtında yemi tutan iğnelerde, bu şekilde kullanılabilir.

Bazı halkalar ise, uç/dirseğe paralel olarak üretilir:



Bu tür iğneler, bilhassa silikon kurtlar, balıklar vs. için uygundurlar.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969

Bu mesaj en son " 03-04-2008 " tarihinde saat 10:04 itibariyle Skoylu tarafından düzenlenmiştir....
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-2008, 19:28   #3 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Beden/Pala...

İğnelerin beden veya pala denen sap kısımları en sıradan kesimlerini oluşturur. Dikkat edilecek pek fazla bir hususiyet, çeşitlilik arzetmez.. Ama bu, hepsi budur anlamına da gelmez..

İğne bedeninde en önemli husus, toplam uzunluğun önemli bir parçasını oluşturmasıdır. İlk bakışta bu çok bir şey değil gibi görünür, ama iğnenin, dolayısıyla bedenin uzunluğu bazı detayları ortaya koyar.

Beden boyu uzadıkça, üzerindeki yemin doğallığı, hem hareket, hem görüntü olarak azalır. Tasma anında iğnenin batacağı yer derinleşir, yani mideye daha yaklaşır. Dişli balıkların, bilhassa lüfer gibi yemi kapıp kaçan balıkların misinayı kesme ihtimali azalır. Diğer yandan, güçlü çenesi olan irice balıklarda iğnenin kırılması ihtimali artar, şöyle ki, iğnenin ucu derinde olunca, sapından çeken misina balığın ağzı/çenesi ve iğnenin battığı yer bir kaldıraç gibi olur.



İğne ucu ve çene sabittir. Siz misina ile çekince, iğnenin battığı yerden değil, iğne bedeninden çekmeye başlarsınız. Eğer balık o esnada çekiş yönünüze dik bir açıya zorlarsa, iğnenin sapını asılıyor değil, sanki bir kibrit çöpünü, kürdanı kırmak için iki ucundan kıvırıyor gibi olursunuz, iğne sapından kırılır gider.. Elbette resimdeki uskumru bu kadar güçlü bir çeneye sahip değildir, ama bu resim kolaydaydı, düzeltmek için Mercan, çipura gibi güçlü çeneli balıklar ancak böyle yapıp iğne kırabilecek damağa sahiptir.

Denebilir ki, beden büyüdükçe, balıklar daha az vuracaktır.. Ama aberdeen gibi uzun bedenli iğneler, son derece popülerdir.. Neden? Zira, balıkların pek çoğunun ağzında körük tabir edilen ince bir zar mevcuttur. Bu zarı körük gibi genişletip yemleri yutarlar. Uzun bedenli bir iğne bu körüğü aşarak balığın dayanıklı çene/baş taraflarından yakalamınızı sağlar. Kısa bedenli bir iğne ise, büyük ihtimalle körükten yakalayacaktır, körük ise balığı çekecek kadar güçlü olmaz, yırtılır, balık kurtulur..

Anlaşılacağı üzere, uzun bedenli iğneler, körüklü ağzı olan balıklar için uygundur ki, pek çok balık bu tanıma uyar..

Kısa bedenli/palalı iğneler ise, tipik dişli/çeneli balıklar için daha uygundur. Mercan, karagöz, lüfer, palamut gibi. Zira bu gibi balıkların çeneleri kolay yırtılmayacak kadar güçlüdür. Üstelik pek çoğunun damakları, yani ağzının iç kısımları sert ezici dişlerle doludur. Uzun pala bir iğnenin bu dişlerin olduğu yerde batması çok daha zordur. Diğer yandan, güçlü çenelerin, kısa palayı kırdıracak kadar bahsedilen kaldıraç etkisi göstermesi daha zordur. Çipuranın örneğin, iğne kırması bu mevzuya dayanır. Dişleriyle ezerek değil, palası uzun kaldığı için iğneyi kırar, gider..

Ama iğne beden boyu seçiminde, balığın çene/ağız yapısı tek kriter değildir. Örneğin, palamut ve lüfer için kısa pala iğneler çok uygun değildir. Zira lüfer, iğneyi kıracak kadar zorlamaz ama, kolayca misinayı kesebilir. Kısa pala bir iğne, lüfer tarafından yutulursa, misinanın hemen hiç şansı olmaz. Palamut ise, kısa pala bir iğneyi ağzının içinde öyle sallayabilirki, kolayca kurtulabilir, biraz daha derinden yakalanması ile kurtulma şansı azalır.

Beden hakkında bir diğer husus ise, bazı aksesuarlara sahip olabilmesidir. En iyi bilinen aksesuar, beden üzerinde yem tutucu ilave damaklar olmasıdır.



Bu gibi, çift tırnaklı bedeni olan, düz iğneler, hemen her tür kesilmiş yem, kurt ve karides için son derece verimlidir. İğne sapını yemle gizleyerek görüntüyü bir hayli iyileştirirler.



Bu şekilde, beden üzerinde tek damak olan iğneler ise, aslen havyar, tek bir yumurta olarak takmak için kullanılırlar. Ama farklı amaçlarla kullanılmaları da elbette mümkündür. Bilhassa, mısır ve bezelye ile, tatlı suda iyi netice verdikleri görülür.



Bu tür iğneler ise, tipik çift damaklı olanla aynı amaçta olsalarda, özel beden eğimleri nedeniyle, müren, gelincik gibi balıklarda daha avcıdırlar.

Elbette aksesuar denince, sadece damaklar anlaşılmaz.. Şöyle şeylerde mevcuttur:



Bu nasıl şeydir böyle.. Bu bir kurt/solucan iğnesidir ve bilhassa tatlı suda son derece verimlidir. Kurdu (sahte veya canlı) takarsınız.. Ortasındaki bölüm hem onu geri kaçırmaz, hemde ağırlık sağlar. Böylece daha ileri fırlatabilirsiniz..



Bu ise, defileye çıkmaya çalışan bir iğne değil, eriyen tip (hamur gibi) yemler için bir düzenlemedir. Özellikle sazan ve kefal gibi avlar için uygundur. Bu file yerine, özel bir yay bulunan modellerde mevcuttur..



Bu da bedeni yamulmuş bir iğne olmalı.. Ama değil.. Bu da ilginç bir model.. Bu özel eğrilik sayesinde, iğne balığın ağzında döner ve Her zaman çenelere doğru yönelir. Böylece, balığın ağzından iğnenin kurtulması şansı azalır, daha çok vuruş, yakalama ile neticelenir.

Benzer şekilde, son derece ilginç beden modelleri görebilirsiniz. Belli başlı ve ilginç seçimleri buraya almaya çalıştık. Ama bundan kat kat fazlasına rastlamanız mümkündür..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969

Bu mesaj en son " 03-04-2008 " tarihinde saat 10:07 itibariyle Skoylu tarafından düzenlenmiştir....
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-2008, 14:04   #4 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Dirsek...

Dirsek, iğnenin bir balık kancası olmasını sağlayan yeğane özelliğidir. Ve belki iğnenin hemen hemen en hayati noktasıdır. Neden böyledir? Zira balığı bize taşıyan yer olduğu kadar, balığı çeken yemin de bulunduğu bölümdür, iğne üzerinde.

Dirseğin en hayati özelliği sağlamlığıdır. Ama en hayati özelliği olmasada diğer özellikleride can alıcı hususlar oluşturur elbette. Sağlamlık, öncelikle dirseğin formuna bağlıdır. Yani, nasıl bir eğri olduğuna. Diğer yandan kullanılan bazı teknikler, dirseğin sağlamlığını genelde iyi yönde etkileyebilir. Sağlamlığı etkileyen en son özellik ise, iğnenin yapıldığı malzemeye bağlıdır, aynı malzemeden değişik formlarda iğneler üretilebilir, bunların hepsi aynı sağlamlıkta olmaz..

Sağlamlığın en kritik husus olması, doğrudan iğnenin diğer tüm parametrelerini etkiler. Mukavemeti artırmak için örneğin iğne daha kalın bir telden yapılabilir. Ama bu doğrudan doğruya iğnenin keskinliğini ve ağırlığını kötü etkiler. Sağlam olması, açılmaması için malzeme daha iyi seçilebilir. Bu ise, damağın daha geniş olmasını etkiler, sorun olur..

Sağlamlığı bir numaraya koyuş sebebimiz, iğnenin açılarak/kırılarak balığı kaçırması sorununun sık yaşanacak olmasıdır. İğne açılıyorsa/kırılıyorsa, görevini yapamıyor demektir.

Bu noktada, iğnenin sağlamlığı ve diğer etkileri anlamak için, iğnenin üretim sürecini anlamak gerekir. Sağlam, keskin bir iğne için, sert metal kullanmak zorunludur. Bu gibi sert metaller, döküm yoluyla elde edilemez. Ekonomik yol, sağlam bir tel alıp bunu bükmektir. Ama bükme esnasında bir sorun vardır. Bir teli alın, sert bir köşe olacak şekilde bükün. Bükme yönünün içinde kalan tarafta metal sabit kalırken, dış tarafta uzamak durumunda olacaktır. Uzama, elastikiyet demektir. Elastik malzemeden iğne ise kolayca açılır. Eğer elastik olmayan malzeme kullanılırsa, bu bükülme sağlanamaz ve dış taraf bunu kompanze etmek üzere mikroskopik ölçekte kopar, çatlar, buna metal yorgunluğu denir. Bu durumda metal çıt diye kırılacak kadar zayıflar.

İşte bu sorunu gidermek üzere iğnenin dirseği geniş bir kavis çizilerek oluşturulur. Dirseğin bedene birleştiği nokta mümkün olduğunca düzgün bir eğri olmalıdır. Dirseğin uç ile birleştiği nokta ise bu kadar kritik değildir. Zira o noktada yük, metali sağa sola yatmaya, açılmaya değil, doğrudan sıkıştırmaya doğru biner, bu noktada kırılma pek yaşanmaz..

Fakat, bu dirsek kısmını alıp, şöyle tatlı bir çember kesmesi ile yaparız, yeter anlamına gelmez. İğnenin ağız açıklığı, iğnenin büyüklüğünü belirleyen asıl etmendir. İğnelerin sap vs. boyları değil, ağız açıklıkları iğne numarasını belirler. Bu kıvrımın büyüklüğü takılacak yem, iğneyi yutacak balık vs. için kritiktir. Dahası, iğnenin ucunun balığa saplanması için de son derece önemli bir belirleyici olur.

İşte bu nedenlerle, farklı avantaj ve dezavantajlarıyla farklı dirsek modelleri ortaya çıkmıştır. Öncelikle, en yaygın iki temel dirsek modelini incelemek uygun olur.

Çember kesmesi dirsekler:



Bu tür iğnelerin en yaygın türü, aberdeen modelidir. Klasik bir dirsek modelidir. Hakkında ansiklopedi yazılabilir, ama kestirmeden gidelim.. Bu dirsek türü, yemin iğnenin bedeninde taşındığı takımlar için son derece avantajlıdır. Özellikle, belirgin bir kavisle üretilmiş olması, bedeniyle birlikte yemi lüp diye büsbütün yutacak balıklarda son derece verimli netice verir. Zira, bu geniş kavis sayesinde, iğne çok daha ince materyalden yapılabilir. İşte temel avantajı budur, çember kesimin..

Ama balık, aldığı yem+iğneyi ağzının içinde geveliyor, dişliyorsa, bu dirsek modeli ucu balığa saplamakta pek başarılı değildir. Özellikle sert damaklı balıklarda bu husus önem arzeder.

Köşeli eğrili dirsekler:

Bu iğnelerin en belirgin özelliği, dirsek ile uç kısmının bariz bir köşe yaparak bağlı olmasıdır:



Bu modelde, köşe gayet belirgindir. Ama bazı modeller, gene köşeli olmasına rağmen, o kadar belirgin olmaz:



Bu dirsek kesiminin esprisi, yemi ve iğneyi büsbütün yutmak yerine ağzında geveleyen, ısıran eden balıklarda görülür. Elbette, birde yemli avlarda haliyle. İğneyi ağzına alıp ısıran balık, dirseğin kesimi nedeniyle, iğne ucunu çenesine dik olmaya zorlar. Böylece iğnenin ucu balığın çenesine çoğu zaman kolayca saplanır. Yumuşak çene/damaklı balıklarda, tasmalamak bile gerekmeyebilir. Fakat, bilhassa sert damaklı balıklarda, iğne tam çeneye/damağa yönelmiş olacaktır ve tasmayı attığınızda balığa iğnenin oturması daha garantilidir.

Ama balık yemi büsbütün yutmuşsa, çenesi ile çevirmiyorsa, bu tür bir iğne dezavantajlı olur, çember dirsekler avantajlı olarak öne çıkar.

Dirsek için, kullanılan form, iğnenin ne zaman açılacağı ve kırılacağını doğrudan belirler. Temel faktör, dirseğin ucu bedenden uzak tutacak kadar uzak olması gereğidir. Uç bedene ne kadar yakın, dirsek kısmı ne kadar uzunsa, kırılma ve açılma yükü o kadar azalır, iğne daha kolay açılır. Ama ucu bedene yakın yaparsanız, bu defada yemi tutma ve balığı yakalama açısından iğne kötüleşir. Bu sebeple, çok farklı dirsek yapıları görebilirsiniz.

Ama bazı bilinen düzenlemeler dirseğin gücünü artırır ki, bunların başında, dirsek kısmını döverek ezmek gelir. Bu eski bir demirci taktiğidir. Dirseğin dövülmesi, hem dirseğin yük yönünde kalınlaşması ve daha sağlam olması, hemde çeliğin burada daha iyi kristalize olarak sağlamlaşması sonucunu getirir. Ama bu işlem aynı zamanda iğnenin elastikiyetini azaltır. Büyük, güçlü balıklarda, ani darbelerde iğne hafif esneyerek örneğin tasma atılırken oluşan yükü karşılayabilir. Ama esnek olmayan iğnelerde bu amortisman gerçekleşmez ve iğne kırılır. Bu nedenle büyük avlarda, döğme dirsekli iğneler pek tercih edilmez. Buradaki büyük teriminin göreceli bir kavram olduğunu unutmayın. Bir orkinos örneğin, tahta gibi sert ve kalın bir damağa sahiptir. İğneyi çenesine oturtmak, damağı geçirmek ciddi bir kuvvet gerektirir. Bu esnada balığın yükü de iğnededir üstelik. Bahse konu olan, bu şekildeki cidden sert tasmalama gerektiren türlerdir..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969

Bu mesaj en son " 26-03-2008 " tarihinde saat 14:29 itibariyle Skoylu tarafından düzenlenmiştir....
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-04-2008, 15:05   #5 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Uç...

İğnelerin uç kısmı, en hassas bölümünü oluşturur. Zira balığı yakalayan burasıdır. Uç kısmı, temelde iki bileşenden oluşur: Damak ve delici uç.

Dirsekten itibaren ucun gerek sivriltilmesi, gerekse, sivri kısmın profili damakla birlikte iğnenin avcılığında belirleyici bir husus olmaktadır. Temel olarak, bir iğnenin, keskin, çoook keskin olması arzu edilir. Keskin olmalı ki, kolayca balığın çenesine, damağına saplanabilsin.

Velakin, kesin olmalı gibi yüzeysel bir terim, uç kısmını anlamaya, daha doğrusu, iğnenin balığın ağzına nasıl saplandığını anlamaya yetmez. Çünkü, bu aktivite, basitçe bir iğnenin bir dokuya saplanması olgusundan daha karmaşıktır. Bu nedenle, ucu süper keskin yapmak yeterli olmaz, başka şeyleri de düşünmek gerekir. En önemli husus, saplanmaya çalışan veya saplanan iğnenin bu esnada kırılmamasıdır.

Bir şeyi keskinleştirmek demek, kabaca olabildiğince inceltmek, belli bir konik/dar açılı kesimle uçta minimum yüzey alanı oluşturmak demektir. Bu, açıkca, iğnede kullanılan metalin inceltilmesi anlamına gelir. İnce metalde, haliyle dayanıksız olacaktır.

Bu durum, metalin eğilmesi, kırılması gibi sorunlara yol açar. Bu nedenle iğnenin ucunu gönlümüzce çoook keskin yapamayız. Bazı püf noktalarına uymamız gerekir.

En iyi bilinen uç sivriltme yöntemi, ucu bir koni şeklinde yapmaktır. Velakin bu tür bir keskinleştirme gereklere tam cevap vermez. Bu nedenle, farklı üreticiler, farklı yollardan daha sağlıklı uç formları geliştirmişlerdir.



Mızrak uç. En kolay yoldan, tatmin edici keskinlik sağlar. Üretilmesi kolay ve ucuzdur. Diğer yandan iğne ucunun dış/iç kıvrılmaya dayanımı kötüdür. Ayrıca tasmalama esnasında da çok verimli değillerdir. Zira, büyük ihtimalle iğnenin ucu balığın ağzında bir yere takılmamış halde olur henüz. Biraz beklenmeli, balığın ağzının içinde iğneyi bir yerine kaçırması sağlanmalıdır. Genelde, vuruş oranına göre, büyük oranda balık kaçırır. Doğru zamanda tasmalama olmadan verimli işlev görmez. Ayrıca, büyük iğnelerde keskinliği son derece kötüdür. Küçük, çapari gibi takımlarda, bilhassa yumuşak ağızlı balıklarda, ucuzluğu ile özellikle, tercih edilebilir..



Bıçak uç.. Mızrak ucu kesimi alırsınız, kesik, yani eğik olan kısmı tıpkı bir bıçak gibi bilersiniz. Böylece keskin bir iğneniz olur. Mızrak ucu anlatırken bahsettiğimiz tasmalama verimsizliği böylece giderilmiş olur. Zira, iğnenin balığa oturması demek, iğnenin ucunun değil, damakda dahil uç kısmının balığa tamamen saplanması demektir. Bu şekilde, bıçak gibi keskin yan yüzey, balığın ağzını gayet düzgün keserek iğnenin geçebileceği bir boşluk oluşturur. Böylece iğnenin balığın ağzını yırtmsı, parçalaması azalır. Zira, yırtılan ağız, dudak vs. iğnenin kolayca geçebileceği sakıncalı bir ek boşluk oluşturur, iğne buradan geri kaçıp balık kurtulabilir.

Bileme nedeniyle uç kısmın kalınlığı azalır. Bu nedenle zayfılar ve bilhassa kırılma riski artar. Bu nedenle, bu tür bıçak uçlu profil, büyük iğnelerde makul netice verir.



Konik, iğne uç.. Bu tür bir bileme, tatminkar saplanmayı sağlar. Buna karşın, kırılmaya direnci ise nispeten düşüktür. Zira, uç her yönden inceltilmektedir. Asıl avantajı, saplandığı yerde gayet düzgün, yırtıksız bir delik açmasıdır. Böylece iğnenin girdiği yerden kurtulması zorlaşır.



Çifte konik uç.. Burada, uç kısmı belli bir yere kadar daha silindirik bir koni ile gelir, birden daha konik bir uç bilemesiyle sonlanır. İğne/konik uçlarda görülen kırılma zayıflığı böylece bir hayli düzeltilmiş olur. Bu tür uçlar son derece yaygın olarak kullanılsada, üretimi masraflıdır. Mustad Ultrapoint bu tür iğnelere iyi bir örnektir. Bu yapı, sağlamlık ve keskinlik arasında iyi bir optimizasyon sağlar.


Elbette, uç modelleri bu kadarcıkla kısıtlı değildir. Daha iyiyi aramak yolunda, balıkçı ve üreticiler, pek çok yenilik sunmaktadırlar. Örneğin:



Bu, OWNER tarafından kullanılan cutting point (kesim uç) türü uçları gösterir. Temelde yapılan, bıçak uçlu modelin geliştirilmesidir. Üç yönde metal kirişleme yoluyla, iğnenin dayanıklılığı artırılırken, keskinliği had safhaya çıkarılmaktadır.



Bu şekilde prizmatik kesim ise, keskin kenarlar ile daha kolay saplanmaya yardımcı olur. Eğer ince küçük ise, bu keskin kenarlar yüzünden kolayca zarar görebilir. Bu nedenle gene büyük iğnelerde tercih edilir. Bu tür prizmatik kesimli iğneler VMC tarafından Dynacut adıyla üretilmektedir.

İğnelerin keskinliği çok kritik bir belirleyicidir. Fakat, herşey demek değildir. Zira, keskinlik, kesim açısı vs. iğnenin bilhassa damak, ön uzunluk ve dirsek açısıyla birlikte anlam ifade eder. Elbette iğnenin yapıldığı malzemede kritik öneme haizdir. Bu nedenle, her şöyle kesimli iğne böyle kesimli iğneden daha sağlamdır, daha keskindir gibi bir genellemeye gitmek doğru olmaz. İğne bir bütündür, bütün olarak değerlendirmek gerekir. Örneğin, EasySet teflon kaplı iğneler üretir. Bu kaygan kaplama iğnenin damağa oturmasını çok kolaylaştırır.

Bir diğer husus ise, ucun açısıdır. Kabaca, nereye baktığı..



Bu şekilde, uç iğnenin içine doğru kıvrıksa, bu yuvarlanmış uç olarak anılır. Daha yaygın kullanılan bir terim ise, "gaga iğne/uç (beak hook/point)" dir. Bu içe dönüklük özellikle denizde yemli avlarda daha avcıdır.



Dublin uç/iğne, dışa iğne.. Bu tür iğnelerin ucu iğnenin dışına doğru çok belli belirsiz dönüktür. Böylece özellikle fly avında diğer tiplerden daha iyi netice verirler. Yada öyle söylenir, zira bu böyledir diye bir konsensus yoktur. Zira, bu dışa dönüklük nedeniyle, tasma anında kurtulma daha çok yaşanır. Çok fazla tercih ve tavsiye edilen bir durum değildir. Fakat bu, belli av stillerinde (örneğin kıbrıs ve kefaller) daha iyi netice verdiği/vereceği hususunu dikkate almayı gerektirir..

Bir diğer husus ise, ucun iğne düzlemine göre ofsetidir. Yani uç iğne düzleminin neresinde kalacaktır?



Bizde, iki tür adlandırma mevcut. Çapraz ve düz. Ama üreticilerin literatüründe, geriye, kirbed ve düz olarak geçiyor. Bu tür, ucun biraz yanda olması, genellikle balığın ağzında bir yerlere kolayca takılması ile sonuçlanır. Böylece genel yakalama oranı artar. Fakat, tasmaladığınızda veya balık yüklendiğinde, yük dirseğe değil bu eğikliğe biner ve iğne kolayca açılıverir, kırılır. Bu nedenle, büyük iğnelerde ve balıklarda pek tercih edilmez.

Ayrıca, bu şekilde iğneler, yemi çok fazla hırpalar. Bu da, balığın yemi kapıp kaçmasını kolaylaştırır.

Bir diğer ve kendi başına ayrı bir alem olan husus ise, çember iğnelerdir.



Bu iğneler balıkların pek çoğunun uyguladığı sofra adabını kullanarak iş yaparlar. Balıkların pek çok türü, lüfer, orkinos vs. yemi alınca, çoğu zaman ileriye doğru yüzmez, bazen yanlara ama genelde geriye döner gider. İşte çember iğne bu tür balıklar için icat edilmiş bir iğnedir. Bu geri dönüş hareketiyle iğne çenenin kenarından balığı yakalar. Balık, kendi kendini tasmalamış olur. Ama çütre gibi türler bu hareketi yapmazlar ve çember iğnelerle yakalama şansınız olmaz. Çember iğnelerin en önemli özelliği, ölümcül balık yaralanmalarını çok dramatik şekilde azaltmasıdır. Yurtdışında pek çok bölgede bu tür iğnelerin kullanımı, bilhassa yakala-bırak yapılan yerler için, zorunlu tutulmaya dahi başlanmıştır.

Velhasıl, çember iğnelerin kendi yem takma, kendi kullanım teknikleri vardır, asla tasma atmamak gibi. Ama iğne ve av bir bütündür, bunu aklımızda tutalım. Mesela, dev kılıçlar, marlinler, orkinoslar için çember iğneler harika netice verirler. Zira, bunların damakları gayet serttir, tasmalamak dert olur. Öyle ki, şimdi kırılacak, birazdan kırılacak telaşını göze alıp, damağa kolay otursun diyerek 8/O gibi ufacık (!) iğneler tercih ederler. Fakat, kılıçların alt çeneleri ve yanak kesimleri, bilhassa çok yumuşaktır ve oradan yakalayan çember iğne kolayca parçalar. Kılıç kurtulur gider.. Bu nedenle, yakalama avantajına karşın bırakma dezavantajı yüzünden büyük kılıç avında klasik iğneler tercih edilir..

Uçları damaktan ayrı düşünmek cinayet olur. Bir ucun keskinliği, sağlamlığı vs. her şeyi, en başta iğnenin damağı ile endekslidir. İkisini birlikte düşünmeye çalışın, sürekli..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 11:23   #6 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan Damak...

Damak, balık avında kullanılan kancaların alameti farikası olmuş bileşenidir, iğnelerle özdeşleşmiş gibidir..

Teorik olarak damağın varlık sebebi, iğnenin saplandığı yerden çıkmamasıdır. Ama pratikte sorun bundan çok daha karmaşıktır.

Damak, öncelikle iğnenin kalınlığını artırır ve avın damağına, çenesine vs. saplanmasını zorlaştırır. Zor batmak demek, batırmak için daha çok zorlamak demektir ve zorlarken hiç bir zaman "yeteri kadar" kuvvet uygulayamazsınız. Çoğu zaman, uygulayacağınız kuvvet aşırı olacaktır ki, buda avın çenesinin yırtılmasına, iğnenin geçtiği deliğin iğneden çok daha büyük olmasına yol açar. Damak bu delikten de kurtulup avı bırakabilir ki çok sık yaşanır. Dahası, o kadar aşırı bir yırtılma yaşanabilir ki, iğnenin tuttuğu yer balığı taşıyacak kadar kalın olmaz, balığın ağzı temelli yırtılır, av gene kaçar..

Aynı sorun iğneye taktığınız yem içinde geçerlidir. Damak, yemi hırpalar ve balığın yemi kolayca almasına zemin hazırlar.

Ama damak, bilhassa yemi iğnenin üzerinde tutmak için vazgeçilmez öneme haizdir. Damaksız iğnelerde yemi düşürmek an meselesidir. Diğer yandan, balığın ağzını yırtar durumu her zaman, her yerde geçerli olmak zorunda değil.

İşte bu nedenlerle damak için mutlak "olmalı" veya "olmamalı" demek mümkün olmaz. Ama şunu söylemek genel geçer durumu izah için uygun olur:

Damak büyüdükçe, balığı zor alır, zor bırakır; küçüldükçe, balığı çok daha kolay alır, kolay bırakır.

Bu sorunu optimize etmek için, iğnenin dirsek, uç gibi bileşenleri çok daha dikkatli tasarlanır, birbirine uyumu sağlanarak damağın kötü etkisinin kompanze edilmesi hedeflenir. O'shaugnessy gibi modellerde, uç kısmının belli bir kavis ve açıyla çıkması örneğin, bu amaca hizmet eder..



Burada hedeflenen, damak balığın ağzını yırttıktan sonra, iğne bedenine oturunca, uç kısmın eğriliğinin damağı zahiri olarak büyütmesi, açılan yırtıktan iğnenin kurtulmasının engellenmesidir. Fakat, tasmalama yükünüz aynı eğrilik nedeniyle damak/ağız bileşimine dikin ulaşmaz ve tasmalama etkinliği düşer.

Başka modellerde ise, uç kısım farklı bir anlam taşır:



Burada hedeflenen ise, tasma gücünüzün doğrudan damağa dik yüklenmesi, böylece tasmalamanın daha etkin olmasıdır. Avın ağzının yırtılması sorunu göreceli olarak daha az yaşanır. Fakat, damağın açtığı delikten geri kaçması gene mümkün olabilir. Ama, tasmalama etkinliği o kadar iyidir ki, pek çok tür iğneyi ısırır ısırmaz kendini tasmalayacak kadar güç uygulamış olur.

Görüldüğü gibi, damak, uç ve dirsek, iğnenin balığa oturması ve orada kalmasında bir bütün olarak işlev görür.

Elbette dirsek/uç formu dışında daha farklı düzenlemeler de mümkündür..



En radikal çözümlerden biri budur. Hiç damak olmaması. Fakat, resimdeki TIEMCO TMC 100 SP gibi modeller, damaksız olma zaaflarını, özenle tasarlanmış uç yapısı ile kompanze ederler. Bu modelde örneğin, sağ köşede görüldüğü gibi, uç kısmına özel bir form kazandırılmıştır. Üretici firma, bu iğnenin damaklı modeli ile aynı tutma kabiliyetine sahip olduğunu söylemektedir..

Bu tür damaksız iğneler son derece kolayca balık alabilirler. Özellikle fly avcılığında bilhassa tercih edilirler. Fakat, bir iğne alıp damağını ezerseniz, o zaman "damağı kırık" bir iğneniz olur, damaksız iğne yerine. Damaksız iğnelerin dizaynı, damaksız olmalarını kompanze edecek şekilde yapılır. Böylece damaklı bir iğne kadar avı tutma becerisi gösterirler. Ama yem takar atarsanız, yemi üzerlerinde tutmakta başarısız olurlar. Fakat, fly işinde yem yoktur, daha doğrusu yem olarak iğnenin üzerine sıkıca sarılmış ve düşme şansı olmayan tüyler vs. vardır. Demekki, suni yemler için bu tür iğneler, çapari, seyirtme, fly vs. gibi işlerde son derece makul olacaktır..



Bu da "ezik damak".. OWNER, bazı modellerinde damağı bu şekilde ezilmiş halde yapar. Böylece iğnenin yem tutma kabiliyeti sağlanırken, damaksız iğnede olduğu gibi balığa da kolay saplanma avantajı sağlanır.



VMC ise, uç üzerine bir kaç damak ekleme formülünü kullanır. Bu düzenleme, şöyle bir fayda sağlar. Uca çok yakın olan çok küçük damak, iğne balığın ağzında bir yerlere azıcık saplandığında bile iğneyi yerinde tutar. Böylece siz misina boşluğunu alana kadar iğne kurtulamaz. Aynı zamanda, tasmalama esnasında bu damaklar birer kılavuz bıçak gibi davranır ve tasmalama etkinliğini artırır.

Damakların bir diğer sorunu ise, damak noktasında iğne telini inceltmeleri, yani onu zayıflatmalarıdır. Bu sebeple iğnenin toplam gücü azalır, kırılabilecek bir zayıf nokta oluşur. Velakin, bu noktadan kırılma nispeten nadir yaşanır, bu sorun pek fazla önemsenmeye değmez..

Damaklar hususunda dikkat edilecek bir diğer husus ise, av dönüşü bakım meselesidir. Özellikle yemli avlardan sonra, damak boşluğunda yem parçaları vs. kalacaktır. Denizden gelen bu iğne, bu noktada tuzlanır ve organik doku su tutar. Bu da iğnenin zaten zayıf olan bu bölgesinde paslanmaya yol açıp, bölgeyi iyice zayıflatır. Normalde önemsemeye değmeyecek bir mesele olan damak noktası zayıflığı, önemsenecek kadar büyümeye başlar. Eğer av dönüşü damak bölgeleri itinayla temizlenir, ılık tatlı suyla yıkanıp kurulanırsa, bu sorun daha az yaşanacaktır.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 12:46   #7 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan İğne numaraları üzerine

İğneler için nasıl numaralandırma yapılacağı üzerine herhangi bir standart ne yazık ki yok. Öyleki, aynı üretici, farklı modellerde, farklı bir numaralandırma stratejisi uygulayabiliyor. Bu nedenle, budur demek pek mümkün değil.

Biz, genelgeçer ve yaygın olan hususlardan bahsetmek zorundayız hal böyle olunca.

İğne numaralarında asıl kriter, iğnenin ağız açıklığıdır. İğnenin numarası, bu açıklığı belirler. Tipik olarak kullanılan numaralandrıma sistemleri şöyledir.


Batı standardı: Bu standartta, 1 numara referanstır. 2,3,4.. şeklinde numara arttıkça iğne küçülür. Genel olarak, 2 numara, 1 numara olanın içine boşluk kalmadan sığacak kadar olan iğnedir.



Modele göre, 32 numaraya kadar iğneler küçülebilir. Daha büyük iğneler içinse, okyanus serisi numaralama kullanılır. 1/O, 2/O, 3/O.. Buradaki "O", okyanusun "O" sudur, okunurken "Oh" şeklinde okunur, elbette "OoHhhh" şeklinde değil, kısa bir k-h arası sesle.. Ama bizde, ülkemizde bu iğneler 2/sıfır, 3/Sıfır şeklinde okunmaktadır. Yanlıştır ama zarar gelmez, mühim olan anlaşabilmek.. "O" serisinde, iğneler 1 numarayı ve kendinden önceki numarayı içine alacak şekilde büyür. Yani, 1/O iğne, 1 numara iğneyi içine boşluk kalmadan alabilir. 2/O ise, 1/O iğneyi.. Bu seri, 20/O'ya kadar gidebilir genelde.

Japon 'SUN' standardı: Özellikle ticari balıkçılıkta kullanılan, büyük iğneler için yaygın bir standarttır. Basit bir mantığa dayanır. 3.3 sihirli sayıdır (SUN). Bu cm cinsinden taban olarak alınır. İğne numaraları 1.0 şeklindedir. 1.0 demek, 1.0 x 3.3 = 3.3 cm demektir. Bu, iğnenin uçtan, göze telinin komple boyunu verir. Yani, "3.4 SUN" numara iğne, uçtan göze, 3.4 x 3.3 = 11.2 cm uzunluktadır.



Bu standart Japon dense de, Japonyada kabul edilmiş bir standart değildir. Örneğin, çok yaygın olan Tankichi iğnelerde, orjinal Tankichi (üretici adı) kendi 32, 34, 40 gibi giden numaralandırma sistemini kullanır. Ayrıca, en küçük iğnenin 1 ile başladığı, 3.5 gibi kesirli numaraların da kullanıldığı bir diğer japon numaralama sistemide mevcuttur. Ülkemizde ve irtibatımız olan bölgelerde (AB, ABD..) kullanılan yaygın normlar, batı standardı ve bazen, bilhassa ticari balıkçılık için, japon sun standardıdır. Ama bilhassa uzak doğudan iğne alacak olursanız bir şekilde tersine standartları aklınıza getirin, hangi numarayı istediğinizden emin olun.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969

Bu mesaj en son " 08-04-2008 " tarihinde saat 12:34 itibariyle Skoylu tarafından düzenlenmiştir....
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 13:07   #8 (permalink)
Skoylu
Moderatör
 
Skoylu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,561
Varsayılan İğne seçimi..

Özellikle, FC misinalar, Dyneema, çeşitli cezbediciler vs. kullanarak, balıkların davranışlarına göre, "Nabza göre şerbet" verme yöntemiyle yapılan avlarda, şu husus bariz bir şekilde öne çıkmakta..

Eğer iğne seçiminiz yanlışsa, balık yeminize dönüp bakmaz.

Eğer iğneniz uygun değilse, balık ondan kolayca kurtulur, yeminizi çalar gider.

Evet.. Klasik, gelenekselleşmiş iğnelerin, yeterli olması maalesef mümkün olmuyor. Doğru iğne seçimi, av veriminizi misli misli katlayabilen bir faktör oluyor. Kendi tecrübelerimden, doğru iğne kullanmanın balık vuruş oranını misliyle artırdığını söylemem mümkün. Aynı misina, yem vs. ile, aynı yerde, yan yana iki olta için, şu iğneye balık vurmazken, diğerine patır kütür atlıyorlarsa bunu düşünmek gerekecektir.

Bu hususta bakılacak şeyler, öncelikle iğnenin yemi nasıl göstereceğidir. Eğer iğne, yemi gösteremiyorsa, balık vurmaz.

Şimdi büyük ihtimalle, hemen kolay, ezber bir bilgi istenecektir. Aman, ben lüfer tutacağım, hangi iğneyi önerirsiniz denecek, motamot cevap beklenecektir. Ben diyeceğim, kısa pala, delikli gözlü, keskin, ince bedenli iğne kullan. Arkadaş ise, onu derhal lüfere kaptırıp gelecek, iş yapmıyor diyecektir.

Bu bilgileri okumak, anlamak, özümsemek ve amaçlanan balığın davranışına göre iğne/takım/yem seçmek elzemdir. Bu şekilde motamot bilgiler, bu yazının kapsamını aşar. Dahası, hiç bir zaman, hiç bir şekilde size en garantili takımı/iğneyi göstermez, gösteremez.

Ülkemizdeki en büyük eksiklik, balıkçılığın ezbere yapılmaya çalışılmasıdır. Yüzlerce yıllık takım ve tekniklerden değişmeden günümüze gelmiş, yeni arayışlar içinde olunmamıştır. Bu tip takımlarda kullanılan bir kaç model piyasayı domine etmiş, iğne bunlarla özdeşleşmiş hale gelmiştir. Bazı avlarda çok çok verimli olacak modelleri bulmak, ancak şans işi olabilmektedir.

İşin daha üzücü yanı ise, bu iğne modellerinin maalesef amaca tam hizmet etmediğidir. Basitçe, çapari ve istavrit avcılığı bizde son derece yaygındır. Ama çapari iğnesi demek, düz/çapraz, siyah/beyaz iğne demektir. Bazen, meraklıları kırmızı iğne arar, hepsi o kadar. Ve şunu söyleyebilirim, çapari, çekerken 10 defa dolar boşalır ondan sonra.. Hemen her çapari kullanan, siyah iğne/beyaz iğne farkının fark yarattığı hususunda hem fikirdir sanırım. Ama hiç sarı iğne deneyeniniz oldu mu?

Uzun/orta bedenli o'shaugnessy türü, sarı iğneler, çaparide hem balığı cezbetmekte, hemde yakalanan balığı bırakmamakta, klasik iğnelere göre kat daha iyiler. Bizzat kendim defaten tecrübe ettim. Peki, hiç bunu arayan, soran oluyor mu? Emin olun, bu tür bir çapari, kovanızı iki misli süratle dolduracaktır, pek çok yer ve zamanda..

Burada, iğnelerin neresi nasıl olursa, nasıl bir sonuca yol açar, bunlardan bahsetmeye çalıştık. Umarız, faydalı olmuştur. Hangi balığa hangi iğne kullanılmalı, bunlar bu topiğin kapsamı dışında kalacaktır. Bu konuyu, forumumuzda tartışmak için yeterince yer mevcut. Oralarda, bu hususları bol bol tartışırız.
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969
Skoylu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 13:11   #9 (permalink)
Hasan34
senior Member
 
Hasan34 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Mar 2008
Konum: İstanbul/Anadolu
Yaş: 28
Mesaj: 243
Varsayılan

Serdar bey bu değerli çalışmanızın hepsini okuyamadım en kısa zamanda hepsini okuyacağım.
Bizler için çok değerli ve faydalı bilgiler içerdiği kesin.
Büyük bir emek harcayarak bizler ile paylaştığınız bu çalışma için sizi kutlar ve teşekkür ederim.
__________________
Hasan Uzunali
1980 İstanbul Arh +

Çözümde Yer Almayanlar; Problemin Bir Parçası Olurlar....Goethe
Hasan34 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-2008, 23:03   #10 (permalink)
zamansiz_adam
senior Member
 
zamansiz_adam kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul/ bahçeþehir
Yaş: 28
Mesaj: 430
Varsayılan

gerceketn cok harika bir kaynak tsk ilgiyle okudum
__________________


carpe_diem_hermes@hotmail.com

SÖZ UÇAR YAZI KALIR
zamansiz_adam is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 07:41.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99