|
|||||||
| Gerçekleşen Organizasyonlar Organizasyonlarımız çok sıcaktır. en yeni üyemiz de en eski üyemiz de kırk yıllık dost gibi sarılırlar, birbirleriyle bir ekmeği paylaşırlar. Nice teknikler, taktikler paylaşılır ve katıldığımız her organizasyon, ustalık belgemizi bir kademe daha yükseltir. Bakın, neler neler yapmışız siz de görün! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,133
|
2007, ikinci yarısından itibaren bizler için çok ama çok hızlı geçti. Mayıs sonunda oldukça kalabalık bir grupla tek yürek, tek bilek olarak başladık sevdamıza. Ailemiz her geçen gün hızla büyüdü ve sevdamız çok kısa bir sürede her ilimize ulaştı! Hatta sınırları aştık...
Birbiri ardı sıra düzenlediğimiz organizasyonlarda iyice kaynaştık. Henüz gencecik bir site olmamıza rağmen tecrübe tenceresine koyduğumuz sevdamızı dostluk ateşinde pişirip koyduk soframıza... Bir yıl da böyle geçti derken "Haydi" dedik. Haydi, 2007'nin son avına!!! İnanılmaz hızlı bir organizasyonla "bir çırpıda" toplandı ekip. Teknemizin adı gibi 'Selametle' diyerek Beykoz'dan aldık demiri, ardından avrupa yakasından binecek sevdalılar için Yeniköy'e kırıldı dümen... Sevdalılar daha kısa bir süre önce büyük bir organizasyonda buluşmuşlardı ancak yine de aradaki dostluk ateşi öylesine kuvvetliydi ki "yıllardır görüşememiş dostlar" gibi özlemle karşıladılar birbirlerini... Şakaların, takılmaların kovaladığı bir merhebanın ardından herkes kahvaltılıklarını döktü sofraya... İstanbul'un her börekçisinden en az bir çeşit börek konmuştu sofraya! Böreklerle, poğaçalara daha da önemlisi boğazın eşsiz havasına Ali Rıza Kaptan'ın 'fevkaladenin fevkinde' bir kıvamda demlediği çayın kokusu lezzet kattı... Bu arada yola devam! İlk hedefimiz Beykoz dolayları... Kahvaltı edilip muhabbet edilirken gözler civardaki teknelerde, "Acaba neler alıyorlar???" Pür dikkat bakıyoruz çayımızdan koca bir yudum alırken! İlkin Beykoz tarafında "Tamamdır Kaptan" diyerek oltalarımızı açmaya başlıyoruz. Civardaki teknelerde onar onar istavrit çekiliyor. Ara sıra irice balıkları görüyor ve yorumlar yapıyoruz, "Palamut mu o??", "Yok canım şeklini görmüyor musun?? Sarıkanat o!!" Öyle ya da böyle, o mesafeden baktığınızda kafasında yeşil bere, omzunda rengi belki güneşten, belki tuzdan belki de her ikisinden de dolayı solmuş lacivert bir yağmurluğu olan ak sakallı amcanın oltasının ucunda palamut, lüfer değil, Orkinos olmasını istiyor gönlümüz! O hevesle açıyoruz takımlarımızı. Önce istavrit avlayıp yemliğimizi alacağız! Kurşunları bağlamadan önce şöyle bir suya takılıyor gözlerimiz. Serhat teknenin burnundan, Bedir de teknenin kıçından aynı anda aynı tepkiyi veriyor, "biz dereye mi girdik?? bu akıntı ne??" Hakikaten de yeryüzünde debisi en yüksek akarsuları aratmayan bir hızla akıyor Karadeniz Marmara'ya!! Bilmem gördünüz mü, Avustralya'da Murray, Amerikada da Missisippi bu şekilde akar. Hatta Missisippi'de bu hızda bir akıntı, nehir boyunca akıntıya ters giden yük gemilerine zor anlar yaşatır! Umutsuzca 300 grlık gülleme gidiyor elim. Hay Allah! Ağır kurşundan da nefret ederim. Biçare taktık gülleleri oltamıza "Ya Kısmet" Birbiri ardına koyverildi oltalar... Dakıkalar mı daha hızlı akıyor yoksa istanbul Boğazı mı derken 12 tane "baba balıkçı" birbirine umut dolu gözlerle "yemliği aldınızsa gidelim" demeye başladı... Sonuç?? Korkunç! Yemlik bir istavrit bile yok! Büyük Kaptan Bizi Meraya Götür! Haydi Ali Rıza Kaptan, buralardan ince ince kaçalım, bak ileride amcamız boş iğne bırakmıyor, biz boş çekerken o kaç tane gerdanlık yaptı! Ali Rıza kaptan dünden razı, hemen Admiral'den yol almak için iznini istiyor. Admiralimiz izin verdiği an buyuruyor: "Takımlar Toplansıııın, Demir Alıyoruz!!" Yeni meramız daha düzgün. Balıklar ardı ardına doluyor livarımıza... Hatta Yaşar, "Baba Yaşar" olduktan sonra kısmeti daha da bir açılmış!!! Az önce ileride gördüğümüz bey amcayı bile kıskandıracak gerdanlıkları diziyor. Birol Abi'nin gözleri parlıyor. Zaten yeniköy'e doğru giderken yol boyunca lüferlerden çinekoplardan bahsetmişiz... Tam "haydi yemliye dönelim" diyecekken Serdar telefon açıyor, "Yeniköy İskelesindeyim, Haydi beni alın!!" Takımlar toplanıyor. İstikamet tekrar Yeniköy... Haydi bakalım Serdar abiyi limanda görüyoruz ama Ali Rıza Kaptanın gözünü Lüfer hırsı bürümüz, iskeleyi pas geçip istinyeye doğru devam ediyor. Serdar abiyi sessiz sessiz gülerken görüyoruz. Admiral duruma el koyuyor. "Kaptan!!!" Kaptan hemen topluyor kendisini. Bu arada Yavuz abinin selametteki her zamanki yerinde "bıyık altından" gülmekte olduğunu görüyoruz nedense ![]() Serdar Abi Telefonuyla ilgili bir sorun yaşıyor. Bu şartlarda iletişim kurabilmemiz bile harika. Bu arada "iki gözüm" ilk adımını atıyor tekneye, sarmaş dolaş bir karşılamanın ardından "Haydi demir al kaptan" diyecek oluyoruz ama Kaptan zaten meraya gelmiş bile!! Selameti bağlayacağımız dubaya tekne(ler) halat atmış. Yapacak bir şey yok... Çaresiz git-gel yapacağız. Hemen oltalar atılıyor suya. Yeşil çapari mi beyaz mı daha iyi çalışır derken hepsi az çok çalışıyor. Ama en ballımız gene Yaşar (Pardon, Baba Yaşar) oluyor ![]() Birol abi ekürisi Serdar Abiye kavuşmanın coşkusuyla hemen "Yemli Operasyonu" hazırlıklarına başlamış bile, eh evde bekleyenlere yetecek kadar istavriti istifledi zaten ![]() Serdar abi bir cerrah edasıyla başlıyor yemlikleri hazırlamaya... Bazı şeylerde tevazuya gerek yoktur, o da öyle yapıyor. "En iyi balığı ben tutarım diyemem ama" diyor, "En iyi yemi ben keserim" Hiç de haksız değil. Geliştirdiği tekniklerle akıntıdan sudaki minerallere kadar pek çok parametreyi hesaba katıp yemi iğneye öyle bir takıyor ki lüferlerden önce o yemlere atlayan balıkçılarımızı zap-ı rapt altına almakta güçlük çekiyoruz. Böyle durumlarda "emri büyük yerden" olduğu için katılamayan Talat Komutanımızı arıyor gözlerimiz Hamdi hemen komutanı arayıp "Çakma Rapor" veriyor. "Talat abi lüfer bastı, hepsi kofana... Çinekopları kesip yem yapıyoruz" deyince Talat abinin gözlerinden süzülen yaşları hepimiz görmüş kadar olmuştuk. Sonrası karşılıklı kahkahalar!!Akıntı burada daha zayıf ama yine de koca oğlan Selamet, bağlı olmadığı için 15 dakikada kıyılıyor... Kimse kıyıya bakmıyor bile, balıkların oltadan denize iade boylara düşmesinden anlıyoruz kıyıya sürüklendiğimizi, kendimizi öylesine balığa kaptırmışız ki kıyıya bakmak aklımıza bile gelmiyor. Hani selamet karaya otursa "Tüh tam da balık başlamıştı" diye hayıflanacağız anlaşılan!! ![]() Saatler birbirini kovalıyor ve istavrit iyiden iyiye kesiyor. İstavrit kesince Lüfere heves ediyoruz ama saatler süren uğraşlara cevap alamıyoruz... Lüfergillerden tık yok... adminimiz Hamdiyle kafa kafaya verip lüfercilere takılıyoruz. Kahkahalarımız çınlıyor boğazda. Bu arada "babalar grubu" içeride koyu bir muhabbete dalmış. Gaz nasıl çıkarılır, bebeğin ağlaması sağlıklı mıdır, ne zaman altı değişir gibi konulara babaların bakış açısıyla yorumlar alıyoruz. Biz bekarlar kulak kenarıyla dinliyor ardı ardına espirilerle muhabbetin donunu gevşetiyoruz. ama yakında baba olacaklar bir hevesle dinliyorlar "tecrübeli babalar"ı ![]() Muhabbet iyi güzel ama karınlar da acıkıyor. Admiral'den işareti alan Ali Rıza Kaptan "Mangal Yok abi, Mangal Beykozda" deyince bir "aaaaaaa" sesi yükseliyor kaptan köşkünde sevdalılardan. ama kaptan çözüm adamı. Hemen demir alıyoruz ve Beykoza veriyoruz burnunu Selamet'in... Planlar çok hızlı değişiyor. Madem lüfergiller yok o zaman biraz da mangallık alalım diyoruz ve Beykozda bir "istihkam bölüğü" nü karaya yolluyoruz. Memosenger boşuna "teknik sorumlumuz" olmamış. Bunu Mangal başında bir kez daha kanıtlıyor. Selametten nar gibi kızarmış muhtelif et ve köfte kokuları yayılıyor. etraftaki balıkçılar da sanırım bizim sayemizde hatırlıyorlar acıktıklarını ve yavaş yavaş toplanıyorlar... İçeride salatalar hazırlanmış. Közlediğimiz domatesler yerini almış... Mükellef bir sofra... hem de bu sofraya güzellik katan bir şey daha var ki onun emsali başka hiç bir yerde yok! Bu sofra, sevda sofrası... Bu sofra dostlar sofrası. Hoş beş sohbet, karnımızı da doyurduk. Derken hava karardı. Ne kadar kısa bir sürede ne kadar fazla büyüdüğümüzü, bundan sonra yapmamız gerekenleri konuşuyoruz. Herkesten bir fikir çıkıyor. Harika bir beyin fırtınası oluyor. Kararan hava, biten yemek... anlaşılan o ki toplanmanın vakti gelmiş... Haydi kaptan diyoruz ve karaya çıkıyoruz... 2007'nin son avı da böyle geçiyor. Bir yılı geride bırakıp 2008 için güzel planlarımızı serdiğimiz İstanbul Boğazı geceliğini giymiş, üzerine yıldızlarını örtmüşken dostlar sarılarak ayrılıyorlar birbirlerinden ve arabalarımıza binip evimizin yolunu tutuyoruz... Güle güle 2007, HOŞ GELDİN 2008!!! Sevgilerimizle efendim! Bu kadar Muhabbet yeter, biraz da resimler konuşsun ![]() Tüm resimler için TIKLAYIN!
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... Bu mesaj en son " 31-12-2007 " tarihinde saat 10:14 itibariyle Ulas tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: Open Sea
Yaş: 30
Mesaj: 1,662
|
Balık gözlemcisi (bulamadın şu çinoları)Gerçek bir KARAMURAT Kısa da olsa bizi yalnız bırakmadığın için teşekkürler, zodimodi Admiralimizden deniz kontrolü Bebe kurbanı bir baba, uykulu gözlerini bize göstermedi ![]() O bir fenomen ![]() O bir gözlemci ve o bir ben O bizim Uruguay'dan yeni transferimiz ![]() Bu bir kaptan Mangal tanrıları (ellerinize sağlık)O bir ebe (yakalanmayın kapkara olursunuz ) Alkolsüz kaptan, suda yaşamayan balığa benzer Salata ustaları (elinize sağlık)
__________________
Beni heyecanlandıran ve hep devam etmemi sağlayan elimizdeki geleceğe meydan okuma gücüdür.
Yoshihisa Tabuchi serhat a(+) kadıköy - k.çamlıca / istanbul http://www.serhatcenk.com Bu mesaj en son " 31-12-2007 " tarihinde saat 14:34 itibariyle serhatcenk tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,133
|
Baba 1 saat sürdü yazmam dimi
![]()
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,133
|
Aaaa Aslı bu gizli kapaklı değil. Fırsatımız olmadı Benim en acilinde balığım gelmişti, ben azdırdım milleti
![]()
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
BANNED
Giriş: May 2007
Konum: Üsküdar
Mesaj: 493
|
Benim 'Düşkün Balıkları Kurtarma,Yardım Etme ve Kalkındırma' derneği için gerekli payları ayırmışsınızdır herhalde,%8 ÖTV %6 TBH (Talat Baba Hakkı) vergilerinide tabiki ilave edeceğiz.
Güzel gün geçirmişsiniz.Bir ara çinoları yem yaptığınızı duyunca gözlerim yaşardı,inşallah haftaya lüferleri yem yaparız. |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 49
Mesaj: 362
|
Cinoları yem yapmak ha....
İşte bunlar yüzünden bu memlekette balık olmuyor kesin teknenin art kısmındaki gizliler yapmıştır bu işi . Öndeki Kapaklıların suçu yoktur kesin ![]()
__________________
Yavuz İstanbul/Kadıköy /1959 "DAHA ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR" |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Administrator
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 43
Mesaj: 7,295
|
Evi kahkahalar sardı, hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum..
Ulaş..Bu kadar iyi ve gerçekçi bir anlatımmı olur..Aynı anları yaşattın, ayrıca hiciv gücün ile mükemmel olan senaryoyu mükemmelce vermişsin..Konuyu kim açsın arayışımda gözüm sana takıldığında sivri kalemin tebessüm yaratmıştı bende.. Çok güzel ve değişik bir gün yaşadık dostlarla..Senenin son günü beraber olmak ve o enteresan mevzularda ki birliktelik, dostluk odalarımıza içeri doğru atılan adımlar olarak hayatımızda yerlerini aldı.. Güzel insanlarız biz, hepinizi çok seviyorum.. ![]() |
|
|
|