|
|||||||
| Genel Konular Hem bizden, hem deniz, göl ve akarsularımızdan haberler... Bizimle ilgili, bizi ilgilendiren her şey burada! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Balıklar (Pisces) poikloterm olan, nerdeyse sadece suda yaşıyan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazıları doğurarak ürer.
Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)'nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler. Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder. Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir. Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir. Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Neden varız?
Çünkü biz: Ailemizle balığa çıkarız Çocuklarımıza balık tutmayı öğretiriz Arkadaşlarımızla kamp kurup balık tutarız Dünyadaki balıkçıları takip eder, bazen öğrenir bazen öğretiriz Sadece bir misina ve iğneyle de balığa çıkabiliriz, tam teçhizatlı olta takımımızla da.. Balık katliamı yapmayız! Çevrenin, denizin ve tatlı suların ve buralardaki doğal hayatın yılmaz koruyucusuyuz Tuttuğumuz balıkları yiyebiliriz ama aslında amacımız bu değildir Küçük balıkları, koruma altındaki türleri geri bırakırız Serbest olan zamanlarda ve bölgelerde avlanırız Balığa çıkamadığımız zamanlar hayatımızda ciddi bir eksiklik hissederiz ...ve bu güzellikleri birbirimizle paylaşırız. Öğreniriz, öğretiriz, bu işi bilmeyen muhtaçlara yardım ederiz. Daha çok insanın bu hazineden yararlanması için elimizden geleni yaparız.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Balıkçının Haziran Ajandası
Hangi Balık Yenmeli Dönem itibari ile pek verimli olmamakla birlikte lezzetli balıklara göz attığımızda, geçici balıklar Karadenize çıkmıştır. Taş ve dip balıkları yumurta döktüğünden hem dağınık hem de lezzetsizdir. Lahos, iskorpit, akya, levrek öne çıkan balıklar. Mercan, sinarit, barbun, tekir, eşkina az da olsa vardır. Istakoz, pavurya lezzetini korur. Yasak Ve Korumalar Doğal alabalık ve turna Nisan ayı başından beri serbes. Bu balıkların izinleri devam ediyor. Sudak ve Tatlı Su Levreği avlanmalarında izin 1 Mayıs itibari ile başlamıştı. 2008 Mart ortasına kadar devam edecek. İç sularda İzmir, Denizli, Adana ve Antalya'nın da içinde bulunduğu bir grup ilde 15 Haziran itibariyle Sazan, Yayın, Kadife, Siraz ve tatlısu Kefali yasağı bitiyor. Bu yasaklar İstanbul ve Ankara dahil ikinci grup illerde Haziran sonuna kadar yürürlükte. Turna’da limit 10 adet ve 40 cm, lütfen limitler dahilinde olmayan avlanmaları Bölge Güvenlik Birimine ve KKGM online ihbar hattına bildiriniz. Amatör balıkçılığın geleceği için tüm yasak ve boy limitlerine uyunuz. Tırıvırı kullanmayınız ve kullananları en yakın mahalli güvenlik birimlerine ihbar ediniz. Amatör balıkçılık konusunda tesbit ettiğiniz hataları Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün online ihbar hattına bildirebilirsiniz: ihbar@kkgm.gov.tr Av Raporları İstanbul raporlarına göz gezdirdiğimizde denizlerde hareketlenme artmış durumda. Boğazda kıraça, istavrit ve yaprak, Zeytinburnu’nda çinakop ve istavrit çıkıyor. Yeşilköy, Sarayburnu, Büyükçekmece ve Galata da av veriyor. Güneşli havalarda Galata ve Unkapanı köprülerinin çift sıra dolu olduğu gözleniyor. Çanakkale taraflarında lüfer devam ediyor. Ancak sıcak hava ve güneş sebebiyle balıkçılar gündüz saatlerinde ava çıkamıyor. İzmir’de Çeşme ve Eski Foça’dan çipura, levrek raporları geliyor. Ege kıyılarında açıktan tekne ile kofana ve mezgit yakalanabiliyor.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Misinada renk ve özellik seçimi
Amatör balıkçılar, herhangi bir misinayı beğendikleri zaman, satıcıya şu soruyu sorarlar “ Bu misina suda görünür mü?” Asıl önem verilmesi gereken nokta avlanma türüne uygun misina seçimi ve misinanın özellikleri olmalıdır. Konuyu 2 türlü ele almak gerekir: 1- Balıklar türlerine bağlı olarak, hatta sınıflarına ve yaşam şartlarına bağlı olarak çok değişik "görüş" şekillerine sahiptirler. Ancak görüntünün "şekil" olarak algılanması düşük organizasyonlu canlılarda çok farklıdır. Bu da görüntünün bir bütün olarak algılanabilmesi yeteneğinde saklıdır. Su ortamı içersinde görünür ışığın dağılımında suyun kalitesine bağlı olarak, belirli dalga boylarının, dolayısı ile renklerin ulaşabildiği derinlikler ile sınırlıdır. Kısaca renk algılama yeteneği, türler bazında ve su ortamının farklı seviyelerine göre farklılıklar gösterir. 2- Balık avcılığında kullanılan misinalar olta ve beden olarak ikiye ayrılmaktadır. Olta olarak kullanılacak misinalar elastikiyetleri-sertlikleri, taşıma güçleri, gam yapma özellikleri, hafızaları v.b. gibi kriterler üzerinden değerlendirilir. Bunların gözükür veya gözükmez (az gözükür) olmaları sadece avcı bakımından önemlidir. Zaten bu sebeple klasik bir olta takımında beden kullanılır. Burada balığın görme gücünden de önemlisi, hangi türden olursa olsun, yemin sunumudur. Renkli veya alacalı misinalara gelince, bunlar genellikle avcının misinayı kolaylıkla takip edebilmesi için üretilmişlerdir. Amaç balığın fark etmemesi değildir. Su ortamında erimiş maddelere ve/veya sıcaklığa bağlı olarak tabakalaşmalar mevcuttur. Bu tabakalar da, ışık altında, farklı yoğunlukları dolayısı ile su içinde çizgiler şeklinde algılanır. Bu sebeple oltada kullanılan misinanın tipi veya renginin bir önemi bulunmamaktadır. Eğer öyle olsaydı, yaygın olarak kullanılan ve şeffaf olmayan "ip misinaların" veya Fly'da kullanılan floresan (veya kontrast) renklere sahip "kalın monofilament misinaların" başarılı olamaması gerekirdi. Bu sebeple oltalık bir misinada rengin avlanma stili ve avcı açısından önemi dışında, balık açısından bir önemi bulunmamaktadır. Misina seçiminde de aynen bir alet seçiminde olduğu gibi "amaca uygun" malzemenin kullanılması gerekmektedir. Yakın bir zamana kadar kimya ve teknolojinin cevap verememesi sonucunda misinaya renk eklendiğinde bazı özelliklerinin kaybolduğu bilinmekteydi. Ancak son 10 sene içindeki gelişmeler ile bu sorun da artık ortadan kalkmıştır. Beden olarak kullanılan misinalarda ise, yemin sunumu açısından çok farklı kriterler ortaya çıkmaktadır
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Denizde Kurşun Kullanımı
Açık denizde avlanırken misinanızın dibe inmesi çok kritik bir noktadır. Eğer çapa atmış bir tekneden avlanıyorsanız, başarılı olmak için yeminizi, muhtemelen balıkların sıklıkla bulunduğu, deniz dibine indirmeniz gereklidir. Eğer kurşununuz dibe değmemiş ise “acaba neden hiç balık vurmuyor” diye merak ederek gününüzü balıksız geçirebilirsiniz. İlk yapmanız gereken, “o anki koşullara göre kurşununuz yeterince ağır mı?” sorusunu yanıtlamak. Hafif bir akıntıda 150 gram kurşun rahatlıkla işinizi görebilir. Fakat akıntının şiddeti arttıkça, dibi bulabilmek için ağırlığınızı arttırmanız gerekecektir. Sert akıntılarda 300–350 gramlara kadar kurşun kullanmanız gerekebilir. Gün ilerledikçe, kurşun ağırlılığınızın yeterli olup olmadığını belli aralıklar ile kontrol etmelisiniz. Değişen akıntı koşulları ile baş edebilmek için artan ağırlıklarda çeşitli kurşun ve ekstra ağırlıklar yanınızda bulundurmalısınız. Çoğunlukla kullandığımız yöntem, takımımızı yavaşça suya indirip, kurşunun dibe vurduğunu hissetmek, adeta o çarpışma sesini duymaktır. Şayet misina makineden boşalmaya devam ediyor ve o çarpmayı hissedemiyorsak ağırlığımızı arttırmamız gerektiğine kanaat getirebiliriz. Çarpmayı hissettikten sonra, akıntının misinanızı bir o kadar daha sürüklemesine müsaade edin ve daha sonra kamışınızın ucunun ara sıra kaldırıp tekrar kurşunun dibe çarpmasını hissedin. Böylelikle kurşun ve dolayısı ile takımınızla aranızdaki teması kaybetmemiş olursunuz ve iğnenizin nerede olduğunu bilirsiniz. Ayrıca bu kontrol hareketi, yeminizin daha cazip hareketini ve balıkların iğnenize yönelmesini sağlar.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Surf kamışlarının özellikleri
Kıyıdan avlanılan bazı durumlarda takımınızı mümkün oldukça uzağa atmanız gerekebilir gerek avlandığınız balığın bulunduğu bölgenin kıyıdan uzaklığı gerekse kıyıya yakın bölgenin elverişsiz zemini veya ülkemizde boğazdaki gibi akıntının fazla olduğu ve dibe inebilmek için ağır kurşun kullanmanızı gerektiren ortamlarda.. Surf kamışlar uzun atım için özel olarak üretilmiş, oldukça dayanıklı, sürtünmenin azalması için halka sayısı düşük tutulmuş, 350 cm ile 500 cm arasında, az parçalı, uzun sap ve yüksek atar karakteristiklerini taşımaktadır. Karbondan, karışık karbondan ve fiberden üretilmiş çeşitleri bulunuyor. Bir diğer ayırıcı özelliği de ilk halka ile makine yatağının arasındaki mesafenin fazla olması. Ayrıca bazı modellerde halkaların normal kamışlara oranla ekstra sargı desteği ile sağlamlaştırılmış olduğu görülmektedir. Söz konusu uzun atım olunca kavramanın maksimum olması için sap kısmının uzun olması da atışı kolaylaştırmaktadır. Uzun sapın handikabı ise kapalı halinin de uzun olması ve taşıma zorluğudur. Uzun atım için yalızca surf kamış yeterli olmayacaktır. Misinanın kafadan daha rahat ayrılmasını sağlayacak özel surf makinede vazgeçilmez bir eleman olacaktır. Atış mesafesinin uzunluğunu, kamışın sahip olduğu özelliklerin yanı sıra kullanılan makinanın da bir takım özellikler taşımasını gerektirmektedir. Misinanızın makineden ayrılırken ve ayrıldıktan sonra, hızını kesecek olan sürtünmenin minimum olması atış performansınızı artırır.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Karbon kamış ve fiber kamışın özellikleri nelerdir?
Balıkçılığa özellikle yeni başlayanların ilk zamanlarda karşılaşacağı sorulardan biri “Alacağım kamış karbon mu olsun, fiber mi olsun?” sorusudur. Bu soruya cevap vermenizi kolaylaştırmak için avantajları ve dezavantajları ile karbon ve fiber kamışları bir tabloda kıyaslacağız. Bundan çnce sormamız gereken önemli bir soru var: Peki bir kamışın karbon mu fiber mi olduğunu nasıl anlarız? Bu çok önemli sorulardan bir diğeridir. Çünkü özellikle ülkemiz gibi dünya gündemini henüz yakalayamamış pazarlarda aslında fiber olan kamışların üzerine karbon yazıldığı, hatta bunun “100% karbon” iddialarına kadar ulaştığı görülmektedir. Konuyu az çok bilenler kolaylıkla anlarlar, ama yeni başlayanlar için birkaç öneri: Kamışın alt kapağını açtığınızda malzemenin rengi sarı ise kesinlikle fiberdir. İçinde karbon karışımı olma ihtimali, de yoktur. Malzemenin rengi siyah ise ya karbondur ya da özel fiber denen biraz daha nitelikli bir fiberdir. Kamış parçalarında, parçanın enine kısa boğumlar bulunmalı. Ancak boğumlar aşağıdaki özellikte olursa karbondur. Değilse, “özel fiber” olabilir. Parçaya dıştan, yakın mesafede baktığınızda, kamışı ışığın altında hareket ettirin. İçe doğru hologram benzeri bir parlaklık göreceksiniz. Bu durumda karbon olduğuna karar verebilirsiniz. Son olarak ta tabi ki karbon kamışlarda kayda değer bir hafiflik farkı olacaktır. Karbon kamış Fiber Kamış Fiber kamışlara göre çok hafiftir, uzun süreli kullanımlarda yormaz. Karbon kamışlardan daha ağırdır, özellikle uzun boylu kamışların kullanımında yorgunluğa sebep olur. Hafif olduğu için kamışa hakimiyet daha fazladır, yeme ve oltaya daha kolay ve daha doğal hareket verilir. Özellikle büyük boylarında hakimiyet daha zordur. Et kalınlığı daha ince olduğundan, aynı ağırlık çekerindeki fiber kamışlara göre daha incedir, böylece sapı daha rahat kavranır. Et kalınlığı fazladır. Bu yüzden özellikle uzun boylu teleskopik kamışlarda sap kalınlaşmaktadır. Kamışın kapalı hali uzayıp parça sayısı düştükçe kalınlığı azaltılmış olur. Et kalınlığı az ve kamış hafif olduğu için, kamışın ucundaki hareket daha hassas hissedilir. Et kalınlığı fazla ve ağır olduğu için kamış ucundaki hareket daha zor hissedilir. Daha pahalı olduğu için üzerinde kullanılan halkalar, porselenler ve makine yatakları da daha yüksek kaliteden seçilir. Bu da daha konforlu bir kullanım sağlar. Toplamda ucuz bir kamış olduğu için, üzerindeki malzemeler de çoğu zaman düşük maliyetli olanlardan kullanılır. Ancak iyi markaların porselen ve kamış yatakları kaliteli fiber kamışları da bulunmaktadır. Karbon, daha sert bir malzemedir, bu sebeple kırılganlığı fiber kamışlardan fazladır. Fiber daha esnek bir malzeme olduğu için mukavemeti daha yüksektir. Karbon kamışlardaki halkalar malzemenin yapısından dolayı parçaya daha zor yapışır ve daha sık gevşer. Halkalar daha kolay yapışır ve daha uzun süre parça üzerinde sabit kalır. Hammadde fiyatı yüksek olduğundan fiber kamışlara göre daha pahalıdır. Kamıştaki karbon oranı arttıkça fiyat artar. Hammadde fiyatı oldukça düşük olduğundan fiber kamışlar daha ucuza alınabilmektedir. Özellikle bilinmeyen markalarda yedek parçalarını bulmak çok zordur. Spesifik kamışlar olduğundan farklı kamışların yedek parçalarını kullanmak ta pek mümkün olmaz. Çok yaygın kullanıldıkları için yedek parçalarını bulmak daha kolaydır. Başka fiber kamışların parçaları da çoğu zaman uydurulabilir
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Makinelerdeki çift kalama nedir?
Son zamanlarda yeni makine modelleri arasında bolca çift kalamalı modeller göze çarpıyor. 2005 yılında dünyada çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanan bu makinelerin özelliği çoğu tüketici tarafından tam olarak bilinmemekte. Sadece emniyet açısından veya hassasiyet sağlamak için çift kalamalı olduğunu düşünenler çoğunlukta. Ancak gerçek amaç bu değil. Çift kalamalı makineler özellikle “canlı yem kullanımı” için tasarlanmıştır. Sistem şöyle işliyor: Makinede bir ön kalama, bir arka kalama, bir de kafanın hareketi halinde atan bir mandal veya düğme bulunuyor. Sistem genel anlamda iki kademeli kalama yapma imkanı sağlıyor. Mandal açık (ON) pozisyonunda iken, arkadaki kalama ile makara boşa dönecek şekilde ayarlanıyor. Bu özelliğe makinelerde ‘Serbest Makara’ (Free Spool) adı veriliyor. Makinenin kolu öne veya arkaya dönmeye başladığında, mandal düşüyor ve arka kalama devre dışı kalıyor. Bu andan itibaren öndeki kalama devreye giriyor. Peki bu ne sağlıyor? Canlı yem kullanırken, yemin suda doğal haliyle yüzmesini sağlamak için arka kalama çok gevşek ayarlanıyor. Böylece mandal açık konumdayken, misinaya bağlı sardalye, mamun, istavrit gibi canlı yem, misinayı rahatlıkla kafadan boşaltarak suda serbestmiş gibi yüzüyor. Yem bir balığı avladığında, balıkçı tasmalama hareketi yaparak kolu çevirmeye başlıyor. Bu anda ‘serbest makara’ mandalı atıyor ve kafa makarası önden ayarlanmış normal kalama ayarını buluyor. Bu ayarı kullanarak, balık yavaş yavaş kıyıya çekiliyor.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Süper bir adminsin abi sen
Seviyorum valla
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|