|
|||||||
| Genel Konular Hem bizden, hem deniz, göl ve akarsularımızdan haberler... Bizimle ilgili, bizi ilgilendiren her şey burada! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: Çorum
Yaş: 29
Mesaj: 4,506
|
Anlık hafızadan söz ederken kastedilen balıklar, çoğu kültür üretim sonucu elde edilmiş melez akvaryum balıklarıdır. Denizlerde ve tatlı sularda yaşayan kıkırdaklı ve kemikli balık türlerinde ise böyle bir durum söz konusu değil. Daha doğrusu, bu canlıların bir hafızaları var ancak hafızanın oluşturulması işlemi oldukça yavaş gerçekleşiyor.
Memelilerde yapısal hafıza, yani sinir hücreleri arasında sinaps bağlantılarının kurulması şeklinde bilgilerin depolanması, “kalpain” adlı bir proteinin sinir hücresi içinde artışı sonucunda hücre iskeletini hareket ettirmesi yoluyla ortaya çıkıyor. Uzun süreli bu işlem sonucunda kalıcı hafıza oluşturuluyor. Mikro saniyeler ile ifade edilen kısa dönem hafıza, uzun dönem hafıza yapısına geçirilmediği takdirde, üzerine yeni bir bilgi getirildiğinde siliniyor. Silinmemesinin tek yolu ise, her yeni bilginin yeni bir sinir ağına yönlendirilmesi gerekiyor. Balıklarda ise, yeni edinilen bilgilerin yönlendirileceği ve gerekli protein sentezi için tekrarlanarak bekletilebileceği sinir yolları bulunmuyor. Mevcut yapı (ve bilgi) hemen kullanıldığı için de hafıza kısa sürede siliniyor. Açık-tokluk merkezleri, memeli beyninde hipotalamus bölgesi tarafından kontrol ediliyor. Burası, canlılığın devamı için gerekli olan tüm aktiviteleri kontrol eden ve bunlara ilişkin uyarıları düzenleyerek cevap oluşturan bölge. Bu tip uyarıların değerlendirilmesinde ayrıca septum ve amigdala çekirdeği gibi bölgeler ile retiküler formasyon yapısı da işin içine karışabiliyor. Cevap oluşturulan dış uyartılar arasında tabii ki sadece motive edici (besin görmek gibi) uyarılar yok. Bir takım stres faktörleri de hipotalamus’un normal şartlar altında oluşturacağı cevapları etkiliyor. Örneğin “açlık” hissi taşıyan ve beslenen veya beslenmek üzere olan bir canlı, doğal bir düşmanı ile karşılaştığı anda artık o denli “aç” hissetmeyebiliyor. Tabii ki burada da işin içine bir takım hormonlar giriyor. Akvaryum balıkları ise, az önce de söylediğimiz gibi, çoğunlukla doğal olmayan türler. Bu türlerin meydana getirilişleri sırasında gen havuzları ile oynanıyor ve türe özgü içgüdülerin çoğu yitiriliyor. Bunun yanında, oldukça dar yaşama ortamlarında gelişmeleri nedeniyle de sinir sistemi bir takım uyarı-cevap mekanizmalarını geliştiremiyor. Doğal düşmanlarıyla karşılaşmak gibi bir stres faktörü de ortadan kalkınca, açlık hislerini bastırabilecek önemli bir etken söz konusu olmuyor. Balıklarda açlık-tokluk merkezleri, memelilerdeki gibi gelişmemiştir. Bu merkezlerin gelişimi, sudan karaya geçiş ile birlikte, yerçekiminin de etkisiyle ortaya çıkıyor. Ancak balıklarda “ne yediğini unutmak” gibi bir durum söz konusu değil. Deniz Candaş (Bilim-Teknik) * Yardımlarından dolayı, H.Ü. Biyoloji Bölümü öğretim görevlilerinden Yrd.Doç.Dr. M. Ali Onur’a teşekkür ederiz. |
|
|
|