BALIK SEVDASI  

Ana Sayfa Kimler Çevrimiçi Bugünün Mesajları Konuları Okundu İşaretle
Geri Git   BALIK SEVDASI > GÜNCEL > Genel Konular
Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Genel Konular Hem bizden, hem deniz, göl ve akarsularımızdan haberler... Bizimle ilgili, bizi ilgilendiren her şey burada!

Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-05-2007, 21:33   #1 (permalink)
Hamdi
Administratör
 
Hamdi kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 34
Mesaj: 6,732
Varsayılan Denizlerimizdeki Yabancı Tür Balıklar

DENİZLERİMİZDE YABANCI TÜR BALIKLAR

Yabancı türler, göçmen türler veya istilacı türler, çeşitli nedenlerle kendi doğal ortamlarından tamamen farklı ortama gelerek yaşama olanağı bulmuş, bu ortama yerleşip üreyerek bir varlık oluşturmuş canlı türlere verilen isimlerdir. Bu türler yeni yerleştikleri ekosistemlerdeki milyonlarca yıllık ekolojik dengeleri altüst ederek, ekolojik bir felakete neden olurlar. Geldikleri yeni ortamda hızla çoğalarak ortamdaki diğer balıkların azalmasına neden olurlar ve çoğunlukla yeni gelen ve hakim olan istilacı tür yok ettiği türden daha değersiz bir türdür. Örneğin Köyceğiz gölündeki Japon çipurasının –Bu balığın Afrika kökenli bir tür olan tilapia olduğunu tahmin ediyorum- sazan ve kefalı tüketme noktasına getirmesi örnek olarak verilebilir.

Deniz ve iç sularımıza yabancı türler, farklı yollarla girebilir.Bunları şu şekilde sıralayabiliriz;

1. Doğal bir engelin kaldırılması yoluyla: Coğrafi engellerle ayrılmış olan su ortamları abiotik koşullarca (iklim, tuzluluk vb.) farklı olmasından dolayı farklı türleri barındırır. Ancak bu engel kaldırıldığında iki taraf tanda canlı türleri geçiş yapar. Yeni ortama uyum sağlayabilen türler bu ortama yerleşerek yerli türlerle rekabete girerler ve çoğunlukla kazanan yabancı türler olur. Yüzyılın başlarında Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Akdeniz’e 54 adet Kızıldeniz kökenli balık ve en az bu sayı kadar omurgasız canlı türü geçmiş ve geç meye devam etmektedir.

2. Gemilerle: Denizler ve okyanuslarda artan gemi trafiği sonucu birçok canlının yumurta ve larvaları gemilerin sintine sularında veya geminin su kesimi altındaki yüzeye yapışık olarak uzun mesafelerde yolculuk edebilmektedir. Bu şekilde yeni bir ortama giren yumurta ve larvalar, eğer canlı kalabilmişlerse ve yeni ortama uyum sağlayabilmişlerse, hızla yayılmaya başlarlar. Bu duruma en iyi örnek Atlantiğin Amerika kıyılarına özgü bir canlı türü olan mavi yengecin (Calinectes sapidus ) larvalarının tankerlerin sintine suyunda Türkiye’nin güney kıyılarına gelip yerleşmesidir.

3. Balıklandırmayla: İç sularda uygulanan bir yöntemdir. 1970 li yıllarda ekonomik değeri yüksek olan ve o göl için yabancı olan balık türleri bazı göllerimize aşılandı. Bunların içinde en çok kullanılan tür sudak veya tatlı su levreği bilinen balık türüdür. Ayrıca göletlere ve kanallara aşırı yosunlaşmaya karşı mücadelede ot sazanı olarak bilinen Çin kökenli bir balık türü de aşılanmıştır. Ancak sudak Eğirdir gölünde endemik (Dünya üzerinde sadece o bölgede- burada konu olan gölde- bulunan tür) bir çok balık türünün yok olmasına neden olurken, sadece doğal yaşam alanı olan Çin’de doğal olarak üreyebilen, ülkemizde yapay olarak üretilebilen ot sazanı oldukça yararlı olmuştur.

4. Kaza sonucu: Bazı yabancı kültür balıkları ticari olarak üretildikleri işletmelerden kaçarak veya kaçırılarak civarındaki doğal sulara adapte olabilir. Örnek olarak gökkuşağı alabalıkları üretimi yapılan çiftliklerden kaçarak civarlarındaki akarsulara yerleşmektedirler. Karadeniz’de Rus kefali adı verilen Çin kökenli balığın varlığı aynı durum sonucu ortaya çıkmıştır. Adana’da Seyhan ve Ceyhan nehirlerinde tatlı su çipurasının varlığı da bu şekilde açıklanmaktadır

Her ne şekilde olursa olsun yeni gelen yabancı tür yerli türler üzerinde büyük olumsuz etkiler oluşturur .Eğer gelen yabancı tür predatör (Avcı) bir tür ise; -genellikle iç sularda karşılaşılan bir durumdur- besin zincirinin en üst halkasında yer aldığı için ve doğal düşmanlarının olmadığından dolayı hızlı bir şekilde üreyip, göldeki balıkları hızla tüketerek ekolojik bir yıkıma neden olur. Yabancı türler farklı bir ortama yerleştiklerinde, doğal ortamlarında populasyon’larını dengeleyen unsular olan o türe özgü predatörler, hasatlıklar ve parazitler genellikle bulunmaz. Bu durumdan dolayı yeni ortam göçmen tür için mükemmel üreme ve yayılma alanı olur. Yabancı tür, predatör bir balık değilse yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı hızlı bir şekilde çoğalır ve ortamdaki diğer türlerin besinine ortak olur. Sonuçta göçmen türle aynı besini tüketen yerli tür arasında beslenme yönünden bir rekabet ortaya çıkar. Bu rekabeti kazanan ise büyük çoğunlukla istilacı tür olur. Türkiye’nin kuzey-doğu kıyılarına yerleşen Kızıl Deniz göçmeni olan iki barbun türü Upeneus moluccensis ve Upeneus pori Akdeniz’in yerli türleri olan barbun Mullus barbatus üzerine baskı yaparak populasyonlarını azalmasına neden olmaktadır. Ayrıca yine Kızıl Deniz göçmeni olan yerel olarak gümüş adı verilen ıskarmoz balığı Saurida undosquamis yiyecek olarak barbun balığını tercih ettiğinden dolayı barbunun durumu içler acısı bir hal almıştır. Pratikte istilacı türü ortamdaki yerli türleri koruyarak tamamen yok etmek imkansızdır. Ancak çeşitli yollarla istilacı türleri baskı altına alarak yerli türleri rahatlatacak bir balıkçılık yönetimi oluşturulabilir. Ancak bunun için mücadele edilecek türün biyolojisinin, yoğunluğunun ve beslenme davranışlarıyla yerel türlere etkilerinin iyi araştırılması gereklidir. Elde edilen verilerle bir strateji geliştirilebilir.

Genel olarak yabancı bir türle mücadelede kullanılan stratejileri şöyle sıralayabiliriz.

1. mücadele edilen türe özgü avcılık yapmak: Yabancı türün herhangi bir evresinde ( yavru, ergin, üreme dönemi vb. ) seçiciliği bu türe göre ayarlanmış av araçlarıyla yoğun bir avcılık uygulayarak popülasyonunun azaltılması yoluna gidilebilir.

2. Ortama yerleşen yabancı türle beslenen canlıları aynı ortama bırakmak: Bu seçenek risklidir. Ortama bırakılacak diğer türün ekosisteme ne gibi etkilerinin olabileceğini iyi araştırmak gerekir. Ancak hedef türün yumurta, larva veya yavruları ile beslenen diğer bir yabancı türü ortama bırakmak bazı durumlarda riske rağmen zorunlu olabilir.

3. Yabancı türle rekabet edemeyen yerli türlerin yetiştiriciliği yapılarak, elde edilen balıklar ortama bırakılabilir. Böylelikle bu balıkların yabancı balık türüyle rekabet etme şansları artar.

Bu yöntemler uygulansa bile sonuç almak uzun zaman alabilir, hatta bazen sonuçsuzda kalabilir.

Sonuçta bu durum insanın neden olduğu bir kirlilik çeşididir ve biyolojik kirlilik olarak isimlendirilir.
__________________
Hamdi Tekbıyık
08/08/1974
İstanbul & Bostancı
0 RH(-)



Hamdi is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Saat 21:49.


Powered by vBulletin Version 3.6.5
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by 3.0.0

Hosting Hizmeti Datafon İletişim A.Ş. Tarafından Sağlanmaktadır

by Hüseyin Kabakcı

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99