![]() |
|
|||||||
| Genel Konular Hem bizden, hem deniz, göl ve akarsularımızdan haberler... Bizimle ilgili, bizi ilgilendiren her şey burada! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Member
Giriş: May 2007
Mesaj: 169
|
Geçtiğimiz haftasonu tatil için istanbula ailesinin yanına gelen arkadaşımla eskiden Fransız Sokağı olan şimdiki adıyla Cezayir Sokağı’na gittik. Tunusien Restorant’a oturduk. Yemek siparişimizi vermiş beklerken yan masadaki hararetli konuşma dikkat çekiciydi: ellili yaşlarda, şık görünümlü bir adam masadaki yabancılara tercüman aracılığıyla Türkiye’den bahsediyordu. Fakat sohpet önce Ermeni sorunuyla bi ateşlendi. Beyefendi Türklerin gayet soğukkanlılıkla bu katliamı yapabiliceğini, zaten Balkanları da bu şekilde yıllarca yönettiğini ( masadaki miasfirlerin Bulgar, Romen, Rus olma ihtimalleri yüksekti konuştukları dile bakılırsa) izah etti. Ardından boynu fûlarlı Fransız bozması bey konuşmasına kendi engin bilgileri (!) ışığında yaptığı anlaşılan politik planlarla devam edip Türkiye’nin hangi parçalarının gereksiz olduğunu, nerelerinin elde kalsa yeteceğini ve bizi Avrupa Birliğine dahil ettirmeye yarıyacağını açıkladı. Arkadaşım Ertan daynamayıp döndü ve ‘Bir subay oğlu olarak bu söylediklerinizi kabul edemiyorum. Yabancılara ülkemizi böyle anlatamazsınız’ dedi. Yüzü bile kızarmayan adamın cevabı da gayet pişkindi: ‘Burası benim mekanım, benim misafirlerim. İstediğim gibi konuşurum.’ Ertan ‘Burası da benin ülkem. Bu kadar insan boşuna can vermedi.’ dediyse de muhattab bir yüz bulamadı. Çok geçmeden içiceklerin hesabı getirildi masamıza. İtiraz ettik, yemeklerimizi istedik, bu sefer de garson uzatmamızı ve kalkmamızı söyledi. Bakkaldan öğrendiğimize göre fularlı zat sokağın yöneticisi ve oradaki birçok mekanın sahibi Mehmet Taşdiken’miş. Kendileri saygısızlığı ve Fransız özentiliğiyle de meşhurmuş zaten. Benim başıma geldi diye bu maili sizlere atıyorum. İşte böyle kuyumuzu kazan insanlara, para kazandırıp ailesini ve kendisini beslemeyelim.
bana gelen bir mailden alıntıdır
__________________
Cem çamşıklıoğlu 23.12.1986 Sivas/divriği/çamşıh ARH(+) ÇAMŞIHLIYIZ " dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey "
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: Apr 2007
Konum: Almanya-Köln; Izmir, Istanbul,Bodrum
Yaş: 52
Mesaj: 223
|
Yazdiklarinin gercege dayandigini kabul ederek sana bir Email adresi gecmek istiyorum
ecolasan@urriyet.com.tr Emin Cölasanin yazdiklarinin hepsini tasvip etmesemde, yinede böyle Konularda bas vurabilecegimiz Yegane adres burasi. Istersen kendisine bu Konuyu bir anlat! Gerceklik Payi varsa, arkasini birakmaz tahminimce! Rasgele |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
BANNED
Giriş: Jan 2008
Konum: ÃÂstanbul
Yaş: 33
Mesaj: 19
|
Aman diyim emin olmadan birşey yapmayın. konuyu açan arkadaş bana gelen mailden alıntıdır yazmış sonuna. adamın rakipleri veya hasımları böyle bir mail hazırlayıp internete sızdırmış olabilirler. Çok yaşandı böyle olaylar. Çamur at izi kalsın mantığı. Bu ihtimali de gözönünde bulunduralım lütfen.
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
Moderatör
Giriş: Aug 2007
Konum: Hayatın ta içinde.
Yaş: 22
Mesaj: 2,353
|
Alıntı:
__________________
Didem- 1986 0 RH (+) _______________ Koku, tat, sıcak... Sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Mesaj: 625
|
Ağabeylerim, arkadaşlarım
Bari sizler yapmayın. Buradaki herkes belli bir eğitim ve kültür seviyesinin üstünde insanlar. Sabun yapalım, molotof kokteyli atalım gibi sözler şakayla karışık da olsa bizlere yakışmıyor. Bugün bunları yaparsanız veya bunları yapmaktan bahsederseniz, ülkenizi nasıl soykırım konusunda savunabilirsiniz. Bu ülke bu tahrikler yüzünden çok yara aldı. Zamanında 6-7 Eylül'de tahriklere kapılmamız sonucu bir çok suçsuz Rum asıllı vatandaşımızı, komşumuzu kaçırdık ülkemizden. Şiddetin çözüm olmadığını bilmeliyiz. Gücümüzün yanında, aklımızla hareket etmeliyiz. Ermeniler... Zamanında Asala örgütü diplomatlarımızı katletti. O zamanki kazanımları ne oldu? Hiçbir şey. Şimdi ise birçok ülkede diasporayı ve lobi faaliyetlerini kullanmaları sonucu asılsız iddialarına destekçi buldular, kirli emellerine büyük ölçüde ulaştılar. Biz ise başta Amerika olmak üzere, yurtdışında önemli pozisyonlarda bulunan çok sayıda Türk vatandaşımız olmasına rağmen elimizdeki kanıtları sunamadık, onların muntazam kullandığı lobi faaliyetlerinin uzağında kaldık. Ermenistan gibi ne dünya politikasında, ne de dünya ekonomisinde yeri olan bir ülkeyle mücadele edemedik. Hatta politikalarımız o kadar etkisizdi ki, Batı'nın Ermeni soykırımını kuşkusuz bir gerçek gibi kabul etmesi, içimizdeki Batı özentilerini de soykırım taraftarı yaptı. Bu sefer kendi içimizden hançerlenmeye, uluslararası arenada inandırıcılığımızı iyiden iyiye kaybetmeye başladık. Ve politikamızın başarısızlığı çaresizliğe dönüştü. İşte bu noktada "cahilliği" ve "aptallığı" yüzünden şiddete başvuranlar tam bir yıl önce bir insanın canını aldılar. Hem bir insan hayatını kaybetti, hem de davamızdaki haklılığımız çok büyük zarar gördü. En başta dediğim gibi biz ne kaybettiysek, hep tahriklere yenildiğimizden kaybettik, hep salt gücün sorunlara çözüm olabileceğine inandığımızdan kaybettik, gücümüzü aklımızla temellendiremediğimizden kaybettik, anlık hezeyanlara kapılıp uzun vadeli düşünemediğimizden kaybettik. Şimdi yapmamız gereken sinirimize, öfkemize yenilmeyip, aklımızı ve mantığımızı kullanmamızdır. Söz konusu mekanı taşlarla, sopalarla basmak yerine önce iddianın doğruluğunu araştırmamız, sonrasında da eğer doğruysa bunu yasal mercilere ve basına taşımamız gereklidir. Eğer bu yazının aslı varsa, ve bu kişi bu sözleri söylediyse, söylediği sözler yine de suç teşkil etmemektedir. Ama bu ülkede kimse kimseye, hele böylesine bir nedenden dolayı, hizmet vermemezlik yapamaz. İşte bu suçtur ve cezası vardır. Bundan daha büyük bir ceza da bu olayın basına yansıması sonucu gelecektir. Ama o zaman için de korkum yine şiddete başvurmaya kalkanlar olacağıdır.
__________________
Emre - '85 (O RH+) All that we do is touched with ocean,yet we remain on the shore of what we know. http://djide.deviantart.com/ |
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Oct 2007
Konum: istanbul
Yaş: 40
Mesaj: 2,149
|
Emre, bahsedilen olay eğer gerçekse, senin anlattığın boyutta uluslararası bir olay değil. Tamamen bireysel, kendini bilmez bir aymazın ağzından dökülenler ve bu şahsa ve bu şahsın nezdinde benzerlerine bir Türk vatandaşı olarak bireysel tepkilerimizdir. Evet Arkadaşlar espiriyle karışık bir takım değişik tepkiler dile getirmişlerdir ama bunların espiri olduğu aşikardır.
Eğer herhangi biri yaşadığım coğrafyada ülkeme, atama, bayrağıma, namusuma laf edecek olursa onun dilini eline vermek benim için kaçınılmaz bir görevdir. Bu ülkenin ekmeğini yiyen hiç bir birey soyu sopu ne olursa olsun bu ülkenin topraklarının bölünmez bütünlüğünün üstüne ileri geri yorum yapamaz. Eğer yanı başınızda böyle bir yorum yapıldığında sessiz kalacaksanız bu vata ihanet etmiş olacaksınız. Tepki elbetteki git adamın kafasını patlat demek değildir. Gider ilgili mercilere şikayet edersiniz. Her ne kadar benim tercihim olmasada. Sevgiler |
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,131
|
Arkadaşlar,
Mustafa Bey'in de söylediği gibi bu gibi karalama kampanyaları ortalıkta dolaşabiliyor... Bu mail aylar önce bana da gelmişti. O zaman şöyle bir internette gezinmiş, ne var ne yok diye bakmıştım. Bu gibi doğrudan bir mekan adı verilen, hele hele belli bir kesimi kışkırtıp doğrudan şahıs ismi verilmek suretiyle "hedef gösteren" e-postalar hep dikkatimi çekmiştir. Bu yüzden de hiçbirini forwardlamam. Hele ki paylaşım sitelerine durumu araştırmadan doğrudan böyle bir maili yapıştırmak, eğer bu maili yayan kişiler doğru ifadelerde bulunmuyorlarsa bu durumda kirli emellere alet olmamızdan başka bir işe yaramaz... Lütfen bu gibi "Aman şu mağaza teroristmiş, bu adam şöyle demiş..." mişli muşlu bilgileri paylaşmadan önce en azından araştıralım... Şimdi, cevap hakkı doğduğundan doğrudan bize yazmış olmasa da bu adreste yer alan cevap metnini aynen yayınlıyorum. 29 Temmuzda Yusuf Er isimli okuyucumuzdan aldığımız bir okur mektubu, e-maili, Tatlı Su Aydınları Hakkında Bir Mektup (YER: Fransız ( Cezayir ) Sokağı,MEKAN : Tunusien Restaurant , TARİH: 24 Jul 2007 02:57:01 + 0300 ), başlığı ile yayınlamıştık. Bugün söz konusu Tunusien Restorant'ın sahibi Mehmet Taşdiken’den gelen yanıt, e-mailini olayın özelliği ve okuyucularımız arasında eşitlik ilkesini düşünerek aynen yayınlıyoruz. ***Sayın, Yusuf Er, Bana, adımın geçtiği bir mailiniz ulaştırıldı. Belli ki Tunusien Restaurantla ilgili birileri adına karalama taşeronluğuna soyunmuşsunuz. Anlattığınız her şey yalan. Ne öyle bir şey cereyan etmiştir, ne de orada anlatılan kişi benim. Ne o görüşler beni ifade etmektedir ve ne de o tavır, doymamış kişi tepkileri, arabesk ego taşkınlıkları bana ait olabilir. Tunusien'le ilgili maksadı belli bir karalama kampanyasının şamar oğlanı yapılmak istendiğim açık. Sizin kaba imalı ifadeyle alaycılığınıza muhatap olan Fransız Sokağı ise, iftiracıların ufkunu ve boyunu aşacak kadar başka bir iştir. Fransız Sokağı, imparatorluk hatırasını yâd etme projesidir. Fransız Sokağı, 1535 yılından beri Kanuni tarafından Türkiye'deki levanten fransızlara bir devlet politikası olarak verilmiş, sonra tamamen onların öncülüğünde 300 yıla yakın bir sürede oluşturulmuş ve bugün adı Beyoğlu olmuş Pera bölgesine tarihsel bir gönderme amacıyla oluşturulmuştur. Ulusal korkularla ufku ve alanları daraltılmış bir ülkenin aydınlık geleceğiyle muhteşem geçmişi arasında bir imparatorluk hatırasını yad etme projesidir. Fransız Sokağı bir proje adıdır. Sokağın resmi adı ise dün de bugün de Cezayir Sokağı'dır. Kurmaya çalıştığınız senaryo dökülüyor. Beni bir defa neden bulunduğunuz yerdeki insanlara sormuyorsunuz da, tip tarifi vererek mahallenin bakkalına soruyorsunuz? Bir insan, hem Ermenilerin kesilmesini isteyecek kadar vahşet ve ırkçılık taraftarı iken, nasıl olur da aynı zamanda hararetle Avrupa Birliği’ni savunur? Hele siz gittiğiniz tüm restaurantlarda başka masalarda konuşulanlara kulak kabartmakla görevli ve buna meraklı iseniz ve üstelik bir başka masaya müdahale edecek kadar en basit görgü kurallarından nasibinizi alamamışsanız, ne işiniz var Fransız Sokağı’nda, ne işiniz var Tunusien restaurant’ta? Fransız Sokağı’nı vatan kurtaran derin çeteler ele geçirmek mi istiyor.? 1. Tunusien Restaurant'ta anlattığınız gibi yabancılarla "Ermeni sorunu,Balkanlar vs."konusunda bir sohbette bulunmadım.Hayatım boyunca biri tarafından söylediğiniz gibi "bir subay oğlu olarak" diye başlayan bir cümleyle uyarılmadım.Bu da ilginç.. Öyle bir imada bulunuyorsunuz ki. Ne zamandan beri subay çocukları bu memleketin gerçek sahipleri de subay olmayanların çocukları size göre ikinci sınıf? Yoksa bu milliyetçilik imalarıyla suçlanmamın ardında, Fransız Sokağı’nın vatan kurtaran derin çetelerin ilgi alanına girdiği mesajı mı var? 2. "Ermeni katliamı yapılabilir" gibi utanç verici, vahşetle karışık, ırkçı bir görüşe asla sahip olmadım.”Jenosid yapılmıştır” diyenlerin yanında da olmadım. Dostum olan Hrant Dink'in sadece ermeni olduğu için öldürülmesinden, bir Türk olarak utanç duydum ve cenazesinde de "hepimiz Ermeni’ yiz" pankartını onunla taşıdım. 3. Avrupa Birliği uğruna "Türkiye'nin nerelerinin gereksiz olduğu gibi" bir sözü, beni tanıyan hiç kimse ağzımdan duymadığı gibi böyle bir fikre hayatımın hiçbir döneminde sahip de olmadım. 4. Bu iki görüş arasındaki derin paradoks bile, zekâdan yoksun, kurmaca bir iftiranın ipuçları değilse nedir? 5. "Fransız Bozması" lafınızı size olduğu gibi iade ediyorum. Kişilik itibariyle tevazuum, var oluşumun en değerli öğesidir. 6."Burası benim mekânım" lafını ne etrafımdaki beni tanıyanlar, ne de hiç kimse daha ağzımdan duymuş değildir. Kişilik itibariyle tevazuum, var oluşumun en değerli öğesidir. Ayrıca hiç kimseye de bana karşı "burası benim ülkem" lafının sahte gururunu hayatım boyunca yaşatmış değilim. 7. Benim "saygısızlığım" ve "Fransız özentiliğim" lafını söyleyebilecek bu mahallede bir kişi bile bulamazsınız..Bu bakkal kimse bana adını da yazmanızı istiyorum. Aralara sıkıştırdığınız "hesaba itiraz ettik" vs türü cümleleriniz de bir niyetiniz olduğunu ve yalanlardan kurulu da olsa, ya kendi psikolojik nedenlerinizden ya da bir başkası adına üstlendiğiniz görevden bir şeyler planladığınızı ele veriyor. Siz daha yemek yiyecektiniz ve siz istemeden hesap geldi öyle mi? Madem hesaba itiraz ettiniz, neden üstüne üstlük bir de yemek siparişi verdiniz? 8. Bütün bunlardan tatmin olmadıysanız, size bir küçük detay daha ekleyeyim. Ne söylediğin gibi geçtiğimiz hafta sonu Tunusien Restaurant'ta, ne de İstanbul’da idim. Hatta ondan önceki hafta da İstanbul’da değildim. 9. Şu son ifadenin çirkinliğine ve düzeysizliğine bak: ” İşte böyle kuyumuzu kazan insanlara, para kazandırıp ailesini ve kendisini beslemeyelim. Bunun için siz de lütfen bu maili çevrenizdekilere iletiniz.” Böylesi zeka ve iz’an noksanı bir öyküdeki derin niyeti anlamayıp, kendini de kullandırarak, elden ele dolaştırmaya hazır insanlar varsa, vay bu ülkenin haline.! Varlığını ispat etmek istiyorsan yapacaklarınla et, iftiralarınla değil. 10. Onunla bununla hangi derin komplekslerin eseri olarak uğraştığınızı bilemem. Başkalarıyla uğraşacağına işine bak yavrum. Varlığını ispat etmek istiyorsan yapacaklarınla et, iftiralarınla değil. 11. Mailini de avukatıma verdim. İftiracı olan seninle uğraşacağımı bil.*** Kim haklıdır bilemem, Buna karar da veremem. Hukuki yollara başvurulmuşsa bu durumda kararı da yargı verir...Ama neticede doğruluğundan emin olmadığımız, hatta fikir yürütebilecek tek bir doneye sahip olamadığımız bir konuda bile şakayla karışık bir linç fantazisi yaşadık. Ben yanlış anlamalara mahal vermemek adına birçok mesajı sildim... Önce araştıralım. Zira daha önce Carrefour ile ilgili olarak ortaya atılan "bilmemnece kullanım kılavuzu yayınlıyorlar, bu ne densizlik" kışkırtmasına bir çek çevirmen "yahu o çekçe, ne tantana ediyorsunuz" diye bir yanıt vermişti ![]() Emre_Cide, sağduyun için teşekkür ederim... Konuyu kilitliyorum ![]() Keyifli paylaşımlar dilerim
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... Bu mesaj en son " 20-01-2008 " tarihinde saat 03:41 itibariyle Ulas tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Senior Member
Giriş: May 2007
Yaş: 30
Mesaj: 2,131
|
Elbette şahit olduğumuz olaylara karşı yasaların verildiği hakları sonuna kadar kullanacağız.
Her kim bizim vatanımızı, bağımsızlığımızı elimizden almaya kalkarsa Atamızın emanetini, bize bahşettiği huzurun bedeli olarak gerekirse canımızla ödeyeceğiz. Cumhuriyetimizi, ülkemizi ele güne, maşalara karşı sonuna kadar koruyacağız... Sevgiyle kalın...
__________________
Ulaş İstanbul-1978 A Rh(+) Memleketim, memleketim, memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi, ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... |
|
|