![]() |
|
|||||||
| Fotoğraflı Av Hikayeleri Her av, avcı için eşsiz bir tecrübe. Akya, Sinarit, çipura,levrek, yayın, turna, sazan... Siz de fotoğraflarla renklendirdiğiniz av öykülerinizi buradan paylaşabilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Feb 2008
Konum: istanbul
Yaş: 49
Mesaj: 1,212
|
Sevdalı Dostlarım,
bu seferki güncemiz yine dünyanın en güzel köşelerinden biri olan saros da geçiyor diğerlerinden tek farkı bunun kahramanları olan kendi türlerinin en iriyarı örneklerinden bir zargana ve bir sinaritin güncesinin kaleme alınması. 1.Bölüm Sıcak bir Ağustos sabahıydı binlerce yavru balık dünyalarının nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyordu.Rengarenk yavrular sakin kıyı sularında eriştelerin arasında birbirleriyle oynaşıyor bir yandanda erişte kenarlarında onları bekleyen levrek palazlarını ve zarganaları kolluyorlardı.Yan döndüklerinde üzerlerine vuran güneş ışınları sanki ayna yansımaları gibi denizin altında bir cümbüş havası estiriyordu.Sabahtan beri bilmem kaçıncı gümüş yavrusunu mideye indirmiş olan zargana sakin sakin avını aramaktaydı.Artık 50 cm e yaklaşan boyuyla daha fazla avlanması ve iri gövdesini doyurmak için daha fazla risk alması gerekiyordu.Onun için biraz daha açılarak daha iri yavruları kollamaktaydı.Uzaklardan zayıf bir motor sesi geliyordu bunun ürkütücü ve kaçması gereken bir şey olduğunu biliyordu fakat oda ne ilerde sarı renkte iri bir yavru korumasızca gürültüyü takip ediyordu.Irkının tüm kıvraklığıyla ileri atıldı tedbirsizce sarı yavruya testere gibi dişlerini geçirdi.Aman tanrım bu sarı yavru balığa dişleri dolanmış ve onu çekmekteydi.Kendini kurtarmak için taklalar atıyor, kafasını sallıyor, dalmaya çalışıyordu ama nafile. İyice dolanan dişlerini kutaramıyordu ve daha kuvvetli bir şekilde sudan dışarıya doğru çekiliyordu.En sonunda yaşam ortamı olan sulardan dışarı alınmış ve dişlerindeki sarı balık yavrusu zannettiği ipekten kurtulmuştu.Tekrar suya kavuştuğunda ise kapalı ve dar bir ortamda kendisinden daha ufak birkaç zarganayla birlikte olduğunu fark etti.Bir saate yakın bu hapis hayatından sonra tekrar özgürlüğüne kavuşmuştu.Fakat kuyruk tarafında hafif bir sızı ve bir çelik iğne yine aynı şekilde sırtındada vardı. Ve gagasından sanki bağlanmış ve çok yavaşta olsa çekiliyordu.Kıvrak bel hareketleriyle yüzerek uzaklaşmak istedi fakat fazla gitmesine izin yoktu , kurtulmak için tekrar zorladı fakat belli bir mesafenin dışına çıkamamıştı.Bir yandanda sürekli olarak derinlere doğru inmeye zorlanıyordu.Fakat bu derinler ne kadar iri olursa olsun bir zargana için çok tehlikeliydi. Artık 30 metrelerde lacivert sularda yüzüyordu.Her an her şey olabilirdi... 2.Bölüm Dev gövdesiyle artık kendisine kolay kolay düşmanda kalmamıştı.Zaten sert bakışlı hırçın karakteriyle ve 12 kg geçmiş ağırlığıyla tüm balıklar yollarını değiştirip kaçacak yer arıyorlardı.2 kiloluk ahtapotları bile bayram şekeri gibi mideye indiriyordu.Kendisine yeni bir ziyafet çekmiş körpe bir ahtapotu komple mideye götürmüştü.Diğer sinaritlerle birlikte tembel tembel dolaşıp yeni lezzetler aramaktaydı.İri dişleri ve koca kafasıyla muhteşem bir görüntüsü vardı.Yukarıdan hüzme hüzme aşağılara kadar gelen kuvvetli güneş ışığının aydınlattığı diplerde herşey çok netti.Birden ağzının suyunu akıtan bir görüntü aklını başından aldı. Bu muhteşem bir zarganaydı ve bu derinlikte tamamen korumasız geziyordu.Derhal tüm tedbirleri unutup birkaç kuyruk darbesiyle diğer sinolardan daha atik davranarak avına saldırdı.Zargana yan tarafından gelen tehlikeyi fark etmiş canhıraş bir gayretle kaçmaya çalışıyordu .Ne yazıkki bağlıydı ve dev gibi can düşmanı birkaç saniyede yanına gelmiş ve dişlerini tam beline batırmıştı.Acıyla çırpındı...Dev balık kuvvetli çenesini kapattığı anda misinayı ve iğneyi fark etmiş ancak iş işten geçmişti.Çılgınca kuyruk vuruyor ve uzaklaşmaya çalışıyordu.Dişlerinin arasındaki çelik kırılacak gibi değildi ...Uzun bir süre kendisini kurtarmak için mücadele etti. Ne misinayı kopartabiliyor nede iğneyi kırabiliyordu. Halbuki geçmiştede benzer durumlara düşmüş ama kendini kurtarmıştı. Birden yukarıya doğru çekilmekte olduğunu hissetti ve gözleri kararmaya başladı şişen hava kesesi tüm dengelerini bozdu.Ve aniden güneşi gördü.Beyaz bir teknenin içinde son defa nefes almaya çalıştı. Ağzının kenarında en sevdiği yemeği olan bir zarganayla yan yana son yolculuğuna çıktı.... Masmavi gökyüzünde iri bir martı çığlıklar atarak balıkçının kendisine fırlattığı yarım zargananın keyfini sürüyordu..... ![]() ![]() [/quote] |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Member
Giriş: Oct 2007
Mesaj: 165
|
Tebrikler Tahir Abi,
Balığa bakıp mı bravo diyeyim, bir solukta okuduğum anlatımına mı, önceliğe bir türlü karar veremedim. Her ikiside birbirinden enfes.. Ellerine kollarına kalemine sağlık..
__________________
Halil Murat Şahin İstanbul-Suadiye 1967 / A Rh+ http://picasaweb.google.com/HalilMuratSahin |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Jan 2008
Konum: istanbul
Yaş: 32
Mesaj: 8
|
tebrik ederim. güzel anlatımınız, ustalığınız için. allahtan böyle balıkları marmarada görmek zor. yoksa kafamızı duvarlara vururduk.
nede olsa buralarda yok diye avunuyoruz işte ![]()
__________________
Orcun KARALAR 09/02/1976 istanbul B rh+ |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Jul 2007
Konum: çorum
Yaş: 30
Mesaj: 1,600
|
tahir abi senin yaptığın insana eziyet
bu ne böyle abi yav akılımızı başımızdan aldın ![]()
__________________
Ferhat KILIÇ a rh(+) Çorum http://www.samli.com.tr ![]() haksızlık karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandır. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İSTANBUL
Yaş: 32
Mesaj: 2,704
|
Tebrikler Tahir abi. Ellerine sağlık.
__________________
Alpay A rh (-) 1976 İstanbul Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır. Her lafa verecek bir cevabım vardır... Fakat; bir laf''a bakarım "laf" mı diye, Bir de söyleyene bakarım "adam" mı diye... |
|
|
|