![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
|
Doğal yemler, avlanacak balığın standart yemeğidir. Bu yüzden belli bir optimum çekiciliği vardır ve yem olarak kastedilen genelde bu yemler olacaktır. Doğal yem denince, ilk aklınıza gelecek olan, ben hangi balığı tutmak istiyorum olmalıdır. Genel bir kaide olarak, yırtıcı ve dişli balıklar yemlere saldırır. Bir parçasını koparır ve yer. Ama diğer türler yemleri bütün olarak yutar. Örneğin levrek, yemini bütün yutmayı tercih eder. Ama lüfer, bir kaç defada parçalar koparıp yemin işini bitirir. Lüfer için, bir balığın parçasıda balığın tamamı kadar iştah kabartıcıdır. Ama Levrek için aynısını söylemek zordur. Çünkü avını bütün görmeye alışıktır.
Bütün olarak takılacak yemlerin canlı olması bir avantajdır. Böylece hareket eder ve ben buradayım diye bağırır adeta. Bu avantaj için, yemin hareketini ne yok edecek, ne de avı bozacak şekilde takmak önemlidir. Kısaca, canlı yem hareket edebilmeli, ama, çok uzaklaşıp misinayı bir yerlere dolaştırmamalı, iğneden kurtulamamalıdır. Bazen bu amaçla yemi takıma iple, misinayla bağlamak gerekebilir. Yem ölü ise, uygun büyüklükte parçalar halinde kullanılabilir. Bu durumda yemin etkisi, kokusu ile ziyade olacaktır. Balıklar için tat ile koku aynı şeydir. Suya karışan yemin kokusu en dikkat çekici özellik olur. Eğer bu kokunun yayıldığı şey balığı ürkütmeyecek tipteyse, size av olacaktır. Bu nedenle, doğal yemlerin en iyi koku verecek ve yemeye değer görünecek olması önemlidir. Doğal yemleri, deniz kabukluları, yumuşakçalar, balıklar vs. gibi her şeyden seçebilirsiniz. Önemli olan amaçlanan balığın yiyeceği bir yem kullanmaktır. Genel kaide, dibe yakın ve dipte yaşayan balıklar kabuklu ve yumuşakçalar ile, pelajik (orta suda yaşayan) balıklar, diğer balıklar ile daha iyi yakalanır. Kabuklu ve yumuşakça denince,deniz kurtlarını unutmak olmaz. Ama onlar ayrıca ilgilenilmeyi hakederler. Kabuklu denince rantabl olan yemler, midyeler, deniz kestaneleri ve yengeçler olacaktır. İstiridye? Salyangoz? Bunlarda ilginç olabilir ama temini zordur. Bilhassa salyangozlar, çok ciddi zehirleyici bir iğneye sahip olabilir. Şansımıza bizim denizlerimizde yaşamayan bazı salyangoz türleri dünyanın en güçlü zehrine sahiptir. Sokması halinde, en fazla bir sigara içecek kadar hayatta kalabilirsiniz. Panzehiri yoktur. Aklınızda bulunsun, deniz salyangozlarından uzak olmak en iyisidir. Çünkü, bir geminin altında buralara kadar gelmeleri sadece bir zaman meselesidir. Karides türevlerini de kabukludan sayabiliriz, ama bunlar pek çok balığın temel gıdası olduğundan ayrı bir kalemde ele alalım ve midyeler ile yengeçlerden devam edelim. Midye ve deniz kestaneleri kabuklarının içindeyken çok iştah açıcı değildir. Ama bunları yiyebilen çeşitli deniz canlıları (deniz yıldızı gibi) pek savurgandır. Genelde bir tanesini yerken çoğunu etrafa dağıtırlar. Bu yüzden bizim ilgi alanımızı oluşturan balıklar midye ve deniz kestanesi parçalarını gayet iyi tanır ve lezzetlerini bilirler. Bu yüzden midyeyi kabuğundan çıkarmak iyi bir fikirdir. Deniz midyeleri çeşitli formlarda olabilir. Bilinen Limon sıkıp dolmasını yediğimiz midyeler denizlerde bolca bulunur. Ekosistemde çok önemli bir yere sahiptirler. Çünkü, deniz suyunu etkin bir şekilde temizlerler. Bu cümleden ilk çıkaracağımız husus, bu midyeleri savurganca kullanmamak gerektiğidir. Çok görürüz. Bir torba midye, denizden çıkarılmış, bir kaçı kullanılmış gerisi orada kuruyup kalmış. Bol ve kolay bulunduğu için bu faydalı canlıları böyle yoketmenin amatör ruhuna uyduğunu hiç sanmıyorum. Tıpkı yakladığımız balıklarda olduğu gibi, bunlarında mümkün olduğunca irisini seçmek insanca bir davranış olacaktır. Şimdi böyle iri bir midyeyi nasıl açacağız. Kolay, yere koyar, taşla tepesine... Bu da bir yoldur, ama iyi bir yol değildir. Midyenin bir kenarı düzdür. Buradan tutunma organı olan sakalımsı kısım dışarıya çıkar ve nispeten aralıktır. Bir bıçağın, tercihan maket bıçağı, ucunu bu noktadan kolayca sokabilirsiniz. Ucu dışarıya çıkmayacak şekilde bıçağı midyenin içine soktuktan sonra kavisli tarafına doğru ucunu çıkarmadan yavaşça çekin. Kavisin büküm yaptığı yerin yakınlarında bıçak takılır gibi olacaktır. Burada zorlamadan, hızlanmadan bıçağa yavaşça kuvvet verip çevirmeye devam edin. Bıçak bir an kurtulup boşalacaktır. Zorlar veya hızlanırsanız, bıçak bu anda elinizi yaralayabilir. Bu midyenin kapaklarını tutan ilk güçlü kasın işinin bittiğini gösterir. Artık midye hafifçe ayrılmıştır. Elle kolayca ayırabilirsiniz. Midyeyi bütün olarak takabilirsiniz. Ama, büyük midyeden çıkacak kocaman parça iğneye takıldıktan sonra fazla ağırlık yapar ve bir süre sonra zayıf olan midyenin dokuları bunu taşıyamaz. Yeminizin büyük kısmı suda kalır. Bu yüzden midyeyi iğneye uygun şekilde bir kaç parçaya bölün. Her parçanın bir kısmında kaslı dokular olmasını mümkünse sağlayın. Bunları iğnenin damağına takarak boşanmasını engellemeniz kolaylaşır. Diğer yandan midyelerin kesilir kesilmez su içinde olduğu farkedilir. Bu ıslak ve vıcık midye ile uğraşmak zor olur; bir saman kağıdı, gazete, peçete vs.ye sarıp suyunu çekmesini sağlamak iyi bir fikirdir. Bazen büyük midye bulmak imkan dahilinde olmaz, küçük midyeleri açmaya uğraşmak av için harcanacak değerli vakti heba etmek olacaktır. Bu durumda, bir teneke parçası bulun. Midyeleri üzerine koyup ateşe yerleştirin. Kısa bir süre sonra midyeler kendiliğinden açılır, ateşte onları biraz kurutur. Ama fazla tutarsanız, pişmeleri pek iyi olmaz, bu durumda onları yemek, balık tutmaya çalışmaktan daha akıllıca olur. <br><br> <br><br>Midye, yırtıcı iri türler dışında kalan hemen her tür balık için etkili bir yemdir. Kırlangıç, ispari, iskorpit, trakonya, gibi dip balıkları kadar, izmarit, istavrit, mırmır, mezgit gibi orta su balıklarının da dikkatini çeker. Midye için, yemlerin jokeri denebilir. Palamut, Lüfer, Levrek gibi iri ve gezgin türlerin dışında kalan bilhassa dip balıklarının yakalanmasında genelde son derece verimlidir. Midyenin bütün olarak takılması için, ideal yeri, ortasındaki kalbe benzeyen ayağıdır. Pek çok midye topladınız. Ama hepsini kullanmadıysanız, artanları hafifçe tuzlayın, biraz nemlenmesi için su sıçratılmış gazete kağıdına sarın. Böylece buzdolabında bir hafta kadar dayanabilecektir. Yengeçler ise, bir kaç tür balığın meraklısı olduğu kabuklulardır. Şöyle bakınca bunların içinde çipura'lar hemen her avcının yakalayınca tebessüm edeceği balıklardır. Yengeç, bilhassa çipura için en ideal yemdir. Ama müren yakalamak isterseniz, yokmudur kalamar derseniz, yengeç gene bir tercihdir. Yengecin en iyi tarafı, parazit balıkların yemek menüsünde olmamasıdır. Midye veya kurt yeminiz dibe ulaşınca, sevilmeyen çeşitli kaya balıkları, parmak kadar hani balıklarının hücumuna uğrayabilir. Ama yengeç genelde bundan istisnadır. Niyet edilen balığa veya tuttuğunuza sevineceğiniz bir balığa denk gelmeden pek bir ziyana uğramaz. Yengecin tipik bir eklem bacaklı olarak iğne takacak çok yeri vardır. Ve daha iyisi takacağınız iğneye rağmen uzun süre sağ kalacak olmasıdır. Bu yüzden bir hususa dikkat edin. Yengeç dibe yakın ama dibe tam olarak oturmuş olmasın. Yoksa, kendini kuma gömüp saklanabilir, bir taşın altına girebilir. Dibe ulaştıktan sonra 3-4 parmak yukarıya almak kafi gelir çoğu zaman. Ama taşlık bir alandaysa bir kaç karış yukarı almakta gerekebilir. Yengeçler ürkütücü görünebilir. Fakat, genelde zararsızdırlar. Kıskacı, parmağınızı tutarsa, biraz acıtabilir ama, büyük ihtimalle yaralayıcı değildir. Elbette pavurya gibi iri türlere parmağınızı kaptırırsanız, kötü yaralayacaktır. Bizim kastımız, küçük, yem olarak kullanılacak yengeçlerdir. Büyüklerinden sakınmak faydalı olur elbette. Yengeçleri yakaladıktan sonra deniz suyu dolu bir leğende saklayabilirsiniz. Leğene bir kaç deniz marulu vb. yosun ve mümkünse deniz kumu, taşlar vs. koyun. Yemeleri için tavuk, balık, kırmızı et, sakatat vs. de verilebilir. Böylece bir kaç ay yengeçleri canlı canlı saklayabilirsiniz. Ölü yengeçler ise, saklama için uygun değildir. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
|
Yumuşakçalar içinde hemen her tür iyi bir yem olur. Ama bunun ön koşulu, yumuşakçanın balığa göre bir hayli küçük olmasıdır. Daha büyük yumuşakça, balık için bir yemden ziyade kendini yiyecek bir canavar olarak görünecektir. Peki nedir bu yumuşakça teriminden kastettiklerimiz? Ahtapotlar, sübye ve kalamarlar bu hususta uygun olan türlerdir. Denizanaları da yumuşakçadır ama, balıklar onlardan kaçmayı tercih eder. Bu canlıların iğneye dayanıklıkları yüksektir, kolayca ölmezler. Fakat makul bir kemikleri yoktur. Bu yüzden kolayca kurtulup kaçabilirler. Ve kopan, yırtılan yerlerini çoğu zaman yenileyebilirler. Bu yüzden yem olarak kullanılacak yumuşakçayı iple veya misinayla takıma bağlamak akıllıca bir davranış olacaktır. Bu yemlerin, bilhassa iyice büyük avlarda, denizden, tekneden kullanımı uygundur. Derinlerde kalan çoğu tür için bunlar tercih edilen yemlerdir. Sübye ve kalamar gibi yumuşakçalar, parçalar halinde de takılıp kullanılabilir. Özellikle ahtapotların bu şekilde izmarit, mırmır gibi avlar için kullanımı son derece makuldür. Çünkü, iğneye bile zor takılan sert etleri kolayca dağılmaz, balık iğneden kolayca kurtaramaz.
Deniz kurtları ise, solucanların deniz versiyonu gibidir. Ama bunların solucan gibi olan türleri kadar, küçük bacaklara sahip olan türleride mevcuttur. Bunlar genelde kıyıya yakın kumlar içinde yaşarlar. Bilhassa kayalıklardaki toprak birikintilerinde bunlardan bolca bulabilirsiniz. Kurtların pek çok balığın menüsünde diğer balıklardan daha yaygın olarak yer alması ilginçtir. Hemen hemen tüm balıklar için deniz kurtları en makbulü olmasada kabul edilebilir bir yemdir. Levrek, İzmarit, Karagöz, Çipura gibi sevilen balıklar, zargana gibi ilginç balıklar kadar, lüferler, iri istavrit ve uskumrular gibi hemen her tür orta irilikte balık için kurt iş gören bir yem olacaktır. Elbet bu türlerin bazıları için daha garantili yemlerde vardır. Kurtların genelde uygulaması, iki üç parçaya bölerek yapılır. Bu bir zaruret değilse tavsiye edilmeyen yöntemdir. Bu şekilde parçalanan kurt kısa sürede ölür. Ayrıca şeklide bir şeye benzemez. Bu yüzden çekiciliği son derece düşer. Kurttan bahsettiğimiz yelpazede maksimum faydalanmak için, kurdun bütün olarak iğneye takılması önemlidir. Omurgasız olduğu için, balıklar bütününü kolayca yutabilir. Bu yüzden, lüferler bile,kurtları balıklara yaptığı gibi parça parça değil, bütün yutmaya çalışır. Genelde, kurdun iğneye takılması kımıl kımıl olduğundan zahmetlidir. Belki bu yüzden pek çokları kurdu 3-4 parçaya böler ve bu yemi performansının çok altında kullanır. Bütün takılan kurtlar gene kımıl kımıldır, kolayca iğneden kurtulurlar. Bu sorunu gidermek için bedeninde de damakları olan özel tip kurt iğneleri mevcuttur. Yeri gelmişken tekrar vurgulayalım. Damaklı iğneler, tüy, yapay yem, parça yem gibi kullanımlarda iyidir. Damağın iri olması yemi daha iyi tutar ama, aynı zamanda yemi didikleyip bir hayli deforme eder. Bu yüzden canlı yemlere damakları daha zayıf olan iğneler tercih edilmelidir. Bu husus bilhassa kurt için kritiktir. Eğer iri damaklı bir iğneye kurt takarsanız, bu kurdu kolayca öldürür ve didikler. Sonuçta yem etkinliği azalır. Elbette zayıf damaklı bir iğne daha ustalık gerektirir, balığın iğnede kalması için, ama bu telafi edilebilir. Fakat, yemin etkinliğinin bir iyice düşmesi zor telafi edilir. Kaliteli iğnelerin bu sorunu düzeltecek modelleri vardır. "WORM", yani kurt bu iş için anahtar kelimedir. Bu şekilde uygun büyüklükte (mümkün olan en küçük) iğne, kurdun baş kısmına yarım parmak ile bir parmak kadar yakın bir yerden, dik değilde, kurdun boylamasınana yakın bir açıyla saplanıp çıkarılır, ignenin bedenine kadar kurt itilir. Böylece kurt ile iğne kabaca V harfi şeklinde yerleşir. İğne tekrar kurta saplanır. Ucunun dışarı çıkması şartı yoktur, ama çıkması evladır, önemli olan, damağın kurdun içinde kalmasıdır. Bu durumda kurdun bu kısmı çok hareket edemez fakat kalan kısmı resmen kıvrım kıvrım oynamaya devam eder. Kurt bu halde uzun süre canlı kalabilir. Bu şekilde hazırlanmış bir takımı sert kullanmak, ani çekişler yapmak, hızla atış yapmak vs. pek tavsiye edilmez; kurt parçalanıp iğneden kurtulabilir. <br><br> Bu şekilde bağlanmış kurdu hemen her tür av için kullanabilirsiniz. İster dibe oturtun, ister biraz yüksekte olsun, son derece cezbedici olacaktır. Bilhassa levrek için ideal bir yemdir. Levrek için canlı karides kesin en iyisidir ama temini biraz güçtür. Bunun yanında kurtlar, boyu iki karışa kadar olan hemen her balığın ilgisini çekecektir. Ama, bu aynı zamanda dezavantajdır, Mercan veya Levrek beklerken zargana veya mırmır yakalamak çoğu zaman pek sevindirici olmaz. Kurtları canlı olarak, günde bir iki defa suyunu değiştirip 3-4 gün canlı olarak saklayabilirsiniz. Buzdolabında 2-3 gün kadar et bölmesinde pet şişe ile suyun içinde saklanabilirler. Arada sularını bir iki defa tazelemek iyi olacaktır. Soğkuta metabolizmaları yavaşlayacağı için, çok fazla oksijen ve besin ihtiyaçları olmaz. Bu süreden daha fazlası için, kurtları haififçe tuzlayıp nemli bir bezin içine yerleştirip bir hafta kadar buzdolabında saklamanız mümkün olacaktır. Karidesler, tekeler, hem canlı hemde ölü olarak kullanılabilen yemlerdir. Tekeler, karidesin küçük bir türüdür. Ama aralarında bir hayli fark vardır. Her şeyin başında besleyiciliği daha düşüktür. Her ikisininde hayati organları gövde kısmında toplanmıştır. Bacakları olsa bile, hareketlerini yüzerek sağlarlar ve kuyruklarını kullanırlar. Kuyruk tarafını oluşturan kas grubu son derece gelişmiştir ve çok fazla hayati organ içermez. İğneye takarken, gövdesinden değilde, bu kısmından takmayı denemek yemin canlı kalmasını kolaylaştırır. Fakat, kuyrukları son derece güçlüdür, içinde bir iğne olsa bile. Kolayca kuyruk çırparak iğneden kurtulabilirler. Bunu engellemek üzere, bilhassa karideslerin kuyruk yelpazelerini kesmek akıllıca bir davranış olur. Tekeler eğer biraz iriceyse aynı şekilde kullanılabilir. Karideslerin temel sorunu açık denizlerde yaşamalarıdır. Bu yüzden canlı temin etmek güçtür. Ölü bir karidesi ise, bütün olarak takmanın çok büyük bir artısı yoktur. Kabuklarını ayıklayıp, açığa çıkan etli kısmını bir parmak kadar parçalar halinde, lokma olarak kullanmak genelde yeterli verim almanızı sağlar. Eğer ben illada levrek yakalayacağım, işte oradalar diyorsanız, canlı karides sizin için biçilmiş kaftandır. Bunun dışında ölü karidesten yapılan lokmalar, canlı veya ölü tekeler izmarit, mırmır, ispari, mercan, karagöz gibi balıklar için son derece çekici olacaktır. Karidesleri aldıktan sonra, en kısa zamanda ayıklayın. Böylece pis kokuları iyice azaltırsınız. İzmarit, istavrit gibi avlar için, en az 5-6 mm boyunda, keskin bir bıçakla dikine parçalayın. Karidesi böyle 5-6 parçaya ayırdıktan sonra, bıçağı mutlaka temizleyin. Eğer bıçağı temizlemezseniz, küçük parçalar yüzünde kalır ve hızla kurur. Bu durumda bir sonraki kesimde bıçak karidesleri parçalayacaktır. Karidesin kas lifleri boyuna uzanır. Bu nedenle, kesilen parçaların uzunluğu, karidesin beden genişliğine yakın olmalıdır. Kısa parçalar kolayca dağılır. İğneye takarken, karidesin sırt kısmına yakın sert bölgeden ve bıçakla kestiğiniz yüzeyden takın; karidesin dış yüzeyi, zarına dokunmayın. Böylece karides iğnede daha dayanıklı olacaktır. Ayıkladığınız karidesleri çukur ama çok derin olmayan bir kapta şekerle iyice karıştırın. Yoğurmadan, ezmeden, karideslerin her tarafı mümkün olduğunca şekerlenecek şekilde iyice karıştırın. Bu şekilde kabın içinde 15-20 dk. kadar bekletin. Kabın dibinde biriken suyu boşaltıp, karidesleri hafifçe avuçla sıkıp, iyice suyunu alın. Akabinde bu kez iyice ezilmiş kaya tuzu ile (sofra tuzu iyi bir tercih değildir: katkı maddeleri) karıştırarak iyice tuzlayın. Arada suyunu döküp, tuzlamayı sürdürün. Tuzun hepsini bir defada boca etmeden, biraz tuzla iyice karıştırıp, tekrar tuz ilave ederek bu işlemi yapın. Devamında, bir tahta veya benzeri genişçe bir yüzeye gazete kağıdı serin. Bu yüzey hafif eğimli durmalı, suyu hemen aşağıya akıtmalıdır. Karidesleri buraya sererek, gölgede ve tercihan serince bir yerde bir kaç saat kurutun. Karidesler iyice küçülecek ama sıkılaşacaktır. Böylece iğneye takılması vs. kolaylaşır, daha avcı olur. Genelde, işlenmemiş karidesten daha fazla balığı cezbeder. Yukarıda sayılan gruba giren, ama çeşitli sebeplerden üzerine düşmediğimiz yemlerde vardır. Örneğin deniz kestaneleri. Eğer canınızı yakmadan parçalar, içindeki etli kısmı kullanırsanız bir hayli etkili bir yem olur. Ama çoğu amatör, bu mahlukla uğraşmayı sevmez. Aslında, deniz kestanesi kabuğundan çıkınca iyi de bir yiyecek olur. Aynı şekilde bir takım farklı deniz canlıları da bu kategori içine girer. Denizatı ile balık tutmuş birisi olarak balıkların yediği her şeyin yem olabileceğini unutmayın derim. Etrafınıza bakın, suyun içine bakın. Suda bol olanlar nedir? Midyeler mi? Demek ki yöredeki balıklar midyeye alışkın haldeler. Teke bol mu? Dip kumluk, deniz kurdu için elverişli mi? Bunlar size bölgedeki balıkların ne yediği için iyi fikir verecektir. Mümkün olduğu kadar bu çeşit yemleri av bölgesinden temin etmeye çalışın. Örneğin tekeler pek görünmez ama, kıyıdaki yosunların içinde cirit oynarlar. Şimdi bakıyoruz kıyıdan. Suda bilhassa küçük balıklar kıyıya iyice yanaşmış. Bu çoğu zaman açıkta, çok değil, şöyle iyice bir atışla ulaşabileceğiniz 40-50 m kadar yakında iri balıkların olduğuna bir işarettir. Her zaman bu işaret doğru olmayabilir, ama çoğu zaman tutar. Peki bu balıklar hangi yemi yiyor? Elbette ki küçük balıkları kıyıya kaçırdığına göre onları yiyor. O zaman yem olarak balık kullanma vakti gelmiştir. Ama balıkların yem olarak kullanılması, zaten yüklenmiş olan bu sayfayı daha şişireceğinden, başka bir topik altında izah edilmiştir. |
|
|
|