![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,504
|
Deniz balıkları için yemler
Bu sitede ve diğer pek çok kaynakta, misinadan harita bilgisine varıncaya kadar bir sürü bilgiye ulaşabilirsiniz. Fakat, hiç biri yem kadar can alıcı öneme haiz değildir. En iyi takım, balığın kaynadığı yerde bile doğru düzgün yem olmadan iş yapmaz. Evet, çarptırma denen bir taktik vardır, fakat bu özellikle günümüz koşullarında çok şanslı olduğunuzdan başka bir anlama gelmez. Yem denince, balığın kancaya yakalanmasını sağlayan her şey, pratikte yem demektir. Balık, genelde uyku bile bilmeyen bu yüzden sürekli gezinip tıkınmak ihtiyacını hisseden bir canlıdır. Bizde bundan faydalanırız. Ona her zaman yediği veya yemek isteyeceği bir şeyin içine saklanmış bir kanca sunarız. Bu cümleden, balığa gel beni ye diyen herşey bir yem görevi görür sonucu çıkarabiliriz. Eğer bir cins balık, kancaya takabileceğimiz şeyleri yiyorsa, biz o balığı oltayla yakalayabiliriz anlamı çıkar. Fakat iş pratiğe dökülünce bu kadar kolay olmaz. Balıklar büyüdükçe, biz onları avlamayı daha severiz, onlarsa tecrübe sahibi olarak her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenir. Ayrıca balığı daha çok cezbeden yem, daha çok av anlamına gelir. Bu yüzden, yemler için bazı temel bilgilere vakıf olmak faydalı olur. 1. Görünürlük: Balık suda gezinirken bir çok ruh halinden birinde olur. Fakat etrafını her zaman yemeye değecek bir şey var mı, beni yiyecek bir şey var mı şeklinde gözetler. Canlıların çoğunun görme yeteneği ile algılama yetenekleri benzerdir. Buna göre, hareket eden bir şey daha kolay algılanır. Çevreye göre farklı desen ve renkler göze daha kolay takılır. Bu durumda yemin görünür olmasını sağlamanın en iyi yolu,yansıttığı ışığın kırpışmasını sağlamaktır. Bunun en önemli etkisi, balık pullarının polarizasyon yoluyla ışığı bilhassa pırıltılı şekilde yansıtabilmeleri yüzünden balık yiyen balıklara yerlerini belli etmeleridir. Bir şeyin içine lamba koyup suya atarsanız, pek çok tür bununla pek ilgilenmez. Eğer bu ışığı yakıp söndürürseniz bu çok daha belirgin olacaktır. Küçük parlak yüzeyler, hareketlerine göre ışığı farklı yönlere yansıtırlar. Böylece suda daha belirgin olurlar. Görünürlüğü artırmak için pırıldayan bir yüzey ve hareket en önemli hususlardır. 2. Ses: Ses, tireşimin adıdır. Balıklar genelde belirgin bir kulağa sahip değildir. Bunun yerine pek çoğu nerdeyse vücutlarının tamamı ile titreşimleri alırlar. Çoğu balık türü sesleri yanal çizgisi ile duyar. Ve ses, yani titreşim suda çok daha uzaklara gidebilir. Bu yüzden balıklar sese insanlardan kat kat duyarlıdır. Pek çok balık sesin türüne göre saldırı altında olduğunu veya yakında bir yiyecek olduğunu anlayabilir. Temel olarak hızlı ve sert olduğu gibi güçlü sesler tehlike ifadesidir. Tıkırtı benzeri sesler ise pek çok balık için merak uyandıran veya yem işaretçisi olan seslerdir. Bunun yanında yaralı, ölmekte olan bir balığın sudaki topallayan hareketinin çıkardığı titreşimler pek çok balık için "kolay av" hissi uyandırır. 3. Renk: Yem için renk, görünürlük hususundan daha farklı bir anlam taşır. Renk, balık için yemin yenilebilir olduğuna karar vermede çok büyük etmene sahiptir. Temelde, doğal çevreye uyum halinde olan renkler daha etkilidir. Öyleki, kapalı havalarda koyu renk yemler, açık havalarda açık renk yemler genel olarak daha iyi etki sağlar. Eğer yemin rengi, o anki ortama biraz olsun zıt düşerse, balık bu yemi daha az tercih edecektir. Koyu/Açık ton etmeni kadar kırmızı-yeşil gibi renk etmeni de önemlidir. Kırmızı, suda hemencecik emilir. Bu yüzden yüzeyin biraz altında, kırmızı renk, suyun içinde ayırt etmesi zor bir renk halini alır. Karideslerin ve bazı balıkların kırmızı olması bu yüzdendir. Dipte kırmızı yüzey, ışığı en az yansıtan yüzeydir. Kırmızı bir yem, keskin gözlü bir balık için kendini saklamaya çalışan bir yem intibası uyandırır. Ama gezinip durup, yem olma sırasını bekleyen balıklar için pek farkedilir olmaz. Temelde, yemlerin av bölgesindeki amaçlanan balığın tercihi olan yemlerin renginde olması tavsiye edilir. Suyun 20 karış, yaklaşık 6 m'den sonrasında pek bir renk kavramı filan kalmaz. Her şey nerdeyse siyah beyazdır. Cicili bicili renkleri olan yemlerin bu etmeni sadece yüzeyde avlanırken faydalı olur. Yüzeye yakın, kullanılacak renkler ise, hedeflediğinz balığın bilinen yemlerine uygun olması koşuluna uymaldır. Renklerin temel etmeni, pırıltılı olarak bir hareket hissini daha iyi verebilmeleridir. Dipte ise renkler birer gri tonuna dönüşür. Bu tonlarda suyun üstünde albenisi olurken, suyun dibinde bir kamuflaj etkisi gösterebilir. 4. Koku: Bir yemin kokusunun, balığı kendine çekmede çok kritik olmaz, fakat balığı ürkütmemesi çok önemlidir. Balıklar genelde çok iyi koku alırlar. Bu durumda bir yem, yem gibi değilde başka bir şey gibi kokuyorsa balık için itici olacaktır. Elleriniz her zaman belirgin bir yağ ve ter taşır. Siz yemi tutarken bunlar balığa geçer. Elbette elinizde, sigara, parfüm, yemek kalıntısı gibi etmenlerde olacaktır. Bunlarda yemin kokusunu etkiler. Genelde bu kokular balık için itici olur. Doğal yemler bu açıdan mutlak avantajlıdır. Ayrıca, bilhassa yırtıcı balıkların kokuları çok iyi alıp çok uzaklardan yeme döndükleri bilinir. Kokuda ana etmen, yem olan balığın yağlı olmasıyla ilintilidir. Daha yağlı balıklar daha iyi netice verir, suya karışan yağları balıkları çeker. Koku, diğer özelliklere göre en fazla etki sağlayan husustur. Çünkü balıklar koku ile haberleşirler. Bu kokulara feromon denir. Bir feromon, balık ürktüğünde tehlike sinyali olarak salgılanır ve çevredeki diğer balıkları kaçmaya teşvik eder. Fakat bu koku sadece aynı tür balıklar için aynı anlama gelir. Örneğin istavridin salgılayacağı tehlike kokusu, onu yiyen balıklar için "işte istavrit burada" anlamına gelecek, yırtıcı balığı o tarafa çekecektir. Aynı şekilde balıklar üreme çağrısı, beslenme çağrısı gibi pek çok durumda çeşitli feromonlar yayınlayabilir. Yırtıcı balıklar için -ki amatörün yakalamayı sevdiği türlerdir- balıkların idrar gibi atıkları da çekici bir etmendir. Bir yemin bu sayılan faktörlerde en optimum olması önemlidir. Yemi çok farkedilir yaparsanız, bu balığı ürkütebilir. Çok parıltılı olursa, balık bunu yakamoz gibi algılayabilir. Çok ses çıkarırsa ürkebilir veya amacınız olmayan bir balık, ahtapot vs. gelip ortalığı dağıtabilir. Bu yüzden muhakkak şu etmen arttıkça yem daha iyi olur anlamına gelmez. Doğal yemler, zeten kendi doğallıklarıyla belli bir minimum balık çekme kabiliyetine sahiptir. Fakat, bu kabiliyet artırılamaz. Suni yemler ise doğal yemlerin veremeyeceği görüntü, ses vb. işlevleri sağlar. Bu yüzden aslında sun'i yemler her zaman daha başarılıdır. Fakat bu çok dar bir aralık için doğru olur. Sığ yerde mükemmel istavrit toplayan bir sun'i yem, derin yerde işe yaramayabilir. İstavrit'e çok iyi olan mezgite yaramayabilir. Doğal yemler ise, hemen her koşulda optimum olmasa bile faydalı olur. Eğer avlandığınız derinlik, hedeflediğiniz balık, hava durumu, çevre gibi etmenlere uygun sun'i yem seçerseniz, doğal yemden kat kat fazlasını alabilirsiniz. Sun'i yemin farkedilirliğini artırmak için ışık ve ses etmenlerine başvurulabilir. Yemin kıpırdaşan bir yansıma sağlaması çoğu zaman faydalı olur. Bu da metalik boyalar, hologram kağıtlar veya simli iplikler ile artırılabilir. Yetmediği yerde, yemin bir kısmını yakıp söndürecek bir LED lamba takılabilir. Bu formül bilhassa büyük denizlerde yaşayan balıklar için iyi netice verir. Ses için, kurşun yerine bronz kullanılıp dibe vurup tınlaması sağlanabilir. Cam boncuklar uygun şekilde takılarak tıkırdaması sağlanabilir. Yapay yemin hareketinin daha çekici ve doğal olması için bazı formüllerde vardır. Silikon gibi plastikler, sudaki dinamikle doğal bir kıvrılma hareketi yapacak hale getirilebilir. Balık benzeri sert yemler ise, ortalarından bir kaç yerden ekli yapılarak sanki yaralı bir canlı balık gibi hareket ettirilebilir. Hatta bazı dizaynlar tıpkı bir balığın kuyruk sallama hareketini bile verebilir. Bunlar yemin doğal görüntüsünü artırır. Fakat bu çoğu durumda, doğal bir yemin çekiciliğini bile sağlamaktan uzaklaşılmasına neden olur. Çünkü, bu tür bir sun'i yem avlanacak balıkta "Bu bir balık ama, acayip bir şey" gibi bir vaziyet oluşturur. Elbet balık ne düşünür bilemeyiz. Fakat, sun'i yemlerin çok fazla doğal görünmeye çalışması, yemin etkinliğini azaltır. Sun'i yemde amaç, balığı olabildiğince cezbedecek kombinasyonda olmasıdır. Pek çok tür, ilk gördüğü ve yiyecek bir şeye benzeyen her şeyi hemen yemek ister. Bu avantajı, bilhassa kaşıklarda görürüz. Bir kaşık, balığa benzemez. Sudaki hemen hiç bir yeme benzemez. Ama parlaklığı yırtıcı balıkta yeme dürtüsü oluşturur. Bu yüzden kaşıklar Lüfer, Turna gibi avlarda canlı yemlerden daha ziyade verimli olur çoğu durumda. Koku açısından suni yemler sınıfta kalır. Plastik, kendine özgü bir kokuya sahiptir ve genelde bu koku balık için iticidir. Metaller ise kokusuzdur ama insan ve karadaki bir takım kokuları kolayca üzerlerinde taşıyabilirler. Kokunun çekici olması iyidir, çok iyidir, ama bu sadece bir kaç tür balık için önemli anlam ifade eder. Bir camgöz, bir kaç kilometre öteden kan kokusuna gelip saldırabilir. Ama diğer pek çokları için aynı şeyi söylemek güçtür. Ama kötü kokular hemen her zaman itici olacaktır. Kötü kokuyu önlemek imkansızdır. Sadece onu başka bir kokuyla maskelemeyi deneyebilirsiniz ve başarılı da olabilirsiniz. Anason kokulu doğal bir sabunla ellerinizi yıkayın. Anason kokusu çoğu balık için itici bir koku değildir. Buna rağmen baskın bir esanstır. Ter, nikotin vb. itici kokuları kolayca maskeleyebilir. Fakat çok olursa, balık bundan uzaklaşabilir. Bu yüzden anason yağını alıp yemin üzerine dökmeniz külli zararınıza olacaktır. Ellerinizi böyle bir sabunla yıkamanız, eser miktarda anason ve doğal yağ kokusu sağlayacaktır. Ama böyle bir sabunu markette bulmak biraz zor olacaktır elbet. Koku faktörünü düzeltmek için piyasada "Fish attractant" denen bir takım esanslar satılır. Bunların asıl faydaları, bu kötü kokuyu bastırmalarıdır. Suyun temiz olduğu yerlerde bu koku sorunu bir hayli öne çıkar. Eğer böyle bir etkiyi gidermek istiyorsanız, biraz balık yağı bulun. Bilhassa morina balığı ciğeri yağı bu işe çok uygundur. Fakat araki bulasın. Bunun yerine aktarlardan vs. kıvamlı alabalık vs. yağı bulabilirsiniz. Anason yağıda aynı şekilde temin edilebilir. 50 ml, balık yağına 7-8 damla kadar anason yağı damlatın. İyice çalkalayıp karıştırın. Bu karışımı bir peçete vs. ile yeminizin üzerinde bir kaç yere belli belirsiz sürün. Bu yeterince faydalı olacaktır. Bu şekilde hazırlanmış bir yem özellikle yırtıcı balıkları çağıracaktır. Ama bu liste, lüfer, kalamar gibi bir kaç türü kapsar. Palamut, istavrit gibi balıklar üzerinde daha az etkilidirler. Bazı benzer hazır esanslar, içeriklerinde balıkların haberleşmek, eş çağırmak vs. için kullandıkları feromonlar içerir. Bu sadece belli bir tür için kesin etkilidir. Bu balığı av olarak yiyen balıklarda bazen bu kokulardan etkilenir. Ama bu gam çok dardır. Ayrıca bazı hormonlar da bu sıvılarda mevcut olabilir. Bu balıkta açlık hissini sağlar, denir. Oysa ki, bu aslında balık bunun kokusundan yiyecek bir şeye benzetiyor demekle eş anlamlıdır. Kısacası, bu esansların etkisi temelde kötü kokuyu bastırmaktan pek öte olmaz. Mutlak bir artısı mevcut olabilir. Fakat bunun bir tür balık çekim merkezi yaratacağını düşünmeyin. Kötü kokuyu bastırmak, her zaman en az %20..%30 kadar avınıza pozitif etki eder. Bu esanslarda belki bir %5 daha ek katkı yapabilir. Dahası bir sürü tür için bu kötü kokular pek anlam ifade etmez. Bilhassa sürü halinde gezen veya kirli (temiz su kalan kaç yer olduğu) sularda yaşayan balıklar için bu kokular bir hayli ehvendir. Bu yüzden bilhassa sigara içiyorsanız, benzin, mazot, gazyağı, kolonya gibi keskin kokulu bir şeylere muhatap oluyorsanız, deodorant vs. kullanıyorsanız, takımlarınız bu gibi kokulu şeylere yakın duruyorsa, elinizde kalan artıklar yeme geçecek, balığı uzaklaştıracaktır. Bu nedenle ellerinizi bilhassa doğal bir sabunla yıkamanız tavsiye edilir. Ülkemizde son dönemde yaygınlaşan Ultrabite Fish Attractant ise daha ilginç bir karışım sunar. Bu karışım temelde balıkta açlık hissi uyandıran bir bileşendir. Ama bu ve hormon/aminoasit bazlı diğer esansların balığı çekmek gibi bir özelliği yoktur. Bu karışımlar, etraftaki balığın yemi yemek istemesini sağlar. Uzaklardaki balığın yeme koşup gelmesini sağlamaz. Bu faydayı ancak balık yağı gibi malzemeler ancak bazı türler üzerinde gösterebilir. Balıkyağı suda erimez, bu yüzden yoğunluğuna göre ya hızla dibe çöker, ya da yüzeye çıkar. Bu nedenle onunda etkisi umulandan az olur. Bu yüzden benzer şekilde tüm esansların suya yavaş yavaş karışması etkilerini artırabilir. Fish Attractantlar genelde çok keskin kokuludurlar ve bu kokuları maskelemede son derece verimlidirler. Eğer kötü koku sorununuz yoksa, bu esanslar hemen hiç işinize yaramaz, bir değişiklik farkedemezsiniz. Ama böyle sorunlarınız varsa bunlar size asrın icadı gibi görünecektir. Buradan alınacak vs. bir sonuç çıkarmayın. Balıklar insandan kat kat fazla koku alır. Ter kokusu gibi bize "iiyyyggg" dedirten kokular aslında balıklar için çoğu zaman çekici kokulardır. Şu meşhur Norveçli balıkçılar, eşlerinin olmadık yerlerinden kesilen kılları yemin yakınına takarak misliyle balık yakaladıklarını söylerler. Bunun sebebi insan vücudunun yoğun kılların arasında ter ile atılan hormonlara sahip olmasıdır. Bu hormonlar yırtıcı balıklar çekici etki gösterir. Kötü kokular ise tersine balığı itici bir etmendir. Kötü koku, sigara, parfümler, mazot gibi sentetiklerden gelir çoğu durumda. İnsan burnu çok kısa bir sürede bu kokulara alışır ve artık duyamaz. Ama balıklar bunu hemen algılayıp yemden uzaklaşırlar. Diğer yandan fish attractantların bahsedilen sebeplerden balık olmayan yere balık çekmesini beklemek yanlış olur. Ancak çok akıllıca kullanılırlarsa, bazı yerlerde bazen faydalı olurlar. Sıradan kullanımda, hasbel kader civarınızdan geçen balık için ancak etkili olabilirler. En büyük sorun, suyun içinde çabucak tükenip gitmeleridir. Bu da etkilerini son derece azaltır. Pek çokları bu tür esansları pamuk, tercihan kalaycı pamuğu gibi şeylere emdirirler. Ama bu da sorunu çözmekten uzaktır. Bizim ise, bu iş için daha etkili bir püf noktamız elbette var. Baharatçı veya pasta malzemesi satan yerlerden toz jelatin temin edebilirsiniz. Bu malzeme pasta süslerini yapmak için kullanılır. Kemik ve derilerin kaynatılması ile elde edilir ve tamamen doğal bir proteindir. Bu malzemenin 10-20 gram kadarını iki bardak kadar ılık, elinizi sokunca aman diyeceğiniz ama haşlamayacağınız 40 derece civarında suyun içinde eritin. Bu malzemenin 5 ml'si 3.5 gram civarında gelir. Bir silme şurup kaşığı 3.5 gram kadar, bir silme çorba kaşığı ise 10 gram (15 ml) kadar gelir. Eriyen jelatini soğumaya bırakın. Oda sıcaklığına ulaşınca içine esansı karıştırın. Eğer jelatin sıcak olursa, esansı bozabilir. Ultrabite gibi hormon bazlı esansların beher bardak su için 5 ml kadarı (bir tüp) yeterli olur. Balık yağı tabanlı olanlar ise gene bir iki çorba kaşığı kadar katılabilir. Daha sonra serin ve gölge bir yerde soğumaya bırakın. Bu karışım soğuyunca jel kıvamını alır. Karışımın yoğunluğuna göre hamur kıvamından ağdalı sıvı kıvamına kadar bir yoğunluk elde edersiniz. Kıvam arttıkça suda erime zorlaşır. Ama bu durumda kokunun etkisi de azalır. En uygun kıvam, su (deniz/göl/nehir) sıcaklığına bağlı olsada krem kıvamı olacaktır. Şu şudur şeklinde kesin bir ölçü veremiyoruz, çünkü kalitesi ve tazeleğine bağlı olarak bu ölçüler farklı olabilir. Deneme yanılma yoluyla kendiniz belirlemelisiniz. Uygun kıvamdaki jel, suda en az 20-30 dakika etkili olacaktır. Bu çözüm yırtıcı balıkları, kalamarları çağırmada bir hayli etkilidir. Eee, bu jeli nereye koyacağız? Bunu bir bezin, süzgeç filesinin vs. içine koyabileceğiniz gibi, tercihan kenarlarına bir kaç ufak delik açacağınız bir plastik veya metal bir kapaklı kutu, ilaç şişesi vs. içine de koyabilirsiniz. Yurt dışında bu iş için, swimfeeder denen aparatlar hazır olarak bulunabilir. Doğal yemler ise, bazen koku yönünden ekstra bir avantaj sağlar. Örneğin hamsi, yağlı ve doğal olarak bolca kokulu olup, yırtıcı balığa ekstra bir etkisi olur. İstavrit ve Hamsi farklı balıklar üzerinde farklı çekiciliğe sahiptir. Fakat bu hususta izmarit bir hayli iyidir. Doğal yemler konusunda bu avantajlar daha geniş işlenmiştir. Balıkların yem alışkanlıkları fiks menü değildir. Tatlı su veya deniz balığı olması farketmeksizin, balıklar çeşitli türlerde yemlere alışabilir. Bunun şöyle bir avantajı vardır. Bir yerde, mısır, ekmek kırıntısı, mezbaha artığı gibi besinleri kullanarak balıkları alıştırabilirsiniz. Örneğin karagözler, mısırı normalde yemezler. Ama karagöz olan bölgelere bir kaç hafta boyunca haşlanmış mısır atarsanız, devamında mısırla karagöz yakalamak gibi bir acayip iş yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun yanında yem seçerken, mümkünse, balığın o dönemde ne yediğini kestirmeye çalışın. Örneğin balığın karnından çıkanlarla. Farzedelim ki bir kaç istavrit yakaladınız. Temizlerken midesinden mezgit yavrusu çıktı. Hımm demek, çaparileri uygun şekilde krem rengi seçmek verimi artırabilir. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: samsun
Yaş: 25
Mesaj: 17
|
bu bilgiler mükemmel valla. bir de bir kaç şey soracaktım size. biz tekneyle samsunda sarı kanat ve lüfer avına çıkıyoruz. gerçi lüfer aldığımız çok nadir oluyor ama ama sarı kanat epeyce alıyoruz. soru şu bu lüfer neden vurmuyor. denizde var yavru balıkların anasını ağlatıyor. biri tekneye atlayacaktı neredeyse. ama sonuç yok. bir de şunu duydum. balık tutmadan önce bir tenekenin içine ciğer koyup tekneden aşağıya sarkıtmak tuttuğumuz balık miktarının sayısını arttırır mı? şimdiden eyvallah...
__________________
lüferrrr
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: Istanbul
Mesaj: 27
|
Çok güzel ve isabetli..
Epeydir,yemle ilgili derli toplu bilgi arıyordum. Özellikle pratiğe dayalı uyarılar çok yerinde.Bu işi çok iyi bilen biri tarafından yazıldığı açık. Örneğini çıkarıp balık çantama koydum. Teşekkürler.
__________________
Beni hayatta yalnız bir kişi anladı, Yazık ki,o da yanlış anladı. Hegel İstanbul-1940 BRh+ |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) | |
|
Junior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: Istanbul
Mesaj: 27
|
Alıntı:
Açıklamalarınızdan dolayı teşekkür ederim.Serdar Beyi,diger yazılarından da tanır ve takdir ederim. Bu işi çok iyi bilen biri olmak ve bu sıfatla anılmak benim meslekte idealimdir.Sanırım çok kişi için de..Doğaçlama yapmak için aşk gerek,demekki bu arkadaşımız işine aşık.Ne mutlu!. Saygılarımla.
__________________
Beni hayatta yalnız bir kişi anladı, Yazık ki,o da yanlış anladı. Hegel İstanbul-1940 BRh+ |
|
|
|
|