![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 4,509
|
Dünyamızın büyük bir kısmını kaplayan denizlerde birçok farklı türde tehlikeli ve
zehirli deniz canlılarının yaşadığı bilinmektedir. Üç tarafı denizlerle kaplı yurdumuzun denizlerinde de pek çok farklı türde tehlikeli ve zehirli deniz canlısı yaşamaktadır. Bizler, birer balıkçı ya da balıkçı adayı olarak, avlandığımız denizlerimizde bizleri ve çevremizdeki diğer insanları bekleyen tehlikeleri biraz olsun bilirsek, bu konuda yapacağımız uyarılarla onlara bir nebze de olsa yardım etmiş oluruz. Yaptığım araştırmalarda tropik denizlerdeki kadar olmasa da bizim denizlerimizde de yaşayan bazı zehirli ve tehlikeli deniz canlılarının bulunduğunu ve zaman zaman bu tür canlılarla temas ya da bu tür canlıların yenmesiyle küçümsenmeyecek oranlarda ölümle sonuçlanan vakalara rastlandığını öğrendim. Şimdi, gelelim bu tür canlıların neler olduklarına: 1 – DENİZ ANALARI(Aurella Aurita) : ![]() Dünya denizlerinde yüzlerce farklı çeşidi bulunan deniz anaları, yurdumuzu çevreleyen denizler de bazı çeşitleri ile kendini göstermektedir. Saydam, pelteyi andıran, farklı büyüklüklerdeki bu canlılar hemen hemen her mevsimde sahillerimizde kendilerini gösterirler. Bazı cinsleri tehlikeli olmamakla beraber, 2 m. den 9 m. Ye varabilen uzun saçaklı bacakları olan ve çeşitli renklerle bezenmiş türleri, saçaklarının insan vücuduyla teması halinde deride aşırı yanma ve kızarıklığa sebep olmaktadırlar.Bilinen en zehirli türü olan MEKSİKALI ASKER'in dokunması halinde birkaç saniye içinde ölüme sebebiyet verdiği söylenmektedir. Genelde tropik denizlerde yaşayan bu cinse yarı tropik denizlerde de rastlanabilmekteymiş. Alerjik bünyeli kişilerde bu temas, şoka hatta ölüme bile yol açabilmektedir.Bu tür temaslarda vakit geçirmeden hekime baş vurmakta fayda olduğu ifade ediliyor. Diğer önlem olarak da, temas halinde bölgeye kesinlikle tatlı su dokundurulmaması. Bu uygulama zehrin daha aktif hale gelmesine sebep olabiliyormuş. Ayrıca, temas edilen bölge deniz suyuyla yıkandıktan sonra, alkol veya alkol içeren sıvılar (ispirto, kolonya, votka, cin vs) dökülmeliymiş. Ya da deniz suyu hastanın dayanabileceği kadar kaynatılıp yaranın üzerine tatbik edilmeliymiş. Şayet deniz anasının yapışan kolu vücutta kalmışsa, ayırabilmek için alkol uygulamasından sonra, deniz suyu ile yemek sodası karışımını bulamaç halinde sürdükten sonra keskin bir cisimle yapışan kollar ciltten ayrılmalıymış. Tabi bu arada bu işlemi yapan kişilerin de eldiven kullanmaları gerekiyormuş. Daha şiddetli vakalarda ise bölgeye turnike uygulanıp doktora götürmek gerekiyormuş. Ağrıya karşıda çeşitli ağrı kesici merhemler ya da ağrı kesici haplar kullanılabiliyormuş. 2 - DENİZ ÇIYANLARI: ![]() Denizlerimizde yaşayan ve solucanlar grubunun bir üyesi olan çıyanlar, kahverengi ve yeşil renkli olup, gövdeleri üzerinde parlak renkli enine bantlar taşırlar. Boyları genelde 10 – 12 cm arasında değişen bu canlıların 30 cm boya ulaşanları da görülür. Vücutları üzerinde saydam kılları bulunur. Bir tehlike anında bu kıllar beyaz bir renk alırlar. Akdeniz ve Ege denizin de 5 – 30 m arasında sert zeminlerde yaşarlar. Üzerlerinde bulunan kıllar zehirli olup, tehlike anında bu kılları bir ok şeklinde fırlatabilirler. Bu kılların insanlarla teması halinde, deride kızarıklık ve yanmaya sebep olabilirler. Özellikle dalış kıyafeti olmadan dalış yapan balık adamlar ve ağdan balık temizleyen balıkçılar için tehlike oluştururlar. Bu grubun tüm üyeleri zehirlidirler. Bu canlıyla temas halinde: Vücudumuza yapışan gözle görülebilir tüm kılların bir cımbız yardımıyla çıkarılması, Derinin fazla ovalanmadan kurulanması, Bir selobandın yapışkan yüzünün kıllar üzerine yapıştırılıp çekilmek suretiyle deride kalabilecek tüylerin temizlenmesi. Tahriş olmuş bölgeye sirke, % 40 – 70 alkol ya da amonyak uygulanarak acının azaltılması, Acı fazla ise Anestol pomat uygulanması gerekmektedir. 3 - DENİZ HIYARI: ![]() Derisi dikenlilerin omurgasızlar sınıfı üyesidirler. Görünüşleri itibariyle hıyarı andırırlar. Bir uçta etrafında 10 – 40 adet, duyu, dokunma ve av yakalamaya yarayan uzantılar bulunan bir ağızları, diğer uçta ise anüsleri bulunur. Genelde 3 – 7 cm boyunda olmakla beraber, 60 cm e kadar uzayanları vardır.1000 kadar türlerinin olduğu söylenmektedir. Denizlerde kıyıya yakın sığlıklarda yaşarlar ve tüp ayaklarıyla yavaş hareket ederler. Çeşitli renklerde olabildikleri gibi, cam gibi saydam olanları da vardır. Vücutla teması halinde, bazı kişilerde cilt alerjisine sebep olabilirler. Göze bulaşması halinde gözlerde de yanma kaşıntı ve sulanmaya neden olabilirler. Temas halinde cilde alkol sürmeli, göze bulaşma durumunda ise doktor gözetiminde damla kullanmakta fayda olduğu söyleniliyor. 4 – DENİZ SÜNGERLERİ : ![]() Denizlerimizde eskiden bol miktarlarda bulunan, fakat bilinçsiz avcılık nedeniyle gün geçtikçe tükenmeye yüz tutan süngerlerin bükük bölümü denizlerde, az bir miktarı da tatlı sularda yaşarlar.Hemen hemen her derinlikte onlara rastlamak mümkündür. Yaklaşık 4000 – 5000 türleri olduğu söylenmektedir. En ilkel çok hücreli canlılardır. Denizlerimizde de çeşitli türleri yanında Deli Sünger adıyla bilinen türünde zehirli ve sokucu tüyler bulunduğu ve çıplak elle tutulması halinde deride yanma ve kızarıklıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Temas halinde, bölgenin alkolle temizlenmesi gerekmektedir. 5 – DENİZ MERCANLARI : ![]() Denizlerimizde pek çok çeşidi bulunan, deniz altı dünyasının muhteşem görünüşlü bu canlıları zaman zaman tehlikeli olabilmektedir. Sert ve yumuşak türleri olan mercanların özellikle sert olanları jilet keskinliğinde olup, deride derin kesiklere sebep olabilmekte, bu kesiklerin içinde kalan küçük kalker parçacıkları deride çeşitli reaksiyonlar yapmakta ve tedavi edilmesi gerekmektedir.Ayrıca çıplak elle tutulduğunda, polipleri ciltte yanmaya sebep olabilmektedir. Temas halinde su ve sabun ve yumuşak bir fırça ile yaralı bölge temizlenmelidir. Kesik arasına kaçan parçacıkları temizlemek için ise yaranın üzeri kurutulup, üzerine oksijenli su dökülüp, köpürmeden sonra yarayı kurutmalı ve yaraya alkol dökülüp, bir antibiyotik kapsülünün içindeki tozu yara üzerine dökmek gerekiyormuş. Bandaj yapılmaması da öneriliyor. 6 – DENİZ TIRTILLARI: ![]() Özellikle sıcak denizlerimizde görülebilen ve güzellikleri ve renkleriyle ilgimizi çeken bu canlılar, güzel görünüşlerinin yanında, dikkatli davranmadığımız taktirde canımızı feci şekilde yakabilirler.Üzerinde bulunan ince tüyler cildimize batmaları halinde o bölgede kaşınma, yanma, kabarma hatta dokularda harabiyete yol açmaktaymış. Temas halinde, bölge silinmemeli, plaster bant uygulaması yapılarak, ciltte kalan tüyler temizlenmeli, daha sonra, alkol, su veya amonyakla bölge silinmeliymiş. 7 – DENİZ KESTANELERİ: ![]() Hemen, hemen tüm denizlerimizde yaşayan, şekilleri etrafı dikenlerle kaplı bir kestaneyi andıran mor – kahve renkli canlılardır. Dikenleri uzun ve sert yapılı olup, üzerine basma halinde içeri batıp kırılma özelliğine sahiptirler. Bu batma çok acıya ve ağrıya sebep olmakta, mikroplanma nedeniyle zamanla iltihaplanmalara, hatta çıkarılmamaları halinde doku içinde kistleşmelere yol açabilmektedir. Temas halinde, görülebilen dikenler bir cımbız vasıtasıyla çıkarılmalı, dibe batmış olanlar ise kenarlardan baskı yapılmak suretiyle steril iğne ile (kıymık çıkarır gibi) çıkarılmaya çalışılmalıdır. Başıma geldiği için anlatayım, bir diğer usulde saf zeytinyağı kullanılarak derinin yumuşatılması sağlanmalı bu aynı zamanda acıyı da azaltıyor. Ondan sonra dipte kalan dikenlerin çıkarılmasına çalışılmalı. 8 – AHTAPOTLAR : ![]() Dünyanın genelde tüm denizlerinde yaşayabilen, kabuksuz kafadan bacaklılardır. Ağız çevresinden çıkan üzerlerinde 2 sıra vantuz bulunan 8 adet bacak ve kolları bulunur. Kuş gagasına benzer sert, koyu renkli ve kesici bir ağızları vardır. Tropikal denizlerde yaşayan bazı türleri zehirli olmakla beraber, ülkemiz denizlerinde yaşayanlar genelde zehirsizdir. Kollarının vücudumuzla teması halinde vücutta kızarıklıklara sebep olabilmektedir. Temas eden bölgelere alkol sürülmesi tavsiye ediliyor. Gelelim denizlerimizde yaşayan zehirli ve tehlikeli balıklara. Dünya üzerindeki denizlerde yaşayan balık türleri aktif ve pasif zehirli balıklar olmak üzere iki kategoride toplanıyorlar. Dünya denizlerinde yaşayan balık türlerinden 225 kadarının zehirli oldukları, denizlerimizde ise 26 çeşidin zehirli olduğu belirtilmiş bulunuyor. Aktif zehirli balıklar genelde zehirlerini temas yoluyla ya da üzerlerinde bulundurdukları zehirli dikenlerinin vücudumuza batması ile tehlikeli oluyorlar. Bu tip balıklar, genelde deniz diplerinde yaşarlar ve hareketleri ağırdır. Bir diğer tip ise hareketli olup, bu türün zehirli kısımları kuyruk bölgelerinde bulunmaktadır. Ülkemizde bilinen zehirli balık türleri: Trakonya, İskorpit, Varsam, Lipsoz , Üzgün, Balon Balığı, Vatos, Rina, Kazık kuyruk, Tırpana, Tiryaki, Sokar gibi adlarla anılırlar. Şimdi bu balıkları tanıyalım ve tehlikelerini inceleyelim: 1 – TRAKONYA- ÇARPAN BALIK ( Trachinus Draco ): ![]() ![]() Serin ve ılık denizlerimizin sahil şeridi üzerinde , özellikle dipleri yumuşak kumlu ve 2 – 3 m. derinlikten 150 m derinliklere kadar olan sularda yaşar. Genelde dibe bağlı olan ve yüzmeyi sevmeye bu balıklar yaşamlarını kumlara gömülü olarak devam ettirirler. İyi birer kamufle ustası olan bu balıklar bulundukları ortamla tam bir uyum sağlayarak adeta görünmez olabilirler. Sırt tarafları sarı – gri, koyu sarı ve mavi, gri kırmızı tonlarda olabilmekte , yan ve karın bölgeleri sarı ve gümüşi renk, göğüs kısımları ise beyaz olup, üzerlerinde siyah leke veya noktalar bulunmaktadır.Boyları ortalama 18 – 20 cm olmakla beraber, 40 – 50 cm kadar ulaşabilmektedir. Normalde saldırgan olmayan bu balık üzerine gidildiği zaman kaçmayı da sevmiyor. Birer zehir deposu olan, sırt ve göğüs yüzgeçlerinde geriye doğru uzayan sert dikenleri , üzerine basılması veya ellenmesi durumunda insanlarda dayanılmaz derecede şiddetli ağrı,balon gibi şişme,koma hali ve hatta kramplar meydana getirmekte, bir insanı sakat bırakabilmektedir. Hatta, denizde kalp krizi geçiren ve bu yüzden hayatını kaybeden kişilerin bazılarında yapılan incelemede krize bu balığın sebep olduğu ispatlanmıştır. Bu dikenler balığın ölmüş olması halinde bile aynı etkiyi yapabilmektedir. Deniz içinde yürürken ayağınıza diken batması gibi bir acı hissettiğinizde vakit geçirmeden ve ihmal etmeden sahile çıkılmalı, çarpılan yere 40 derece üzerinde ısı uygulaması yapılması (zehir proteinin parçalanması için) ve amonyakla temizlenmesi (gerekli hallerde idrar da kullanılabilir) gerekmektedir. Eti lezzetli olup, dikkatli temizlemek şartıyla (bu işi bilenler tarafından) tavası yenilebilir. 2 – İSKORPİT ( SCORPAENA PORCUS): ![]() ![]() Denizlerin en sığ bölgelerinde, diplerde, kayalık, taşlık ve kumluk yerlerde yaşarlar. Büyük başlı, büyük ağızlı, siyahımsı kahverengi görünüş itibariyle çok çirkin bir balıktır. Bu balık da iyi bir kamuflaj yeteneğine sahip olup, bulunduğu ortama kolayca uyum sağlayabilir. 10 – 25 cm boylarında olup, vücutları koni şeklindedir. Ağızlarını çok geniş olarak açabilirler. Kuyruk yüzgeci ve gövdesinin yan kısımları dışında tüm vücudu dikenlerle kaplı olup, bu dikenler zehirlidir.Özellikle de başa yakın sırt yüzgeçleri. Varsam ve Trakonya’dan sonra dikeni üçüncü derecede zehirli bir balıktır. Bu dikenlerin batması durumunda Trakonya balığında olduğu bibi büyük acılar verir. Tedavi için temas olunan bölgeye amonyak sürülmesi öneriliyor. Avının profesyonel kişilerce yapılması, amatörlerin oltaya bu balığın yakalanması halinde iğneden çıkarmada bilen kişilerden yardım alması tavsiye ediliyor. Eti çok lezzetli bir balık olup, çorbası, buğulaması, haşlaması ve mayonezlisi yapılır. 3 – VARSAM (ECHİİCHTHYS VİPERA): ![]() ![]() Yapısı, yaşam koşulları yönünden Trakonya’ya benzer. Ondan ayrılan tek özelliği temas halinde zehrinin daha fazla olması nedeniyle daha fazla acı vermesidir. Temas halinde, Trakonya da uygulanan tedavi yöntemlerine baş vurmak gerekmektedir. 4 – LİPSOZ – ADABEYİ (Scorpaena Scrofa): ![]() Ülkemizin, sıcak ve ılık denizlerinde sahil kıyılarından 1.000 m ye kadar inen derinliklerde, bitkilerle örtülü, kumlu,çakıllı, kayalık ve taşlık bölgelerde yaşarlar. Boyları 50 – 60 cm arasında olup ağırlıkları 4 – 5 kg. ulaşanları bulunmaktadır. Genellikle kırmızı renkli olan bu balıkların , birinci sırt yüzgeçleri ile karın ve sırt yüzgeçleri zehirlidir. Temas halinde İskorpit balığı çarpmalarında uygulanan tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiği söyleniyor. 5 – ÜZGÜN ( Callionymus Iyra) : ![]() Güzel renkleri dolayısıyla Mine balığı adıyla da anılırlar. Boyları 25 cm. olup, sığ sulardan 300 – 400 m derinliklerdeki sularda yaşayabilirler. Diğer türler kadar olmasa da dikenleri zehirli olup, temas halinde ciltte, kızarıklık, yanma yapabilirler.Tedavileri diğer çarpan balık türlerinde olduğu şekilde yapılır. 6 – TİRYAKİ ( Uranoscopus Scaber Linnaeus): ![]() ![]() Denizlerimizin, çamur ve kumlu yumuşak zeminlerinde ve kendini kamufle ederek yaşarlar. Boyları 15 – 50 cm arasında değişir. Üzerlerine basılması ya da dikkatsizce ellenmeleri halinde vücudundaki zehirli dikenler nedeniyle Yanma, kaşınma ve ağrıya sebebiyet verebilirler. Zehirleri diğer türlere nazaran daha azdır. 7 – BALON (Lagocephalus Sceleratus): ![]() ![]() ![]() Ülkemizde Kurbağa Balığı adıyla tanınan bir balık türü olup, Süveyş Kanalının açılmasından sonra Kızıldeniz yoluyla Akdeniz’e ulaştığı sanılmaktadır. Sahillerimizin 30 – 250 m derinliklerinde yaşayan bu balıklar yeşil, kahverengimsi renklerde olabiliyorlar. Kendini tehlikede hissetmesi halinde vücuduna su çekmek suretiyle normal boyutlarının çok üstüne çıkarak bir balon halini almasından dolayı bu adı almıştır. Bu balıkla temasta insanlar için herhangi bir tehlike olmadığı ama avlanarak etinin yenilmesi halinde eti içinde bulunan Tetrodotoksin nedeniyle kas felcine yol açarak nefes darlığı, dolaşım yetmezliğine bağlı ölümle neticelebilen zehirlenmeler yapabildiği söylenmektedir. Ülkemizde Alanya bölgesinde bolca avlanan ve hatta balık pazarlarında serbestçe satılan ve etinin çok lezzetli olduğu ifade edilen bu balıkların maalesef bilinçsizce tüketildiği ve birçok kişinin zehirlenerek hastanelere baş vurdukları yakın zamanda basınımızda yer almıştı. Bu konuda açıklama yapan tıp adamları bu balığın kesinlikle yenmemesi konusunda uyarıyorlar. 8 – VATOZ ( Raja Clavata ) : ![]() ![]() ![]() ![]() Kıkırdaklı balıklar grubu üyesi olan Vatozların, İğneli Vatoz, İnek Burunlu Vatoz, Testereli Vatoz, Kazık kuyruk, Rina, Folya ve Çuçuna gibi cinsleri bulunmaktadır. Denizlerin, dibi kumlu, çamurlu yumuşak düzeyli sığ sahillerinden 200 m derinliğe kadar olan bölgelerde yaşarlar. Vücut çapları 0,30 m ile 4 m arasında değişebilir. Genelde insanlara karşı saldırgan olmayan bu balığın zehirli bölgesi kuyruğun vücutla birleştiği kesimde olup, üzerine yanlışlık basılması ile zehirlenme meydana gelir. Denizlerimizde yaşayan diğer tehlikeli balıklara gelince, bu balıklar bazı cins Köpek Balıkları, Müren, yılan balığı, Baraküdalardır. Bu tip balıklar genelde derin açık denizlerde yaşarlar ve avlanmak amacıyla kıyılara nadir yaklaşırlar. Daha ziyade dalgıçlar için tehlike oluşturmaktadırlar. Müren balığı(Murenea Helena) : ![]() ![]() Köpek Balıkları : ![]() ![]() ![]() Baraküda (Sphyraena) : ![]() ![]() Lüfer (Pomatomus saltatrix) : ![]() ![]() ![]() ![]() Bu balıklar genelde insanlara saldırmazlar. Ülkemiz denizlerinde de bu balıkların insanlara saldırısı ile ilgili fazlaca bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak av amacıyla üzerlerine gidildiğinde saldırdıkları söylenmektedir. Bu tip balıklar saldırdıklarında, keskin dişleriyle vücudumuzda ağır yaralar oluşmasına, ısırdıkları uzuvlarımızın kopmalarına hatta ölüme yol açabilmektedirler. Lüfer balığı ise olta ile çok avlanan bir türdür. Yakalandığında iğneden çıkarırken dişlerine dikkat etmek gerekir. Çok iri boylar ısırdığı yeri tamamen koparabilecek güçtedir. Not : Alıntıdır.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+) İstanbul/Yeşilköy ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Mar 2008
Konum: istanbul&B.Paşa
Yaş: 25
Mesaj: 273
|
ah lüfer ah
abi elinize sağlık çok faydalı
__________________
ASLA BİRİLERİNİN UMUDUNU KIRMA BELKİDE SAHİP OLDUKLARI TEK ŞEY O DUR YILMAZ 23,08,1982 0RH+ www.gaziosmanpasaeuo.k12.tr |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Jul 2008
Yaş: 28
Mesaj: 15
|
bilgiler için teşekkürler çok faydalı
ben bunların 1 – TRAKONYA- ÇARPAN BALIK iğnesini yemiştim gerçekten 1 saat boyunca parmak ucunu hissetmemiştim bide deniz anası bence tehlikeli bana bi defasında dokundu sığ yerde olmasaydım acıdan yüzemezdim boğulurdum o kadar acı veriyo herkese iyi günler
__________________
Spinoza Mehmet Hatay - 1979 / A Rh + |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: iSTANBUL
Yaş: 34
Mesaj: 261
|
Şile ağva arsında güzel bir koya her hafta sonu gidiyorum .Gecen hafta kayalıkların üzerinde yılan gördüm deniz yılanı 1.metre çivarında yeşil ve grımsi bir renkteydi acaba bu yılan zehirlimidir ve denizin içinde insana saldırımı.
__________________
CÜNEYT 1974 |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
senior Member
Giriş: Jun 2008
Konum: istanbul-maltepe
Mesaj: 204
|
Bu tür yararlı çalışmaları daha sık yapıp, herkesin bilgilenmesine yardımcı olmamız gerek. Emeğinize sağlık.
Saroz Körfezi'nde 2000 yılı yazında tencere kapağı büyüklüğünde mor renkte deniz anaları tarafından bir-iki saat içinde üç kez zehirlenmiştim. Denize çıkarken asla yanımdan eksik etmediğim amonyakla değdiği yerleri yıkadım. Büyük acı veriyor ilk anda. Bence doğaya ve denize çıkan herkes yanında amonyak bulundurmalı. Aynı zamanda anestol acıyı azaltıp lokal bir uyuşma sağlıyor. Trakonya konusunda da anlattığım gibi trakonyanın üzerine basmak gibi acı bir deneyimim de var. Sıcak kumlarda yürümüş olmak hayatımı kurtardı herhalde. Çünkü sıcak aslında bir nevi protein olan zehrin yapısını bozuyormuş. Hepimize zehirsiz avlar diliyorum ![]()
__________________
><((((º> ><((((º> FİLİZ ABLA
B Rh + KORKAK DOSTUN OLACAĞINA MERT DÜŞMANIN OLSUN |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Mar 2008
Konum: Seferihisar ÃÂzmir
Yaş: 36
Mesaj: 32
|
Bu güzel paylaşıma eklemek isterimki özellikle Turna yada BAraküda cok dikkat edilmesi gereken bir balıktır. iğne veya sahte karga burun kulllanılarak ve hayvanın dış kaygan yapısında tutan el kaymaması için bez sarılarak yata tekne tabanında ayakkabı ile kafa kısmı üzerine basarak cıkarılmalıdır.Çünkü turna 700 gr bile olsa biir parmağınızı sonderece rahat koparabilecek çene gücüne sahiptir.
__________________
Mustafa Şentürk O Rh + Seferihisar İzmir Yamaha-Honda Marine Yetkili Servis |
|
|
|