![]() |
|
|||||||
| Balık Yemekleri Her balığın kendine has pişirme şekli vardır. Izgara, tava, fırın ya da buğulama... Her avcının da kendi yöntemleri ve gelişmiş bir damak tadı vardır.. Bunlar birleşince ortaya eşsiz balık tarifleri çıkar! Izgara levrek, lüfer ızgara, kalkan, Fener şiş, Akya güveç! Afiyet olsun! |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: istanbul
Yaş: 59
Mesaj: 25
|
FIRINDA PALAMUT
Epeydir balığa çıkmadığım ve evde pineklediğim için canım iyicene sıkılmıştı. Akşama da çok sevdiğim bir arkadaşım misafir olarak yemeğe gelecekti. Ne yapacağımı düşünüp dururken canımın palamut çektiğini hissettim. Derhal giyinip soluğu pazarda aldım. Gözlerim hep balık satanlarda ama balığın tazesini satanlarda idi. Meydandaki balıkçının balıkları hem diri hem de taze görünüyordu. Fiyatlar ise biraz pahalı olmasına rağmen 3 adet palamutu kaptığım gibi başladım pazarı dolaşmaya. Bir esnaftan birkaç limon diğer bir esnaftan olgun ve de dolgun domates, patates soğancıdan soğan maydanoz satan diğer bir esnaftan bir demet maydanozu kaptığım gibi evin yolunu tuttum. Huyum kurusun yemek yaparken önce malzemeyi bir güzel hazırlar hepsini ayrı ayrı tabağa koyar sıralarını beklemelerini sağlarım. Öncelikle Bıçağımı masat ile bir güzel biledim ki zaten ölmüş olan balıkların canları acımasın diye sonra balık tahtamı çıkarıp balıkları üstüne 2.80 yatırdım. (Diyeceğim ama maalesef boyları o kadar tutmadığı için diyemiyorum). Kafalarını güzelcene bedenlerinden ayırıp içlerini temizledikten sonra bir güzel yıkadım. Hepsi tertemiz oldu. Üstlerinde değil kan kanın lekesi bile kalmadı. Efendime söyleyeyim her iki balığıda bir buçuk parmak kalınlığında dilimlere bölüp iyicene süzülmeleri için bir süzgece koydum. Öncelikle soğanları soyup ince ince dilimler halinde keserek bir tabağa dizdim bu arada parçalanmamalarına dikkat ettim. Arkasında aynı işlemi domateslerin kabuğunu soyarak dilimlemeyi domateslere de uyguladım. Evde sarımsak olduğu için pazardan almamıştım derhal (ben sarımsağı sevdiğim için 8/10 diş) sarımsak soyarak hazır vaziyete getirdim. Sıra maydanozlara gelmişti bir demet maydanozun yapraklarını tek tek ayıklayıp sapları ile çöp kutusunu şenlendirdim. Onunda Allah razı olsun dediğini duydum sizler inanmayın. Maydanozları yine tahtanın üstünde benim Gaziantepten aldığım ezme satırı ile ince ince doğradım. Onları da sıralarını beklemeleri için bir tabağa koydum. Efendim balığımız dilimlendi, Soğanımız dilimlendi, domatesimiz dilimlendi, sarımsaklarımız ve maydanozumuz emrimize hazır vaziyette bizi bekler. Sıra limona geldi. Limonu da orta kalınlıkta kabuklarını soyarak dilimledim. EEE şimdi geldi iş en kolay tarafına. Fırından bir tepsi çıkarıp bir güzel onu da temizleyip tezgaha yatırdım. İçine Yakup Akkaya kardeşimizin dediği Marmara birliğin sızma zeytinyağından yarım çay bardağından biraz az olmak üzere döküp tepsiyi elime aldım ve evire çevire tepsinin her tarafını yağladım. Birinci sıra olarak süzgeçten aldığım palamut dilimlerini bir güzel dizdim. Onun üstüne soğanları parçalamadan yerleştirip sırasını bekleyen domatesleri de soğanların üstüne ve soğanların birleştikleri yere olmak üzere dizdim. Her bir domatesin ortasına da sarımsakları bütün olarak koydum. Aynen gül gibi duruyorlardı.Yine domateslerin birleştikleri yere kabuğunu soyduğum ve dilimlediğim limonları dizerek tepsimin dizilişini tamamladım süslemek içinde en üstüne kıymış olduğum maydanozları serptim. Resmini çekmek için fotoğraf makinemi elime aldığımda makinenin pilinin bittiğini üzülerek gördüm. Ve maalesef resmini çekemedim. Tepsiyi fırında 30 dakika kadar pişirip çıkardığımda karşımda yemede yanımda yat dercesine bir palamut fırında yemeği çıkmıştı. Ha unuttum�ama burada. Maydanozlardan evvel yeterince tuz ve karabiber ile yemeğe lezzet kattım. Sofraya ise daha evvel yapmış olduğum lakerdayı da çıkartmayı unutmadım. Aynı sofrada aynı balık ve ayrı bir lezzet. Ben edebiyat yapmasını bilmem sürçü lisan ettimse affola. Hepinize Afiyet olsun. Bunu yedirdiğim arkadaşım sen neden balık restoranı açmıyorsun diye bana sitem etti. Balığın Yakalaması, ayıklaması, pişirmesi ve de yemesi ayrı ayrı bir sanattır. Saygılarımla. Kaynak: rastgelebalikci @yahoogroups.com Ali Galip KAYA
__________________
Ali Galip KAYA ÃÂstanbul-1949 A rh(-) aligalipkaya@gmail.com aligalipkaya@ttnet.net.tr (özel) aligalipkaya@msn (messenger) skype : aligalipkaya |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
İnsanın size misafir olası geliyor
Ben fırında hangi balığı yapacak olursam olayım aynı sizin kullandığınız malzemeleri kullanırım Ek olarakta,biraz zeytinyağını derin bir kaba koyup,yarım yemek kaşığı biber salçası,dövülmüş sarımsak,kara biber,pul biber ve biraz su ilave edip karıştırarak bir sos yapıp.bu sosu tepsinin üzerinde gezdiririm Daha doğrusu bu sosu önce hazırlayıp balıkları en az 2 saat bu sosta bekletirim Yalnız bilgisayar başında 18 saat geçirmenizi bir tavsiye niteliğinde algılayın lütfen,doğru bulmuyorum,birinci neden hem vücut,hem göz sağlığınıza zarar verirsiniz,en önemliside uzun süre bilgisayar başında durmak insanları a sosyal hale getirdiği uzmanlar tarafından açıklanmıştır,bu nedenle ben bilgisayar başında bırakın saatlerce durmayı,30-45 dakika durduğum zaman hemen kendime başka uğraş bulurum,ya çıkar dolaşırım,ya evrak işlerine geçerim, Hem 18 saat bilgisayar size balık tutmak için zaman bırakmaz ![]() Sevgiler Saygılar |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: istanbul
Yaş: 59
Mesaj: 25
|
Bir laf vardır Başım Gözüm üstüne diye ben bu lafı ilk Diyarbakırda duydugumda çok hoşuma gitti. Başım Gözüm üstüne agam. Geri kalanı klavyeden degil karşı karşıya konuşalım
__________________
Ali Galip KAYA ÃÂstanbul-1949 A rh(-) aligalipkaya@gmail.com aligalipkaya@ttnet.net.tr (özel) aligalipkaya@msn (messenger) skype : aligalipkaya |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Nov 2007
Konum: Trabzon
Yaş: 40
Mesaj: 10
|
Bayat balık ve sebze ile ne balık yemeği olur ne de salata. Lezzetli bir balık yemeği ve salata için ön koşul “taze balık ve sebze” ‘dir.
Yağ konusuna gelince; Karadeniz’de her yemekte olduğu gibi tepsi ve buğulama türündeki balık yemeklerinde de tereyağı kullanılır. Diğer bölgelerimizde ise sızma zeytinyağı kullanılır. Sızma zeytinyağında Tariş, Adatepe veya Damlıca markalarını öneririm. Bu firmaların hepsinin online satış mağazaları mevcuttur. Hiçbir balığa, hiçbir şekilde “asla limon sıkılmaz, katılmaz, konmaz!...” Balık eti narindir, limon asidi onu adeta eritir ve bayatlatır, lezzetini bastırır. Hangi balığı buğular veya fırında pişirirseniz pişirin ilk önce ocak üstünde, üzeri tepsinin kapağı ile kapalı veya folyolu bir şekilde yaklaşık olarak 15 dakika pişirmeniz gerekmektedir. Aksi taktirde yemeğinizin suyu ayrı kendisi ayrı olur, lezzetli olmaz. Hatta suyuna daha fazla katsın diye, yarım bardak süt veya çok az limon tuzu da katabilirsiniz. Bundan sonra uygun sıcaklıkta ısıtılmış fırına tepsi kapağı veya folyosu açılarak aktarılır ve üzeri kızarıncaya kadar yaklaşık 20 dakika daha pişirilir. Sona doğru istenirse yemeğin üzerine az miktarda rendelenmiş kaşar da serpiştirilebilir. Yağlanmış tepsinin en altına balık konmaz, çünkü pişerken yanabilir. Hatta bazıları yemese bile en alta ince ince halka şeklinde kestiği patatesleri veya soğanları koyarlar. En üstüne de balık konmaz, pişerken kuruyabilirler. Ayrıca balıkların kafası atılmaz, yenmezse bile tepsiye konur ve lezzetinden yararlanılır. Maydanoz, tere gibi aroması yüksek bitkiler balığın tadını bastırabilir, istenirse konulmayabilir. Sarımsağa gelince; pişen sarımsakta “pastırma sendromu” yoktur ve lezzet bastırmaz, lezzet arttırır. Buğulama balıkla en uyumlu sebze domates ve yeşil biberdir. Bunların bir kısmı rendelenip balıkların arasına dökülebilir, diğer bir kısmı ise süsleme amaçlı kullanılabilir. Bu arada tepsinize eklediğiniz su miktarını, sebzelerin salacağı suyu da düşünerek belirlerseniz iyi olur. Yoksa potansiyel balık çorbası yapmış da olabilirsiniz. Afiyet olsun!..
__________________
Gülümseyin!.. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
senior Member
Giriş: Sep 2007
Konum: Auckland Yeni Zelanda
Yaş: 40
Mesaj: 387
|
Alıntı:
__________________
H.Alp Arslan 1968 Auckland-Yeni Zelanda 0 RH + "Balikci baliga gitmez, ait oldugu yere geri doner." |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Nov 2007
Konum: Trabzon
Yaş: 40
Mesaj: 10
|
Al-folyo ve teflon malzemeler konusunda verdiğiniz çoğumuzun bildiği bilgiler için teşekkürler. Onun yerine kullanacağımız şeyi de söylerseniz memnun olurum.
Limonu pişmiş balığa sıkanı gören büyük balık üstadları adeta kalpten vurulmuşa dönerler :-)
__________________
Gülümseyin!.. |
|
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|