|
|||||||
| Balık Anatomisi Renkli bir ava giden yol, avımızı iyi tanımaktan geçiyor. Balıkların sindirim ve solunum sistemleri, pulları, anatomik yapıları ve daha fazlası…Tıklayın, balıkları daha yakından tanıyın |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,604
|
Başlayan lüfer mevsiminde, en sık tekrarlanan kelime zargana olacaktır. Ve bu kelime şu cümlelerde yer alacaktır:
Zarganamız yoktu, bir şey tutamadık.. Olacak canlı zargana, takır takır alırız lüferi.. Ustam fazla zarganan var mı livarda? (Var, ama tanesi 10 TL, yersen, işine gelirse..) Lüfer için evvela zargana tutmak lazım. Ufff, o kada ripek çektik, ettik, zargana yok, yattı lüfer işi.. Ve benzeri cümleler.. Neden, zira lüfer zarganaya hemen hiç bir zaman hayır demiyor.. Bu aslında son derece ilginç bir husus.. Zira, lüferin iyi bilinen bir huyu, yem seçme huyudur. Lüfer bir yeme dadanır, başkasını gözü görmez ama nedense, zarganaya hemen hiç hayır demez. BU üzerinde düşünülmesi gereken bir husus elbette.. Neden düşünmek lazım? Zira bu lafların geçtiği lüfer avlakları bir hayli derin sulardır ve zargana o kadar derinlere inmez, ortalamada 8m'nin üzerinde olur. Sarayburnu'nun 40m'lik derininde, lüferlerin zarganayı çevirip durduklarını düşünmek pek mümkün değil. Zira, öyle olsa, en azından, o derinlikten bizde bir şekilde zargana alırdık mesela.. Demekki, yem seçmeyi huy edinen lüferlerin, yem seçimi aslında zargana değil. Başka bir şeyin ardında gezerlerken, zargana denk gelirse, hiç hayır demiyorlar. Şimdi bunu bir yere not edelim.. Değerli ustalarımızın trofe avlarına bakarsak, onlarında dipte zargana gezdirmeyi tercih ettiklerini görüyoruz. Demekki, zarganada bir keramet var, ne ola ki? Bunu da not ediyoruz.. Şimdi bu kerameti araştırmaya başlıyoruz. Bir kristal küremiz yok, nedir acaba diye bakabileceğimiz. Ancak elimizde bir takım veriler mevcut. Zargana nerde, nasıl yaşar? Suyun üzerinde, yüzeye pek yakın. Bunu hemen herkes söyler ama, hep olduğu gibi en büyük detay unutulur: Denizde.. Peki zargananın yaşadığı bu denizde ne vardır, ne yoktur? Yosunlar? Yüzeye yakın yosun olmaz.. Gümüşler, sardalya, çeşitli larvalar gibi su üstü canlıları. Evet, bunlar var.. Ama başka ne var ne yok? Mesela, altına gölgesine girilecek bir çardak yok. Zargana akşama kadar güneşin altında gezer. Biz gezersek ne olur? Her yerimiz yanar, derimiz soyulur, pek bir sızlar. Hatta, bunu tekrar edersek, kanser oluruz... Neden? Zira, güneşten gelen UV ışığının canlı hücreleri bozması, mutasyona yol açması gibi sıkıntıları vardır. Bu ışık bir kaç gruba ayrılır. En zararlı olan UVB ışıktır. Bu su tarafından soğrulur ve 8-10m derinlikte yok olur. UVA ışık ise, daha az zararlıdır fakat, suyun temizliğine göre, 800m kadar su içinde mevcut olur. Her durumda, 8m'nin üzerinde yaşayan zargana için, bu iki zararlı ışına akşama kadar maruz kalır, dedik ya, denizde çardak yok. Ama halinden memnundur, takmaz, güzel güzel gezer.. Nasıl olurda, o yakıcı ışığın altında gezebilir, gözleri de kamaşmaz.. Zarganın gözünde, çok enteresan bir yapı mevcuttur. Farklı yerleşmiş görme hücreleri, bir şekilde, gündüz güneşinde ışığı azaltır. Yani, doğal bir güneş gözlüğü mekanizması vardır. Peki, ya vücudu? Maalesef bu konuda elle tutulur bir çalışma yok. Ama şu kesin, eğer vücudunda, gözleri gibi bir koruma mekanizması yoksa, bu balık suyun üstünde bir kaç günden fazla kalamaz, UV ışınlar onu resmen pişirir. Yani, kesin olan bir şey, bu ışınlardan zarganayı koruyan bir mekanizmasının olmasıdır. İnsanda bu mekanizma, melanin ile sağlanır. Benim melanin salgılama sistemim sorunlu, görenler olmuştur, parmak uçlarım harita gibi, alaca bulaca.. Ve doktor diyor ki, güneşe çıkma. Melanin sistemi, UVB ışığı emip ısıya çevirir. Ama bir zargana böyle bir mekanizma kullanıyor olamaz, çünkü, o zaman alttaki yırtıcı onu gayet iyi görür, o yüzden de ayna gibi parlaktır zaten.. Yani, tıpkı bizim güneş kremlerimiz gibi, UV ışığı yansıtma yoluna gider. Böyle midir, bilmiyorum. Ama akıl bunun böyle olabileceğini söylüyor. Bir UV kamera bulup, denemek lazım. Ama zargananın UV ışığı kuvvetle yansıttığı, makul bir varsayım olacaktır. Bunu da bir yere yazalım.. Şimdi Lüfere bakalım.. Geceden hazırlanırız.. Sabaha karşı, tam güneş doğmadan lüfer başlar. güneş doğduktan bir müddet sonra da keser av vermeyi. Bunu da not ediyoruz.. Ama pek çok zaman, gecede gayet başarılı avlar yapılır. Eh, iyide, nerden, nasıl görüyor bu hayvan, zifiri karanlıkta yemi? Bunuda yazalım bir yere. Şimdi başka bir şeye bakalım.. Bizim elektronikçiliğimizden gelen bir bilgi şunu der. Kısa dalgalar, UV ışığın yoğun olduğu ve ozon tabakasının aktifleştiği sabah ve akşam saatlerinde daha uzağa gider. Yani kısa dalga radyolar bu saatlerde çok uzakları rahatça çeker.. HAM işini boşverin, satır arasında kalan bilgi bizim için önemli. Sabah ve akşam vakitlerinde, UV ışık, dünyaya maksimum yeğinlikte ulaşır. Yani, UltraViole ışık o saatlerde çok fazladır. Şimdi biraz önce yazdığımız şeyle bunu birleştirelim: UV ışığın fazla olduğu vakitlerde, yani sabah ve akşam, lüfer avcı kesilir, bol bol yakalanır. Bu, lüferin avcı kesilmesinin UV ışık yüzünden olduğunu göstermez, kanıtlamaz. Ama, lüfer gece neyle görüyor, tepesinde el feneri mi var? Ne demiştik, bizim göremediğimiz UVA ışık, denizin 800m derinliğine kadar etkiler. Ve hücreleri bozacak kadar bile güçlüdür. Yani, gece vakti bile, UVA görebilen bir göz için, bolca ışık mevcuttur. Ve bazı balıkların, kuşların, geyiklerin, bazı sürüngenlerin UVA ışığı gayet iyi görebildikleri bilinmektedir. Lüferin, UVA'nın yoğun olduğu saatlerde av etkinliğinin artmış olması.. Gece görüş için UVA ışıkla görüş gerekmesi.. Lüferin avını UVA görüş ile tespit ettiğini düşünmemize yeterlidir. Elbette bunlar bilimsel olarak çalışma yapıp, kolayca kanıtlanabilecek şeyler. Ama şu an elimizde bunu yapabilecek bir şey yok. Şimdi lüferin UVA ışıkla gördüğünü ve avını tespit ettiğini bir olasılık olarak altı çizili şekilde not alabiliriz. Ve bir diğer notumuzu alalım önümüze. Zargana, yüzeye yakın olduğu için, UVA/UVB ışıktan korunmak için, onu şiddetle yansıtıyor olabilir. Yani, sanki bir UVA Aynası gibi.. UVA ışık suyun altında 800m dahi gidebilir. Bildiğimiz ışık, suyun 20m kadar altında tamamen yok olur. Eğer bu doğruysa, siz dibe, lüferin oraya zarganayı indirdiğinizde, ortamda hiç olmayan ışık altında, mükemmel UVA yansıtması nedeniyle, mevcut UVA ışık altında gündüz feneri gibi resmen parlayacaktır.. Acaba, lüferin zargana aşkı, derin suda, ki çok derin olması gerekmiyor, 10m olsa bile yeter, UVA ışık ile ışıl ışıl görünmesi olabilir mi? Şimdi, bu aldığımız notlar bunu düşündürüyor. Hatta, suyun zifiri karanlık dibindeki sinaritin belki hayatında hiç görmediği zarganaya hayır diyememesi de bundan kaynaklanıyor olabilir. Şimdi, bu bir varsayım.. Ne lüferin UVA görüşü doğrulanmış halde. Nede, zargananın UVA ışığı iyice yansıttığı doğrulanmış halde. Bu ikisinin ve bileşke varsayımın doğrulanması iyi bir makale konusu olabilir, alakalı bölümlerde okuyanlar için, faydalı olacaktır. Ama biz, kullandığımız yemlerin UVA yansıtma özelliğini geliştirip doğrudan bu sonucu test edebiliriz. Bundan önce bir kaç kez deneme şansım oldu, netice müspet çıktı. Ama bu kadarcığı yetmez. Daha fazla denemek lazım. Daha iyi denemek lazım. Mesela, yemin üzerine bir UVA led lamba takıp denemek lazım.. Hırslı olmak lazım, Zargana yok gibi bir bahaneye kapılmayıp, budur diyerek elleri dolu dönmek lazım.. Bu sene bir kutu iğnemi ve takımımı tüketen o hunhar lüferlere bunun hesabını sormak lazım... Neyse, bunlar detay mevzular.. Eğer, lüferin avını UVA ışık ile gördüğünü kesinleştirebilirsek, şundan emin olabiliriz, zargana yoktu lüfer tutamadık bahanesi, bir daha açılmamak üzere, tarihe gömülmüş olacaktır..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: Oct 2007
Konum: konmuyum
Yaş: 40
Mesaj: 2,283
|
Serdar hocam kısacası diyosunki lüfer görebildiği yeme saldırıyor.
Görebilmesi içinde teorik olarak ortamda UVA ışığı olmalı. Zargana da adeta bir UVA aynası... Hımmm hemen bir gece görüş kamerasını elimden düşürüp içinden ledleri ayıklayım ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Aug 2008
Konum: İstanbul
Yaş: 38
Mesaj: 79
|
Hakikaten ilginç tespitler
Elbetteki bütün cazibeyi UV ye bağlamamak gerekir. Uzun oltada Zargananın yaprak yada tekgöz kesiliş tarzı yüzmesini etkiler buda cazibesini oldukça azaltır. yada usullerine uyulmadan takılan iğneler veyahut yemin bayat olması gibi aklıma gelen gelmeyen bir çok etken mevcut. Ama olaya "yemler arasından neden Zargana ?" şeklinde bakarsak elbettei %100 haklısınız. Son Söz :Başından sonuna kadar zevkle okudum ve yapay zarganamın neden av vermediğinide böylelikle anlamış oldum. teşekkürler. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) | |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,604
|
Alıntı:
![]() Sana ben UVA LED ayarlarım, sorun değil, sen yeterki suyun dibinde nasıl çalıştıracağını çöz.. Aslında gerekte yok. Zira, UVA ışığı ayna gibi yansıtan şey demek, Titanyum dioksit demek. Bu da, pek çok boyanın temel bileşeni. Titan beyazı diye ararsan her yerde bulunur. Hatta, bende hazır, yeme sıkıp kullandığını UV yansıtan boya dahi mevcut, senin teknede kullanacağız elbette. Randıman alırsak, bolca temin eder, imal eder, bir şeyler yaparız. Bütün mesele, Lüferin UVA görüşünün iyi olup olmadığı.. Eğer iyiyse.. Yem acayip ise lüfer gene iyi UVA görüşü sayesinde farkeder, beğenmez. Söylediğim gibi, bu fikirler sadece bir akıl yürütme ve varsayım.. Sizin kafanızı ütülemek üzere buraya yazma sebebim, bu varsayımı test etmenin son derece kolay olması. Yemin UV yansıtmasını artırırız, olur biter.. Maliyeti, ortalıkta çılgınca bir zargana arama faaliyetinden daha ucuza çıkar.. Ve bizde, haftasonu av keyfimizde, zargana değil, harbi lüfer peşinde koşar, neşeli ve keyifli avlar yaparız şöyle. Bende, o hunhar lüferlerden telef ettikleri takımlarımın ve kaçırdıkları, sadece kafasını verip ötesini yürüttükleri güzelim zarganalarımın acısını çıkarmış olurum.. Yada, yanılmışımdır, bol boldeniz havamı almış olurum.. O zamanda "Demokraislerde çare tükenmez" diyerek, başka bir çare ararım elbette..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,604
|
Elbette konu bu kadar basit olmayabilir.. Hoş, bu açıklamada pek basit değil aslında ama..
Canlı yemler bölümüne, lüferin yem boyu seçimine dair bazı verileri ekledim.. Malum zargana, sırım gibi, selvi boylu bir hayvandır.. Ve bu uzun boyu, büyük yemi seven lüfer için, asıl büyük cazibe olabilir, lüfer, zargananın servi boyuna vuruluyor da olabilir.. Ama bu gizemin nedeni her neyse bulmak, bu aşkın sebebini ortaya çıkarmak lazım ki, zargana diye aranmadan, lüferleri kovaya doldurabilelim..
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Expert Member
Giriş: May 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 27
Mesaj: 5,261
|
Serdar abi, çok ilginç ve benim aklımın ermeyeceği kadar bilimsel bir teori üretmişsin. Bu konu üzerinde bu kadar detaylı düşündüğün için öncelikle tebrik ve teşekkür ediyorum. Bana düşen bir şekilde sizleri izleyip sonucu öğrenip eğer olumluysa bu fikirleri sizlerin öngördüğü şekilde hayata geçirmek olacaktır.
Merakla gelişmeleri bekliyorum. Bu arada benimde aklıma geldi. Kıyıdan kullandığımız Şu mantarlar bir şekilde modifiye edilip bu mekanizma mantarın yeme bakan dip kısmına monte edilip yemi aydınlatıcak yada biz gözümüzle vs göremesekte, ışınını yemin üzerine verecek bir sistem tasarlanabilir, tabi bu sistemin ağırlığını mamntarın kaldırma gücünü vs, şimdilik konuya katmıyorum. Tekneden olduğu gibi kıyıdan atılan oltalarda da birşekilde kullanılmaya başlanabilir. Ama tabi ilgilenip prototip hale getirip denemek lazım. Bide bu tür şeylerde suda lüfer olması lazım, suda lüfer olduğunda da siz kendi güvendiğiniz ve bildiğiniz klasik takımdna vazgeçip yeni birşey denemk için balık tutmamayı göze almanız lazım vs.
__________________
Emre - 1981 - A Rh (+) İstanbul/Yeşilköy ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
Moderatör
Giriş: May 2007
Konum: GEBZE
Mesaj: 1,604
|
Alıntı:
Muhabbetlere bakıyoruz: "Zarganamız yok, tutamıyoruz.." Biz haftasonu kuşları, lüfere çıkınca büyük ihtimal zargana filan bulamayacağız. Bulduğumuzda bize yetmeyecek. El mahkum bunları deneyeceğiz. Geçen sene için, "Zarganamız olsa kaç misli lüfer tutardık?" anketi yapsak, sonuç ne olur?
__________________
Serdar Köylü, 27/05/1969 |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Junior Member
Giriş: Aug 2008
Konum: İstanbul
Yaş: 38
Mesaj: 79
|
Peki bir fikirde Benden o zaman.
Hani şu forforlu çubularımız var ya, kamışın ucuna takılanlardan. zargananın içine bir tane yerleştirsek nasıl olur acaba? ____________________________________________ Ama cevap zaten konu içinde saklı. zarganan varsa zaten problemin yok. ![]() ____________________________________________ Bu durumda devreye silikon raglou lar giriyor. onların içine bir tane fosfor koydukmu hem hareket hem ışık açısından hoş olur ... Ama biz bu ışıklı sahteyi duvarımıza asmayacağımıza göre bizim değil Lüfer'in beğenmesi lazım. ![]() Bu mesaj en son " 12-08-2008 " tarihinde saat 17:56 itibariyle tarkanates tarafından düzenlenmiştir.... Neden: yazdıkça aklıma yeni şeyler geliyor yahu |
|
|
|