Alıntı:
Emre tafarından gönderildi
Evet.
Ben zoka işine meraklı olduğum için her gittiğim malzemecide zokalara bakarım. Bilgiçlik gibi olmasın ama nerede iyi zoka var nerede kötü zoka var almak isteyen bana danışırsa söyleyebilirim.
Bir diğer husus bence zokya taktığımız yaprak veya şakşak taptaze yemlerin deri kısımları ve etkısımları beyaz yani akyemler oluyor genelde. Sonuç olarak bence zokanın parlak veya beyaz olmasının sebebi akyem ile uyum içind eolması onun bir devamı gibi görüntü sergilemesidir. Zaten eski kafalar da bence bunu düşünerek zokayı parlatıyorlar. Zira lüferin vs. su içind ene kadar derin ve karanlık olursa olsun görebilmesi için parlak birşeylere ihtiyaç duymadığı da geçen yazışmalarda geçmişti.
Jig head lar entresan genelde sahte yemler ile birlikte silikonlar ile birlikte kullanılıyor diye biliyorum ancak bunların iğnesi miğnesi düzgün olanlarından bir kaç tane alıp denemek niyetindeydim zaten. Genelde üzerlerindeki iğneler (tabi uygun olan boylar) iri ve uzun oluyor yani zoka için daha uygun nitelikte oluyor. Hatta lüfer için atıyorsak şöyle uzunca bir iğnesi de olursa hiç hırsız kullanmayada gerek kalmaz. Tabi denemek icabeder.
Zira bu jigheadlerin üzerinde sanki takılacağı sahteyi tamamlayıcı nitelik taşırcasına çalışılmış galsama veya göz ağız gibi motiflerde oluyor,bunlardan edinip denemek gerek bence. Beyaz veya yeşil uygun düşebilir ama beyaz bence ön planda beyaz balık için iyidir.
Peki şimdi aklıma bu vesileyle başka bir şey geldi.
Lüfer için uzun oltaya canlı zarganayı taktık ve dolaşıyoruz, normalde olması gerekn lüferin bu balığı kuyruktan itibaren yemesidir. Ve yüzde 90 da bu oluyor bazende ortadan bölüyor. ama şimdiye kadar kafaya daldığını görmedim. Aynı şey uzun oltada gezdirilen canlı istavrit için de geçerli. Peki...
Lüfer için zokaya irice bir yem taktık ve aşağı indirdik. Yem canlı değil sadece balık gibi görünmeye çalışan bir et parçası. Lüfer benim kişisel tecrübeme göre yüzde 90 - 95 gibi bir oranla yemin salınan sallanan parçasına yani sallandığı için belki de kuyruk gibi görünen parçasına vuruyor, çok nadir yüzde 5 gibi bir oranla da ters tarafa vuruyor yani gelip kurşun kozayı ısırıyor.
Peki şimi, lüfer canlı balığı tanıyor ve kuyruğa vuruyor ancak zokada neden gidip hep kuyruğa vuruyor ?
Bunlarıda kafaya yazdıktan sonra şimdi gelelim sadede.
Dedim ya zokayı sanki balığın bir parçasıymış gibi görünsün hemen hemen aynı renk olsun diye parlatıyoruz, acaba bu işe yarıyormu diye düşünüyorum bu verilerden yola çıkarak, malum mesela istavritin kafa renki beden ve göğüs rengine göre daha koyudur hatta koyu lacivet veya siyah bile diyebiliriz. O zaman bırakalım zoka mat kalsın hiç parlatmayalım balıkta zokayı yemin kafası sansın. Bu bir açmaz oldu şu an kafamda.
Bir de şu geldi aklıma, eğer zokayı yemin bir parçasıymış gibi göstermek için parlatıyorsak ve bunu başardığımızı düşünüyorsak o zaman yemde kafa kuyruk gibi bir kavram kalmıyor, komple bir et gibi oluyor çünkü dedikya kafa daha koyu renk oluyor. Hatta yem iri zoka daha ufak ve ensiz olduğu için ve yem için kullanılan istavirin başı ve ensesi kuyruk kısmından daha büyük olduğu için, bizim yemimizde ise zoka tarafı küçük yemin bitiş tarafı büyük olduğu için... vs. vs. O zaman farzedelim ben bu işe kanan bir lüfer olsam ve yemin başına gelsem... Bu güne kadar yediğim istavritlerin başı ve ensesi büyük ancak kuyruk tarafı daha cılız ve hatta kuyruğu bir zar gibi birşey. O zaman ben gider her vuruşumu yeme değil zokaya yaparım. Çünkü unutmayalım Lüfer yemi yüzde 90 gibi büyük bir oranla kuyruğundan başlayarak yer.
O zaman bence bu parlatma işi kanaatime göre pek bir işe yaramıyor. Haa, yem gibi görünme konusunda işe yaramıyor olabilir ama belkide başka bir işe yarıyordur orasını bilemem. Zaten aklımdaydı, Jig denemek farz.
|
Zokaların parlatılması akyemlere benzemesi için değildir. Dikkat ettiyseniz eğer üçlü dip takımlarının kurşunlarını parlatmayız. Bu yapılan işlem sadece beyaz ve gümüş tonlarının balıkların en çok dikkatini çektiği bilinmektedir. Zokalı takımlar yem takılan iğneler olduklarından fazlaca harekete gelemezler, en fazla salınım yapan takımlardır. jig tarzı ise slikonların içlerine takılan iğneler her renkte olabiliyor.Renkli oluşları ise çok hareketli takımlar olması sebebi ile orantılı. Deniz içinde en dikkat çekici renk beyazdır, tek sebep budur.Bundan dolayıdır ki durağan ve hareketsiz avcılık takımlarında beyaz ve gümüş tercih sebebidir. çok uzaklardan bile yansıma yaparak dikkat çeker.
Lüferin balıkları kuyruktan kesmesi ise elbetteki kuyruğun hareketinin cazibesinden değildir. İstavrit veya başka bir balığı ele alırsak, lüfer ile karşı karşıya gelme ihtimali bile yoktur. iğneye takılı bile olsa bu durumda elbetteki kaçma pozisyonuna girdiği için daima kuyruk kısmından ısırılır. Hattı zatında ben kafadan koparılmış Yıldo gibi balıklarda gördüm.
Diğer bilgilerde katılıyorum, ekleyebileceğim bir şey yok.