5 gündür devam eden sert hava bugün yerini 2 bufora bırakınca eşimi de alıp fırsat bu fırsat deyip açıldım. Yine de Ege’nin serin sabah rüzgarı ürpertiyor. Deniz cam gibi net, sakin. Niyetim hiç dolaşmadığım kıyı yollu, Bağla burnundan, Köçek adası iskelede kalarak koyları, yar başlarını dolaşmak. Dip yapısı yer yer kekomozlu, taşlık ve eriştelik. Livarda günlerdir av için karidesle beslediğim canlı kum, küpez balıklarım var. Ancak onları değil, Bağla’da hiç rastlamadığım için, Metro’dan aldığım zarganayı iki iri düz ve bir de küçük düz iğneden oluşan çelik telli uzun oltama takıyor iskandili yavaşça denize bırakıyorum. Elime üçlü fırdöndü ve yapay balığım geliyor o da suda sağa sola hareketlerine başlıyor, diğer üçlü fırdöndü de uzun oltama takılı zargana denizde. Biraz kalama verip yüzüşlerini seyrediyorum. Sulara karşı iskandili apikoda bırakacak şekilde yavaş yavaş makineden misinayı salıyorum.
2 mille akışdayım. 400 gr lık kurşunumu çaparize düşürmemek için bir gözüm de fishfinder’de. Dibi izliyorum. Su 19.5 derece, derinlik 12-18 metre arası değişiyor. Kıyı yollu giderken “lodos Mustafa”,”hayırsız Mehmet’in” bırakmalarının şamandralarını görüyorum, açıklarından dolaşıyorum.
Derdim hiç yakalayamadığım Akya. Eşim termosa koyduğu çaydan veriyor, bir yudum alıyorum, uğur olsun diye şapkamı çıkartıp tekrar takıyorum. Aradan geçiyor, livarda ölen kum balıklarını, küpezleri beni takip eden martılara atıyorum.
Aspat koyunu geçip Kocaburnu’na geliyorum. Sancağımda Kargı adasını bırakıp dönüşe geçiyorum. Tekrar Kocaburun kıyılarını iskeleme alıyorum. Güneş çoktan çıktı, daha tıklayan yok. Günlerce hava esip de çıkamazsanız, güzel bir hava bulup o gün de sırtınıza sert bir balık gelmezse tadınız kaçar, öfleyip, sıkılırsınız.
Birdenbire alttan sanki sert bir el yapıştı ki, makinemde cayırtı başladı. Günlerdir, haftalardır hasret kaldığım en güzel ses…
Motoru boşa alıp, dümeni açığa çeviriyorum. Misinanın daha boşalmasını, balığın yemi yutmasını istiyorum, kalama düğmesini full’a çevirip “takılsın boğazına” diyerek kamışı kaldırıyorum. Boşluğu almak için makarayı çeviriyorum ki aman Allah…Anlaşılan zevkli ve sert mücadele olacak. Saliseler içinde “bu nedir ?ne olursa olsun baş almamalı, kafası bana dönmeli,sakın” diyorum. Bir daha kamışı kaldırıyorum misinayı toplarken kafa darbelerini alıyorum o zaman sakinleşiyorum zira balık artık benim kontrolumda. Ancak daha yorulmadığından tek risk fişekleyip dibe dalarak misinayı koparması, ancak misinama güveniyorum. Dikkatli ve yavaş olarak makarayı sarmaya, kamışı kaldırarak devam ediyorum. Teknenin bordasında artık. Artık görüyorum, güzel,ayna gibi parlayan asil bir sinarit. Şimdi de kafası sudan kesilmeli. Yaralamamalıyım, yazık, kakıcı dokunmuyorum, kepçeyle alıyorum.
Kullandığım olta takımı;
-Kamış Shimano Beast Master Trolling 20 Lb
-Makine Penn 340 GTI
-Ana misina Yo-zuri 0.66 Big Game Igfa 50 Lb
-Beden Rapala Fluoro Carbon 0.738 mm 50 Lb
-Kösteklerde a) Çelik telde iğneler 6/0 (Sabit)-5/0 ve
3/0 (Gezerli) Fosforlu boncuklu.
b) Yo-Zuri 105 mm F4 C57 Portakal-Sarı renkli, fosforlu boru ve boncuklu kösteğe bağlı.
-Fırdöndüler a) sarı düz 1 adet 6 numara
b) sarı 3 lü 2 adet 7 numara
c) kurşun için Mustad rulmanlı ve klipsli 8 numara (Kurşun misinası Damyl 0.35 3 Lb çekerli,50 cm uzunluğunda,kurşun takıldığında takımı kaybetmek yerine sadece kurşunu bırakmak amacıyla)
Koordinatlar : 36’ 59. 194K - 027’.18.836 D
Fotoğraflarını vereceğim takımlar, her arkadaşımın kendi düşünceleri ve tecrübelerinin ışığında hazırlamış oltalardan bir örnektir. Hangileri doğrudur derseniz, hangi tarz takımlar iş yapıyorsa, hangilerinden istediğimiz neticeleri alabiliyorsak, balığın bölgesel alışkanlıklarını da gözeterek bence o, doğru takımlardır. O nedendendir ki bilgilerimizi paylaşıyoruz.
Sinarit balığı için internetde çok bilgiler bulunduğu için tekrarlamak istemiyorum. Ancak bu ender bulunan ılıman sahillerde yaşayan, güçlü, kurnaz, çene yapısı çok kuvvetli, avlanması heyecan verici, sert davranışlı balığın ( Üç gün kadar önce sevgili administratörümüz Hamdi,Yalçın ve Hasan kardeşlerimle Yalıkavak’da sırtı çekerken Hamdi kardeşime gelen turna balığı için “abi, ben bundan bir şey anlamadım, balık sert olmalı, boğuşmalıyım, heyecan duymalıyım, bu ne, ip gibi geldi” demişdi.) avcılığının bazı püf noktalarından bahsetmek istiyorum.
A)Avlanılınacak bölgenin çok iyi seçimi;
-Meskun, sessiz, insanlardan, tekne gürültülerinden uzak, hemen dikleşen yar başları, taşlık, kırmalık, kumluk diplerin kırmalıklarla birleştiği yerler, kekemozlu (ufak canlıların oluşturduğu kayalıklar) yerler. Kıyıların denize dik iniş yapan yerleri,yüksek sahiller. Çakarlıklarda. Açık, derin sularda ise taşlık ve kayalık yerler.
-Deniz sakin, net, temiz ve bulanık olmamalı.
-Ilıman sularda aramalısınız. Değişken dereceli sularda, dere sularının denize döküldüğü, dipdeki su kaynaklarının denize karıştığı yerlerde su ısısı farklılıklarından dolayı bulunmaz.
-Canlı yem, zargana, iri karides ve kalamarı sever.
-Dip sürütme takımında yapay yem 9 cm den ufak olmamalı.Üçlü iğnelerini bronz olanlarla değiştiriyorum.
-Balık yemi kapınca hemen tasma atmayıp, balığın yemi yutmasını beklemek lazımdır. Zira yem dudakları ve dişleri arasında olabilir.
-Tasmadan sonra balığın başını misinanıza, size çevirmelisiniz. Bu olmazsa, yani, balık baş alırsa o zaman misinanız kayalara, taşlara takılır, çaparize düşer veya balık kaya kovuklarına girebilir.
-Sinarit sert, hızlı, hareketli balık olduğundan fişekleyebilir. Buna hazırlıklı olmanız gereklidir.
Balık sevdası kardeşlerime bu güzel balığı avlama şansına sahip olmaları dileklerimle,
Sevgi ve saygılarımla
Reşit Gerçeker
