Balıkçıların En Büyük Kabusu Dejavu...
“Olmak yada olmamak” işte en büyük hadise budur!
Bir günlük tecrübelerimiz yüz günlük bilgilerimize karışır. Bazen en usta zamanımızda bile bizi şaşırtan olaylar ile karşı karşıya kalırız. Bu asla önceden kestiremeyeceğimiz bir şeydir.
Bu yazım, halk dilinde “Rapala” benim anlayışıma göre “sahte” dir. Siz ne derseniz kullandığınız o olur. Ama doğrusu “Sahte”dir. Rapala bir markadır, Bmw ve Youziri gibi hatta Beymen gibi.
Neyse,
Bir modeli kullanıma açarız, o gün o model sahte bir hayli iş yapar. Burada anlamak zorunda olduğumuz o sahtenin yokluk içindeki işlerliğimi, yoksa balığın varlığı ile ota çoka gelmesi mi. Düşünürüz, “ya, bu sahte süper, deli balık aldık” , deriz
Zevk ve ağız tadı açısından balığa nasıl bir sahte yiyeceği sorulamayacağı için deneriz. Kolumuz yorulup avdan vazgeçersek ilk çoku sahteye atarız, sonra balık yok deriz. Bir gün denk gelip deli bir balık yakalarsak, o sahte balığımız hit hatta mit olur. Hiç düşünmeden bir paye veririz. Bir avlaktan yüz bin kere geçebiliriz, hava şartları ve balığın oluşu, havyarlaması, göçer durumu, bir dünya oluşumunu görürüz. Öyle bir kombinasyon vardır ki şu balık şunu sever demek ustaca olmaz. Bin tane renk vardır çeşit olarak. Bu av aslında binlerce kombinasyonların bir araya gelmesi sonucu gerçekleşir. Sadece renk ve oynak sahtemiz değil!
Bir avda balık durumu bin tane çeşitli etkenlerin etkisi altında bulunur. Bu yazımı özellikle sahte konusunda yazıyorum. Diğer konularla ve avlarla örtüşmez. Bir kıyı şeridinden bir milyon kere geçmiş ve sırtı çekerken sahtemize balık gelmemiş olabilir. Bu, o sahtenin kötü olduğuna işaret değildir.
Çok doğal ortamlarda ve balıkların rahatsız edilmediği büyük yatak ve geçiş yerlerinde özellikle tekneden yaptığımız avlarda verim çok yüksektir. Bu da kullandığımız sahtenin çok iyi olduğu anlama gelmeyebilir.
Demek istemem o ki; eğer balık varsa en kötü takımınızı alır götürür, eğer yoksa en gözde ve asil takımınız iş yapmaz. Birinin varlığı diğerinin kötü olduğunu, diğerinin yokluğu balığın varlığını göstermez.
Yapılacak en iyi şey asla vazgeçmeden , kullanacağımız olta, sahte vs den daha çok avlanma zamanı ile mevsimsel ve bölgesel avlanma zamanlarını gözetlemektir. İşin püf noktası burada yatar. Bu bilgiyle balığın canlı yeme mevsim açısından ilgisini ve kaşık vs araçlara göstereceği ilgiyi katarsak Şam’da kaysı olur.
İşte Dejavu burada başlar;
Anlam olarak bir şeyi iki kere yaşamaktır. Ama ayrı zamanlarda, ne hava aynı ısıdadır, ne deniz aynı dalgadadır, ne saat aynıdır, ne rüzgar aynı eser ne de akıntı o yöndedir.. O kadar çok etken var ki değişiklik çeşitlemesi adına.
Diyeceğim o ki bin çeşit durum karşısında bin çeşit sahte gelmiş. Ne kadar zor bu balıkçıların durumu, hey Allahım ya.
__________________
Hüseyin
1964-İstanbul
0Rh+
|