26-05-2008, 14:39
|
#1 (permalink)
|
|
senior Member
Giriş: Aug 2007
Konum: Istanbul/k.cekmece/Sefakoy
Yaş: 46
Mesaj: 704
|
Bostancı'dan Firar Edenler(!)
En son bostancıya sevgili eşim ve ben 16 yıl önce gelmiştim. Güzel bir gündü. Sahilde bir çay bahçesinde oturup çay içerken, bir yandan deniz otobüsünden inen kalabalığı bir yandan adaları ve balıkçı teknelerini seyretmiştik.
Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra balık sevdasının 1. yıl dönümü kutlaması için Firar mağazasının verdiği kokteyle katılma vesilesiyle Bostancı’ya tekrar gelmekten ve yeni yeni arkadaşlar tanımış olmaktan son derece memnunum.
Buna vesile oldukları için başta “balıksevdası”nın yaratıcılarına sonra “Firar mağazası” yöneticilerine çok teşekkür ederim.
Kokteyl çok güzel oldu Firar çalışanları bizimle çok ilgilendiler. Mağazadaki ürünlerinden sorduklarımızın özelliklerini bize tek tek anlattılar. Hiç üşenmediler, hiç bıkkınlık göstermediler. Kendimi, kendi dükkanımda gibi rahat hissettim özellikle bu yaklaşımlarından dolayı şahsım adına “Firar” çalışanlarına tekrar teşekkür ederim.
Bu arada listede adı yazılı olup ta gelmeyen arkadaşlarımızın cezaları birikmekte son aldığımız karara göre bir düzenleme yaparak bu arkadaşlara ceza kesilmektedir.
İlk kez söz verip gelmeyenlerden 20 YTL, ikinci kez söz verip de gelmeyenlerden 50 YTL, üçüncü kez söz verip de gelmeyenlerden bir kuzu, dördüncü kez söz verip de gelmeyenlerden 150 kiloluk dana şimdi tam burada yok deve daha neler demeyin! Beşinci kez gelmeyenlerden deve alınacaktır. ( Eeee can boğazdan gelir. Değil mi Hakan Özden)
Biri bana bu kadar ekmeği ne yapacağız demişti galiba! İnşallah aç kalmamıştır umarım
Kokteyl bitmiş yaratıcı yöneticilerimiz her zamanki gibi bu kalabalığın hemen dağılması taraftarı değillerdi! Hemen bir doğaçlama organizasyonu ile sahilde mangal yapıp olta atmayı önerdiler. Önce sazanlar sonra balinalar tarafından plan okeylendi. Eldeki mevcut taşıtlara cümbür cemaat doluştuk.
Önde biz ağır toplar (!) dörtlüleri yakarak arkadaki balık sevdası konvoyuna eskortluk yaptık!
Efendim yolda giderken kim dediyse dedi! Çok para muhabbeti oldu. Sayısaldan para çıkarsa insan bozulur mu bozulmaz mı? Ali emre diyor bozulmaz, saygıdeğer eşinde tık yok, Murat reis kararsız, biz sevgili eşimle bozar diyoruz.
Tam bu arada Kubilay dostumuzun X5 BMV arabası yanımızdan geçiyor Hakan Özden Amerikan ataşesi gibi arka koltukta oturuyor. Bizim el kol ile selam vermemize karşı öyle duyarsız ki, gel de şimdi para adamı bozmaz de? Düşünün bir kere sadece insan oturmakla bu kadar değişiyorsa birde sayısaldan büyük ikramiyeyi bulduğunda nasıl olur? Bozaaaaaaar!
Biz karar verdik büyük ikramiye bize çıkmasın ama fazlada uzağa gitmesin eee komşuda pişer bize de düşer.
Sahilde en geniş alanı anında istimlak ettik. Zenginler fakirler… Pardon, erkekler bayanlar ayrılsın dedik. Mahşerin 14 atlısı gibi, zafere aç kalmış Osmanlı süvarileri gibi Allah Allah diyerek alışveriş merkezine hucuuum.
Herkes kendi mantığına göre raflardan yiyecekleri alıp “tamekse koy sepete” misali atıyor.
Benim gözüm ekmeklerde ben sepete atıyorum Karamurat çıkarıyor ben yetmez diyorum o çok fazla diyor! Herkesi kendi gibi sanıyor hele kaldır başını bak bakalım Karamurat sen kimlerle olta atıyorsun!
Başta ben 110 kğ, Ali emre 105kğ, Hakan Özden 125kğ, Murat reis 100 kğ, Bayram 95 kğ, Kubilay 95 (zayıf görünüyor ama boy var maşallah) Yalçın 90 kğ, Serdar 100 kğ( bakmayın onun tıfıl olduğuna adam 4000 GB sıkıştırılmış bilgi deposu, Faruk usta ile aynı ayardayız gibi! Hamdi de az sayılmaz mahsus çizgili giyiyor göbecik fark edilmesin diye! Karamurat onu saymaya gerek yok onun yakıtı farklı Birayla banyo yapan ve hatta bizi bile sulayan Hüseyin kardeşim Karamuratın bonus’u onunda yemekle arası yok. Diğerleri eh işte ama zaten biz yeterdik.
Benim dediğim oldu ekmekleri sepette bıraktık. Biz Karamurat ile ekmek kavgası(!) yaparken sepet dolmuş bile. Bir evin bir kocası olur 14 tane olunca bazen aynı üründen iki tanede alındığı oluyor tabi.
Kasada iki resim çektim, kasiyer zilli hanım kardeşim “beyefendi içerde resim çekmek yasaaah” deyiverdi! Tamam hanımefendi çektiklerimi siliyorum dedim. Hııı sanki TSK nın mühimmat deposundayız! …..tünüzden den korkunuz var madem bizi içeride almasaydınız.
Sanki muşmula suratlının resmini çektim. Hoş çeksem garanti film yanardı ya meymenetsiz şey. Aklı sıra kraldan fazla kıralcılık yaparak maaşına zam alacak yalaka. “Dur hanım dürtme” daha hızımı alamadım.
Neyse kasadaki cadalozun kıskanç fesat bakışları arasında mahşerin 14 lüsü gibi hepimiz elde ikişer, üçer 30 poşetle, batan gemiden arta kalanları kurtarmış kaptan edasıyla yayıla yayıla sahile giderken, en önde Sicilyalı mafya babası; Marlon Brando gibi gösterişli yürüyen sevgili adminimiz bir el hareketiyle bütün Kartal trafiğini zııınk diye durduruverdi!
Güvenle karşıya geçerken bütün millet şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Faruk usta mangal başına geçip bütün hünerini sergilemeye başladı. Sevgili paparazzimiz Halis ağabeyimiz tüm frikiklerin resimlerini çekiyor arada bir yehaaa diyerek çak yapıyorduk.
Yalancı pehlivanlar iskorpitler ile boğuşurken standapçı Suat ağabeyim iskorpitlerin kulaklarından tutarak onları iadeli tahütlü “en büyük asker bizim asker” diyerek savaş alanına geri gönderiyordu.
Arada bir kafamı geriye çevirdiğimde Karamurat dostum elde kamış bir ileri iki geri zeybek oyun havası yapıyordu. Karamuratın denize düşeceğine dair! Bire üç vererek bahsi açtım ve iddiayı kaybettim. “Yaktın beni Karamurat, yalandan sallanarak beni kandırdın alacağın olsun.”
Batı yakasında petroçelli iş başında, sessiz sedasız bir olay çıksa da avukatlık yapıp dişçiye verdiği paraları geri almanın derdinde. Balık mı? O zaten bahane.
Meçhulden gelen bir Mecnun; önce Faruk ustanın ne pişirdiğine baktı sonra vay anam vay şu zenginliğe bak diyerek mahşerin ondört atlısına, Sicilya mafyasına postayı koydu. Heyyyt üleyn çabuk hazırlayın benim nevaleyi. “ Sen çok yaşa paşam” diyerek dört bir koldan paşanın nevalesini hazırladık 40 yılda bir su yüzüne çıkan dualarını dinlemeden onu da iadeli tahütlü; tanrıları dahi kendilerini terk etmiş bir yalnızlığın içine kış kışlayıverdik.
Bir ara gözüm denizde karayiplerin korsan gemisine ilişti, kaptan Memos ve tayfaları içtima etmiş tırnak kontrolü yapıyorken gördüm. Tırnaklarını kesmeyenleri kıç üstünde tek ayak üstüne dizmiş aman Allah’ım aralarında kimler yok ki.
En başta uzun boylu olan nalbant Arif değil mi? O’ vallah. Ya onun yanında ki yaramaz kız böcekçi Tuğba değil mi? Diğeri o dombili kim? Üleyn azıcık bana benziyor ama ben buradayım dur bir daha bakayım ha tamam tamam bu benim sevgili kardeşim Tayfunmuş he he. Diğerlerine bir bakalım Kedi Kazım, Alpay, Emre Cide, OOO Hürriyet bey, Erkan, daha geride epey var ama isimlerini bilmiyorum. Hadi gene teşhirden kurtuldular!
Kaptan Memo sürüden ayrılanları tek tek yakalayıp tırnak kontrolünden sonra patates soydurmaya gönderiyor he he. “Dinsizin hakkından imansız gelir” derler sonunda olacağı buydu hadi kolay gelsin.
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
bu da size kapak olsun
CAHİT SITKI TARANCI dan. )
Tüm arkadaşların hoş görüsüne sığınarak selam olsun diyor ve yeni oluşumlarda görüşmek umudu ile hoşça kalın diyorum.
Not: Acele yazdığım için yazı hatalarımdan dolayı özür dilerim.

Bu mesaj en son " 26-05-2008 " tarihinde saat 19:53 itibariyle Talip Girgin tarafından düzenlenmiştir....
|
|
|