Yalnız Mesajı Göster
Eski 24-05-2008, 21:54   #1 (permalink)
Admiral
Administrator
 
Admiral kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Apr 2007
Konum: İstanbul
Yaş: 44
Mesaj: 7,812
Varsayılan Boğazın Koynunda...

Geçen sene miydi neydi.? Yine bir Pazar günüydü sanırım hatırlayabildiğim. Doktorumun karaciğerim konusunda şiir edebiyatı gibi ince işçiliği sonralarıydı herhalde. İçim sıkılıyordu, dışarıda bir şeyler beni çağırıp duruyordu paso.

Ne yapılacaktı? Gidilecekti…

Serin rüzgarların volta attığı, iyot kokularının martı sesine karışmış, onun görkemli kıyılarını inci gibi süsleyen yalıları ve o muhteşem boğaza…

Aldım oltamı ve hiçbir plan yapmadan ve düşünmeden gaz basıyordum, yol ayrımları geldiğinde yazı tura oynuyordum aklımda. Üç bira içmişliğimden mi ne, arabalar geri geri beni geçiyorlardı, nereye gittikleri önemli değildi. Tem yoluna girmişim tabi, Kavacık’tan aşağı peybamber vitesinde inmiştim. Ver elini Beykoz, çok güzel bir bölüm vardı benim girip oltamı suya atacağım.

Sanki ruh halime göre aniden şekillenmiş ve yoluma çıkmıştı orası. Kendinden emin ve beklenip özlenilen bir yer olma edasıyla, özleyen kişi tarafından bulunmuş ve memnuniyetimle gururlanan vakurlu bir tavır takınmıştı sanki.








Kaçmıştım sonunda, oltamı açıp çok sevdiğim iki köstekli dip oltamı hazırladım hemen, iğneler ben buradayım der gibi elime batıp beni düşüncelerden uzaklaştırıp işime yoğunlaşmamı sağlıyordu. Düşlediğin yerde olabilmek buydu, ara sıra kaya balıkları misafirim olup tekrar denize dönüyorlardı. Balığın olmayışı ve kıyı balıkçılığının kötü durumda olması düşünülecek şey değildi şu an.









Ne kadar büyük ustalar, şairler bu manzaraya dizeler yazmış, nasıl bakmış bu pencereden, ne hissetmiş, nasıl tarihe altın harflerle yazılmış o eserler. Hiç şaşırmamak lazım, hala bütün heybetiyle bizi kucaklayan aynı zamanda o kadar mahvetmemize rağmen güzelliğinden ödün vermeyen ve yaramaz çocuklarmışız gibi başımızı okşayan bu tavrı hayret vericiydi.







Bir tane de, 1000 tane de veriyordu deniz, herkese adaletli davranıyordu bütün adaletsizliklere rağmen. Kimisi parasındaydı, kimisi zevkinde işin. Bense seyirindeydim. En kötü şey bile bakış açına göre güzel gözükebiliyordu.







Buradan bakışla görüş açımdaki bu tekne benim için muhteşemdi, belki o teknedekiler benim sahilime bakıp iç geçiriyorlardı, bilinmez. Nedense bilmem ama karşımızdaki, bulunduğumuz yerden daha cazip gelmiştir daima.










Yalnızlık Allah’a mahsus tabi, Aradım hemen Hamdi’yi. Bak dedim “ne güzel bir gün, güneş yakıyor rüzgar soğutuyor, balık yok ama bir şey var bu hava da” diye bir konuşma yaptım. Atladı geldi sağolsun, ufaklığı da getirmiş.







Balık yoksa restoran vardı, dert varsa derman vardı. Bastık gittik mavisinden içeri, tepede şahin yuvası bir yerdi. Adını yazmayayım reklama girmesin. Güzel bir sohbeti yudumluyorduk donmuş bardaklarımızla. Akşam, bira burcundan çıkıp rakı burcuna girmek üzereydi. Muhteşem bir gün yaşamıştım, hem şiirin içindeydim hem şairdim. Düşünüp durdum işte. Anı olarak sakladığım fotoğraflardı, aslında konu değil de açtım işte öylesine. Burada kaybolmazlar.











Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar…

__________________
Hüseyin
1964-İstanbul
0Rh+





Admiral is offline   Alıntı Yaparak Cevapla