1980'lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz'e geldiği bilinen ve orijini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi adlı bir canlı geldi.
Mnemiopsis istilası:
Taraklı denizanası Mnemiopsis leidyi’nin Karadeniz’deki varlığı ilk olarak 1982’de belirlendi. Etçil bir canlı olan Mnemiopsis leidyi, denizanası olarak adlandırılmışsa da aslında denizanalarından farklı bir grubun üyesi. Bu grubun ismiyse, "taraklılar" (Ctenophora). Büyüklüğü en çok 100-120 mm olan bu canlı, zooplanktonlar, balık yumurtaları ve larvaları üzerinden beslenir. Bir günde kendi vücut ağırlığının 10 katı miktarında beslenebilir. Üreme şekli açısından çift cinsiyetlidir (hermafrodit). Türün, doğal yaşam alanı Atlas Okyanusu. Buradan Karadeniz’e taşınmasıysa gemilerin sintine suları yoluyla oldu. Tankerlere boşken veya yüklüyken baş ya da yan bölmelerine deniz suyu alınarak yükün ve geminin dengesi sağlanır, yakıttan tasarruf edilir. Deniz suyuyla birlikte birçok organizma da suyun içinde tankerlere yüklenir. Bu yolla her gün 3000 deniz canlısının bir bölgeden bir bölgeye taşındığı tahmin ediliyor. 1982’deki ilk saptamadan sonra yapılan araştırmalar, taraklı denizanası- nın 6 sene sonunda 1988’de tüm Karadeniz’e yayılmış olduğunu gösterdi. Yoğunluğuysa bir metrekarede 1 kg’a ulaşabiliyordu. Her geçen yıl çoğalmaya hızla devam eden M. leidyi’ninmiktarı 1991-92’ye gelindiğinde doğal yaşam alanı olan Kuzey Amerika’daki yoğunluğunun bile çok üstündeydi. Öyle ki, 1989’un yaz aylarında Karadeniz’deki tüm istilacı Mnemiopsis bireylerinin toplam yaş ağırlıkları tam 1 milyar tondu. 1994 yılına kadar sayıları nda oynamalar olduysa da Mnemiopsis leidyi’nin genel eğilimi hızlı bir şekilde artma yönündeydi. Böylesi bir hızla çoğalan türün ekosistemdeki diğer canlılara etkisi şüphesiz oldukça yıkıcı oldu. Mnemiopsis’in varlığından en çok etkilenen türlerin başında balıklar geliyor. İstilacı denizanasının balık türleri üzerindeki etkisi üç şekilde gerçekleşiyor;
- Mnemiopsis, balık yumurtaları ve larvaları üzerinden beslenerek balıkların çoğalmalarını engelliyor
- Etçil balıkların ve balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonlar üzerinden beslenerek onların besinlerine ortak oluyor
- Sayıları hızla artan M. leidyi bireyleri öldüklerinde deniz tabanı nda birikmeye başlayarak zaten ciddi boyutlarda olan kirlilik sorunun daha da artmasına neden oluyorlar, bu kirlenme de birçok balık türü için yaşam alanı kaybına neden oluyor.
Kısa sürede tüm Karadeniz'i kuşatan bu cins, balık larvaları ve küçük balıkların yumurtaları ile beslenirken, zamanla Karadeniz'deki varlığı 1988 de 900 milyon tona (rakama dikkat edin) ulaşan söz konusu canlı, hamsi ve istavrit gibi balık türlerinin azalmasına sebep oldu.
Şimdi bütün bunları lüfer balıkları için düşündüğümüz zaman birleştirecek olursak, Mnemiopsis denilen canlı
1- Lüfer yumurtalarını yemesi
2- Lüferin besin kaynağı olan hamsi ve istavrit yumurtalarını yemesi
3- Öldükleri zaman denizin dibinde kirliliğe neden olması
4- 1982 de varlığı saptanan 1989 da 1 milyar tona ulaştığı söylenen canlının bu hesaplamaya göre şu andaki miktarının 3,5 milyar ton olması gerekmektedir.
Bir de Karadenize diğer ülkelerden gelen çevre kirliliği bir taraftan da trolcülük yapılması da eklendiği zaman gerçekten çok ciddi kayıplar oluşmuştur.
Neyse ki daha sonra “beroe” ile başka bir istilacı canlının Mnemiopsis ile mücadele etmesi ile Mnemiopsis miktarının azalmasına neden olmuştur. Ancak beroe denilen canlının daha çok üretilip salınması tehlikenin büyümesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu konu ile mücadele üniversitelerde yapılan çalışmalar yeterli olmamakta, konunun meclis gündemine taşınarak daha etkili ve çabuk sonuç alınması gerekmektedir.
