Bu araştırma sonuçlarını incelediğimde şu soruların cevabını bulmak gerekiyor. Lüfer Balığı göçmen bir balıktır. Balıktaki göçmenlik; bence kültür adaptasyonuna en önemli engeldir. Acaba bu göçmenlik kalıtsal mı yoksa değil mi? Bu araştırılması gereken bir konudur.
Yırtıcılık balıkların kültür adatasyonuna çok önemli engel değildir. Piranha balıkları dünyanın en yırtıcı balığı olmasına rağmen yaşadıkları alanlar genelde sığ sulardır. Akvaryumda bile yetiştirilmektedir
http://www.youtube.com/watch?v=fxw1EFcm3vw
http://www.youtube.com/watch?v=yrpzDv88bRM
Göçmen kuşlar üzerinde deneyler yapılmış yapılan deneyler sonucunda kuşlarda manyeseperator denilen bir iç pusula keşfedilmiştir.
Yeryüzündeki manyetik akım çizgileri, jeomanyetik ekvatorda yatay durumdayken, kuzeye ve güneye doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir konuma gelir. Alanın şiddeti kutuplara yaklaşıldıkça artar. Ekvatorda ise daha zayıftır. Dünyada yaşayan bazı canlıların bu alanın şiddetini ve eğim açısını saptayabilen Manyereseptör adı verilen alıcılara sahip olduğu deneylerle belirlenmiştir. Bu alıcılara sahip canlıların bu sistemi yer küre üzerinde alan bulmakta kullandıkları saptanmıştır. Bu tür alıcılara sahip olan canlılar arasında bazı mikroorganizmalar, kuşlar, balinalar, bazı balıklar bulunmaktadır.
Bir tür iç pusula olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, güvercinlerde sinir sistemine yuvalanmış küçük manyetik mineral birikimleri ile sağlanmaktadır. Güvercinlerin kafatasları ile beyinleri arasında bulunan bu ferromanyetik tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimlerdir. Pusulanın ibresi gibi düşünebileceğimiz bu mineral tanecikleri, yeryüzünün manyetik alanındaki değişimlerden etkilenmekte ve ilişikte bulundukları sinir hücrelerinde bir implus ( uyarı ) meydana getirmektedirler. Bu impluslar sinir sistemi aracılığı ile beyine iletilmekte ve güvercin gerekli hareketleri gerçekleştirmektedir.
Daha basit bir dille ifade edecek olursak kuşlar;
bu seperatör sayesinde dünya üzerinde nerede olduklarını anlayabilirler. Posta güvercinlerinin gittikleri yere geri gelmesi, göçmen kuşların her sene aynı bölgelere göç etmeleri gibi
Bu bilgiler ışığında benim vardığım sonuç; olumlu yada olumsuz her iki durumunda olabileceği yönündedir.
Eğer Lüfer balıklarında da seperatör var ise ve her sene hareket etmelerine sebep olan seperatörlerin meydana getirdiği impulslar (uyarılar) ise o zaman lüfer balıkları belli bir süre yaşasa da bu impulslar balığı sürekli olarak bulunduğu yerden çıkmaya zorlayacak, balıkta stres (iç zorlanma

olacak, bunun sonucunda balığın yem alma kabiliyeti olmayacak stresten çok fazla enerji kaybedecek, sonuçta balık ölecektir.
ikinci durum ise, lüferlerin göç etmelerine sadece ve sadece sıcaklık ve yemlenme durumları gibi bir sebebe dayanıyorsa bu durumda üremelerine en uygun sıcaklık değerlerinde olan bölgeler balık üretimine uygun olacaktır.
Ancak her iki durumunda ötesinde çok çarpıcı bir sonuç ortaya çıkmaktadır; Her ne olursa olsun, lüfer neslini en iyi geliştirmenin yolu; balıkların yumurtlama zamanında yakalanarak yumurtalarını ufak havuzlara almak suretiyle larva yetiştirilmesidir. (Tabi burada da lüferlerin alabalıklar gibi yumurta verebilir mi? bunların araştırılması gereklidir)
Lüfer balıklarından; dişiden alınan yumurta ile erkekten alınan sperm ufak havuza(larva havuzu) konduğu zaman, yumurta ile spermin tutunma oranı denizdekilere oranla yüzlerce kat fazla olacaktır. sonuçta havuzda ortaya çıkacak larva sayısı normal üremenin yüzlerce katına çıkacaktır ki, sonuç çok göz kamaştırıcı olacaktır.
Yani şunu söylersek çok da fazla abartmış olmam. Lüfer balığı yetiştirilemese de en azından yavru üretilebilir her larva ciddi anlamda balık demektir. Balık yetiştirmek yerine larva üretmek zaten stokları azalan lüfer balıklarının çoğalmasına yetecektir. Bu işi profesyonel ticari anlamda yapan balıkçılar bir kooperatif veya kurum kurarak alt yapısını oluşturabilirler. Yada devlet yap-işlet-devret modeliyle bunu kurar, daha sonra büyük çaptaki ticari balıkçılara devredip(bunu zorunlu hale getirip) bunları denetler.